Her ayet ayrı satırda; okunuşu, meali ve açıklaması altında. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıylaAyet 1–3
3 ayetİnsân 1
İnsân 2
İnsân 3
هَلْ اَتٰى عَلَى الْاِنْسَانِ ح۪ينٌ مِنَ الدَّهْرِ لَمْ يَكُنْ شَيْـًٔا مَذْكُورًا ١ اِنَّا خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ مِنْ نُطْفَةٍ اَمْشَاجٍۗ نَبْتَل۪يهِ فَجَعَلْنَاهُ سَم۪يعًا بَص۪يرًا ٢ اِنَّا هَدَيْنَاهُ السَّب۪يلَ اِمَّا شَاكِرًا وَاِمَّا كَفُورًا ٣
Mushaf
Okunuş
1Hel etâ ʿale-lʾinsâni ḥînüm mine-ddehri lem yekün şeyʾem meẕkûrâ.
2İnnâ ḫalaḳne-lʾinsâne min nuṭfetin emşâc. nebtelîhi feceʿalnâhü semîʿam beṣîrâ.
3İnnâ hedeynâhü-ssebîle immâ şâkirav veimmâ kefûrâ.
Türkçe Meal
1İnsan, henüz anılmaya değer bir varlık değilken üzerinden çok uzun bir süre geçmedi mi?
2Biz, insanı katışık bir damladan/spermden yarattık. Onu sınava tabi tutmayı diledik ve onu hakkı duyabilen, görebilen ve anlayabilen bir varlık yaptık.
3Biz ona bir de doğru yolu gösterdik. Artık insan ya bu nimetlerin hakkını verir veya ona nankörlük eder kâfir olur.
Ayet 4
1 ayetİnsân 4
اِنَّٓا اَعْتَدْنَا لِلْكَافِر۪ينَ سَلَاسِلَا۬ وَاَغْلَالًا وَسَع۪يرًا ٤
Mushaf
Ayet 5–19
15 ayetİnsân 5
İnsân 6
İnsân 7
İnsân 8
İnsân 9
İnsân 10
İnsân 11
İnsân 12
İnsân 13
İnsân 14
İnsân 15
İnsân 16
İnsân 17
İnsân 18
İnsân 19
اِنَّ الْاَبْرَارَ يَشْرَبُونَ مِنْ كَاْسٍ كَانَ مِزَاجُهَا كَافُورًاۚ ٥ عَيْنًا يَشْرَبُ بِهَا عِبَادُ اللّٰهِ يُفَجِّرُونَهَا تَفْج۪يرًا ٦ يُوفُونَ بِالنَّذْرِ وَيَخَافُونَ يَوْمًا كَانَ شَرُّهُ مُسْتَط۪يرًا ٧ وَيُطْعِمُونَ الطَّعَامَ عَلٰى حُبِّه۪ مِسْك۪ينًا وَيَت۪يمًا وَاَس۪يرًا ٨ اِنَّمَا نُطْعِمُكُمْ لِوَجْهِ اللّٰهِ لَا نُر۪يدُ مِنْكُمْ جَزَٓاءً وَلَا شُكُورًا ٩ اِنَّا نَخَافُ مِنْ رَبِّنَا يَوْمًا عَبُوسًا قَمْطَر۪يرًا ١٠ فَوَقٰيهُمُ اللّٰهُ شَرَّ ذٰلِكَ الْيَوْمِ وَلَقّٰيهُمْ نَضْرَةً وَسُرُورًاۚ ١١ وَجَزٰيهُمْ بِمَا صَبَرُوا جَنَّةً وَحَر۪يرًاۙ ١٢ مُتَّكِـ۪ٔينَ ف۪يهَا عَلَى الْاَرَٓائِكِۚ لَا يَرَوْنَ ف۪يهَا شَمْسًا وَلَا زَمْهَر۪يرًاۚ ١٣ وَدَانِيَةً عَلَيْهِمْ ظِلَالُهَا وَذُلِّلَتْ قُطُوفُهَا تَذْل۪يلًا ١٤ وَيُطَافُ عَلَيْهِمْ بِاٰنِيَةٍ مِنْ فِضَّةٍ وَاَكْوَابٍ كَانَتْ قَوَار۪يرَاۙ ١٥ قَوَار۪يرَ مِنْ فِضَّةٍ قَدَّرُوهَا تَقْد۪يرًا ١٦ وَيُسْقَوْنَ ف۪يهَا كَاْسًا كَانَ مِزَاجُهَا زَنْجَب۪يلًاۚ ١٧ عَيْنًا ف۪يهَا تُسَمّٰى سَلْسَب۪يلًا ١٨ وَيَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَانٌ مُخَلَّدُونَۚ اِذَا رَاَيْتَهُمْ حَسِبْتَهُمْ لُؤْلُؤً۬ا مَنْثُورًا ١٩
Mushaf
Okunuş
5İnne-lʾebrâra yeşrabûne min keʾsin kâne mizâcühâ kâfûrâ.
6Ayney yeşrabü bihâ ʿibâdü-llâhi yüfeccirûnehâ tefcîrâ.
7Yûfûne binneẕri veyeḫâfûne yevmen kâne şerruhû müsteṭîrâ.
8Veyuṭʿimûne-ṭṭaʿâme ʿalâ ḥubbihî miskînev veyetîmev veesîrâ.
9İnnemâ nuṭʿimüküm livechi-llâhi lâ nürîdü minküm cezâev velâ şükûrâ.
10İnnâ neḫâfü mir rabbinâ yevmen ʿabûsen ḳamṭarîrâ.
11Feveḳâhümü-llâhü şerra ẕâlike-lyevmi veleḳḳâhüm naḍratev vesürûrâ.
12Vecezâhüm bimâ ṣaberû cennetev veḥarîrâ.
13Müttekiîne fîhâ ʿale-lʾerâik. lâ yeravne fîhâ şemsev velâ zemherîrâ.
14Vedâniyeten ʿaleyhim żilâlühâ veẕüllilet ḳuṭûfühâ teẕlîlâ.
15Veyüṭâfü ʿaleyhim biâniyetim min fiḍḍativ veekvâbin kânet ḳavârîrâ.
16Ḳavârîrae min fiḍḍatin ḳadderûhâ taḳdîrâ.
17Veyüsḳavne fîhâ keʾsen kâne mizâcühâ zencebîlâ.
18Aynen fîhâ tüsemmâ selsebîlâ.
19Veyeṭûfü ʿaleyhim vildânüm müḫalledûn. iẕâ raeytehüm ḥasibtehüm lüʾlüem menŝûrâ.
Türkçe Meal
5Nimetlerin hakkını veren iyiler, içine kâfur katılmış kâseden içecekler.
6Bu öyle bir kaynaktır ki Allah’ın has kulları ondan kana kana içerler.
7Onlar Allah’a verdikleri sözlerini ve adaklarının gereğini yerine getirirler ve dehşeti her tarafı kaplayacak olan günden korkarlar.
8Onlar kendileri muhtaç olduğu halde yoksulu, yetimi ve esiri doyururlar.
9Ve “Biz, sizi sadece Allah rızası için doyuruyoruz, sizden bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz.”
10Zira biz, çok çetin ve sıkıntılı bir günde Rabbimizin azabından korkarız.” Derler.
11Allah da onları bu dehşetli günün şerrinden koruyacak ve yüzlerinde neşe, gönüllerinde sevinç olacak.
12Ve davalarında direnip sabrettikleri için onları cennet ve ipekli giysilerle ödüllendirecek.
13Onlar orada tahtlarına kurulmuş olacaklar, orada onlar ne yakıcı bir sıcak ne de dondurucu bir soğuk görecekler.
14Cennet ağaçları gölgelerini onların üzerine düşürecek, meyveleri de kolayca toplanacak şekilde dallarından sarkmış olacak.
15Etraflarında gümüş kaplar ve billur kâselerle ikram eden hizmetçiler dolaşacak.
16Gümüşten yapılmış bu kâselerden istedikleri kadar içecekler.
17Ayrıca orada içine zencefil katılmış kâseler sunulacak İçtiklerinden ne başları ağrıyacak ne de taşkınlık edip saçmalayacaklar.
18Bu içecek Selsebil adı verilen bir pınardan çıkacak.
19Onların etrafında sürekli genç kalan hizmetçiler dolaşacak. Onları bir görsen etrafa saçılmış inciler sanırsın.
İlgili ayetler
Ayet 20–22
3 ayetİnsân 20
İnsân 21
İnsân 22
وَاِذَا رَاَيْتَ ثَمَّ رَاَيْتَ نَع۪يمًا وَمُلْكًا كَب۪يرًا ٢٠ عَالِيَهُمْ ثِيَابُ سُنْدُسٍ خُضْرٌ وَاِسْتَبْرَقٌۘ وَحُلُّٓوا اَسَاوِرَ مِنْ فِضَّةٍۚ وَسَقٰيهُمْ رَبُّهُمْ شَرَابًا طَهُورًا ٢١ اِنَّ هٰذَا كَانَ لَكُمْ جَزَٓاءً وَكَانَ سَعْيُكُمْ مَشْكُورًا۟ ٢٢
Mushaf
Okunuş
20Veiẕâ raeyte ŝemme raeyte neʿîmev vemülken kebîrâ.
21Âliyehüm ŝiyâbü sündüsin ḫuḍruv veistebraḳ. veḥullû esâvira min fiḍḍah. veseḳâhüm rabbühüm şerâben ṭahûrâ.
22İnne hâẕâ kâne leküm cezâev vekâne saʿyüküm meşkûrâ.
Türkçe Meal
20Cennette nereye baksan, hep nimet ve görkemli bir saltanat görürsün.
21Üzerlerinde yeşil ipekli ve parlak atlastan elbiseler olacak. Onlar gümüş bileziklerle süslenecekler ve Rabbleri onlara tertemiz nefis bir içecek ikram edecek.
22İşte sizin ödülünüz budur, bütün yaptıklarınız böylece karşılığını bulmuştur.
İlgili ayetler
Ayet 23–26
4 ayetİnsân 23
İnsân 24
İnsân 25
İnsân 26
اِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا عَلَيْكَ الْقُرْاٰنَ تَنْز۪يلًاۚ ٢٣ فَاصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ وَلَا تُطِعْ مِنْهُمْ اٰثِمًا اَوْ كَفُورًاۚ ٢٤ وَاذْكُرِ اسْمَ رَبِّكَ بُكْرَةً وَاَص۪يلًاۚ ٢٥ وَمِنَ الَّيْلِ فَاسْجُدْ لَهُ وَسَبِّحْهُ لَيْلًا طَو۪يلًا ٢٦
Mushaf
Okunuş
23İnnâ naḥnü nezzelnâ ʿaleyke-lḳurʾâne tenzîlâ.
24Faṣbir liḥukmi rabbike velâ tüṭiʿ minhüm âŝimen ev kefûrâ.
25Veẕküri-sme rabbike bükratev veeṣîlâ.
26Vemine-lleyli fescüd lehû vesebbiḥhü leylen ṭavîlâ.
Türkçe Meal
23Hiç şüphesiz bu Kuran’ı sana aşama aşama indiren biziz.
24O halde Rabbinin sana yüklediği görevin zorluklarına göğüs gererek sabret, sakın günaha ve küfre dalan kimselere boyun eğme!
25Sabah akşam Rabbinin adını anmaya devam et!
26Gecenin bir kısmında O’na secde et/ibadet et, yine geceleyin uzun bir süre O’nu tespih et, yücelt.
Ayet 27–28
2 ayetİnsân 27
İnsân 28
اِنَّ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ يُحِبُّونَ الْعَاجِلَةَ وَيَذَرُونَ وَرَٓاءَهُمْ يَوْمًا ثَق۪يلًا ٢٧ نَحْنُ خَلَقْنَاهُمْ وَشَدَدْنَٓا اَسْرَهُمْۚ وَاِذَا شِئْنَا بَدَّلْنَٓا اَمْثَالَهُمْ تَبْد۪يلًا ٢٨
Mushaf
Okunuş
27İnne hâülâi yüḥibbûne-lʿâcilete veyeẕerûne verâehüm yevmen ŝeḳîlâ.
28Naḥnü ḫalaḳnâhüm veşedednâ esrahüm. veiẕâ şiʾnâ beddelnâ emŝâlehüm tebdîlâ.
Türkçe Meal
27Oysa şu nankörler bu dünyayı çok seviyorlar da zor bir günü gündemlerine almayı erteliyorlar.
28Hâlbuki onları yaratan ve her bir azasını uygun bir şekilde yerleştirip güçlü bir insan haline getiren biziz. Dilersek onları yok eder de benzer başkaları ile değiştiririz.
Ayet 29–31
3 ayetİnsân 29
İnsân 30
İnsân 31
اِنَّ هٰذِه۪ تَذْكِرَةٌۚ فَمَنْ شَٓاءَ اتَّخَذَ اِلٰى رَبِّه۪ سَب۪يلًا ٢٩ وَمَا تَشَٓاؤُ۫نَ اِلَّٓا اَنْ يَشَٓاءَ اللّٰهُۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَل۪يمًا حَك۪يمًاۗ ٣٠ يُدْخِلُ مَنْ يَشَٓاءُ ف۪ي رَحْمَتِه۪ۜ وَالظَّالِم۪ينَ اَعَدَّ لَهُمْ عَذَابًا اَل۪يمًا ٣١
Mushaf
Okunuş
29İnne hâẕihî teẕkirah. femen şâe-tteḫaẕe ilâ rabbihî sebîlâ.
30Vemâ teşâûne illâ ey yeşâe-llâh. inne-llâhe kâne ʿalîmen ḥakîmâ.
31Yüdḫilü mey yeşâü fî raḥmetih. veżżâlimîne eʿadde lehüm ʿaẕâben elîmâ.
Türkçe Meal
29Hiç şüphe yok ki bu ayetler size bir zikir/öğüt ve uyarıdır. Artık dileyen öğüt alır da Rabbine varan yolu tutar.
30Zira Allah bu Kuran’ı indirerek öğüt almanızı dilemiş siz de Kuran’a yönelirseniz Allah’ın dileğini yerine getirmiş olursunuz. Çünkü Allah, her şeyi bilendir ve her hükmü doğru olandır.
31O, öğüt almayı tercih edeni rahmetine koyar, öğüt almayan zalimler için ise acıklı bir azap hazırlamıştır.
Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır.
Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.
Nüzul sırasına göre bu sûreden önce Rahman, sonra Talak indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla