Kur’an Meali ve Tefsiri
سُورَةُ النُّورِ مَدَنِيَّةٌ آيَاتُهَا ٦٤

Nûr Sûresi - Mustafa Çevik Meali (Ayetler Konu Bütünlüğü İçinde)

Okunan yer · Ayet 1

Ayette göster
Dinle
Arapça

Birlikte anlatılan ayetler gruplar hâlinde: her grubun Arapçası, okunuşu ve meali bir arada. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla

Nûr 1

1 ayet

سُورَةٌ اَنْزَلْنَاهَا وَفَرَضْنَاهَا وَاَنْزَلْنَا ف۪يهَٓا اٰيَاتٍ بَيِّنَاتٍ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ ۝١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

1Sûratün enzelnâhâ veferaḍnâhâ veenzelnâ fîhâ âyâtim beyyinâtil leʿalleküm teẕekkerûn.

Ayet 1

Bu, indirdiğimiz ve hükümlerini farz kıldığımız sûrelerden bir sûredir. Düşünüp öğüt alasınız diye onda apaçık âyetler indirdik.

İlgili ayetler

Nûr 2

1 ayet

اَلزَّانِيَةُ وَالزَّان۪ي فَاجْلِدُوا كُلَّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا مِائَةَ جَلْدَةٍۖ وَلَا تَاْخُذْكُمْ بِهِمَا رَاْفَةٌ ف۪ي د۪ينِ اللّٰهِ اِنْ كُنْتُمْ تُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِۚ وَلْيَشْهَدْ عَذَابَهُمَا طَٓائِفَةٌ مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ ۝٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

2Ezzâniyetü vezzânî feclidû külle vâḥidim minhümâ miete celdeh. velâ teʾḫuẕküm bihimâ raʾfetün fî dîni-llâhi in küntüm tüʾminûne billâhi velyevmi-lʾâḫir. velyeşhed ʿaẕâbehümâ ṭâifetüm mine-lmüʾminîn.

Ayet 2

Zina eden kadın ve erkekten her birine yüz değnek vurun, eğer gerçekten Allah’a ve Âhiret Gününe yürekten inanıyorsanız, onlara olan acıma duygunuz Allah’ın dinini (yasasını) uygulamaktan sizi alıkoymasın. Mü’minlerden bir grup da onlara uygulanan cezaya şahitlik etsin.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

2Nisâ 25

Nûr 3

1 ayet

اَلزَّان۪ي لَا يَنْكِحُ اِلَّا زَانِيَةً اَوْ مُشْرِكَةًۘ وَالزَّانِيَةُ لَا يَنْكِحُهَٓا اِلَّا زَانٍ اَوْ مُشْرِكٌۚ وَحُرِّمَ ذٰلِكَ عَلَى الْمُؤْمِن۪ينَ ۝٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

3Ezzânî lâ yenkiḥu illâ zâniyeten ev müşrikeh. vezzâniyetü lâ yenkiḥuhâ illâ zânin ev müşrik. veḥurrime ẕâlike ʿale-lmüʾminîn.

Ayet 3

Zinakâr bir erkek ancak kendisi gibi zinakâr ya da müşrik bir kadınla; zinakâr bir kadın da zinakâr ya da müşrik bir erkekle evlensin. Çünkü bunlar birbirlerine layıktırlar. Mü’min bir erkek ya da kadına, zinakâr ve müşrik biriyle evlenmek haramdır, çünkü bunlar birbirlerine hiç yakışmaz ve benzemezler.

İlgili ayetler

Nûr 4–5

2 ayet

وَالَّذ۪ينَ يَرْمُونَ الْمُحْصَنَاتِ ثُمَّ لَمْ يَاْتُوا بِاَرْبَعَةِ شُهَدَٓاءَ فَاجْلِدُوهُمْ ثَمَان۪ينَ جَلْدَةً وَلَا تَقْبَلُوا لَهُمْ شَهَادَةً اَبَدًاۚ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَۙ ۝٤ اِلَّا الَّذ۪ينَ تَابُوا مِنْ بَعْدِ ذٰلِكَ وَاَصْلَحُواۚ فَاِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ ۝٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

4Velleẕîne yermûne-lmuḥsenâti ŝümme lem yeʾtû bierbeʿati şühedâe feclidûhüm ŝemânîne celdetev velâ taḳbelû lehüm şehâdeten ebedâ. veülâike hümü-lfâsiḳûn.

Okunuş

5İlle-lleẕîne tâbû mim baʿdi ẕâlike veaṣleḥû. feinne-llâhe gafûrur raḥîm.

Ayet 4–5

İffetli kadınlara zina iftirasında bulunup da bunu dört şahitle ispat edemeyenlere de seksen değnek vurun ve bir daha da onların şahitliklerini kabul etmeyin, çünkü onlar gerçekten yoldan çıkmış fasıklardır. Onlardan daha sonra, yaptıklarından tevbe ederek, kendilerini doğru olanı yapmaya adayanlar fasıklıktan kurtulurlar. Allah tevbe edip kendini düzeltenlere karşı merhametli ve bağışlayıcıdır.

Nûr 6–10

5 ayet

وَالَّذ۪ينَ يَرْمُونَ اَزْوَاجَهُمْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُمْ شُهَدَٓاءُ اِلَّٓا اَنْفُسُهُمْ فَشَهَادَةُ اَحَدِهِمْ اَرْبَعُ شَهَادَاتٍ بِاللّٰهِۙ اِنَّهُ لَمِنَ الصَّادِق۪ينَ ۝٦ وَالْخَامِسَةُ اَنَّ لَعْنَتَ اللّٰهِ عَلَيْهِ اِنْ كَانَ مِنَ الْكَاذِب۪ينَ ۝٧ وَيَدْرَؤُ۬ا عَنْهَا الْعَذَابَ اَنْ تَشْهَدَ اَرْبَعَ شَهَادَاتٍ بِاللّٰهِۙ اِنَّهُ لَمِنَ الْكَاذِب۪ينَۙ ۝٨ وَالْخَامِسَةَ اَنَّ غَضَبَ اللّٰهِ عَلَيْهَٓا اِنْ كَانَ مِنَ الصَّادِق۪ينَ ۝٩ وَلَوْلَا فَضْلُ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُ وَاَنَّ اللّٰهَ تَوَّابٌ حَك۪يمٌ۟ ۝١٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

6Velleẕîne yermûne ezvâcehüm velem yekül lehüm şühedâü illâ enfüsühüm feşehâdetü eḥadihim erbeʿu şehâdâtim billâhi innehû lemine-ṣṣâdiḳîn.

Okunuş

7Velḫâmisetü enne laʿnete-llâhi ʿaleyhi in kâne mine-lkâẕibîn.

Okunuş

8Veyedraü ʿanhe-lʿaẕâbe en teşhede erbeʿa şehâdâtim billâhi innehû lemine-lkâẕibîn.

Okunuş

9Velḫâmisete enne gaḍabe-llâhi ʿaleyhâ in kâne mine-ṣṣâdiḳîn.

Okunuş

10Velevlâ faḍlü-llâhi ʿaleyküm veraḥmetühû veenne-llâhe tevvâbün ḥakîm.

Ayet 6–10

Kendi eşlerini zina ile suçlayan fakat buna kendilerinden başka şahit getiremeyen erkekler, dört defa Allah’ı söylediklerine şahit tutarak yemin etmelidir. Beşinci yemini ise “Eğer yalan söylüyorsam Allah’ın laneti üzerime olsun” diyerek yapmalıdır.

Suçlanan kadına gelince, o da kocasının yalan söylediğini iddia ediyorsa, Allah’ı şahit tutarak dört kere yemin etsin. Böyle yapması ondan cezayı kaldırır. Kadın da beşinci yeminini “Eğer kocam doğru söylüyorsa, Allah’ın gazabı benim üzerime olsun” diyerek yapsın.

Şayet, Allah’ın merhameti ile tevbenizi kabulü ve bağışlaması olmasaydı haliniz nice olurdu.

Allah mutlak hüküm ve hikmet sahibidir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

6Nûr 7Nûr 10

İlgili ayetler

7Nûr 6Nûr 10

İlgili ayetler

8Nûr 6Nûr 10

İlgili ayetler

9Nûr 6Nûr 10

İlgili ayetler

10Nûr 6

Nûr 11–18

8 ayet

اِنَّ الَّذ۪ينَ جَٓاؤُ۫ بِالْاِفْكِ عُصْبَةٌ مِنْكُمْۜ لَا تَحْسَبُوهُ شَرًّا لَكُمْۜ بَلْ هُوَ خَيْرٌ لَكُمْۜ لِكُلِّ امْرِئٍ مِنْهُمْ مَا اكْتَسَبَ مِنَ الْاِثْمِۚ وَالَّذ۪ي تَوَلّٰى كِبْرَهُ مِنْهُمْ لَهُ عَذَابٌ عَظ۪يمٌ ۝١١ لَوْلَٓا اِذْ سَمِعْتُمُوهُ ظَنَّ الْمُؤْمِنُونَ وَالْمُؤْمِنَاتُ بِاَنْفُسِهِمْ خَيْرًاۙ وَقَالُوا هٰذَٓا اِفْكٌ مُب۪ينٌ ۝١٢ لَوْلَا جَٓاؤُ۫ عَلَيْهِ بِاَرْبَعَةِ شُهَدَٓاءَۚ فَاِذْ لَمْ يَاْتُوا بِالشُّهَدَٓاءِ فَاُو۬لٰٓئِكَ عِنْدَ اللّٰهِ هُمُ الْكَاذِبُونَ ۝١٣ وَلَوْلَا فَضْلُ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُ فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِ لَمَسَّكُمْ ف۪ي مَٓا اَفَضْتُمْ ف۪يهِ عَذَابٌ عَظ۪يمٌۚ ۝١٤ اِذْ تَلَقَّوْنَهُ بِاَلْسِنَتِكُمْ وَتَقُولُونَ بِاَفْوَاهِكُمْ مَا لَيْسَ لَكُمْ بِه۪ عِلْمٌ وَتَحْسَبُونَهُ هَيِّنًاۗ وَهُوَ عِنْدَ اللّٰهِ عَظ۪يمٌ ۝١٥ وَلَوْلَٓا اِذْ سَمِعْتُمُوهُ قُلْتُمْ مَا يَكُونُ لَنَٓا اَنْ نَتَكَلَّمَ بِهٰذَاۗ سُبْحَانَكَ هٰذَا بُهْتَانٌ عَظ۪يمٌ ۝١٦ يَعِظُكُمُ اللّٰهُ اَنْ تَعُودُوا لِمِثْلِه۪ٓ اَبَدًا اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَۚ ۝١٧ وَيُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمُ الْاٰيَاتِۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ حَك۪يمٌ ۝١٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

11İnne-lleẕîne câû bilʾifki ʿuṣbetüm minküm. lâ taḥsebûhü şerral leküm. bel hüve ḫayrul leküm. likülli-mriim minhüm me-ktesebe mine-lʾiŝm. velleẕî tevellâ kibrahû minhüm lehû ʿaẕâbün ʿażîm.

Okunuş

12Levlâ iẕ semiʿtümûhü żanne-lmüʾminûne velmüʾminâtü bienfüsihim ḫayrav veḳâlû hâẕâ ifküm mübîn.

Okunuş

13Levlâ câû ʿaleyhi bierbeʿati şühedâʾ. feiẕ lem yeʾtû bişşühedâi feülâike ʿinde-llâhi hümü-lkâẕibûn.

Okunuş

14Velevlâ faḍlü-llâhi ʿaleyküm veraḥmetühû fi-ddünyâ velʾâḫirati lemesseküm fî mâ efaḍtüm fîhi ʿaẕâbün ʿażîm.

Okunuş

15İẕ teleḳḳavnehû bielsinetiküm veteḳûlûne biefvâhiküm mâ leyse leküm bihî ʿilmüv vetaḥsebûnehû heyyinâ. vehüve ʿinde-llâhi ʿażîm.

Okunuş

16Velevlâ iẕ semiʿtümûhü ḳultüm mâ yekûnü lenâ en netekelleme bihâẕâ. sübḥâneke hâẕâ bühtânün ʿażîm.

Okunuş

17Yeʿiżukümü-llâhü en teʿûdû limiŝlihî ebeden in küntüm müʾminîn.

Okunuş

18Veyübeyyinü-llâhü lekümü-lʾâyât. vellâhü ʿalîmün ḥakîm.

Ayet 11–18

Peygamber’in eşine iftira atan, içinizden üç beş kişinin ortaya çıkması size şermiş gibi gelmesin. Aksine içinizdeki böylesine bozguncu ve fitnecileri tanımanız hayrınıza olmuştur. Onların her biri bu iftiralarının cezasını çekecek, iftiranın baş sorumlusu ise çok daha çetin bir azaba çarptırılacak.

Siz ey mü’minler! Böyle bir söylentiyi duyduğunuz zaman kadın erkek hepiniz birden, “Bu bir iftiradır” deyip hüsnü zanda bulunup tepki göstermeniz gerekmez miydi?

Öte yandan, iftiracıların da dört şahit getirmeleri gerekmez miydi? Bunu yapamadıklarına göre, onlar yalancı ve iftiracıların ta kendileridir. Ey bu iftiraya karşı çıkmayan ve inanan mü’minler! Şayet Allah’ın size merhameti olmasaydı dünyada ve âhirette çok büyük bir azaba çarptırılırdınız. Çünkü kesin bir belge ve bilgiye dayanmadan iftiraya karşı çıkmıyor, ayrıca yayıyordunuz, üstelik bu yaptığınız çirkinliği hafife alıp, önemsemiyordunuz. Oysa bu yaptığınız Allah katında çok büyük bir vebal, çok büyük bir günahtır.

İftirayı duyar duymaz “Böylesine bilgimiz ve delilimiz olmayan şeylere inanmak, bu konuda konuşmak bize yakışmaz, bu büyük bir iftiradır” demeniz gerekmez miydi? Gerçekten Allah’a ve Rasûlüne iman ediyorsanız böyle bir günaha girmekten sakının! Allah size hükümlerini böylece apaçık bildiriyor. Allah her şeyin mutlak doğrusunu bilen ve bildirendir.

Nûr 19–20

2 ayet

اِنَّ الَّذ۪ينَ يُحِبُّونَ اَنْ تَش۪يعَ الْفَاحِشَةُ فِي الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌۙ فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِۜ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ وَاَنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَ ۝١٩ وَلَوْلَا فَضْلُ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُ وَاَنَّ اللّٰهَ رَؤُ۫فٌ رَح۪يمٌ۟ ۝٢٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

19İnne-lleẕîne yüḥibbûne en teşîʿa-lfâḥişetü fi-lleẕîne âmenû lehüm ʿaẕâbün elîmün fi-ddünyâ velʾâḫirah. vellâhü yaʿlemü veentüm lâ taʿlemûn.

Okunuş

20Velevlâ faḍlü-llâhi ʿaleyküm veraḥmetühû veenne-llâhe raûfür raḥîm.

Ayet 19–20

Mü’minler arasında yalan haberler yayanlar, iftira atıp bozgunculuk çıkaranlar ve çirkinliklerin yayılmasına sebep olanlarla, bunlara göz yumanları dünyada da âhirette de acıklı bir azap beklemektedir.

Allah size tevbe edip kendinizi düzeltmeniz için merhamet edip, süre tanımasaydı, yaptıklarınızdan dolayı sizi hemen cezalandırırdı.

Nûr 21

1 ayet

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَتَّبِعُوا خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِۜ وَمَنْ يَتَّبِعْ خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِ فَاِنَّهُ يَاْمُرُ بِالْفَحْشَٓاءِ وَالْمُنْكَرِۜ وَلَوْلَا فَضْلُ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُ مَا زَكٰى مِنْكُمْ مِنْ اَحَدٍ اَبَدًاۙ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ يُزَكّ۪ي مَنْ يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ سَم۪يعٌ عَل۪يمٌ ۝٢١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

21Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ tettebiʿû ḫuṭuvâti-şşeyṭân. vemey yettebiʿ ḫuṭuvâti-şşeyṭâni feinnehû yeʾmüru bilfaḥşâi velmünker. velevlâ faḍlü-llâhi ʿaleyküm veraḥmetühû mâ zekâ minküm min eḥadin ebedev velâkinne-llâhe yüzekkî mey yeşâʾ. vellâhü semîʿun ʿalîm.

Ayet 21

Ey iman edenler! Şeytanın fısıltılarının peşine düşerek, onun adımlarının izleyicileri olmayın. Şeytan kendini izleyenlere iftirayı, bozgunculuğu ve çirkinliği telkin eder.

Şayet size Allah’ın merhameti, şefkati ve bağışlaması olmasa ve bunun yollarını göstermeseydi hiçbiriniz günahından arınamaz, kötülüklerden kendinizi koruyamazdınız.

Allah kimin tevbesinde samimi olduğunu ve bağışlanmaya layık olduğunu en iyi bilendir. Hak edenlerin tevbesini kabul eder ve onları bağışlayıp arındırır. Allah her şeyin tek ve mutlak doğrusunu bilendir.

İlgili ayetler

Nûr 22

1 ayet

وَلَا يَاْتَلِ اُو۬لُوا الْفَضْلِ مِنْكُمْ وَالسَّعَةِ اَنْ يُؤْتُٓوا اُو۬لِي الْقُرْبٰى وَالْمَسَاك۪ينَ وَالْمُهَاجِر۪ينَ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِۖ وَلْيَعْفُوا وَلْيَصْفَحُواۜ اَلَا تُحِبُّونَ اَنْ يَغْفِرَ اللّٰهُ لَكُمْۜ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَح۪يمٌ ۝٢٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

22Velâ yeʾteli ülü-lfaḍli minküm vesseʿati ey yüʾtû üli-lḳurbâ velmesâkîne velmühâcirîne fî sebîli-llâh. velyaʿfû velyaṣfeḥû. elâ tüḥibbûne ey yagfira-llâhü leküm. vellâhü gafûrur raḥîm.

Ayet 22

Ey iman edenler! İçinizden imkânı olanlar da, ihtiyaç sahibi akrabaları ve onların dışındaki fakir fukara ile zulme maruz kalıp, size hicret eden ve iftiraya uğrayan mü’minlerle ilişkilerini kesmesin, yardımlarını esirgemesin. Onlara karşı erdemli, faziletli, ölçülü davranın ve incitmekten sakının.

Allah böyle davrananlara karşı şefkatli, merhametli ve bağışlayıcıdır.

İlgili ayetler

Nûr 23–25

3 ayet

اِنَّ الَّذ۪ينَ يَرْمُونَ الْمُحْصَنَاتِ الْغَافِلَاتِ الْمُؤْمِنَاتِ لُعِنُوا فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِۖ وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظ۪يمٌۙ ۝٢٣ يَوْمَ تَشْهَدُ عَلَيْهِمْ اَلْسِنَتُهُمْ وَاَيْد۪يهِمْ وَاَرْجُلُهُمْ بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ ۝٢٤ يَوْمَئِذٍ يُوَفّ۪يهِمُ اللّٰهُ د۪ينَهُمُ الْحَقَّ وَيَعْلَمُونَ اَنَّ اللّٰهَ هُوَ الْحَقُّ الْمُب۪ينُ ۝٢٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

23İnne-lleẕîne yermûne-lmuḥsenâti-lgâfilâti-lmüʾminâti lüʿinû fi-ddünyâ velʾâḫirah. velehüm ʿaẕâbün ʿażîm.

Okunuş

24Yevme teşhedü ʿaleyhim elsinetühüm veeydîhim veercülühüm bimâ kânû yaʿmelûn.

Okunuş

25Yevmeiẕiy yüveffîhimü-llâhü dînehümü-lḥaḳḳa veyaʿlemûne enne-llâhe hüve-lḥaḳḳu-lmübîn.

Ayet 23–25

Allah masum, iffetli ve namuslu kadınlara iftira atanlara dünyada da âhirette de lanet edecektir. Böylesi melun kimseler için cehennemde çok büyük bir azap hazırlanmıştır. Hesap Günü onların dilleri, elleri ve ayakları yaptıklarına şahitlik edecektir ve O Gün Allah onları hak ettikleri en ağır cezaya çarptıracaktır. Onlar Allah’ın her şeyi görüp gözeten ve hak ettiğinin tam karşılığını veren olduğunu kavrayamadılar.

Nûr 26

1 ayet

اَلْخَب۪يثَاتُ لِلْخَب۪يث۪ينَ وَالْخَب۪يثُونَ لِلْخَب۪يثَاتِۚ وَالطَّيِّبَاتُ لِلطَّيِّب۪ينَ وَالطَّيِّبُونَ لِلطَّيِّبَاتِۚ اُو۬لٰٓئِكَ مُبَرَّؤُ۫نَ مِمَّا يَقُولُونَۜ لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَر۪يمٌ۟ ۝٢٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

26Elḫabîŝâtü lilḫabîŝîne velḫabîŝûne lilḫabîŝât. veṭṭayyibâtü liṭṭayyibîne veṭṭayyibûne liṭṭayyibât. ülâike müberraûne mimmâ yeḳûlûn. lehüm magfiratüv verizḳun kerîm.

Ayet 26

Unutmayın ki kötü kadınlar kötü erkeklerin, kötü erkekler de kötü kadınların layığıdır, tıpkı temiz kadınların temiz erkeklere, temiz erkeklerin de temiz kadınlara yakıştığı gibi.

Allah temiz, iffetli, faziletli, mü’min kadın ve erkeklere atılan iftiraların gerçek olmadığını en iyi bilendir. Onlar Allah’ın şefkati, merhameti ve koruması altındadırlar. Âhirette de cennet mükâfatları onları beklemektedir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

26Bakara 221Tevbe 67Nûr 3

Nûr 27–28

2 ayet

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَدْخُلُوا بُيُوتًا غَيْرَ بُيُوتِكُمْ حَتّٰى تَسْتَاْنِسُوا وَتُسَلِّمُوا عَلٰٓى اَهْلِهَاۜ ذٰلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ ۝٢٧ فَاِنْ لَمْ تَجِدُوا ف۪يهَٓا اَحَدًا فَلَا تَدْخُلُوهَا حَتّٰى يُؤْذَنَ لَكُمْۚ وَاِنْ ق۪يلَ لَكُمُ ارْجِعُوا فَارْجِعُوا هُوَ اَزْكٰى لَكُمْۜ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ عَل۪يمٌ ۝٢٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

27Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ tedḫulû büyûten gayra büyûtiküm ḥattâ testeʾnisû vetüsellimû ʿalâ ehlihâ. ẕâliküm ḫayrul leküm leʿalleküm teẕekkerûn.

Okunuş

28Feil lem tecidû fîhâ eḥaden felâ tedḫulûhâ ḥattâ yüʾẕene leküm. vein ḳîle lekümü-rciʿû ferciʿû hüve ezkâ leküm. vellâhü bimâ taʿmelûne ʿalîm.

Ayet 27–28

Ey mü’minler! Kendi evlerinizden başka evlere, sahiplerinden izin almadan ve selam vermeden girmeyin, böyle davranmak sizin için daha hayırlı ve mü’minin ahlakına daha uygundur. Şayet evde kimse yok yahut size cevap verilemiyorsa izin verilinceye kadar eve girmeyin, size müsait değiliz denirse de, o takdirde geri dönün, bu sizin için daha erdemli ve asil bir davranıştır. Allah yapıp ettiklerinizi bilir.

İlgili ayetler

Nûr 29

1 ayet

لَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ اَنْ تَدْخُلُوا بُيُوتًا غَيْرَ مَسْكُونَةٍ ف۪يهَا مَتَاعٌ لَكُمْۜ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ مَا تُبْدُونَ وَمَا تَكْتُمُونَ ۝٢٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

29Leyse ʿaleyküm cünâḥun en tedḫulû büyûten gayra meskûnetin fîhâ metâʿul leküm. vellâhü yaʿlemü mâ tübdûne vemâ tektümûn.

Ayet 29

İçinde hiç kimsenin oturmadığı, başkalarının da, sizin de yararınıza açık, barınma ve işyeri olarak kullanılan, içlerinde bu amaçla eşyaların bulunduğu yerlere girmenizde bir sakınca yoktur. Allah açıkça yaptıklarınızı da, gizlediklerinizi de bilir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

29Bakara 284Ahzab 37

Nûr 30

1 ayet

قُلْ لِلْمُؤْمِن۪ينَ يَغُضُّوا مِنْ اَبْصَارِهِمْ وَيَحْفَظُوا فُرُوجَهُمْۜ ذٰلِكَ اَزْكٰى لَهُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ خَب۪يرٌ بِمَا يَصْنَعُونَ ۝٣٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

30Ḳul lilmüʾminîne yeguḍḍû min ebṣârihim veyaḥfeżû fürûcehüm. ẕâlike ezkâ lehüm. inne-llâhe ḫabîrum bimâ yaṣneʿûn.

Ayet 30

Ey Peygamber! Mü’min erkeklere söyle, gözlerini harama bakmaktan sakınsınlar, iffetlerini korusunlar, onlara yakışan asil ve faziletli davranış budur.

Allah onların neye ne maksatla baktıklarını ve ne yaptıklarını bilir.

İlgili ayetler

Nûr 31

1 ayet

وَقُلْ لِلْمُؤْمِنَاتِ يَغْضُضْنَ مِنْ اَبْصَارِهِنَّ وَيَحْفَظْنَ فُرُوجَهُنَّ وَلَا يُبْد۪ينَ ز۪ينَتَهُنَّ اِلَّا مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلٰى جُيُوبِهِنَّۖ وَلَا يُبْد۪ينَ ز۪ينَتَهُنَّ اِلَّا لِبُعُولَتِهِنَّ اَوْ اٰبَٓائِهِنَّ اَوْ اٰبَٓاءِ بُعُولَتِهِنَّ اَوْ اَبْنَٓائِهِنَّ اَوْ اَبْنَٓاءِ بُعُولَتِهِنَّ اَوْ اِخْوَانِهِنَّ اَوْ بَن۪ٓي اِخْوَانِهِنَّ اَوْ بَن۪ٓي اَخَوَاتِهِنَّ اَوْ نِسَٓائِهِنَّ اَوْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُهُنَّ اَوِ التَّابِع۪ينَ غَيْرِ اُو۬لِي الْاِرْبَةِ مِنَ الرِّجَالِ اَوِ الطِّفْلِ الَّذ۪ينَ لَمْ يَظْهَرُوا عَلٰى عَوْرَاتِ النِّسَٓاءِۖ وَلَا يَضْرِبْنَ بِاَرْجُلِهِنَّ لِيُعْلَمَ مَا يُخْف۪ينَ مِنْ ز۪ينَتِهِنَّۜ وَتُوبُٓوا اِلَى اللّٰهِ جَم۪يعًا اَيُّهَ الْمُؤْمِنُونَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ ۝٣١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

31Veḳul lilmüʾminâti yagḍuḍne min ebṣârihinne veyaḥfażne fürûcehünne velâ yübdîne zînetehünne illâ mâ żahera minhâ velyaḍribne biḫumürihinne ʿalâ cüyûbihinn. velâ yübdîne zînetehünne illâ libüʿûletihinne ev âbâihinne ev âbâi büʿûletihinne ev ebnâihinne ev ebnâi büʿûletihinne ev iḫvânihinne ev benî iḫvânihinne ev benî eḫavâtihinne ev nisâihinne ev mâ meleket eymânühünne evi-ttâbiʿîne gayri üli-lʾirbeti mine-rricâli evi-ṭṭifli-lleẕîne lem yażherû ʿalâ ʿavrati-nnisâʾ. velâ yaḍribne biercülihinne liyüʿleme mâ yuḫfîne min zînetihinn. vetûbû ile-llâhi cemîʿan eyyühe-lmüʾminûne leʿalleküm tüfliḥûn.

Ayet 31

Ey Peygamber! Mü’min kadınlara da söyle, onlar da gözlerini haramdan sakınsın ve iffetlerini korusunlar. Zorunlu olarak görünen (el ve yüz) dışındaki ziynet yerlerini açıp da vücutlarını teşhir etmesinler. Başörtülerini yakalarının üstüne sarkıtsınlar. Kocaları, babaları, kayın babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşlerinin oğulları, mü’min kadınlar, sahip oldukları cariyeler, yaşlanmış ve cinsel özellikleri kalmamış erkek hizmetkârların, henüz kadınların mahrem yerlerinin farkında olmayan küçük çocukların yanlarında başörtülerini açabilirler. Mü’min kadınlar ayrıca ayaklarını yere vurarak yürüyüp de üzerlerine dikkatleri çekmesinler.

Ey iman edenler! Hepiniz günaha sebep olacak davranışlardan sakınıp Allah’ın daveti olan ahlak ile donanın ki, kurtuluşa ve mutluluğa erişebilesiniz.

Nûr 32

1 ayet

وَاَنْكِحُوا الْاَيَامٰى مِنْكُمْ وَالصَّالِح۪ينَ مِنْ عِبَادِكُمْ وَاِمَٓائِكُمْۜ اِنْ يَكُونُوا فُقَرَٓاءَ يُغْنِهِمُ اللّٰهُ مِنْ فَضْلِه۪ۜ وَاللّٰهُ وَاسِعٌ عَل۪يمٌ ۝٣٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

32Venkiḥü-lʾeyâmâ minküm veṣṣâliḥîne min ʿibâdiküm veimâiküm. iy yekûnû füḳarâe yugnîhimü-llâhü min faḍlih. vellâhü vâsiʿun ʿalîm.

Ayet 32

Ey mü’minler! İçinizden evlenme çağına gelmiş olanları, köle ve esirlerinizden de evlilik çağında olanları evlendirin. Fakirlik korkusuyla evlenmekten korkup uzak durmasınlar. Allah onları lütfuyla destekleyerek, ihtiyaçlarını karşılayacakları imkânlar bahşedecektir.

Allah’ın nimetleri sonsuzdur ve kullarının ihtiyaçlarını en iyi O bilir. Allah rızık verenlerin en hayırlısıdır.

Nûr 33

1 ayet

وَلْيَسْتَعْفِفِ الَّذ۪ينَ لَا يَجِدُونَ نِكَاحًا حَتّٰى يُغْنِيَهُمُ اللّٰهُ مِنْ فَضْلِه۪ۜ وَالَّذ۪ينَ يَبْتَغُونَ الْكِتَابَ مِمَّا مَلَكَتْ اَيْمَانُكُمْ فَكَاتِبُوهُمْ اِنْ عَلِمْتُمْ ف۪يهِمْ خَيْرًاۗ وَاٰتُوهُمْ مِنْ مَالِ اللّٰهِ الَّذ۪ٓي اٰتٰيكُمْۜ وَلَا تُكْرِهُوا فَتَيَاتِكُمْ عَلَى الْبِغَٓاءِ اِنْ اَرَدْنَ تَحَصُّنًا لِتَبْتَغُوا عَرَضَ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۜ وَمَنْ يُكْرِهْهُنَّ فَاِنَّ اللّٰهَ مِنْ بَعْدِ اِكْرَاهِهِنَّ غَفُورٌ رَح۪يمٌ ۝٣٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

33Velyestaʿfifi-lleẕîne lâ yecidûne nikâḥan ḥattâ yugniyehümü-llâhü min faḍlih. velleẕîne yebtegûne-lkitâbe mimmâ meleket eymânüküm fekâtibûhüm in ʿalimtüm fîhim ḫayrâ. veâtûhüm mim mâli-llâhi-lleẕî âtâküm. velâ tükrihû feteyâtiküm ʿale-lbigâi in eradne teḥaṣṣunel litebtegû ʿaraḍa-lḥayâti-ddünyâ. vemey yükrihhünne feinne-llâhe mim baʿdi ikrâhihinne gafûrur raḥîm.

Ayet 33

Evlenmek isteyip de buna güç yetiremeyenler, Allah lütuf ve keremiyle kendilerine imkân verip, rızık kapılarını açıncaya kadar iffetlerini korusunlar.

Bedellerini ödemek üzere sizden özgürlüklerini talep edip sözleşme yapmak isteyen köle ve esirlerinizde, sözleşme şartlarını yerine getirecekleriyle ilgili iyi niyet fark ederseniz, teklif ettikleri anlaşmayı yapın ve Allah’ın size bahşettiği mallardan onlara vererek işlerini kolaylaştırın. Evlenmek isteyip iffetiyle yaşamak isteyen cariyelerin, sakın birtakım menfaatler gözeterek evlenmelerine engel olmayın, fuhşa düşmekten onları koruyun. Kim böyle yapmayıp da kötü yola düşmelerine engel olmazsa, Allah onu hak ettiği ile cezalandırır, zorla kötü yola düşmeye mecbur bırakılan, hürriyetinden mahrum kimseyi de merhameti ile bağışlar.

İlgili ayetler

Nûr 34

1 ayet

وَلَقَدْ اَنْزَلْنَٓا اِلَيْكُمْ اٰيَاتٍ مُبَيِّنَاتٍ وَمَثَلًا مِنَ الَّذ۪ينَ خَلَوْا مِنْ قَبْلِكُمْ وَمَوْعِظَةً لِلْمُتَّق۪ينَ۟ ۝٣٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

34Veleḳad enzelnâ ileyküm âyâtim mübeyyinâtiv vemeŝelem mine-lleẕîne ḫalev min ḳabliküm vemevʿiżatel lilmütteḳîn.

Ayet 34

Şüphesiz Biz, size apaçık âyetlerle hükümlerimizi indirdik ve sizden önce gelip geçmiş milletlerle ilgili ibret alınacak misaller verdik. Bunların anlam ve önemini ancak Allah’a karşı yürekten sorumluluk bilinci taşıyanlar anlayıp kavrarlar.

Nûr 35

1 ayet

اَللّٰهُ نُورُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ مَثَلُ نُورِه۪ كَمِشْكٰوةٍ ف۪يهَا مِصْبَاحٌۜ اَلْمِصْبَاحُ ف۪ي زُجَاجَةٍۜ اَلزُّجَاجَةُ كَاَنَّهَا كَوْكَبٌ دُرِّيٌّ يُوقَدُ مِنْ شَجَرَةٍ مُبَارَكَةٍ زَيْتُونَةٍ لَا شَرْقِيَّةٍ وَلَا غَرْبِيَّةٍۙ يَكَادُ زَيْتُهَا يُض۪ٓيءُ وَلَوْ لَمْ تَمْسَسْهُ نَارٌۜ نُورٌ عَلٰى نُورٍۜ يَهْدِي اللّٰهُ لِنُورِه۪ مَنْ يَشَٓاءُۜ وَيَضْرِبُ اللّٰهُ الْاَمْثَالَ لِلنَّاسِۜ وَاللّٰهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌۙ ۝٣٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

35Allâhü nûru-ssemâvâti velʾarḍ. meŝelü nûrihî kemişkâtin fîhâ miṣbâḥ. elmiṣbâḥu fî zücâceh. ezzücâcetü keennehâ kevkebün dürriyyüy yûḳadü min şeceratim mübâraketin zeytûnetil lâ şerḳiyyetiv velâ garbiyyetiy yekâdü zeytühâ yüḍîü velev lem temseshü nârun. nûrun ʿalâ nûr. yehdi-llâhü linûrihî mey yeşâʾ. veyaḍribü-llâhü-lʾemŝâle linnâs. vellâhü bikülli şeyʾin ʿalîm.

Ayet 35

Allah göklerin ve yerin nurlandıranı, aydınlığın kaynağıdır. Kur’an’ı, insanları karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için bir nur olarak gönderen O’dur.

Allah’ın bu nuru, sanki duvardaki oyuk içinde inciden bir yıldız gibi etrafı aydınlatan kandile benzer. O kandilin yakıtı ise ne doğuya ne de batıya ait olan mübarek zeytin ağacının meyvesinin yağıdır. O yağ öylesine saf, temiz ve ışıltılıdır ki, ateş değmeden etrafını aydınlatacak nur üstüne nurdur. Allah nura ulaşmak, onunla hem kendini hem de etrafını aydınlatmak isteyenleri nuruna kavuşturur.

Allah bu misalle, insanları Kur’an’ın nuru ile aydınlanan yolda yürümeye çağırmaktadır.

Her şeyin tek ve mutlak doğrusunu bilen yalnızca Allah’tır.

Nûr 36–38

3 ayet

ف۪ي بُيُوتٍ اَذِنَ اللّٰهُ اَنْ تُرْفَعَ وَيُذْكَرَ ف۪يهَا اسْمُهُۙ يُسَبِّحُ لَهُ ف۪يهَا بِالْغُدُوِّ وَالْاٰصَالِۙ ۝٣٦ رِجَالٌۙ لَا تُلْه۪يهِمْ تِجَارَةٌ وَلَا بَيْعٌ عَنْ ذِكْرِ اللّٰهِ وَاِقَامِ الصَّلٰوةِ وَا۪يتَٓاءِ الزَّكٰوةِۙ يَخَافُونَ يَوْمًا تَتَقَلَّبُ ف۪يهِ الْقُلُوبُ وَالْاَبْصَارُۙ ۝٣٧ لِيَجْزِيَهُمُ اللّٰهُ اَحْسَنَ مَا عَمِلُوا وَيَز۪يدَهُمْ مِنْ فَضْلِه۪ۜ وَاللّٰهُ يَرْزُقُ مَنْ يَشَٓاءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ ۝٣٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

36Fî büyûtin eẕine-llâhü en türfeʿa veyüẕkera fîhe-smühû yüsebbiḥu lehû fîhâ bilgudüvvi velʾeṣâl.

Okunuş

37Ricâlül lâ tülhîhim ticâratüv velâ beyʿun ʿan ẕikri-llâhi veiḳâmi-ṣṣalâti veîtâi-zzekâti yeḫâfûne yevmen teteḳallebü fîhi-lḳulûbü velʾebṣâr.

Okunuş

38Liyecziyehümü-llâhü aḥsene mâ ʿamilû veyezîdehüm min faḍlih. vellâhü yerzüḳu mey yeşâü bigayri ḥisâb.

Ayet 36–38

Allah’ın nuru ve hidayet rehberi olan Kur’an, yaratılışlarının sebebini ve ona uygun hayat nizamını öğrenip gereklerini yerine getirmek isteyenlerin kalplerini, evlerini, mescitlerini ve ülkelerini aydınlatır. Bu nura kavuşanlar, sabah akşam Allah’ın rızasını kazanmanın peşinde koşarlar, onlar öyle yiğit kimselerdir ki onları ne ticaret ne de başka maddi çıkarlar İslam nizam ve ahlakından, namazlarını kılıp, zekâtlarını vermekten, Allah’ı zikretmekten alıkoyabilir.

Onlar kalplerin ve gözlerin korkudan halden hale dönüşeceği Kıyamet Günü’nün dehşetini akıllarından çıkarmadan yaşarlar.

Allah böyle kimseleri, salih amelleri sebebiyle en güzel mükâfatlarla ödüllendirecek. Allah dilediğine hesapsız nimetler bahşeder.

Nûr 39–40

2 ayet

وَالَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اَعْمَالُهُمْ كَسَرَابٍ بِق۪يعَةٍ يَحْسَبُهُ الظَّمْاٰنُ مَٓاءًۜ حَتّٰٓى اِذَا جَٓاءَهُ لَمْ يَجِدْهُ شَيْـًٔا وَوَجَدَ اللّٰهَ عِنْدَهُ فَوَفّٰيهُ حِسَابَهُۜ وَاللّٰهُ سَر۪يعُ الْحِسَابِۙ ۝٣٩ اَوْ كَظُلُمَاتٍ ف۪ي بَحْرٍ لُجِّيٍّ يَغْشٰيهُ مَوْجٌ مِنْ فَوْقِه۪ مَوْجٌ مِنْ فَوْقِه۪ سَحَابٌۜ ظُلُمَاتٌ بَعْضُهَا فَوْقَ بَعْضٍۜ اِذَٓا اَخْرَجَ يَدَهُ لَمْ يَكَدْ يَرٰيهَاۜ وَمَنْ لَمْ يَجْعَلِ اللّٰهُ لَهُ نُورًا فَمَا لَهُ مِنْ نُورٍ۟ ۝٤٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

39Velleẕîne keferû aʿmâlühüm keserâbim biḳîʿatiy yaḥsebühu-żżamʾânü mââ. ḥattâ iẕâ câehû lem yecidhü şeyʾev vevecede-llâhe ʿindehû feveffâhü ḥisâbeh. vellâhü serîʿu-lḥisâb.

Okunuş

40Ev keżulümâtin fî baḥril lücciyyiy yagşâhü mevcüm min fevḳihî mevcüm min fevḳihî seḥâb. żulümâtüm baʿḍuhâ fevḳa baʿḍ. iẕâ aḫrace yedehû lem yeked yerâhâ. vemel lem yecʿali-llâhü lehû nûran femâ lehû min nûr.

Ayet 39–40

Müşrik ve kâfirlerin iyilik adına yapıp ettikleri ise, çöldeki seraba benzer, susuzluktan içi yanmış kimse, onu su sanır fakat ona doğru koşup yaklaşınca bir damla su bile bulamaz, ama onun yerine karşısında Allah’ı bulur. Allah da onun hesabını eksiksiz görüp, hak ettiği cezasını verir. Allah hesabı çok çabuk görendir.

Böylelerinin durumu, aynı zamanda denizin dibindeki karanlıklara da benzer, onu kat kat dalgalar kaplamıştır. Üstlerine kara bulutlar çökmüştür, insan kendi elini görmek isterse onu bile göremez haldedir.

İşte Allah’ın nuru Kur’an’a sırt dönüp, onunla aydınlanmak istemeyenlerin durumu böyledir. İnsana Allah’tan başka ışık kaynağı sunacak yoktur.

Nûr 41–42

2 ayet

اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللّٰهَ يُسَبِّحُ لَهُ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَالطَّيْرُ صَٓافَّاتٍۜ كُلٌّ قَدْ عَلِمَ صَلَاتَهُ وَتَسْب۪يحَهُۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ بِمَا يَفْعَلُونَ ۝٤١ وَلِلّٰهِ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۚ وَاِلَى اللّٰهِ الْمَص۪يرُ ۝٤٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

41Elem tera enne-llâhe yüsebbiḥu lehû men fi-ssemâvâti velʾarḍi veṭṭayru ṣâffât. küllün ḳad ʿalime ṣalâtehû vetesbîḥah. vellâhü ʿalîmüm bimâ yefʿalûn.

Okunuş

42Velillâhi mülkü-ssemâvâti velʾarḍ. veile-llâhi-lmeṣîr.

Ayet 41–42

Kanatlarını yayıp uçan kuşlara varıncaya kadar, göklerde ve yerde olan her şeyin, Allah’ın ilminin ve kudretinin eseri olduğunu görüp de Allah’ın yüceliğini düşünmez misiniz?

Onların hepsi, yaratılış sebeplerine uygun Allah’ın kurduğu nizam ve yasalara tabi olarak görevlerini yerine getirerek Allah’ı tesbih etmektedirler. Ey Allah’ı layıkıyla kavramak istemeyenler! Size ne oluyor da davet olunduğunuz İslâmî hayatı yaşamaktan kaçıyorsunuz? Allah yaptıklarınızı bilmektedir.

Göklerin, yerin ve arasında olanların mülkü ve hâkimiyeti Allah’a aittir, çünkü onların yaratıcısı ve nizamlarının kurucusu Allah’tır. Dönüş de Allah’a olacaktır.

Nûr 43

1 ayet

اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللّٰهَ يُزْج۪ي سَحَابًا ثُمَّ يُؤَلِّفُ بَيْنَهُ ثُمَّ يَجْعَلُهُ رُكَامًا فَتَرَى الْوَدْقَ يَخْرُجُ مِنْ خِلَالِه۪ۚ وَيُنَزِّلُ مِنَ السَّمَٓاءِ مِنْ جِبَالٍ ف۪يهَا مِنْ بَرَدٍ فَيُص۪يبُ بِه۪ مَنْ يَشَٓاءُ وَيَصْرِفُهُ عَنْ مَنْ يَشَٓاءُۜ يَكَادُ سَنَا بَرْقِه۪ يَذْهَبُ بِالْاَبْصَارِۜ ۝٤٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

43Elem tera enne-llâhe yüzcî seḥâben ŝümme yüʾellifü beynehû ŝümme yecʿalühû rukâmen fetere-lvedḳa yaḫrucü min ḫilâlih. veyünezzilü mine-ssemâi min cibâlin fîhâ mim beradin feyüṣîbü bihî mey yeşâü veyaṣrifühû ʿam mey yeşâʾ. yekâdü senâ berḳihî yeẕhebü bilʾebṣâr.

Ayet 43

Ey insanlar! Allah’ın bulutları sürükleyip, üst üste yığarak yoğunlaştırıp da aralarından yağmuru nasıl yağdırdığını görmez misiniz? Peki ya o bulutlardan doluyu nasıl indirdiğini ve dilediğini onunla cezalandırıp, dilediğini de ondan uzak tutmakta olduğunu görüp de düşünmüyor musunuz?

Işığıyla gözlerinizi neredeyse kör eden şimşeğin bulutlardan nasıl çıktığını gördüğünüz halde, Allah’ın kudreti ile nelere kâdir olduğunu anlamaz mısınız?

İlgili ayetler

Nûr 44

1 ayet

يُقَلِّبُ اللّٰهُ الَّيْلَ وَالنَّهَارَۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَعِبْرَةً لِاُو۬لِي الْاَبْصَارِ ۝٤٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

44Yüḳallibü-llâhü-lleyle vennehâr. inne fî ẕâlike leʿibratel liüli-lʾebṣâr.

Ayet 44

Allah geceyi gündüze, gündüzü de geceye dönüştürmektedir. Allah’ın muhteşem nizamı böylece kusursuz işleyip dururken ve siz de bunun şahitleriyken, hâlâ bunlardan ders çıkarmamak, Rabbinizin daveti olan nizam ile ahlakın önemini kavramamak için gözlerinizi kapatıp, kulaklarınızı gerçeğe tıkayacak mısınız?

İlgili ayetler

Nûr 45

1 ayet

وَاللّٰهُ خَلَقَ كُلَّ دَٓابَّةٍ مِنْ مَٓاءٍۚ فَمِنْهُمْ مَنْ يَمْش۪ي عَلٰى بَطْنِه۪ۚ وَمِنْهُمْ مَنْ يَمْش۪ي عَلٰى رِجْلَيْنِۚ وَمِنْهُمْ مَنْ يَمْش۪ي عَلٰٓى اَرْبَعٍۜ يَخْلُقُ اللّٰهُ مَا يَشَٓاءُۜ اِنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ ۝٤٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

45Vellâhü ḫaleḳa külle dâbbetim mim mâʾ. feminhüm mey yemşî ʿalâ baṭnih. veminhüm mey yemşî ʿalâ ricleyn. veminhüm mey yemşî ʿalâ erbaʿ. yaḫlüḳu-llâhü mâ yeşâʾ. inne-llâhe ʿalâ külli şeyʾin ḳadîr.

Ayet 45

Allah, bütün canlıları sudan yaratmıştır. Onlardan bir kısmı karınları üzerinde sürünerek, bir kısmı iki ayağı üzerinde, bir kısmı da dört ayak üzerinde yürürler.

Allah dilediğini, dilediği şekil ve özellikte yaratır. O’nun her şeye gücü yeter.

İlgili ayetler

Nûr 46

1 ayet

لَقَدْ اَنْزَلْنَٓا اٰيَاتٍ مُبَيِّنَاتٍۜ وَاللّٰهُ يَهْد۪ي مَنْ يَشَٓاءُ اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍ ۝٤٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

46Leḳad enzelnâ âyâtim mübeyyinât. vellâhü yehdî mey yeşâü ilâ ṣirâṭim müsteḳîm.

Ayet 46

Biz insanlara da, yaratılışlarının sebebini ve fıtratlarına uygun olan hayat tarzı, nizam ile ahlakı apaçık âyetlerle bildirdik. Allah buna göre yaşamak isteyenleri, âyetleri ile doğru yoluna ulaştırır.

Nûr 47–50

4 ayet

وَيَقُولُونَ اٰمَنَّا بِاللّٰهِ وَبِالرَّسُولِ وَاَطَعْنَا ثُمَّ يَتَوَلّٰى فَر۪يقٌ مِنْهُمْ مِنْ بَعْدِ ذٰلِكَۜ وَمَٓا اُو۬لٰٓئِكَ بِالْمُؤْمِن۪ينَ ۝٤٧ وَاِذَا دُعُٓوا اِلَى اللّٰهِ وَرَسُولِه۪ لِيَحْكُمَ بَيْنَهُمْ اِذَا فَر۪يقٌ مِنْهُمْ مُعْرِضُونَ ۝٤٨ وَاِنْ يَكُنْ لَهُمُ الْحَقُّ يَاْتُٓوا اِلَيْهِ مُذْعِن۪ينَۜ ۝٤٩ اَف۪ي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ اَمِ ارْتَابُٓوا اَمْ يَخَافُونَ اَنْ يَح۪يفَ اللّٰهُ عَلَيْهِمْ وَرَسُولُهُۜ بَلْ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ۟ ۝٥٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

47Veyeḳûlûne âmennâ billâhi vebirrasûli veeṭaʿnâ ŝümme yetevellâ ferîḳum minhüm mim baʿdi ẕâlik. vemâ ülâike bilmüʾminîn.

Okunuş

48Veiẕâ düʿû ile-llâhi verasûlihî liyaḥküme beynehüm iẕâ ferîḳum minhüm müʿriḍûn.

Okunuş

49Veiy yekül lehümü-lḥaḳḳu yeʾtû ileyhi müẕʿinîn.

Okunuş

50Efî ḳulûbihim meraḍun emi-rtâbû em yeḫâfûne ey yeḥîfe-llâhü ʿaleyhim verasûlüh. bel ülâike hümu-żżâlimûn.

Ayet 47–50

İnsanlardan bir kısmı davet edildikleri İslami hayat nizamına iman ettik demelerine rağmen, sonra da sözlerinden dönerler. Bunlar aslında yürekten inanmış gerçek mü’minler değildir.

Bunlar, aralarındaki sorunların çözümü için Allah’ın kitabı ile Peygamberinin hükümlerine çağırıldıklarında yüz çevirirler. Şayet dünyevi menfaatlerine uygun bir hüküm verileceğini anlarlarsa çağırıldıklarına gelirler.

Anlaşılan o ki, bunların kalplerinde hastalık var. O yüzden Allah’ın ve Peygamber’in kendilerine haksızlık edeceğinden şüphe edip korkuyorlar. Aslında onlar bu tutumlarıyla kendi kendilerine haksızlık ediyorlar.

Nûr 51

1 ayet

اِنَّمَا كَانَ قَوْلَ الْمُؤْمِن۪ينَ اِذَا دُعُٓوا اِلَى اللّٰهِ وَرَسُولِه۪ لِيَحْكُمَ بَيْنَهُمْ اَنْ يَقُولُوا سَمِعْنَا وَاَطَعْنَاۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ ۝٥١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

51İnnemâ kâne ḳavle-lmüʾminîne iẕâ düʿû ile-llâhi verasûlihî liyaḥküme beynehüm ey yeḳûlû semiʿnâ veeṭaʿnâ. veülâike hümü-lmüfliḥûn.

Ayet 51

Hâlbuki gönülden iman edip, Allah’ın davetine teslim olan mü’minler, Allah’ın kitabı ile hüküm verilmek üzere, Peygamber’in huzuruna çağırıldıklarında hemen “İşittik ve itaat ettik” diyerek teslimiyetlerini gösterirler. İşte bunlar Allah’ın mükâfatlandıracağı ve umduklarına kavuşacak olanlardır.

İlgili ayetler

Nûr 52

1 ayet

وَمَنْ يُطِعِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَيَخْشَ اللّٰهَ وَيَتَّقْهِ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْفَٓائِزُونَ ۝٥٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

52Vemey yüṭiʿi-llâhe verasûlehû veyaḫşe-llâhe veyettaḳhi feülâike hümü-lfâizûn.

Ayet 52

Kim Allah’a ve Rasûlüne itaat eder, Allah’a karşı gelmekten sakınır, sorumluluk bilinciyle hareket ederse, işte onlar başarıyı, mutluluğu elde edenlerin ta kendileridir.

Nûr 53–54

2 ayet

وَاَقْسَمُوا بِاللّٰهِ جَهْدَ اَيْمَانِهِمْ لَئِنْ اَمَرْتَهُمْ لَيَخْرُجُنَّۜ قُلْ لَا تُقْسِمُواۚ طَاعَةٌ مَعْرُوفَةٌۜ اِنَّ اللّٰهَ خَب۪يرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ ۝٥٣ قُلْ اَط۪يعُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُوا الرَّسُولَۚ فَاِنْ تَوَلَّوْا فَاِنَّمَا عَلَيْهِ مَا حُمِّلَ وَعَلَيْكُمْ مَا حُمِّلْتُمْۜ وَاِنْ تُط۪يعُوهُ تَهْتَدُواۜ وَمَا عَلَى الرَّسُولِ اِلَّا الْبَلَاغُ الْمُب۪ينُ ۝٥٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

53Veaḳsemû billâhi cehde eymânihim lein emertehüm leyaḫrucünn. ḳul lâ tuḳsimû. ṭâʿatüm maʿrûfeh. inne-llâhe ḫabîrum bimâ taʿmelûn.

Okunuş

54Ḳul eṭîʿü-llâhe veeṭîʿü-rrasûl. fein tevellev feinnemâ ʿaleyhi mâ ḥummile veʿaleyküm mâ ḥummiltüm. vein tüṭîʿûhü tehtedû. vemâ ʿale-rrasûli ille-lbelâgu-lmübîn.

Ayet 53–54

Ey Peygamber! Sen münafıklara savaşa çıkmak için, hazırlanın diye bir emir verecek olsan, emrine uyacaklarına dair, yemin üstüne yemin ederler. Sen onlara de ki: “Yemin etmeyin de yapmanız gerekenleri yapın, sizden istenenler Allah’ın istedikleridir. Unutmayın ki Allah yapıp ettiklerinizden haberdardır.”

Ey Peygamber! Ayrıca onlara de ki: “Allah adına Peygamberinin yaptığı davete icabet edip, itaat edin. Şayet davetten yüz çevirip de itaat etmezseniz, iyi bilin ki böyle yapmakla Allah’a ve Peygamber’e hiçbir zarar vermiş olmazsınız. Peygamber tebliğ görevini yerine getirmekten sorumludur, sizin sorumluluğunuz ise O’nun davetine uymak ve dünya hayatınızı ona göre yaşamaktır. Böyle yaparsanız doğru olana kavuşmuş olursunuz. Peygamber’e düşen, Allah’ın indirdiklerini size tebliğ etmektir.”

Nûr 55

1 ayet

وَعَدَ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا مِنْكُمْ وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَيَسْتَخْلِفَنَّهُمْ فِي الْاَرْضِ كَمَا اسْتَخْلَفَ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْۖ وَلَيُمَكِّنَنَّ لَهُمْ د۪ينَهُمُ الَّذِي ارْتَضٰى لَهُمْ وَلَيُبَدِّلَنَّهُمْ مِنْ بَعْدِ خَوْفِهِمْ اَمْنًاۜ يَعْبُدُونَن۪ي لَا يُشْرِكُونَ ب۪ي شَيْـًٔاۜ وَمَنْ كَفَرَ بَعْدَ ذٰلِكَ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ ۝٥٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

55Veʿade-llâhü-lleẕîne âmenû minküm veʿamilu-ṣṣâliḥâti leyestaḫlifennehüm fi-lʾarḍi keme-staḫlefe-lleẕîne min ḳablihim. veleyümekkinenne lehüm dînehümü-lleẕi-rteḍâ lehüm veleyübeddilennehüm mim baʿdi ḫavfihim emnâ. yaʿbüdûnenî lâ yüşrikûne bî şeyʾâ. vemen kefera baʿde ẕâlike feülâike hümü-lfâsiḳûn.

Ayet 55

Allah, tıpkı geçmişte iman edip de imanlarına yaraşır şekilde canla başla gayret edenleri yeryüzünde iktidar sahibi kıldığı gibi, onların takipçisi olan mü’minleri de yeryüzünde iktidar sahibi kılıp, güçlerini artırıp korkulu endişeli günlerinden sonra güvenlik ve esenliğe kavuşturacağını vaat etmektedir. Çünkü onlar Allah’ın yetkilerine hiç kimseyi ortak etmez, böylece yalnız O’na kulluk ederler. İşte Allah’ın beğendiği din budur.

Her kim, Allah’ın nimetleriyle yaşamasına rağmen Allah’la birlikte başka ilahlar edinerek O’nun yetkilerini başkalarıyla paylaştırmaya kalkıp da şirk koşarsa, işte bunlar müşrik, münafık ve fasıkların ta kendileridir.

Nûr 56

1 ayet

وَاَق۪يمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَ وَاَط۪يعُوا الرَّسُولَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ ۝٥٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

56Veeḳîmu-ṣṣalâte veâtü-zzekâte veeṭîʿü-rrasûle leʿalleküm türḥamûn.

Ayet 56

Ey iman edenler! Namazı bilinçle ve titizlikle kılın, zekâtı gönülden isteyerek verin ve Peygamber’in izleyicileri olun ki, esirgenip korunup ödüllendirilesiniz.

Nûr 57

1 ayet

لَا تَحْسَبَنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مُعْجِز۪ينَ فِي الْاَرْضِۚ وَمَاْوٰيهُمُ النَّارُۜ وَلَبِئْسَ الْمَص۪يرُ۟ ۝٥٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

57Lâ taḥsebenne-lleẕîne keferû müʿcizîne fi-lʾarḍ. vemeʾvâhümü-nnâr. velebiʾse-lmeṣîr.

Ayet 57

Allah’ın davetini inkâra şartlanmış olanlar, dünyada ve âhirette Allah’ın azabından kurtulamazlar. Onların sonunda varacakları yer cehennemdir.

Nûr 58

1 ayet

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لِيَسْتَاْذِنْكُمُ الَّذ۪ينَ مَلَكَتْ اَيْمَانُكُمْ وَالَّذ۪ينَ لَمْ يَبْلُغُوا الْحُلُمَ مِنْكُمْ ثَلٰثَ مَرَّاتٍۜ مِنْ قَبْلِ صَلٰوةِ الْفَجْرِ وَح۪ينَ تَضَعُونَ ثِيَابَكُمْ مِنَ الظَّه۪يرَةِ وَمِنْ بَعْدِ صَلٰوةِ الْعِشَٓاءِ۠ ثَلٰثُ عَوْرَاتٍ لَكُمْۜ لَيْسَ عَلَيْكُمْ وَلَا عَلَيْهِمْ جُنَاحٌ بَعْدَهُنَّۜ طَوَّافُونَ عَلَيْكُمْ بَعْضُكُمْ عَلٰى بَعْضٍۜ كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمُ الْاٰيَاتِۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ حَك۪يمٌ ۝٥٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

58Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû liyesteʾẕinkümü-lleẕîne meleket eymânüküm velleẕîne lem yeblügü-lḥulûme minküm ŝelâŝe merrât. min ḳabli ṣalâti-lfecri veḥîne teḍaʿûne ŝiyâbeküm mine-żżahîrati vemim baʿdi ṣalâti-lʿişâʾ. ŝelâŝü ʿavrâtil leküm. leyse ʿaleyküm velâ ʿaleyhim cünâḥum baʿdehünn. ṭavvâfûne ʿaleyküm baʿḍuküm ʿalâ baʿḍ. keẕâlike yübeyyinü-llâhü lekümü-lʾâyât. vellâhü ʿalîmün ḥakîm.

Ayet 58

Ey iman edenler! Birlikte yaşadığınız, size hizmet etmekte olan kimseler ve aile fertlerinizden henüz ergenlik çağına ulaşmamış olanlar da günün şu üç vaktinde, sabah namazından önce, öğleyin soyunup dinlenmeye çekildiğinizde ve yatsı namazından sonra, yanınıza girmeden önce, sizden izin istesinler, çünkü bu üç vakit, mahremiyetinizin korunması bakımından özel zamanlardır. Bu vakitler dışında, sizden izin almadan yanınıza girip çıkmalarında onlar için de sizin için de bir sakınca yoktur. Onlar kaçınılmaz olarak birlikte yaşamak zorunda olduğunuz kimselerdir. Allah size böylece âyetlerini ayrıntılı biçimde açıklamaktadır.

Allah her şeyin en doğrusunu bilen ve bildirdiği âyetleriyle de bozulmayı önleyendir.

Nûr 59

1 ayet

وَاِذَا بَلَغَ الْاَطْفَالُ مِنْكُمُ الْحُلُمَ فَلْيَسْتَاْذِنُوا كَمَا اسْتَاْذَنَ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْۜ كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمْ اٰيَاتِه۪ۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ حَك۪يمٌ ۝٥٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

59Veiẕâ belega-lʾaṭfâlü minkümü-lḥulûme felyesteʾẕinû keme-steʾẕene-lleẕîne min ḳablihim. keẕâlike yübeyyinü-llâhü leküm âyâtih. vellâhü ʿalîmün ḥakîm.

Ayet 59

Çocuklarınız da ergenlik çağına eriştiklerinde, yanınıza gelirken büyüklerin izin istediği gibi izin istesinler.

Allah âlimdir, sizin nasıl en doğru, huzurlu, erdemli ve faziletli yaşayacağınızı en iyi O bilir ve buna uygun hükümler koyar.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

59Yunus 61Sebe’ 3Neml 75

Nûr 60

1 ayet

وَالْقَوَاعِدُ مِنَ النِّسَٓاءِ الّٰت۪ي لَا يَرْجُونَ نِكَاحًا فَلَيْسَ عَلَيْهِنَّ جُنَاحٌ اَنْ يَضَعْنَ ثِيَابَهُنَّ غَيْرَ مُتَبَرِّجَاتٍ بِز۪ينَةٍۜ وَاَنْ يَسْتَعْفِفْنَ خَيْرٌ لَهُنَّۜ وَاللّٰهُ سَم۪يعٌ عَل۪يمٌ ۝٦٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

60Velḳavâʿidü mine-nnisâi-llâtî lâ yercûne nikâḥan feleyse ʿaleyhinne cünâḥun ey yeḍaʿne ŝiyâbehünne gayra müteberricâtim bizîneh. veey yestaʿfifne ḫayrul lehünn. vellâhü semîʿun ʿalîm.

Ayet 60

Cinsel arzusu kalmayacak kadar yaşlanmış ve cinsel cazibesini kaybetmiş kadınların, vücutlarını teşhir amacı taşımadan sokağa çıkarken, dış giysilerinin bir kısmını üzerlerine almamalarının bir sakıncası yoktur. Bununla birlikte yine örtülü olmaları onlar için daha hayırlıdır. Allah kalplerde taşınan niyetleri bilir ve her şeyden haberdardır.

Nûr 61

1 ayet

لَيْسَ عَلَى الْاَعْمٰى حَرَجٌ وَلَا عَلَى الْاَعْرَجِ حَرَجٌ وَلَا عَلَى الْمَر۪يضِ حَرَجٌ وَلَا عَلٰٓى اَنْفُسِكُمْ اَنْ تَاْكُلُوا مِنْ بُيُوتِكُمْ اَوْ بُيُوتِ اٰبَٓائِكُمْ اَوْ بُيُوتِ اُمَّهَاتِكُمْ اَوْ بُيُوتِ اِخْوَانِكُمْ اَوْ بُيُوتِ اَخَوَاتِكُمْ اَوْ بُيُوتِ اَعْمَامِكُمْ اَوْ بُيُوتِ عَمَّاتِكُمْ اَوْ بُيُوتِ اَخْوَالِكُمْ اَوْ بُيُوتِ خَالَاتِكُمْ اَوْ مَا مَلَكْتُمْ مَفَاتِحَهُٓ اَوْ صَد۪يقِكُمْۜ لَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ اَنْ تَاْكُلُوا جَم۪يعًا اَوْ اَشْتَاتًاۜ فَاِذَا دَخَلْتُمْ بُيُوتًا فَسَلِّمُوا عَلٰٓى اَنْفُسِكُمْ تَحِيَّةً مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ مُبَارَكَةً طَيِّبَةًۜ كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمُ الْاٰيَاتِ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ۟ ۝٦١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

61Leyse ʿale-lʾaʿmâ ḥaracüv velâ ʿale-lʾaʿraci ḥaracüv velâ ʿale-lmerîḍi ḥaracüv velâ ʿalâ enfüsiküm en teʾkülû mim büyûtiküm ev büyûti âbâiküm ev büyûti ümmehâtiküm ev büyûti iḫvâniküm ev büyûti eḫavâtiküm ev büyûti aʿmâmiküm ev büyûti ʿammâtiküm ev büyûti aḫvâliküm ev büyûti ḫâlâtiküm ev mâ melektüm mefâtiḥahû ev ṣadîḳiküm. leyse ʿaleyküm cünâḥun en teʾkülû cemîʿan ev eştâtâ. feiẕâ deḫaltüm büyûten fesellimû ʿalâ enfüsiküm teḥiyyetem min ʿindi-llâhi mübâraketen ṭayyibeh. keẕâlike yübeyyinü-llâhü lekümü-lʾâyâti leʿalleküm taʿḳilûn.

Ayet 61

Ey iman edenler! Kör olan, topal olan ya da başka bir hastalığı olan ve fakir olan mü’min de sizin kardeşinizdir. Onların ihtiyaçlarına karşı sakın zorluk çıkarmayın, desteğinizi yardımınızı esirgemeyin, onlarla bir arada olmaktan uzak durmayın.

Sizin kendi evlatlarınızın evlerinde, babalarınızın evlerinde, analarınızın evlerinde, erkek ve kız kardeşlerinizin evlerinde, amcalarınızın, halalarınızın, teyzelerinizin, dayılarınızın evlerinde, arkadaşlarınız olan mü’minlerin evlerinde yahut evinin anahtarını size emanet edecek kadar birbirinize güvendiğiniz mü’minlerin evlerinde hep birlikte ya da ayrı ayrı yemek yemenizde bir sakınca yoktur.

Evlere girdiğinizde, Allah katından bereket, esenlik, güzellikler dileğiyle mutlaka selam verin.

Allah size hükümlerini böylece açıklıyor ki, düşünüp de hakkınızda hayırlı olduğunu anlayabilesiniz.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

61Hûd 69Hûd 73Nûr 27

Nûr 62

1 ayet

اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا بِاللّٰهِ وَرَسُولِه۪ وَاِذَا كَانُوا مَعَهُ عَلٰٓى اَمْرٍ جَامِعٍ لَمْ يَذْهَبُوا حَتّٰى يَسْتَاْذِنُوهُۜ اِنَّ الَّذ۪ينَ يَسْتَاْذِنُونَكَ اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ يُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَرَسُولِه۪ۚ فَاِذَا اسْتَاْذَنُوكَ لِبَعْضِ شَاْنِهِمْ فَاْذَنْ لِمَنْ شِئْتَ مِنْهُمْ وَاسْتَغْفِرْ لَهُمُ اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ ۝٦٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

62İnneme-lmüʾminûne-lleẕîne âmenû billâhi verasûlihî veiẕâ kânû meʿahû ʿalâ emrin câmiʿil lem yeẕhebû ḥattâ yesteʾẕinûh. inne-lleẕîne yesteʾẕinûneke ülâike-lleẕîne yüʾminûne billâhi verasûlih. feiẕe-steʾẕenûke libaʿḍi şeʾnihim feʾẕel limen şiʾte minhüm vestagfir lehümü-llâh. inne-llâhe gafûrur raḥîm.

Ayet 62

Gerçek mü’minler, Allah’ın Kur’an ve Peygamber’i ile yaptığı uyarılarına, öğütlerine ve daveti olan nizam ile ahlak hükümlerine, yürekten inanıp iman ederler. Mü’minler toplumu ilgilendiren bir konuyu görüşmek üzere Peygamber ile bir araya geldiklerinde, Peygamber gitmelerine izin verinceye kadar da oradan ayrılmazlar.

Ey Peygamber! Oradan ayrılmaya gerçekten mecbur oldukları bir mazereti olup da izin isteyenlerin ayrılmalarına izin ver. Onlar Allah’a ve elçisine yürekten iman etmiş kimselerdendir, onlar için duacı ol.

Allah gerçek mü’minlere karşı çok şefkatli, merhametli ve bağışlayıcıdır.

Nûr 63

1 ayet

لَا تَجْعَلُوا دُعَٓاءَ الرَّسُولِ بَيْنَكُمْ كَدُعَٓاءِ بَعْضِكُمْ بَعْضًاۜ قَدْ يَعْلَمُ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ يَتَسَلَّلُونَ مِنْكُمْ لِوَاذًاۚ فَلْيَحْذَرِ الَّذ۪ينَ يُخَالِفُونَ عَنْ اَمْرِه۪ٓ اَنْ تُص۪يبَهُمْ فِتْنَةٌ اَوْ يُص۪يبَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ ۝٦٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

63Lâ tecʿalû düʿâe-rrasûli beyneküm kedüʿâi baʿḍiküm baʿḍâ. ḳad yaʿlemü-llâhü-lleẕîne yetesellelûne minküm livâẕâ. felyaḥẕeri-lleẕîne yüḫâlifûne ʿan emrih en tüṣîbehüm fitnetün ev yüṣîbehüm ʿaẕâbün elîm.

Ayet 63

Ey mü’minler! Peygamber’in sizi toplantıya davetini, birbirinizin ya da herhangi birinin daveti gibi görmeyin. Peygamber ile toplantı halindeyken aranızdan ondan izin almadan, kimseye sezdirmeden çekip gitmek isteyenleri Allah elbette biliyor. O halde böyleleri dünyada da âhirette de başlarına musibetlerin gelmesinden korksunlar.

İlgili ayetler

Nûr 64

1 ayet

اَلَٓا اِنَّ لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ قَدْ يَعْلَمُ مَٓا اَنْتُمْ عَلَيْهِۜ وَيَوْمَ يُرْجَعُونَ اِلَيْهِ فَيُنَبِّئُهُمْ بِمَا عَمِلُواۜ وَاللّٰهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ ۝٦٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

64Elâ inne lillâhi mâ fi-ssemâvâti velʾarḍ. ḳad yaʿlemü mâ entüm ʿaleyh. veyevme yürceʿûne ileyhi feyünebbiühüm bimâ ʿamilû. vellâhü bikülli şeyʾin ʿalîm.

Ayet 64

İyi bilin ve hiç aklınızdan çıkarmayın ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsinin gerçek sahibi Allah’tır. O, sizin iç yüzünüzü de, hangi yol üzere yaşamak istediğinizi ve yaşamakta olduğunuzu da en iyi bilendir.

Günü gelince herkese, Allah’ın daveti nizam ve ahlaka karşı tutumunun delili olan amel defteri verilerek hak ettikleri karşılıkları gösterilecek. Allah her şeyi hakkıyla bilen, hüküm ve hikmet sahibidir.

Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır.

Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.

Nüzul sırasına göre bu sûreden önce Haşr, sonra Hac indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla