Kur’an Meali ve Tefsiri
سُورَةُ النَّبَأِ مَكِّيَّةٌ آيَاتُهَا ٤٠

Nebe’ Sûresi Meali

Okunan yer · Ayet 1

Ayette göster
Dinle
Arapça
Sûre hakkındaAdı · Konu

Adı: Sure, adını, ikinci ayetinde geçen “Büyük Haber” deyiminden almıştır. Surenin muhtevası ve bahsedilen konular da, surenin bu adı almasına neden olmuştur. Nebe’ kelimesinin anlamı “Haber” yani kıyamet ve ahiret gününden haber, demektir.

Konu: Bu surenin konusu da, Mürselat Suresi gibi kıyamet gününün ve ahiret hayatının açıklanarak, ispatlanmasına yöneliktir. Kıyamet gününü ve ahiret hayatını kabul veya inkâr etmenin sonuçlarının, bununla birlikte müminler ve kafirler üzerindeki etkilerinin neler olabileceği hakkında bilgi verilmektedir.

Rasulullah (s.a), Mekke’deki tebliğini üç temel ilkeye dayalı olarak sürdürüyordu:

1) Allah’tan (c.c.) başka ilâh yoktur.

2) Muhammed O’nun kulu ve elçisidir.

3) Dünya fânîdir ve ondan sonra yeni bir hayat başlamaktadır. Bu yeni hayatta gelmiş-geçmiş bütün mahlûkat cismanî olarak diriltilecek, inanç ve davranışlarının karşılığını görecektir. Artık mümin ve salih olanlar için ebedî bir cennet hayatı, kâfirler ve fasık olanlar için ise, ebedî bir cehennem hayatı vardır..

Rasulullah ile Mekkeli müşrikler arasında şiddetli bir çatışma olmasının temelinde, işte bu üç neden yatmaktaydı.

Birinci husus, çatışmaya neden teşkil ediyordu, çünkü Mekkeliler Allah’a (c.c.) inanıyorlar ve Allah’ı (c.c.) Yüce Yaratıcı, Rızk Verici olarak da kabul ediyorlardı.

Ancak Mekkelilerin taptıkları diğer tanrıların, Allah’ın (c.c.) kudreti dışında işgal ettikleri mevkî ve yetkilerinin sınırları, ihtilafın merkezini oluşturuyordu.

İkincisi, Hz. Muhammed’i (s.a.) Allah’ın (c.c.) gönderdiği bir rasûl olarak kabul etmiyorlardı. Fakat Mekkeliler aynı zamanda biliyorlardı ki, Muhammed onların arasında risaletinden önce 40 yıl geçirmiş ve kendi çıkarları sözkonusu olsa bile, hiçbir zaman yalan söylememişti. Ayrıca Mekkeliler, feraset sahibi, dürüst ve üstün ahlâk timsali olarak tanıdıkları Muhammed’in peygamberliğini inkâr ediyorlarsa da, şu problemin kafalarında bir istifham oluşturmasına engel olamıyorlardı. Muhammed gibi dürüstlük, doğruluk ve sadakat timsali olan biri, nasıl olur da böyle bir konuda yalan söyleyebilirdi? İşte bu nedenden ötürüdür ki, Hz. Muhammed’e (s.a) karşı yalan, iftira ve binlerce hile ile aleyhinde propaganda yapan bu insanlar, risaletin dışında kalan sahalarda onu dürüst kabul etmek zorunda kalıyorlardı.

Üçüncü husus (Kıyamet ve Hesap gününü) kabul etmek, Mekkelilere ilk iki hususu kabul etmekten daha güç geliyordu. Mekkeli müşrikler bu ‘haber’i, yani ölümden sonra dirilişi, bir hikaye olarak değerlendiriyorlar ve bunun akla aykırı, imkansız bir şey olduğunu söylüyorlardı. ‘Çürüyen vücudumuz toz olduktan sonra tekrar mı dirilecek?” gibi sorular ile Hz. Muhammed’e karşı bir iftira kampanyası açarak, söylenti çıkarıyorlar ve bu hususu her yerde alay konusu yapıyorlardı. Ancak herşeye rağmen Hz. Muhammed, (s.a.) Mekkelileri İslâm’a davet ederken, onları ölümden sonra dirilişe ve Ahiret’e inandırmak zorundaydı. Bir insanın, bu esasa inanmadan Hak ve Bâtıl konusundaki düşüncelerinde ciddi bir değişiklik olması beklenemez. Çünkü bu esasa iman, hayr ve şerr’i anlamada bir ölçüdür. Yine bu esasa iman etmeden, maddeci düşüncenin boyunduruklarından kurtulmadan İslâm’a girmek mümkün değildir. Bu nedenden ötürü Mekke’de nazil olan sureler, ekserî ahiret düşüncesini işlemiştir. Aynı zamanda böyle bir tarz-ı istidlâl, tevhid anlayışını zihinlere yerleştirirken, kısaca Hz. Muhammed’in (s.a) risaletini ve Kur’an’ın gerçekliğini de anlatmış oluyordu.

Bu dönemde nâzil olan surelerin, ahiret konusunu niçin sürekli tekrar ettiğini anladıktan sonra, bu surenin muhtevası üzerinde biraz duralım.

Nebe’ Suresi’nin başında, ilk olarak ahiret haberinden söz edilmiştir.

Çünkü Mekke’nin her yerinde, her evde ve her mecliste bu haber hakkında konuşuluyordu. Bu konuşmalar üzerine Allah (c.c) şöyle buyurdu;

“Biz yeryüzünü bir beşik yapmadık mı? Dağları birer kazık? Ve sizi çift çift yarattık. Uykunuzu bir dinlenme, geceyi de bir örtü kıldık.”

İnsan gündüzleri çalıştıktan sonra, geceleri dinlenmek zorunda değil midir? Geceye gündüz eklenmemiş midir? Öyle ki, birbirlerini sürekli takip etmektedirler. Gökyüzünün nasıl bir düzen içinde kaim olduğunu görmüyor musunuz? Güneşi size ışık ve ısı vermesi için aracı kıldık. Bulutları gönderdik ki, size yağmur getirsin ve onunla, bitkilerle, ağaçlarla bezenmiş bahçeler oluşsun. Bütün bunları yaratan kudret sahibi Allah’ın (c.c), Kıyamet ve Ahiret günü sizi diriltip, hesaba çekmekten aciz olabileceğini nasıl düşünebilirsiniz? Mükemmel bir şekilde yaratılmış bulunan bir nizamın, nasıl devam etmekte olduğunu akletmiyor musunuz? Böyle bir nizamın, bir gayeye yönelik olmaması mümkün mü? Bundan daha boş ve daha anlamsız bir düşünce olabilir mi? Yaşadığı arz üzerinde, kendine geniş bir muhtariyet verilmiş olan insanoğlu, belli bir süre yaşayacak ve hayatı son bulduktan sonra, yaptıklarının karşılığını görmeyecek midir?

Bütün bu delillerden sonra açıkça belli olmuştur ki; kuşkusuz birgün İlâhî Adalet’in yerini bulması için mahkeme kurulacak ve Sûr’a son kez üfürüldüğünde herkes, heryerden hesap vermek üzere bölük bölük huzura geleceklerdir. İşte o zaman siz insanların iman edip-etmemesi hiç farketmeyecektir. Çünkü şimdi size verilen bu haberin gerçekliğine o gün bizzat kendiniz şahit olacaksınız.

Daha sonra surenin 21. ve 30. ayetleri arasında, Kıyamet gününü inkâr ederek, hesab vereceklerine inanmayan insanların, bütün davranışlarının tüm ayrıntılarıyla kaydedildiği ve cehennemin de tuzak kurmuş olarak, onları nasıl beklediği anlatılmaktadır. Onlar orada amellerinin tam karşılığını göreceklerdir. 31. ayetten 36. ayete kadar ise, iman edenler için verilen “müjde”nin nitelikleri açıklanmıştır. Müminler bu dünyada sorumluluklarını bilerek ve kıyamet gününü dikkate alarak, davranışlarını düzenledikleri için, ‘en güzel mükâfat’ ile ödüllendirileceklerdir. Ayrıca müminler mükâfat olarak, sadece amellerinin karşılığını değil, daha fazlasını da göreceklerdir.

Surenin son bölümünde Allah (c.c), Kıyamet gününün manzarasını tasvir etmiştir. O gün Yüce Allah’ın (c.c.) huzurunda, hiç kimse kendinde konuşma cesareti bulamayacaktır. Ancak şefaat edebilmeleri için, Allah’ın (c.c.) kendilerine izin verdikleri kimseler müstesna. Şefaat izni olanlar da istedikleri şekilde şefaat edebilme hakkına sahip olamayacaklardır. Çünkü şefaat; iman ettiği halde, günahkâr olan kimseler içindir, asi ve inkârcılar için değil.

Sure Allah’ın (c.c.) şu buyrukları ile tamamlanıyor; Size hakkında haber verilen o gün kuşkusuz gelecektir ve çok uzak da değildir. Artık dileyen Allah’a (c.c.) iman etsin ve ahiret için davranışlarını düzeltsin. Eğer insanoğlu, davranışlarını düzeltmez ve inkârında ısrar ederse, Kıyamet günü amelleri önüne serildiğinde şöyle diyecektir; “Ah! Keşke bu dünyaya gelmemiş olsaydım.” Halbuki bugün insanoğlu, dünyanın peşinden büyülenmişçesine koşmaktadır.

Her ayet ayrı satırda; okunuşu, meali ve açıklaması altında. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla

Ayet 1–5

5 ayet

Nebe’ 1

Nebe’ 2

Nebe’ 3

Nebe’ 4

Nebe’ 5

عَمَّ يَتَسَٓاءَلُونَۚ ۝١ عَنِ النَّبَاِ الْعَظ۪يمِۙ ۝٢ اَلَّذ۪ي هُمْ ف۪يهِ مُخْتَلِفُونَۜ ۝٣ كَلَّا سَيَعْلَمُونَۙ ۝٤ ثُمَّ كَلَّا سَيَعْلَمُونَ ۝٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

1Amme yetesâelûn.

Okunuş

2Ani-nnebei-lʿażîm.

Okunuş

3Elleẕî hüm fîhi muḫtelifûn.

Okunuş

4Kellâ seyaʿlemûn.

Okunuş

5Ŝümme kellâ seyaʿlemûn.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

1Onlar birbirlerine neyi sorup duruyorlar?

Türkçe Meal

2O büyük haberi (Kuran’ı) mı?

Türkçe Meal

3Oysa ki onlar bu (Kuran) hakkında farklı görüşlere sahipler.

Türkçe Meal

4Çok yakında bu gerçeği öğrenecekler.

Türkçe Meal

5Evet gerçekten bir gün öğrenecekler.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

1Hûd 13Hûd 14

İlgili ayetler

2Sâd 67

İlgili ayetler

5A’raf 53Yâsîn 52

Ayet 6–16

11 ayet

Nebe’ 6

Nebe’ 7

Nebe’ 8

Nebe’ 9

Nebe’ 10

Nebe’ 11

Nebe’ 12

Nebe’ 13

Nebe’ 14

Nebe’ 15

Nebe’ 16

اَلَمْ نَجْعَلِ الْاَرْضَ مِهَادًاۙ ۝٦ وَالْجِبَالَ اَوْتَادًاۖ ۝٧ وَخَلَقْنَاكُمْ اَزْوَاجًاۙ ۝٨ وَجَعَلْنَا نَوْمَكُمْ سُبَاتًاۙ ۝٩ وَجَعَلْنَا الَّيْلَ لِبَاسًاۙ ۝١٠ وَجَعَلْنَا النَّهَارَ مَعَاشًاۖ ۝١١ وَبَنَيْنَا فَوْقَكُمْ سَبْعًا شِدَادًاۙ ۝١٢ وَجَعَلْنَا سِرَاجًا وَهَّاجًاۖ ۝١٣ وَاَنْزَلْنَا مِنَ الْمُعْصِرَاتِ مَٓاءً ثَجَّاجًاۙ ۝١٤ لِنُخْرِجَ بِه۪ حَبًّا وَنَبَاتًاۙ ۝١٥ وَجَنَّاتٍ اَلْفَافًاۜ ۝١٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

6Elem necʿali-lʾarḍa mihâdâ.

Okunuş

7Velcibâle evtâdâ.

Okunuş

8Veḫalaḳnâküm ezvâcâ.

Okunuş

9Veceʿalnâ nevmeküm sübâtâ.

Okunuş

10Veceʿalne-lleyle libâsâ.

Okunuş

11Veceʿalne-nnehâra meʿâşâ.

Okunuş

12Vebeneynâ fevḳaküm sebʿan şidâdâ.

Okunuş

13Veceʿalnâ sirâcev vehhâcâ.

Okunuş

14Veenzelnâ mine-lmüʿṣirâti mâen ŝeccâcâ.

Okunuş

15Linuḫrice bihî ḥabbev venebâtâ.

Okunuş

16Vecennâtin elfâfâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

6Biz yeryüzünü sizin için yaşam alanı yapmadık mı?

Türkçe Meal

7Dağları da birer kazık gibi çakmadık mı?

Türkçe Meal

8Sizi de çiftler halinde yaratmadık mı?

Türkçe Meal

9Uykuyu da sizin için dinlenme vesilesi kılmadık mı?

Türkçe Meal

10Geceyi de üstünüze bir örtü yapmadık mı?

Türkçe Meal

11Gündüzü de geçim zamanı kılmadık mı?

Türkçe Meal

12Üstünüze de sapasağlam yedi kat gök bina etmedik mi?

Türkçe Meal

13Güneşi de oraya ışık saçan bir kandil olarak asmadık mı?

Türkçe Meal

14Yağmur yüklü bulutlardan şarıl şarıl sular indirmedik mi?

Türkçe Meal

15Bu yağmurla tahılları ve bitkileri yetiştirmedik mi?

Türkçe Meal

16Bitkileri birbirine dolaşmış salkım saçak bahçeleri meydana getirmedik mi?

İlgili ayetler

İlgili ayetler

8Nisâ 1Rum 21

İlgili ayetler

9En’am 96Yunus 67

İlgili ayetler

11İbrahim 33Rum 23

İlgili ayetler

12A’raf 54Hadîd 4

İlgili ayetler

13Furkan 61Mülk 5

İlgili ayetler

14A’raf 57Rum 48

İlgili ayetler

15Ra’d 4İbrahim 32

Ayet 17–30

14 ayet

Nebe’ 17

Nebe’ 18

Nebe’ 19

Nebe’ 20

Nebe’ 21

Nebe’ 22

Nebe’ 23

Nebe’ 24

Nebe’ 25

Nebe’ 26

Nebe’ 27

Nebe’ 28

Nebe’ 29

Nebe’ 30

اِنَّ يَوْمَ الْفَصْلِ كَانَ م۪يقَاتًاۙ ۝١٧ يَوْمَ يُنْفَخُ فِي الصُّورِ فَتَاْتُونَ اَفْوَاجًاۙ ۝١٨ وَفُتِحَتِ السَّمَٓاءُ فَكَانَتْ اَبْوَابًاۙ ۝١٩ وَسُيِّرَتِ الْجِبَالُ فَكَانَتْ سَرَابًاۜ ۝٢٠ اِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتْ مِرْصَادًاۙ ۝٢١ لِلطَّاغ۪ينَ مَاٰبًاۙ ۝٢٢ لَابِث۪ينَ ف۪يهَٓا اَحْقَابًاۚ ۝٢٣ لَا يَذُوقُونَ ف۪يهَا بَرْدًا وَلَا شَرَابًاۙ ۝٢٤ اِلَّا حَم۪يمًا وَغَسَّاقًاۙ ۝٢٥ جَزَٓاءً وِفَاقًا ۝٢٦ اِنَّهُمْ كَانُوا لَا يَرْجُونَ حِسَابًاۙ ۝٢٧ وَكَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا كِذَّابًاۜ ۝٢٨ وَكُلَّ شَيْءٍ اَحْصَيْنَاهُ كِتَابًا ۝٢٩ فَذُوقُوا فَلَنْ نَز۪يدَكُمْ اِلَّا عَذَابًا۟ ۝٣٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

17İnne yevme-lfaṣli kâne mîḳâtâ.

Okunuş

18Yevme yünfeḫu fi-ṣṣûri feteʾtûne efvâcâ.

Okunuş

19Vefütiḥati-ssemâü fekânet ebvâbâ.

Okunuş

20Vesüyyirati-lcibâlü fekânet serâbâ.

Okunuş

21İnne cehenneme kânet mirṣâdâ.

Okunuş

22Liṭṭâgîne meâbâ.

Okunuş

23Lâbiŝîne fîhâ aḥḳâbâ.

Okunuş

24Lâ yeẕûḳûne fîhâ berdev velâ şerâbâ.

Okunuş

25İllâ ḥamîmev vegassâḳâ.

Okunuş

26Cezâev vifâḳâ.

Okunuş

27İnnehüm kânû lâ yercûne ḥisâbâ.

Okunuş

28Vekeẕẕebû biâyâtinâ kiẕẕâbâ.

Okunuş

29Vekülle şeyʾin aḥṣaynâhü kitâbâ.

Okunuş

30Feẕûḳû felen nezîdeküm illâ ʿaẕâbâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

17Hiç şüpheniz olmasın ki ayrışma gününün vakti de belirlenmiştir.

Türkçe Meal

18O gün sura üflenecek ve siz bölük bölük Allah’ın huzuruna geleceksiniz.

Türkçe Meal

19O gün gök yarılıp açılacak ve orada bir takım kapılar oluşacak.

Türkçe Meal

20Dağlar yürütülecek ve bir seraba dönüşecek.

Türkçe Meal

21İşte o zaman cehennem beklemeye başlayacak.

Türkçe Meal

22Azgınların son varış yeri orası olacak.

Türkçe Meal

23Orada çağlar boyu kalacaklar.

Türkçe Meal

242Orada ne serinlik bulacaklar ne de içecek bir şey.

Türkçe Meal

25Tadacakları tek şey kaynar su ve irin olacak.

Türkçe Meal

26Tam da onlara uygun bir ceza!

Türkçe Meal

27Çünkü onlar, Allah’ın huzurundaki mahkemeyi hesaba katmıyorlardı.

Türkçe Meal

28Ayetlerimize olanca güçleriyle saldırıyorlardı.

Türkçe Meal

29Biz ise her şeyi birer birer kaydediyorduk.

Türkçe Meal

30Şimdi tadın bakalım bu azabı. Bizim yapacağımız tek şey sizin azabınızı arttırmak.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

17En’am 2A’raf 187

İlgili ayetler

18Zümer 68Zilzâl 6

İlgili ayetler

19Furkan 25

İlgili ayetler

21Şuarâ 91Kaf 30

İlgili ayetler

25En’am 70Kehf 29

İlgili ayetler

26Âl-i İmran 106Secde 14

İlgili ayetler

28A’raf 51Zümer 71

İlgili ayetler

29Kehf 49Kaf 17Mücadele 6

Ayet 31–36

6 ayet

Nebe’ 31

Nebe’ 32

Nebe’ 33

Nebe’ 34

Nebe’ 35

Nebe’ 36

اِنَّ لِلْمُتَّق۪ينَ مَفَازًاۙ ۝٣١ حَدَٓائِقَ وَاَعْنَابًاۙ ۝٣٢ وَكَوَاعِبَ اَتْرَابًاۙ ۝٣٣ وَكَاْسًا دِهَاقًاۜ ۝٣٤ لَا يَسْمَعُونَ ف۪يهَا لَغْوًا وَلَا كِذَّابًاۚ ۝٣٥ جَزَٓاءً مِنْ رَبِّكَ عَطَٓاءً حِسَابًاۙ ۝٣٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

31İnne lilmütteḳîne mefâzâ.

Okunuş

32Ḥadâiḳa veaʿnâbâ.

Okunuş

33Vekevâʿibe etrâbâ.

Okunuş

34Vekeʾsen dihâḳâ.

Okunuş

35Lâ yesmeʿûne fîhâ lagvev velâ kiẕẕâbâ.

Okunuş

36Cezâem mir rabbike ʿaṭâen ḥisâbâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

31Allah’a karşı gelmekten sakınanları ise mutluluk yurdu bekliyor.

Türkçe Meal

32Yemyeşil bahçeler ve bağlar.

Türkçe Meal

33Yeni tomurcuklanmış taptaze meyveler.

Türkçe Meal

34Dolu dolu kâseler.

Türkçe Meal

35Onlar orada ne boş bir lakırdı ne de yalan bir söz duyacaklar.

Türkçe Meal

36Rabbinden cömertçe bağışlanmış bir mükâfat olarak.

Ayet 37–39

3 ayet

Nebe’ 37

Nebe’ 38

Nebe’ 39

رَبِّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَاۙ الرَّحْمٰنِ لَا يَمْلِكُونَ مِنْهُ خِطَابًاۙ ۝٣٧ يَوْمَ يَقُومُ الرُّوحُ وَالْمَلٰٓئِكَةُ صَفًّاۜ لَا يَتَكَلَّمُونَ اِلَّا مَنْ اَذِنَ لَهُ الرَّحْمٰنُ وَقَالَ صَوَابًا ۝٣٨ ذٰلِكَ الْيَوْمُ الْحَقُّۚ فَمَنْ شَٓاءَ اتَّخَذَ اِلٰى رَبِّه۪ مَاٰبًا ۝٣٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

37Rabbi-ssemâvâti velʾarḍi vemâ beynehüme-rraḥmâni lâ yemlikûne minhü ḫiṭâbâ.

Okunuş

38Yevme yeḳûmü-rrûḥu velmelâiketü ṣaffâ. lâ yetekellemûne illâ men eẕine lehü-rraḥmânü veḳâle ṣavâbâ.

Okunuş

39Ẕâlike-lyevmü-lḥaḳḳ. femen şâe-tteḫaẕe ilâ rabbihî meâbâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

37Göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbi olan Rahman’dan. O’nun huzurunda hiç kimse konuşma cüreti gösteremez.

Türkçe Meal

38Evet o gün Ruh ve diğer melekler onun huzurunda saf saf dizilirler, gerçekleri söylemek şartıyla Rahman’ın kendisine izin verdiği kişiler konuşabilir.

Türkçe Meal

39İşte bu, gerçekleşmesi kaçınılmaz bir gündür. Artık dileyen Rabbine varan yolu tutar.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

37Hûd 105

İlgili ayetler

38Sebe’ 23

Ayet 40

1 ayet

Nebe’ 40

اِنَّٓا اَنْذَرْنَاكُمْ عَذَابًا قَر۪يبًاۚ يَوْمَ يَنْظُرُ الْمَرْءُ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ وَيَقُولُ الْكَافِرُ يَا لَيْتَن۪ي كُنْتُ تُرَابًا ۝٤٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

40İnnâ enẕernâküm ʿaẕâben ḳarîbâ. yevme yenżuru-lmerü mâ ḳaddemet yedâhü veyeḳûlü-lkâfiru yâ leytenî küntü türâbâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

40Şüphesiz biz, sizi çok yakın bir azaba karşı uyarıyoruz. Zira o gün, kişi yapıp ettikleri karşısına çıktığını görecek işte o zaman kâfir kişi; “Eyvahlar olsun bana, keşke toprak olsaydım! Diyecek.

İlgili ayetler

Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır.

Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.

Nüzul sırasına göre bu sûreden önce Meâric, sonra Nâzi’ât indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla