Kur’an Meali ve Tefsiri
سُورَةُ الْمُرْسَلَاتِ مَكِّيَّةٌ آيَاتُهَا ٥٠

Mürselât Sûresi - Mustafa Çevik Meali (Ayetler Konu Bütünlüğü İçinde)

Okunan yer · Ayet 1

Ayette göster
Dinle
Arapça
Sûre hakkındaAdı · Nüzul Zamanı · Konu

Adı: Bu sure, adını birinci ayette geçen “murselât” kelimesinden almıştır.“Gönderilenler” anlamına gelen “el-mürselât” kelimesi ile başladığı için sure bu adı almıştır. Müfessirler, “gönderilenler”den maksadın, âlemin idaresi ile görevli bir kısım melekler veya rüzgârlar yahut peygamberler yahut da Kur’an ayetleri olabileceğini belirtmişlerdir.)

Nüzul Zamanı: Surenin konusundan, Mekke döneminin başlarında nazil olduğu anlaşılmaktadır. Bundan önceki iki sure olan Kıyamet ve Dehr Sureleri ile, sonraki iki sure olan Nebe’ ve Naziat Surelerini birleştirerek okursak, Mürselât da dahil bütün bu surelerin aynı dönemde nazil olduğu sonucuna varırız. Mürselât Suresi, aynı konuyu çeşitli açılardan Mekke’lilerin zihinlerine yerleştirmek istemiştir.

Konu: Bu sure, kıyamet ve ahiretin varlığını ispat etmeyi esas alır. Ayrıca bu gerçekleri inkar ya da ikrar edenlerin sonunun ne olacağı hakkında bilgi verilmektedir. İlk yedi ayette rüzgarlara yemin edilmesi, Kur’an ve Hz. Muhammed’e (s.a) kıyamet hakkında verilen bilginin gerçek olduğuna, bunun yanısıra kıyametin muhakkak vukubulacağına dikkat çekmek içindir. Kıyametin gerçekleşmesinin delili, yeryüzünde hayret verici bir nizam kuran Kadiri Mutlak’ın bundan aciz olmadığıdır. Apaçık hikmete dayanan bu nizam, ahiretin muhakkak gerçekleşeceğine şehadet etmektedir. Çünkü hikmet sahibi olan Allah, hiçbir şeyi maksatsız ve abes yere yaratmaz. Eğer ahiret olmasaydı bütün kainat anlamsız olurdu.

Mekkeliler tekrar tekrar “kıyamet dediğin şeyi getir, ne zaman gelecek?” diyorlardı.

Kur’an, 8. ayetten 15. ayete kadar Mekkelilerin bu talebini zikretmeden, kıyametin bir oyun olmadığını, dolayısıyla her maskaranın isteği ile hemen gerçekleşmeyeceğini belirtmiştir.

Kıyamet günü, bütün insanlığın yaptıklarının ceza ve mükafat günüdür. Bu nedenle Allah belli bir gün tayin etmiştir. O gün, ancak kararlaştırılmış anda gelecektir. Kıyamet günü ile alay eden kafirler, o korkunç olayla karşılaştıklarında dehşete kapılacaklardır. O gün, kıyamet hakkında kendilerine bilgi getiren ancak yalanlanan Rasuller, Allah’ın huzurunda onların sonlarına şehadet edeceklerdir. O zaman kafirler sonlarını, felaketlerini kendi elleriyle hazırlamış olduklarını bileceklerdir.

Kur’an, 16. ayetten 28. ayete kadar sürekli, kıyamet ve ahiretin vuku ve gerekliliği hakkında deliller vermiştir. İnsanlığın doğuşu, tarihçesi ve üzerinde hayat sürdüğü yeryüzünün mahiyeti, kıyametin geleceğine ve ahiretin vukuunun da mümkün olduğuna şehadet etmektedir. Bu, Allah’ın hikmetinin gereğidir. İnsanlık tarihi, çeşitli milletlerin, ahireti inkar ettikleri zaman bozguna uğradıklarına ve helak olduklarına şahittir. Buradan şu anlamı çıkarmak mümkündür. Bir milletin tutumu ahiret inancına ters ise, o milletin durumu, kör bir insanın dikkatsiz şekilde karşıdan gelen trene doğru koşması gibidir. Bu insanın sonu nasıl olacaksa söz konusu milletin de sonu öyle olacaktır. İşte ahiret böyle bir gerçekliktir. Ayrıca bu kainatta sadece tabiat kanunu (Phsical laws) geçerli değil, aynı zamanda ahlâkî kanun da (moral laws) yürürlüktedir. Aslında bu dünyada da ceza ve mükafaat gerçekleşebilir. Ancak bunun kendiliğinden ve mükemmel bir şekilde vukubulması beklenemez. Bu nedenle, kainatın ahlâkî kanununun gereği olarak, iyilik ve kötülüğün gerçek karşılığının verileceği ahiret olayının gelmesi gerekir. Dünyada bazıları mükafattan mahrum kalmış ya da cezadan kurtulmuşsa bile sonradan adalet gerçekleşmelidir. Onun için ölümden sonra bir hayat daha olmalıdır. Eğer bir kimse aklını tamamen kaybetmedi ise ve ayrıca dünyadaki doğuşunu düşünürse, kendisini hakir bir nutfeden yaratarak mükemmel hale getiren Allah’ın, insanı tekrar diriltmesinin imkanını inkar edemez.

Yaşantısını sürdürdüğünde ölümden sonra parçalarının kaybolacağı da düşünülemez. Çünkü insanın bütün parçaları toprakta mevcuttur. Aynı toprağın hazinesinden vücut bulur, gelişir, büyür ve sonunda yine toprağın bir parçası olarak geri döner. Onu ilk olarak bu toprağın hazinesinden yaratan Allah, tekrar topraktan diriltmeye nasıl kadir olamaz?

İnsan eğer Allah’ın kudretini düşünürse bu gerçeği inkar edemez.

Yeryüzünde insana bazı yetkiler verilmesini ve bu yetkileri doğru ya da yanlış kullanımının sonunda bir hesap vermesi gerektiğini hikmetle düşünse bu gerçeği inkar edemez. Çünkü yaptıklarının karşılıksız bırakılması hikmete aykırıdır.

Bundan sonra, 28. ayetten 40’a kadar ahireti inkar edenlerin durumu; 41. ayetten 45.’e kadar da sonlarını düzeltmek için gayret gösteren, fikir, akide, amel, yaşayış ve karakterlerini kötülükten uzak tutan, bu dünyada ne kadar yararlı olursa olsun eğer ahiretine zarar verecekse bu tür bir işten uzak duran iman ehlinin durumu açıklanmıştır.

Sonunda ahireti inkar edenlere, Allah’a itaat etmekten yüz çevirenlere; bu geçici dünyayı kendilerine eğlence edinebilecekleri, ama sonlarının çok korkunç olacağı ikaz edilmiştir.

Söze, Kur’an’dan hidayet almayan bir kimseye bu dünyada hiçbir şeyin doğru yolu gösteremeyeceği ile son verilmiştir.

Birlikte anlatılan ayetler gruplar hâlinde: her grubun Arapçası, okunuşu ve meali bir arada. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla

Mürselât 1–14

14 ayet

وَالْمُرْسَلَاتِ عُرْفًاۙ ۝١ فَالْعَاصِفَاتِ عَصْفًاۙ ۝٢ وَالنَّاشِرَاتِ نَشْرًاۙ ۝٣ فَالْفَارِقَاتِ فَرْقًاۙ ۝٤ فَالْمُلْقِيَاتِ ذِكْرًاۙ ۝٥ عُذْرًا اَوْ نُذْرًاۙ ۝٦ اِنَّمَا تُوعَدُونَ لَوَاقِعٌۜ ۝٧ فَاِذَا النُّجُومُ طُمِسَتْۙ ۝٨ وَاِذَا السَّمَٓاءُ فُرِجَتْۙ ۝٩ وَاِذَا الْجِبَالُ نُسِفَتْۙ ۝١٠ وَاِذَا الرُّسُلُ اُقِّتَتْۜ ۝١١ لِاَيِّ يَوْمٍ اُجِّلَتْۜ ۝١٢ لِيَوْمِ الْفَصْلِۚ ۝١٣ وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا يَوْمُ الْفَصْلِۜ ۝١٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

1Velmürselâti ʿurfâ.

Okunuş

2Felʿâṣifâti ʿaṣfâ.

Okunuş

3Vennâşirâti neşrâ.

Okunuş

4Felfâriḳâti ferḳâ.

Okunuş

5Felmülḳiyâti ẕikrâ.

Okunuş

6Uẕran ev nüẕrâ.

Okunuş

7İnnemâ tûʿadûne levâḳi.

Okunuş

8Feiẕe-nnücûmü ṭumiset.

Okunuş

9Veiẕe-ssemâü füricet.

Okunuş

10Veiẕe-lcibâlü nüsifet.

Okunuş

11Veiẕe-rrusülü üḳḳitet.

Okunuş

12Lieyyi yevmin üccilet.

Okunuş

13Liyevmi-lfaṣl.

Okunuş

14Vemâ edrâke mâ yevmü-lfaṣl.

Ayet 1–14

Allah’ın peş peşe gönderip yanlışı ortadan kaldırıp, doğruyu ikame edip yayan, hak ile bâtılı ayıran, öğüt ve uyarılar içeren âyetlerine ve onları getiren meleklere andolsun ki, size vadedilen Son Saat mutlaka gelip çatacaktır.

İşte O Gün gelip çattığında yıldızlar sönecek, gök yarılacak, dağlar un ufak olup dağılacak. Peygamberler de toplumları için şahitlik etmek üzere bir araya getirilecek. O Günün nasıl bir gün olduğunu ve zamanını siz nereden bileceksiniz? İşte bunların hepsi Son Saat’in ardından, Hesap Günü gerçekleşecek. Elbette birçoğunuz, uyarıldığınız Hesap Günü’nün önemini ancak O Gün anlarsınız.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

2İbrahim 18Kehf 45

İlgili ayetler

4Bakara 185

İlgili ayetler

6Tevbe 124İbrahim 44

İlgili ayetler

7A’raf 53Zümer 71

İlgili ayetler

8Tekvîr 2İnfitâr 2

İlgili ayetler

11İsrâ 71Zümer 69

İlgili ayetler

12En’am 2A’raf 187

İlgili ayetler

13Nebe’ 1Nebe’ 17

Mürselât 15–19

5 ayet

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ ۝١٥ اَلَمْ نُهْلِكِ الْاَوَّل۪ينَۜ ۝١٦ ثُمَّ نُتْبِعُهُمُ الْاٰخِر۪ينَ ۝١٧ كَذٰلِكَ نَفْعَلُ بِالْمُجْرِم۪ينَ ۝١٨ وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ ۝١٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

15Veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.

Okunuş

16Elem nühliki-lʾevvelîn.

Okunuş

17Ŝümme nütbiʿuhümü-lʾâḫirîn.

Okunuş

18Keẕâlike nefʿalü bilmücrimîn.

Okunuş

19Veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.

Ayet 15–19

Dünya hayatında, bu gerçekle karşılaşacakları uyarısı yapıldığı halde, dikkate almayıp yalan sayan ve hayatı Allah’ın Rabliği ve ilahlığını örterek, kendi keyfî istekleri doğrultusunda yaşayanların O Gün vay haline!

Biz bunlardan önce de gerçeği yalanlayıp yok sayanları helak ettik, onlardan sonra gelen takipçilerini de aynı akıbete uğratacağız. Allah’ın davetinden yüz çevirip azaba müstahak olanların O Gün vay haline.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

15En’am 29Duhân 35

İlgili ayetler

19Hûd 7Ra’d 5

Mürselât 20–24

5 ayet

اَلَمْ نَخْلُقْكُمْ مِنْ مَٓاءٍ مَه۪ينٍۙ ۝٢٠ فَجَعَلْنَاهُ ف۪ي قَرَارٍ مَك۪ينٍۙ ۝٢١ اِلٰى قَدَرٍ مَعْلُومٍۙ ۝٢٢ فَقَدَرْنَاۗ فَنِعْمَ الْقَادِرُونَ ۝٢٣ وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ ۝٢٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

20Elem naḫlukküm mim mâim mehîn.

Okunuş

21Feceʿalnâhü fî ḳarârim mekîn.

Okunuş

22İlâ ḳaderim maʿlûm.

Okunuş

23Feḳadernâ. feniʿme-lḳâdirûn.

Okunuş

24Veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.

Ayet 20–24

Sizin yaratılışınızı basit bir sıvıdan başlatıp, önceden belirlediğimiz bir süreliğine annenizin karnında koruyup, geliştirerek nimetlerle donattık. Bütün bunları ilim ve kudretimizle gerçekleştirdik. Buna şahit olmasına rağmen Allah’ın daveti hayat tarzını inkâr edenlerin Kıyamet Günü vay haline.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

21Enbiyâ 30Mü’min 67

İlgili ayetler

22Lokman 14Ahkaf 15

İlgili ayetler

24Furkan 11Şûrâ 18

Mürselât 25–28

4 ayet

اَلَمْ نَجْعَلِ الْاَرْضَ كِفَاتًاۙ ۝٢٥ اَحْيَٓاءً وَاَمْوَاتًاۙ ۝٢٦ وَجَعَلْنَا ف۪يهَا رَوَاسِيَ شَامِخَاتٍ وَاَسْقَيْنَاكُمْ مَٓاءً فُرَاتًاۜ ۝٢٧ وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ ۝٢٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

25Elem necʿali-lʾarḍa kifâtâ.

Okunuş

26Aḥyâev veemvâtâ.

Okunuş

27Veceʿalnâ fîhâ ravâsiye şâmiḫâtiv veesḳaynâküm mâen fürâtâ.

Okunuş

28Veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.

Ayet 25–28

Biz yeryüzünü dirileriniz ve ölüleriniz için toplanma yeri olarak düzenledik. Onun üzerine sağlam, sarsılmaz dağlar yerleştirip, içmeniz için tatlı sular yarattık. Bu mükemmel nizamdan yararlanmasına rağmen, Allah’ın insana önerdiği nizamdan yüz çevirenin O Gün vay haline.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

25Bakara 29Mü’min 64

İlgili ayetler

26A’raf 25Tâhâ 55

İlgili ayetler

27Neml 60Neml 63Lokman 10

İlgili ayetler

28Kehf 32Kehf 43

Mürselât 29–30

2 ayet

اِنْطَلِقُٓوا اِلٰى مَا كُنْتُمْ بِه۪ تُكَذِّبُونَۚ ۝٢٩ اِنْطَلِقُٓوا اِلٰى ظِلٍّ ذ۪ي ثَلٰثِ شُعَبٍۙ ۝٣٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

29İnṭaliḳû ilâ mâ küntüm bihî tükeẕẕibûn.

Okunuş

30İnṭaliḳû ilâ żillin ẕî ŝelâŝi şuʿab.

Ayet 29–30

Dünya hayatlarında Allah’ın davetini kabul etmeyip, Allah’tan başka ilahlar edinerek yaşamış olanlara, Kıyamet Günü, “Uyarılmanıza rağmen, yalan saymanızın bedeli olarak yürüyün bakalım şu uzaktan gördüğünüz boğucu, kara dumanları yükselen üçe ayrılmış cehenneme.” denilecek.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

30İsrâ 97Kehf 29

Mürselât 31–34

4 ayet

لَا ظَل۪يلٍ وَلَا يُغْن۪ي مِنَ اللَّهَبِۜ ۝٣١ اِنَّهَا تَرْم۪ي بِشَرَرٍ كَالْقَصْرِۚ ۝٣٢ كَاَنَّهُ جِمَالَتٌ صُفْرٌۜ ۝٣٣ وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ ۝٣٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

31Lâ żalîliv velâ yugnî mine-lleheb.

Okunuş

32İnnehâ termî bişerarin kelḳaṣr.

Okunuş

33Keennehû cimâlâtün ṣufr.

Okunuş

34Veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.

Ayet 31–34

Ateşten koruyacak hiçbir gölgeliği olmayan ve hurma kütükleri gibi kor haline gelmiş kıvılcımlar saçan cehennemle uyarılmış olmalarına rağmen aklını kullanmamış olanların O Gün vay haline.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

33Nisâ 56Sâd 55Sâd 58

İlgili ayetler

34Câsiye 24Teğabun 7

Mürselât 35–37

3 ayet

هٰذَا يَوْمُ لَا يَنْطِقُونَۙ ۝٣٥ وَلَا يُؤْذَنُ لَهُمْ فَيَعْتَذِرُونَ ۝٣٦ وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ ۝٣٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

35Hâẕâ yevmü lâ yenṭiḳûn.

Okunuş

36Velâ yüʾẕenü lehüm feyaʿteẕirûn.

Okunuş

37Veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.

Ayet 35–37

Peygamberlerin Allah adına yaptıkları daveti reddedip inanmayanlara, Kıyamet Günü, “Bugün bedel ödeme günüdür.” denilip af dilemek için konuşmalarına da izin verilmeyecek... İşte O Gün onların vay haline.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

35Nahl 84Nebe’ 38

İlgili ayetler

37Nahl 38İsrâ 49İsrâ 52

Mürselât 38–40

3 ayet

هٰذَا يَوْمُ الْفَصْلِۚ جَمَعْنَاكُمْ وَالْاَوَّل۪ينَ ۝٣٨ فَاِنْ كَانَ لَكُمْ كَيْدٌ فَك۪يدُونِ ۝٣٩ وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ۟ ۝٤٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

38Hâẕâ yevmü-lfaṣl. cemaʿnâküm velʾevvelîn.

Okunuş

39Fein kâne leküm keydün fekîdûn.

Okunuş

40Veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.

Ayet 38–40

O Gün, gelip geçmiş tüm müşrik ve kâfirlerin bir araya toplandığı gündür. O Gün onlara şöyle seslenilecek: “Hak ettiğiniz bu azaptan kurtulabilmek için bütün gücünüzü ortaya koyun bakalım, faydası olacak mı?” O Gün vay haline gerçekleri yalan sayanların.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

39Enfal 30Neml 47Neml 52

Mürselât 41–45

5 ayet

اِنَّ الْمُتَّق۪ينَ ف۪ي ظِلَالٍ وَعُيُونٍۙ ۝٤١ وَفَوَاكِهَ مِمَّا يَشْتَهُونَۜ ۝٤٢ كُلُوا وَاشْرَبُوا هَن۪ٓيـًٔا بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ ۝٤٣ اِنَّا كَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِن۪ينَ ۝٤٤ وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ ۝٤٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

41İnne-lmütteḳîne fî żilâliv veʿuyûn.

Okunuş

42Vefevâkihe mimmâ yeştehûn.

Okunuş

43Külû veşrabû henîem bimâ küntüm taʿmelûn.

Okunuş

44İnnâ keẕâlike neczi-lmuḥsinîn.

Okunuş

45Veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.

Ayet 41–45

Davet edildikleri yaratılış sebepleri olan Allah merkezli hayat nizamına iman edip onu yaşamak üzere bütün güçleriyle gayret edenlere gelince, Allah onları cennetteki gölgeliklerde, pınar başlarında, canlarının çektiği her türlü nimetlerin içinde olacakları bir hayatla ödüllendirecek ve onlara, “Bunlar dünya hayatınızdaki amellerinize karşılık Rabbinizin ikramıdır.” denilecek. Biz iman edip, salih amel işleyen ihlâslı kullarımızı böyle mükâfatlandırırız. Bu gerçeklere inanmayıp yalan sayanların O Gün vay haline.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

41Ra’d 35İnsân 14

İlgili ayetler

42Muhammed 15Tûr 22Tûr 23

Mürselât 46–47

2 ayet

كُلُوا وَتَمَتَّعُوا قَل۪يلًا اِنَّكُمْ مُجْرِمُونَ ۝٤٦ وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ ۝٤٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

46Külû vetemetteʿû ḳalîlen inneküm mücrimûn.

Okunuş

47Veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.

Ayet 46–47

Ey gerçeğe davetten yüz çevirenler! Cehennemi hak etmiş kimseler olarak bir müddet daha dünya hayatının nimetlerinden yararlanıp sefa sürün bakalım. Bunca uyarıya rağmen yanlışta ısrar edenlerin O Gün vay haline.

İlgili ayetler

Mürselât 48–49

2 ayet

وَاِذَا ق۪يلَ لَهُمُ ارْكَعُوا لَا يَرْكَعُونَ ۝٤٨ وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ ۝٤٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

48Veiẕâ ḳîle lehümü-rkeʿû lâ yerkeʿûn.

Okunuş

49Veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.

Ayet 48–49

Onlara, dünyada “Gelin Allah’ın davetine boyun eğip teslim olun.” denildiğinde, buna yanaşmadılar. Buna yanaşmayanların O Gün vay haline.

İlgili ayetler

Mürselât 50

1 ayet

فَبِاَيِّ حَد۪يثٍ بَعْدَهُ يُؤْمِنُونَ ۝٥٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

50Febieyyi ḥadîŝim baʿdehû yüʾminûn.

Ayet 50

Peki bu müşrik ve kâfirler, Allah’ın Kur’an ile bildirdiği âyetlerden başka hangi söz (hadis)’e inanacaklar?

İlgili ayetler

Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır. Açıklamalı meal, muhtelif meallerin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur.

Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.

Nüzul sırasına göre bu sûreden önce Hümeze, sonra Kaf indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla