Kur’an Meali ve Tefsiri
سُورَةُ سَبَأٍ مَكِّيَّةٌ آيَاتُهَا ٥٤

Sebe’ Sûresi - Mustafa Çevik Meali (Ayetler Konu Bütünlüğü İçinde)

Okunan yer · Ayet 1

Ayette göster
Dinle
Arapça
Sûre hakkındaSurenin Adı · Nüzul Zamanı · Konu ve Anafikir

Surenin Adı: Bu sure adını, içinde Sebe kelimesi geçen 15. ayetten alır. Bu da surede Sebe’den (yani Sabiî’lerden) bahsedildiğini belirtmektedir.

Nüzul Zamanı: Surenin kesin nüzul zamanını bildiren sahih rivayetler yoktur. Fakat surenin üslubu Mekke döneminin ilk zamanlarında veya ortalarında nâzil olduğunu göstermektedir. Eğer Mekke döneminin ortalarını kabul edersek, henüz işkencelerin çok ağırlaşmadığı ve İslâmî hareketin sadece alay, küçümseme, söylenti ve dedikodular yayma ve insanların düşüncelerini yanlış yönlendirme gibi araçlarla bastırılmaya çalışıldığı zamanlarda indirilmiş olması muhtemeldir.

Konu ve Anafikir: Sure, kafirlerin Hz. Peygamber’e (s.a) çoğunlukla alay ederek ve küçümseyerek itirazlar yönelttikleri tevhid, ahiret ve Hz. Muhammed’in peygamberliği gibi konuları ele almaktadır. Bu itirazlara bazan, itirazın kendisine değinilerek, bazan da hiç değinilmeksizin cevap verilmekte ve konunun akışı cevaplanan itirazın ne olduğunu göstermektedir. Cevaplar genellikle talimat, öğüt verme ve delil getirme, tartışma şeklinde olmakta, fakat bazı yerlerde kafirler inatçılıklarının yol açacağı kötü akibet ile uyarılmaktadır. Bu hususta Sabiîlerin, Davud ve Süleyman Peygamberlerin kıssaları onlara şu dersi vermek için anlatılmaktadır: “Sizden önce bu iki grup insan da yaşadı. Bir tarafta Allah’ın kendilerinden önce hiç kimseye nasip etmediği büyük güçler, şöhret ve zafer ihsan edilen Davud ve Süleyman Peygamberler var. Bu nimetlere rağmen onlar kibir ve gurura kapılmayıp Rabblerine şükreden kullar olarak yaşadılar. Diğer tarafta ise Allah’ın kendilerine lütuflar ihsan ettiğinde kibre kapılan ve bu yüzden sadece efsanelerde ve destanlarda hatırlanacak şekilde ortadan kaldırılıp helak edilen Sebe’ halkı var. Bunları göz önünde bulundurarak kendiniz için hangi hayatın daha hayırlı olduğuna karar verebilirsiniz. Tevhid’e ve ahiret inancına ve Allah’a karşı şükredici bir tavır takınmaya dayanan bir hayat mı, yoksa küfür, şirk ve ahireti inkara ve dünyaya tapmaya dayanan bir hayat mı?

Birlikte anlatılan ayetler gruplar hâlinde: her grubun Arapçası, okunuşu ve meali bir arada. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla

Sebe’ 1

1 ayet

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذ۪ي لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِ وَلَهُ الْحَمْدُ فِي الْاٰخِرَةِۜ وَهُوَ الْحَك۪يمُ الْخَب۪يرُ ۝١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

1Elḥamdü lillâhi-lleẕî lehû mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-lʾarḍi velehü-lḥamdü fi-lʾâḫirah. vehüve-lḥakîmü-lḫabîr.

Ayet 1

Göklerde ve yerde ne varsa hepsini yaratan, nizamlarını kurup, yasalarına bağlı yaşatan ve gerçek sahibi olan Allah şükredilip övülmeye layık olan tek ilahtır. Âhirette de hamd edilecek olan yalnızca O’dur. Allah her hükmü mutlak doğru olan, her şeyi yerli yerinde yapan ve her şeyden haberdar olandır.

İlgili ayetler

Sebe’ 2

1 ayet

يَعْلَمُ مَا يَلِجُ فِي الْاَرْضِ وَمَا يَخْرُجُ مِنْهَا وَمَا يَنْزِلُ مِنَ السَّمَٓاءِ وَمَا يَعْرُجُ ف۪يهَاۜ وَهُوَ الرَّح۪يمُ الْغَفُورُ ۝٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

2Yaʿlemü mâ yelicü fi-lʾarḍi vemâ yaḫrucü minhâ vemâ yenzilü mine-ssemâi vemâ yaʿrucü fîhâ. vehüve-rraḥîmü-lgafûr.

Ayet 2

Allah toprağa giren ve oradan çıkan, göğe yükselen ve oradan inen ne varsa hepsini bilendir. Allah, mü’minlere karşı da çok merhametli, şefkatli ve bağışlayıcıdır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

2Yunus 31Secde 5Hadîd 4

Sebe’ 3

1 ayet

وَقَالَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَا تَاْت۪ينَا السَّاعَةُۜ قُلْ بَلٰى وَرَبّ۪ي لَتَاْتِيَنَّكُمْ عَالِمِ الْغَيْبِۚ لَا يَعْزُبُ عَنْهُ مِثْقَالُ ذَرَّةٍ فِي السَّمٰوَاتِ وَلَا فِي الْاَرْضِ وَلَٓا اَصْغَرُ مِنْ ذٰلِكَ وَلَٓا اَكْبَرُ اِلَّا ف۪ي كِتَابٍ مُب۪ينٍۙ ۝٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

3Veḳâle-lleẕîne keferû lâ teʾtîne-ssâʿah. ḳul belâ verabbî leteʾtiyenneküm ʿâlimi-lgaybi. lâ yaʿzübü ʿanhü miŝḳâlü ẕerratin fi-ssemâvâti velâ fi-lʾarḍi velâ aṣgaru min ẕâlike velâ ekberu illâ fî kitâbim mübîn.

Ayet 3

Kıyamet ve Hesap Gününü inkâr edenlere de ki: “Geçmişe, geleceğe ve gayba yönelik ne varsa, hepsinin aslını bilen Rabbime andolsun ki, Kıyamet ve Hesap Günü mutlaka gelecektir. Göklerde ve yerde zerre kadar küçük ya da büyük ne varsa ne oluyorsa hepsi Allah’ın bilgisi dahilinde ve kayıt altındadır. O Gün her insan yaptığıyla yüzleşecektir.”

İlgili ayetler

Sebe’ 4

1 ayet

لِيَجْزِيَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِۜ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَر۪يمٌ ۝٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

4Liyecziye-lleẕîne âmenû veʿamilu-ṣṣâliḥâti. ülâike lehüm magfiratüv verizḳun kerîm.

Ayet 4

Hesap Günü geldiğinde Allah’ın davetine iman edip imanlarının gereklerini yaşamak için ellerinden geleni yapmış olanlar, nimetlerin en güzelleriyle ödüllendirilecekler.

İlgili ayetler

Sebe’ 5

1 ayet

وَالَّذ۪ينَ سَعَوْ ف۪ٓي اٰيَاتِنَا مُعَاجِز۪ينَ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ مِنْ رِجْزٍ اَل۪يمٌۗ ۝٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

5Velleẕîne seʿav fî âyâtinâ müʿâcizîne ülâike lehüm ʿaẕâbüm mir riczin elîm.

Ayet 5

Allah’ın daveti hayat nizamı ile yaşamayı reddeden ve onu etkisiz kılmaya çalışanlar için, çok çetin can yakıcı bir azap vardır.

İlgili ayetler

Sebe’ 6

1 ayet

وَيَرَى الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْعِلْمَ الَّذ۪ٓي اُنْزِلَ اِلَيْكَ مِنْ رَبِّكَ هُوَ الْحَقَّۙ وَيَهْد۪ٓي اِلٰى صِرَاطِ الْعَز۪يزِ الْحَم۪يدِ ۝٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

6Veyere-lleẕîne ûtü-lʿilme-lleẕî ünzile ileyke mir rabbike hüve-lḥaḳḳa veyehdî ilâ ṣirâṭi-lʿazîzi-lḥamîd.

Ayet 6

Ey Peygamber! Kitap ehli kimselerden ellerindeki kitaplarda kalmış olan gerçeklerin bilgisine sahip olanlar, Kur’an’la bildirilenlerin, Rabbinizin insanları hakikate daveti olduğunu anlarlar.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

6Bakara 121Hac 54Rum 56

Sebe’ 7–11

5 ayet

وَقَالَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا هَلْ نَدُلُّكُمْ عَلٰى رَجُلٍ يُنَبِّئُكُمْ اِذَا مُزِّقْتُمْ كُلَّ مُمَزَّقٍۙ اِنَّكُمْ لَف۪ي خَلْقٍ جَد۪يدٍۚ ۝٧ اَفْتَرٰى عَلَى اللّٰهِ كَذِبًا اَمْ بِه۪ جِنَّةٌۜ بَلِ الَّذ۪ينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِالْاٰخِرَةِ فِي الْعَذَابِ وَالضَّلَالِ الْبَع۪يدِ ۝٨ اَفَلَمْ يَرَوْا اِلٰى مَا بَيْنَ اَيْد۪يهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ مِنَ السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِۜ اِنْ نَشَاْ نَخْسِفْ بِهِمُ الْاَرْضَ اَوْ نُسْقِطْ عَلَيْهِمْ كِسَفًا مِنَ السَّمَٓاءِۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَةً لِكُلِّ عَبْدٍ مُن۪يبٍ۟ ۝٩ وَلَقَدْ اٰتَيْنَا دَاوُ۫دَ مِنَّا فَضْلًاۜ يَا جِبَالُ اَوِّب۪ي مَعَهُ وَالطَّيْرَۚ وَاَلَنَّا لَهُ الْحَد۪يدَۙ ۝١٠ اَنِ اعْمَلْ سَابِغَاتٍ وَقَدِّرْ فِي السَّرْدِ وَاعْمَلُوا صَالِحًاۜ اِنّ۪ي بِمَا تَعْمَلُونَ بَص۪يرٌ ۝١١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

7Veḳâle-lleẕîne keferû hel nedüllüküm ʿalâ racüliy yünebbiüküm iẕâ müzziḳtüm külle mümezzeḳin inneküm lefî ḫalḳin cedîd.

Okunuş

8Efterâ ʿale-llâhi keẕiben em bihî cinneh. beli-lleẕîne lâ yüʾminûne bilʾâḫirati fi-lʿaẕâbi veḍḍalâli-lbeʿîd.

Okunuş

9Efelem yerav ilâ mâ beyne eydîhim vemâ ḫalfehüm mine-ssemâi velʾarḍ. in neşeʾ naḫsif bihimü-lʾarḍa ev nüsḳiṭ ʿaleyhim kisefem mine-ssemâʾ. inne fî ẕâlike leâyetel likülli ʿabdim münîb.

Okunuş

10Veleḳad âteynâ dâvûde minnâ faḍlâ. yâ cibâlü evvibî meʿahû veṭṭayr. veelennâ lehü-lḥadîd.

Okunuş

11Eni-ʿmel sâbigâtiv veḳaddir fi-sserdi vaʿmelû ṣâliḥâ. innî bimâ taʿmelûne beṣîr.

Ayet 7–11

Gerçeğin üstünü örtmeye kendilerini şartlandırmış olanlar da birbirlerine alaylı bir biçimde, “Ölüp parçalara ayrılıp, un ufak olduktan sonra yeniden diriltilip hesaba çekileceğinizi söyleyen şu adama bakın, kim bilir daha buna benzer neler söyleyecek.” derler.

Arkasından da şöyle demeye devam ederler: “Bu adam, ya kendi uydurduklarını Allah’a isnat eden bir yalancı yahut aklını oynatmış bir deli.” Hayır gerçek hiç de onların dediği gibi değil, aslında o Âhiret Günü’ne inanmak istemeyenler, Hesap Günü ile karşılaşmak istemedikleri için, saplandıkları bataklıkları içinde debelenip durmakta, gerçeği duymak istememektedirler.

Bunlar kendilerini çepeçevre kuşatan göğün, yerin ve her ikisinin arasında bulunanlara, kurduğumuz nizamla nasıl hükmettiğimize bakıp da hiç düşünmüyorlar mı? Şayet Biz dilersek onları yerin dibine batırır ya da başlarına gökten taş yağdırırız. Aklını kullanıp düşünenlerin ve Allah’ı layıkıyla kavrayanların bu âyetlerden çıkaracağı dersler vardır.

Gökyüzünde ve yeryüzünde yarattıklarımıza nasıl hükmettiğimizi görüp düşünen Davud, Rabbinin ilim ve kudretinin yüceliğini kavrayıp, O’nun davetine yürekten sarılınca Biz de ona peygamberlik ve hükümdarlık bahşettik.

Dağların ve kuşların Rablerinin kendileri için oluşturduğu nizam ve yasalara teslim olarak yaşayışları, âdeta Davud’un teslimiyetine de ilham kaynağı olup onu teşvik ediyordu.

Biz Davud’a demiri eritip, ona hükmetmeyi de öğrettik ve ona insan vücudunu koruyacak ne ince ne de kalın olmak üzere zırh yapmasını bellettik. Sonra da, yaptıklarını ve yapacaklarını Allah’ın rızası doğrultusunda kullanmasını bildirdik. Ey mü’minler! Ne yaparsanız yapın, Allah’ın sizin yaptıklarınızdan haberdar olduğunu aklınızdan çıkarmayın.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

8Sâd 4Kalem 5Kalem 6

İlgili ayetler

9Enfal 32Tûr 44

İlgili ayetler

10Enbiyâ 79Neml 15

İlgili ayetler

11Enbiyâ 80Mü’minûn 51

Sebe’ 12–13

2 ayet

وَلِسُلَيْمٰنَ الرّ۪يحَ غُدُوُّهَا شَهْرٌ وَرَوَاحُهَا شَهْرٌۚ وَاَسَلْنَا لَهُ عَيْنَ الْقِطْرِۜ وَمِنَ الْجِنِّ مَنْ يَعْمَلُ بَيْنَ يَدَيْهِ بِاِذْنِ رَبِّه۪ۜ وَمَنْ يَزِغْ مِنْهُمْ عَنْ اَمْرِنَا نُذِقْهُ مِنْ عَذَابِ السَّع۪يرِ ۝١٢ يَعْمَلُونَ لَهُ مَا يَشَٓاءُ مِنْ مَحَار۪يبَ وَتَمَاث۪يلَ وَجِفَانٍ كَالْجَوَابِ وَقُدُورٍ رَاسِيَاتٍۜ اِعْمَلُٓوا اٰلَ دَاوُ۫دَ شُكْرًاۜ وَقَل۪يلٌ مِنْ عِبَادِيَ الشَّكُورُ ۝١٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

12Velisüleymâne-rrîḥa gudüvvuhâ şehruv veravâḥuhâ şehr. veeselnâ lehû ʿayne-lḳiṭr. vemine-lcinni mey yaʿmelü beyne yedeyhi biiẕni rabbihî. vemey yezig minhüm ʿan emrinâ nüẕiḳhü min ʿaẕâbi-sseʿîr.

Okunuş

13Yaʿmelûne lehû mâ yeşâü mim meḥârîbe vetemâŝîle vecifânin kelcevâbi veḳudûrir râsiyât. iʿmelû âle dâvûde şükrâ. veḳalîlüm min ʿibâdiye-şşekûr.

Ayet 12–13

Davud’un izinden giden oğlu Süleyman’a da rüzgârlardan yararlanmayı öğretip emrine amade kıldık. Bu bilgi sayesinde daha önce bir ayda gidilip, bir ayda dönülen yerlere bir günde gidip, bir günde de geri dönüyorlardı. Süleyman’a bakırı eritip ondan yararlanmanın bilgisini de bahşettik. Ayrıca cin gibi zeki, ele avuca sığmayan, sanatkâr ve fakat şeytani vasıflı bir kısım yabancıları da Süleyman’a boyun eğdirip, ona hizmet ettirdik. Onlar ne zaman başkaldırıp isyana kalkışsalar, can yakıcı bir cezaya çarptırılırlardı.

Bunlar Süleyman için mabetler, kaleler, gemiler, yere sabitlenmiş büyük kazanlar, çanak gibi havuzlar yapıyor, şehirleri imar ediyorlardı.

Süleyman’ın kavmine dedik ki: “Ey Davud’un soyu! Size bahşedilen bunca nimeti Allah’ın rızası doğrultusunda kullanın ve Rabbinize böylece şükredin.” Maalesef kulları arasında Rabbine şükredenler çok azdır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

12Enbiyâ 81Sâd 34Sâd 36

Sebe’ 14

1 ayet

فَلَمَّا قَضَيْنَا عَلَيْهِ الْمَوْتَ مَا دَلَّهُمْ عَلٰى مَوْتِه۪ٓ اِلَّا دَٓابَّةُ الْاَرْضِ تَاْكُلُ مِنْسَاَتَهُۚ فَلَمَّا خَرَّ تَبَيَّنَتِ الْجِنُّ اَنْ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ الْغَيْبَ مَا لَبِثُوا فِي الْعَذَابِ الْمُه۪ينِ ۝١٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

14Felemmâ ḳaḍaynâ ʿaleyhi-lmevte mâ dellehüm ʿalâ mevtih illâ dâbbetü-lʾarḍi teʾkülü minseeteh. felemmâ ḫarra tebeyyeneti-lcinnü el lev kânû yaʿlemûne-lgaybe mâ lebiŝû fi-lʿaẕâbi-lmühîn.

Ayet 14

Biz Süleyman’ın ölümüne, o asasına dayanmış otururken hükmettik. Ağaç kurdu bastonunu kemirip baston kırılıp da Süleyman yüzüstü devrilinceye kadar, emrinde çalışan o cin gibi, şeytan vasıflı kimseler ölümünü fark edemediler. Şayet ona boyun eğmiş olan bu kimseler, gaybı bilmiş olsalardı onun ölümünden daha önce haberleri olur, çalışmayı bırakıp esaretten kurtulmaya bakarlardı.

İlgili ayetler

Sebe’ 15–17

3 ayet

لَقَدْ كَانَ لِسَبَاٍ ف۪ي مَسْكَنِهِمْ اٰيَةٌۚ جَنَّتَانِ عَنْ يَم۪ينٍ وَشِمَالٍۜ كُلُوا مِنْ رِزْقِ رَبِّكُمْ وَاشْكُرُوا لَهُۜ بَلْدَةٌ طَيِّبَةٌ وَرَبٌّ غَفُورٌ ۝١٥ فَاَعْرَضُوا فَاَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ سَيْلَ الْعَرِمِ وَبَدَّلْنَاهُمْ بِجَنَّتَيْهِمْ جَنَّتَيْنِ ذَوَاتَيْ اُكُلٍ خَمْطٍ وَاَثْلٍ وَشَيْءٍ مِنْ سِدْرٍ قَل۪يلٍ ۝١٦ ذٰلِكَ جَزَيْنَاهُمْ بِمَا كَفَرُواۜ وَهَلْ نُجَاز۪ٓي اِلَّا الْكَفُورَ ۝١٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

15Leḳad kâne lisebein fî meskenihim âyeh. cennetâni ʿay yemîniv veşimâl. külû mir rizḳi rabbiküm veşkürû leh. beldetün ṭayyibetüv verabbün gafûr.

Okunuş

16Feaʿraḍû feerselnâ ʿaleyhim seyle-lʿarimi vebeddelnâhüm bicenneteyhim cenneteyni ẕevâtey ükülin ḫamṭiv veeŝliv veşeyʾim min sidrin ḳalîl.

Okunuş

17Ẕâlike cezeynâhüm bimâ keferû. vehel nücezî ille-lkefûra.

Ayet 15–17

Allah’ın sayısız nimetlerle donattığı Sebe halkının yurtlarından ve yaşadıklarından da alınacak dersler vardır, sağı solu yemyeşil vadi içindeki çeşit çeşit meyvelerle bezenmiş bağlar, bahçeler, onlara âdeta lisanı hal ile Rabbinizin nimetlerinden yararlanırken, yaratılışınızın ve bu nimetlerle donatılışınızın sebebini düşünün diyorlardı. Fakat onlar da bunca nimete rağmen davetten yüz çevirip, nankörlük ederek karşı çıktılar. Bunun üzerine Biz de onların üzerine bentlerini yıkıp bahçelerini yok eden büyük bir sel gönderdik. O güzelim bağlarını, bahçelerini, acı meyveli çalılıklara, birkaç sedir ağacının içinde kaldığı harabelere çevirdik.

Bahşettiğimiz nimetlere karşı nankörlük etmeleri sebebiyle onları işte böyle cezalandırdık. Biz nankörlük yapanlardan başkasını cezalandırmayız.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

16Nahl 112

Sebe’ 18–20

3 ayet

وَجَعَلْنَا بَيْنَهُمْ وَبَيْنَ الْقُرَى الَّت۪ي بَارَكْنَا ف۪يهَا قُرًى ظَاهِرَةً وَقَدَّرْنَا ف۪يهَا السَّيْرَۜ س۪يرُوا ف۪يهَا لَيَالِيَ وَاَيَّامًا اٰمِن۪ينَ ۝١٨ فَقَالُوا رَبَّنَا بَاعِدْ بَيْنَ اَسْفَارِنَا وَظَلَمُٓوا اَنْفُسَهُمْ فَجَعَلْنَاهُمْ اَحَاد۪يثَ وَمَزَّقْنَاهُمْ كُلَّ مُمَزَّقٍۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِكُلِّ صَبَّارٍ شَكُورٍ ۝١٩ وَلَقَدْ صَدَّقَ عَلَيْهِمْ اِبْل۪يسُ ظَنَّهُ فَاتَّبَعُوهُ اِلَّا فَر۪يقًا مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ ۝٢٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

18Veceʿalnâ beynehüm vebeyne-lḳura-lletî bâraknâ fîhâ ḳuran żâhiratev veḳaddernâ fîhe-sseyr. sîrû fîhâ leyâliye veeyyâmen âminîn.

Okunuş

19Feḳâlû rabbenâ bâʿid beyne esfârinâ veżalemû enfüsehüm feceʿalnâhüm eḥâdîŝe vemezzaḳnâhüm külle mümezzeḳ. inne fî ẕâlike leâyâtil likülli ṣabbârin şekûr.

Okunuş

20Veleḳad ṣaddeḳa ʿaleyhim iblîsü żannehû fettebeʿûhü illâ ferîḳam mine-lmüʾminîn.

Ayet 18–20

Oysa Biz, Sebe halkına bu helakten önce bereketli ve mübarek kıldığımız şehirler arasında, birbirlerine yakın, birbirlerini görebilen beldeler de kurdurup, rahatça, güven içinde gece gündüz gidip gelerek de birbirinizden istifade edip, doğruya yönelin demiştik. Fakat onlar bu imkânlardan yüz çevirerek, “Rabbimiz bizi birbirimizden uzaklaştır, aramızdaki mesafeleri uzat.” demeye başlayıp, kendi kendilerine zulmettiler. Hâlbuki yakın olmanın nimetlerinden yararlanarak Rablerine nankörlükten birbirlerini koruyabilirlerdi. Fakat onlar bundan yüz çevirdiler, Biz de onları efsanelere konu olan bir azapla cezalandırıp darmadağın ettik.

Sebe halkının kıssasında öğüt almak isteyenler için ibretler vardır. Bundan ancak Rablerinin verdiği nimetler üzerinde düşünen ve Allah’a karşı sorumluluk hissedenler ibret alırlar.

Böylece İblis’in insanoğlunu yoldan çıkaracağına dair yemini, Sebe halkı üzerinde de gerçekleşmiş oldu. Nitekim içlerinden pek az mü’min dışında hepsi İblis’e uydu.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

18Nahl 7Zuhruf 13Zuhruf 15

İlgili ayetler

19A’raf 101Zümer 27

Sebe’ 21

1 ayet

وَمَا كَانَ لَهُ عَلَيْهِمْ مِنْ سُلْطَانٍ اِلَّا لِنَعْلَمَ مَنْ يُؤْمِنُ بِالْاٰخِرَةِ مِمَّنْ هُوَ مِنْهَا ف۪ي شَكٍّۜ وَرَبُّكَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ حَف۪يظٌ۟ ۝٢١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

21Vemâ kâne lehû ʿaleyhim min sülṭânin illâ linaʿleme mey yüʾminü bilʾâḫirati mimmen hüve minhâ fî şekkin. verabbüke ʿalâ külli şeyʾin ḥafîż.

Ayet 21

Aslında İblis’in insanlar üzerinde hiçbir zorlayıcı gücü yoktur. Onun isteği ile Bizim ona fırsat vermemizin sebebi, Allah’ın davetine ve Âhiret Günü’ne iman edenlerle, bundan şüphe içinde olup sırt dönenleri ortaya çıkarıp birbirlerinden ayırt etmek ve birbirlerine şahit kılmak içindir. Rabbin her şeyi görüp gözetendir.

İlgili ayetler

Sebe’ 22

1 ayet

قُلِ ادْعُوا الَّذ۪ينَ زَعَمْتُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِۚ لَا يَمْلِكُونَ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ فِي السَّمٰوَاتِ وَلَا فِي الْاَرْضِ وَمَا لَهُمْ ف۪يهِمَا مِنْ شِرْكٍ وَمَا لَهُ مِنْهُمْ مِنْ ظَه۪يرٍ ۝٢٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

22Ḳuli-dʿü-lleẕîne zaʿamtüm min dûni-llâh. lâ yemlikûne miŝḳâle ẕerratin fi-ssemâvâti velâ fi-lʾarḍi vemâ lehüm fîhimâ min şirkiv vemâ lehû minhüm min żahîr.

Ayet 22

De ki: “Allah’ın yanı sıra ilah edindiklerinize yalvarıp onlardan yardım talep etmeye devam edin bakalım! Ancak iyi bilin ki, onlar göklerde ve yerde hiçbir şeyin sahibi olmadıkları gibi, onların yaratılmasında ve nizamlarının kurulup yasalara bağlanıp yönetilmelerinde hiçbir payları (ortaklıkları) yoktur ve Allah hiç kimseyi yardımcı edinmemiştir.”

İlgili ayetler

İlgili ayetler

22Ra’d 14Ahkaf 5

Sebe’ 23

1 ayet

وَلَا تَنْفَعُ الشَّفَاعَةُ عِنْدَهُٓ اِلَّا لِمَنْ اَذِنَ لَهُۜ حَتّٰٓى اِذَا فُزِّعَ عَنْ قُلُوبِهِمْ قَالُوا مَاذَاۙ قَالَ رَبُّكُمْۜ قَالُوا الْحَقَّۚ وَهُوَ الْعَلِيُّ الْكَب۪يرُ ۝٢٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

23Velâ tenfeʿu-şşefâʿatü ʿindehû illâ limen eẕine leh. ḥattâ iẕâ füzziʿa ʿan ḳulûbihim ḳâlû mâẕâ ḳâle rabbüküm. ḳâlü-lḥaḳḳ. vehüve-lʿaliyyü-lkebîr.

Ayet 23

Allah hiç kimseye bir başkası hakkında şefaat izni vermemişken, nasıl olur da birilerinin şefaatinden fayda umulur?

Son Saat’in gelmesi ile ortaya çıkan dehşetin, yerini Hesap Günü’ne bırakması ve müşriklerin kalplerinin o dehşetten sonra sakinleşmesiyle birlikte, melekler onlara: “Rabbimiz dünya hayatınızda size ne buyurup, neye davet etmişti?” diye soracaklar. Onlar da: “Rabbimiz bizi yaratmasının sebebi olan hayat nizamı ile yaşamaya çağırmıştı. Şimdi anladık ki uymamız gereken, Yüce Rabbimizin daveti imiş.” derler.

İlgili ayetler

Sebe’ 24–26

3 ayet

قُلْ مَنْ يَرْزُقُكُمْ مِنَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ قُلِ اللّٰهُۙ وَاِنَّٓا اَوْ اِيَّاكُمْ لَعَلٰى هُدًى اَوْ ف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍ ۝٢٤ قُلْ لَا تُسْـَٔلُونَ عَمَّٓا اَجْرَمْنَا وَلَا نُسْـَٔلُ عَمَّا تَعْمَلُونَ ۝٢٥ قُلْ يَجْمَعُ بَيْنَنَا رَبُّنَا ثُمَّ يَفْتَحُ بَيْنَنَا بِالْحَقِّۜ وَهُوَ الْفَتَّاحُ الْعَل۪يمُ ۝٢٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

24Ḳul mey yerzüḳuküm mine-ssemâvâti velʾarḍ. ḳuli-llâhü veinnâ ev iyyâküm leʿalâ hüden ev fî ḍalâlim mübîn.

Okunuş

25Ḳul lâ tüsʾelûne ʿammâ ecramnâ velâ nüsʾelü ʿammâ taʿmelûn.

Okunuş

26Ḳul yecmeʿu beynenâ rabbünâ ŝümme yefteḥu beynenâ bilḥaḳḳ. vehüve-lfettâḥu-lʿalîm.

Ayet 24–26

Ey Peygamber! Onlara sor bakalım: “Göklerden ve yerden size rızık veren kimdir?” Ve de ki: “O Allah’tır, şimdi bir düşünün bakalım, O’nun çağrısına uymak mı yoksa nimetlerinden istifade edip nankörlük ederek yaşamak mı insana yaraşır?”

De ki: “Ne size bizim suçlarımızdan sorulacak, ne de bize sizin suçlarınızdan sorulacak! Rabbimiz Hesap Günü hepimizi bir araya toplayacak ve aramızda adaletle hükmünü verecek.” Her hükmünde adil olan yalnızca Allah’tır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

24Hûd 6Sebe’ 39

İlgili ayetler

26Enbiyâ 47Tîn 8

Sebe’ 27

1 ayet

قُلْ اَرُونِيَ الَّذ۪ينَ اَلْحَقْتُمْ بِه۪ شُرَكَٓاءَ كَلَّاۜ بَلْ هُوَ اللّٰهُ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ ۝٢٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

27Ḳul erûniye-lleẕîne elḥaḳtüm bihî şürakâe kellâ. bel hüve-llâhü-lʿazîzü-lḥakîm.

Ayet 27

De ki: “Allah’ın yanı sıra ilah edindiklerinizin neyi yarattıklarını, güçlerinin nelere yettiğini, başınıza gelebilecek hangi sıkıntıyı giderebileceklerini bir düşünün de, varsa gösterin bakalım! Hayır, onların hiçbir özelliği ve üzerinizde tasarruf hakkı yoktur, hiçbir şeye de güç yetiremezler. Gerçek şu ki mutlak güç, ilim ve üstünlük yalnızca âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.”

İlgili ayetler

Sebe’ 28–30

3 ayet

وَمَٓا اَرْسَلْنَاكَ اِلَّا كَٓافَّةً لِلنَّاسِ بَش۪يرًا وَنَذ۪يرًا وَلٰكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ ۝٢٨ وَيَقُولُونَ مَتٰى هٰذَا الْوَعْدُ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ ۝٢٩ قُلْ لَكُمْ م۪يعَادُ يَوْمٍ لَا تَسْتَاْخِرُونَ عَنْهُ سَاعَةً وَلَا تَسْتَقْدِمُونَ۟ ۝٣٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

28Vemâ erselnâke illâ kâffetel linnâsi beşîrav veneẕîrav velâkinne ekŝera-nnâsi lâ yaʿlemûn.

Okunuş

29Veyeḳûlûne metâ hâẕe-lvaʿdü in küntüm ṣâdiḳîn.

Okunuş

30Ḳul leküm mîʿâdü yevmil lâ testeʾḫirûne ʿanhü sâʿatev velâ testaḳdimûn.

Ayet 28–30

Ey Peygamber! Biz seni bütün insanlığa, onları şirkten, küfürden koruyup kurtarmak ve yaratılış sebepleri olan Allah merkezli bir hayatı yaşamaya davet etmek ve O’na yönelenleri müjdelemek için gönderdik. Fakat ne yazık ki insanların çoğu uyarılara kulak vermiyor, üstelik seninle ve uyarıldıkları azapla alay ederek şöyle diyorlar: “Şayet söylediklerin doğru ise, şu bizi tehdit ettiğin azap ne zaman başımıza gelecekmiş onu da söyle bakalım.”

Sen onlara de ki: “Vaktini yalnızca Rabbimin belirlediği ve bildiği O Gün gelecek ve herkes hesabı ile mutlaka karşılaşacak. Onun zamanını siz ne bir an öne alabilir ne de erteleyebilirsiniz.”

İlgili ayetler

İlgili ayetler

28Hac 49Fetih 8

İlgili ayetler

30Nahl 61Nebe’ 17

Sebe’ 31–33

3 ayet

وَقَالَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَنْ نُؤْمِنَ بِهٰذَا الْقُرْاٰنِ وَلَا بِالَّذ۪ي بَيْنَ يَدَيْهِۜ وَلَوْ تَرٰٓى اِذِ الظَّالِمُونَ مَوْقُوفُونَ عِنْدَ رَبِّهِمْۚ يَرْجِعُ بَعْضُهُمْ اِلٰى بَعْضٍۨ الْقَوْلَۚ يَقُولُ الَّذ۪ينَ اسْتُضْعِفُوا لِلَّذ۪ينَ اسْتَكْبَرُوا لَوْلَٓا اَنْتُمْ لَكُنَّا مُؤْمِن۪ينَ ۝٣١ قَالَ الَّذ۪ينَ اسْتَكْبَرُوا لِلَّذ۪ينَ اسْتُضْعِفُٓوا اَنَحْنُ صَدَدْنَاكُمْ عَنِ الْهُدٰى بَعْدَ اِذْ جَٓاءَكُمْ بَلْ كُنْتُمْ مُجْرِم۪ينَ ۝٣٢ وَقَالَ الَّذ۪ينَ اسْتُضْعِفُوا لِلَّذ۪ينَ اسْتَكْبَرُوا بَلْ مَكْرُ الَّيْلِ وَالنَّهَارِ اِذْ تَاْمُرُونَنَٓا اَنْ نَكْفُرَ بِاللّٰهِ وَنَجْعَلَ لَهُٓ اَنْدَادًاۜ وَاَسَرُّوا النَّدَامَةَ لَمَّا رَاَوُا الْعَذَابَۜ وَجَعَلْنَا الْاَغْلَالَ ف۪ٓي اَعْنَاقِ الَّذ۪ينَ كَفَرُواۜ هَلْ يُجْزَوْنَ اِلَّا مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ ۝٣٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

31Veḳâle-lleẕîne keferû len nüʾmine bihâẕe-lḳurʾâni velâ billeẕî beyne yedeyh. velev terâ iẕi-żżâlimûne mevḳûfûne ʿinde rabbihim. yerciʿu baʿḍuhüm ilâ baʿḍin-lḳavle. yeḳûlü-lleẕîne-stuḍʿifû lilleẕîne-stekberû levlâ entüm lekünnâ müʾminîn.

Okunuş

32Ḳâle-lleẕîne-stekberû lilleẕîne-stuḍʿifû enaḥnü ṣadednâküm ʿani-lhüdâ baʿde iẕ câeküm bel küntüm mücrimîn.

Okunuş

33Veḳâle-lleẕîne-stuḍʿifû lilleẕîne-stekberû bel mekru-lleyli vennehâri iẕ teʾmürûnenâ en nekfüra billâhi venecʿale lehû endâdâ. veeserrü-nnedâmete lemmâ raevu-lʿaẕâb. veceʿalne-lʾaglâle fî aʿnâḳi-lleẕîne keferû. hel yüczevne illâ mâ kânû yaʿmelûn.

Ayet 31–33

Kendilerini hakikati inkâra şartlandırmış olanlar, “Biz bu Kur’an’ın da, ondan önceki kitapların da Allah katından gönderilmiş olduklarına inanmıyoruz.” diyorlar. Şimdi böyle diyenleri Hesap Günü Rablerinin huzurunda el pençe divan durup da birbirlerini suçlarken bir görsen. O Gün dünya hayatlarında zayıf ve yönetilen durumunda olanlar, gücü elinde bulunduran müşrik önderlerine “Bizi buraya ve bu duruma siz düşürdünüz. Bizi saptırmasaydınız biz de mü’min kimselerden olurduk.” diyecekler. Kibirli ve azgın yöneticileri de onlara: “Sizler Allah adına yapılan davete uymak istediniz yahut uydunuz da, biz mi zorla vazgeçirdik? Hayır, sizler de inkâra yatkındınız, bu yüzden de seçiminizi bu doğrultuda kullandınız, onun için suçu kendinizde arayın.” diyecekler.

Bunun üzerine güçsüzler, bu defa küstahça kibirlenip büyüklük taslayan önderlerine şöyle diyecekler: “Sizler gece gündüz, bizleri Allah’tan uzaklaştırmak ve kendinize kul köle yapmak için tuzaklar kurdunuz.” Nihayet her iki topluluk da kendilerini bekleyen cehennem azabını gördüklerinde, Allah adına yapılan davete uymamanın pişmanlığını yüreklerinin derinliğinde duyacaklar fakat O Gün pişmanlıklarının onlara hiçbir yararı olmayacak.

Biz o müşrik önderlerin ve onlara uyanların boyunlarına kızgın demirden halkalar geçireceğiz. Bu ceza onların Allah’a nankörlük edip başkaldırmalarının adil olan karşılığıdır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

31Yunus 15Yunus 16Hac 72

İlgili ayetler

33Bakara 165Neml 89Neml 90

Sebe’ 34–36

3 ayet

وَمَٓا اَرْسَلْنَا ف۪ي قَرْيَةٍ مِنْ نَذ۪يرٍ اِلَّا قَالَ مُتْرَفُوهَٓاۙ اِنَّا بِمَٓا اُرْسِلْتُمْ بِه۪ كَافِرُونَ ۝٣٤ وَقَالُوا نَحْنُ اَكْثَرُ اَمْوَالًا وَاَوْلَادًاۙ وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّب۪ينَ ۝٣٥ قُلْ اِنَّ رَبّ۪ي يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَٓاءُ وَيَقْدِرُ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ۟ ۝٣٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

34Vemâ erselnâ fî ḳaryetim min neẕîrin illâ ḳâle mütrafûhâ innâ bimâ ürsiltüm bihî kâfirûn.

Okunuş

35Veḳâlû naḥnü ekŝeru emvâlev veevlâdev vemâ naḥnü bimüʿaẕẕebîn.

Okunuş

36Ḳul inne rabbî yebsüṭu-rrizḳa limey yeşâü veyaḳdiru velâkinne ekŝera-nnâsi lâ yaʿlemûn.

Ayet 34–36

Biz ne zaman bir topluma, yaratılış sebepleri olan hayat nizamına davet eden bir peygamber göndersek, onların refahla şımarmış, safahata dalmış ileri gelenleri, ona karşı çıkmakla birlikte, Peygamber ve onunla birlikte olanlara: “Biz mal-mülk, evlat ve itibar bakımından sizlerden çok üstün ve değerliyiz. Bu bakımdan azaba uğratılacağımızı da düşünmüyoruz.” derler. Sen onlara de ki: “Benim Rabbim dilediğine bol rızık verip, dilediğine rızkını sınırlı tutarak kullarını deneyip açığa çıkarır, fakat insanların çoğu bunu anlamak istemez.”

İlgili ayetler

İlgili ayetler

35Kehf 46Kalem 14

İlgili ayetler

36Câsiye 22Necm 39Necm 40

Sebe’ 37–38

2 ayet

وَمَٓا اَمْوَالُكُمْ وَلَٓا اَوْلَادُكُمْ بِالَّت۪ي تُقَرِّبُكُمْ عِنْدَنَا زُلْفٰٓى اِلَّا مَنْ اٰمَنَ وَعَمِلَ صَالِحًاۘ فَاُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ جَزَٓاءُ الضِّعْفِ بِمَا عَمِلُوا وَهُمْ فِي الْغُرُفَاتِ اٰمِنُونَ ۝٣٧ وَالَّذ۪ينَ يَسْعَوْنَ ف۪ٓي اٰيَاتِنَا مُعَاجِز۪ينَ اُو۬لٰٓئِكَ فِي الْعَذَابِ مُحْضَرُونَ ۝٣٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

37Vemâ emvâlüküm velâ evlâdüküm billetî tüḳarribüküm ʿindenâ zülfâ illâ men âmene veʿamile ṣâliḥâ. feülâike lehüm cezâu-ḍḍiʿfi bimâ ʿamilû vehüm fi-lgurufâti âminûn.

Okunuş

38Velleẕîne yesʿavne fî âyâtinâ müʿâcizîne ülâike fi-lʿaẕâbi muḥḍarûn.

Ayet 37–38

Ey insanlar! Sizleri Allah’a yakınlaştıracak olan ne mallarınız ne sayılarınız ne de makamlarınızdır. Kim Allah’a iman edip, yalnız O’nu ilah edinir, yaratılış sebebi olan hayat nizamını yaşamak ve yaşatmak uğrunda elinden gelen gayreti gösterirse, işte onlar yaptıklarının kat kat karşılığı ile ödüllendirilecekler, cennet köşklerinde mutlu, güven ve huzur içinde yaşayacaklar.

Allah adına yapılan davete sırt dönenlerle, onu bozuk göstermeye çalışanlar ise yaptıklarının karşılığı azapla cezalandırılacaklar.

Sebe’ 39

1 ayet

قُلْ اِنَّ رَبّ۪ي يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَٓاءُ مِنْ عِبَادِه۪ وَيَقْدِرُ لَهُۜ وَمَٓا اَنْفَقْتُمْ مِنْ شَيْءٍ فَهُوَ يُخْلِفُهُۚ وَهُوَ خَيْرُ الرَّازِق۪ينَ ۝٣٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

39Ḳul inne rabbî yebsüṭu-rrizḳa limey yeşâü min ʿibâdihî veyaḳdiru leh. vemâ enfaḳtüm min şeyʾin fehüve yuḫlifüh. vehüve ḫayru-rrâziḳîn.

Ayet 39

De ki: “Rabbim kullarından dilediğine rızkı bol, dilediğine de sınırlı verir. Her kim de kendine verilenden Allah’ın daveti yolunda harcarsa, Allah harcadığının yerini doldurur. Allah rızık verenlerin en hayırlısıdır.”

İlgili ayetler

Sebe’ 40–43

4 ayet

وَيَوْمَ يَحْشُرُهُمْ جَم۪يعًا ثُمَّ يَقُولُ لِلْمَلٰٓئِكَةِ اَهٰٓؤُ۬لَٓاءِ اِيَّاكُمْ كَانُوا يَعْبُدُونَ ۝٤٠ قَالُوا سُبْحَانَكَ اَنْتَ وَلِيُّنَا مِنْ دُونِهِمْۚ بَلْ كَانُوا يَعْبُدُونَ الْجِنَّۚ اَكْثَرُهُمْ بِهِمْ مُؤْمِنُونَ ۝٤١ فَالْيَوْمَ لَا يَمْلِكُ بَعْضُكُمْ لِبَعْضٍ نَفْعًا وَلَا ضَرًّاۜ وَنَقُولُ لِلَّذ۪ينَ ظَلَمُوا ذُوقُوا عَذَابَ النَّارِ الَّت۪ي كُنْتُمْ بِهَا تُكَذِّبُونَ ۝٤٢ وَاِذَا تُتْلٰى عَلَيْهِمْ اٰيَاتُنَا بَيِّنَاتٍ قَالُوا مَا هٰذَٓا اِلَّا رَجُلٌ يُر۪يدُ اَنْ يَصُدَّكُمْ عَمَّا كَانَ يَعْبُدُ اٰبَٓاؤُ۬كُمْۚ وَقَالُوا مَا هٰذَٓا اِلَّٓا اِفْكٌ مُفْتَرًىۜ وَقَالَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لِلْحَقِّ لَمَّا جَٓاءَهُمْۙ اِنْ هٰذَٓا اِلَّا سِحْرٌ مُب۪ينٌ ۝٤٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

40Veyevme yaḥşüruhüm cemîʿan ŝümme yeḳûlü lilmelâiketi ehâülâi iyyâküm kânû yaʿbüdûn.

Okunuş

41Ḳâlû sübḥâneke ente veliyyünâ min dûnihim. bel kânû yaʿbüdûne-lcinn. ekŝeruhüm bihim müʾminûn.

Okunuş

42Felyevme lâ yemlikü baʿḍuküm libaʿḍin nefʿav velâ ḍarrâ. veneḳûlü lilleẕîne żalemû ẕûḳû ʿaẕâbe-nnâri-lletî küntüm bihâ tükeẕẕibûn.

Okunuş

43Veiẕâ tütlâ ʿaleyhim âyâtünâ beyyinâtin ḳâlû mâ hâẕâ illâ racülüy yürîdü ey yeṣuddeküm ʿammâ kâne yaʿbüdü âbâüküm. veḳâlû mâ hâẕâ illâ ifküm müfterâ. veḳâle-lleẕîne keferû lilḥaḳḳi lemmâ câehüm in hâẕâ illâ siḥrum mübîn.

Ayet 40–43

Hesap Günü Allah dünya hayatlarında meleklerin yardımına sığınanlarla melekleri bir araya getirecek ve onlardan soracak: “Sizleri Allah’la birlikte ilah edinip yardım talep ederek Allah’a ortak koşanlar bunlar mıydı?” Melekler ise şöyle cevap verecekler: “Hâşâ! Bizim asla onların bizden beklediklerini yapmaya gücümüz yetmez. Onlar bizim dostumuz da olamazlar, bizim dostumuz Sensin. Onlar şeytanın vesvesesine kapılıp, körcesine onun tuzağına düşüp oyununa alet oldular.”

Bunun üzerine müşrik ve kâfirlere Allah şöyle diyecek: “Siz yaratılmış olanlardan hiçbiriniz, bir diğerinize ne bir fayda verebilir ne de gelecek bir zararı önlemeye güç yetirebilirsiniz. Şimdi inanmak istemediğiniz cehennem azabını tadın bakalım!”

Bunlar Allah adına apaçık âyetlerle kendilerini davet eden Peygamber’e: “Bu adam bizleri atalarımızın hayat nizamından koparmak, onun yerine başka bir nizam kurmak isteyen biri, söyledikleri de kendi uydurduklarından başka bir şey değil. Kur’an’da Allah’a isnat ettiği büyüleyici sözlerden ibaret bir düzmece.” diyerek karşı çıkmışlardı.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

41Nisâ 116İsrâ 39

İlgili ayetler

43Yunus 78Mü’minûn 47

Sebe’ 44

1 ayet

وَمَٓا اٰتَيْنَاهُمْ مِنْ كُتُبٍ يَدْرُسُونَهَا وَمَٓا اَرْسَلْنَٓا اِلَيْهِمْ قَبْلَكَ مِنْ نَذ۪يرٍۜ ۝٤٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

44Vemâ âteynâhüm min kütübiy yedrusûnehâ vemâ erselnâ ileyhim ḳableke min neẕîr.

Ayet 44

Hâlbuki Biz onlara şirk nizamlarının ve ona bağlı ahlakın doğru olduğunu bildiren bir kitap da göndermedik ki, ondan ders almış da onu savunuyor olsunlar. Ayrıca senden önce gönderdiğimiz bir peygamberden de duymuş olamazlar.

İlgili ayetler

Sebe’ 45

1 ayet

وَكَذَّبَ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْۙ وَمَا بَلَغُوا مِعْشَارَ مَٓا اٰتَيْنَاهُمْ فَكَذَّبُوا رُسُل۪ي۠ فَكَيْفَ كَانَ نَك۪يرِ۟ ۝٤٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

45Vekeẕẕebe-lleẕîne min ḳablihim vemâ belegû miʿşâra mâ âteynâhüm fekeẕẕebû rusülî. fekeyfe kâne nekîr.

Ayet 45

Bu müşriklerden önce gelip geçenlerin de çoğu, Allah adına yapılan daveti reddetmiş, peygamberlerini yalancılıkla suçlamışlardı. Bunlar öncekilere verdiğimiz nimetlerin onda birine bile sahip değiller. Sonunda onları cezalandırmamız çok çetin oldu.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

45Yunus 13Kaf 12Kaf 14

Sebe’ 46–47

2 ayet

قُلْ اِنَّمَٓا اَعِظُكُمْ بِوَاحِدَةٍۚ اَنْ تَقُومُوا لِلّٰهِ مَثْنٰى وَفُرَادٰى ثُمَّ تَتَفَكَّرُوا۠ مَا بِصَاحِبِكُمْ مِنْ جِنَّةٍۜ اِنْ هُوَ اِلَّا نَذ۪يرٌ لَكُمْ بَيْنَ يَدَيْ عَذَابٍ شَد۪يدٍ ۝٤٦ قُلْ مَا سَاَلْتُكُمْ مِنْ اَجْرٍ فَهُوَ لَكُمْۜ اِنْ اَجْرِيَ اِلَّا عَلَى اللّٰهِۚ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ شَه۪يدٌ ۝٤٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

46Ḳul innemâ eʿiżuküm bivâḥideh. en teḳûmû lillâhi meŝnâ vefürâdâ ŝümme tetefekkerû. mâ biṣâḥibiküm min cinneh. in hüve illâ neẕîrul leküm beyne yedey ʿaẕâbin şedîd.

Okunuş

47Ḳul mâ seeltüküm min ecrin fehüve leküm. in ecriye illâ ʿale-llâh. vehüve ʿalâ külli şeyʾin şehîd.

Ayet 46–47

Ey Peygamber! Hakikate sırt dönenlere de ki: “İster bir araya geldiğinizde, isterseniz kendi kendinizle baş başa kaldığınızda elinizi vicdanınıza koyup bir düşünün. O zaman benim size peygamber olarak görevlendirilmiş bir arkadaşınız olduğumu ve bende delilikten bir eser olmadığını anlayacaksınız. Ben yalnızca şiddetli azaba uğramamanız için sizi uyaran bir elçiyim. Ve bu tebliğ vazifeme karşılık sizden herhangi bir ücret ya da başka bir şey beklemiyorum, benim mükâfatımı verecek olan Allah’tır. O, her şeyi görmekte ve bilmektedir.”

İlgili ayetler

Sebe’ 48

1 ayet

قُلْ اِنَّ رَبّ۪ي يَقْذِفُ بِالْحَقِّۚ عَلَّامُ الْغُيُوبِ ۝٤٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

48Ḳul inne rabbî yaḳẕifü bilḥaḳḳ. ʿallâmü-lguyûb.

Ayet 48

Ey Peygamber, de ki: “Rabbimizin bildirdiği âyetler ile amel etmemiz halinde bâtıl yok olup gidecektir. O, hiç kimsenin bilmediği doğruları bilir.”

Sebe’ 49

1 ayet

قُلْ جَٓاءَ الْحَقُّ وَمَا يُبْدِئُ الْبَاطِلُ وَمَا يُع۪يدُ ۝٤٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

49Ḳul câe-lḥaḳḳu vemâ yübdiü-lbâṭilü vemâ yüʿîd.

Ayet 49

De ki: “Artık yaratılışınızın sebebi olan ilâhî hakikat gelmiştir. Beşerî olanlar ise sönüp gitmeye mahkûmdur.”

İlgili ayetler

Sebe’ 50–54

5 ayet

قُلْ اِنْ ضَلَلْتُ فَاِنَّمَٓا اَضِلُّ عَلٰى نَفْس۪يۚ وَاِنِ اهْتَدَيْتُ فَبِمَا يُوح۪ٓي اِلَيَّ رَبّ۪يۜ اِنَّهُ سَم۪يعٌ قَر۪يبٌ ۝٥٠ وَلَوْ تَرٰٓى اِذْ فَزِعُوا فَلَا فَوْتَ وَاُخِذُوا مِنْ مَكَانٍ قَر۪يبٍۙ ۝٥١ وَقَالُٓوا اٰمَنَّا بِه۪ۚ وَاَنّٰى لَهُمُ التَّنَاوُشُ مِنْ مَكَانٍ بَع۪يدٍۚ ۝٥٢ وَقَدْ كَفَرُوا بِه۪ مِنْ قَبْلُۚ وَيَقْذِفُونَ بِالْغَيْبِ مِنْ مَكَانٍ بَع۪يدٍ ۝٥٣ وَح۪يلَ بَيْنَهُمْ وَبَيْنَ مَا يَشْتَهُونَ كَمَا فُعِلَ بِاَشْيَاعِهِمْ مِنْ قَبْلُۜ اِنَّهُمْ كَانُوا ف۪ي شَكٍّ مُر۪يبٍ ۝٥٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

50Ḳul in ḍaleltü feinnemâ eḍillü ʿalâ nefsî. veini-htedeytü febimâ yûḥî ileyye rabbî. innehû semîʿun ḳarîb.

Okunuş

51Velev terâ iẕ feziʿû felâ fevte veüḫiẕû mim mekânin ḳarîb.

Okunuş

52Veḳâlû âmennâ bih. veennâ lehümü-ttenâvuşü mim mekânim beʿîd.

Okunuş

53Veḳad keferû bihî min ḳabl. veyaḳẕifûne bilgaybi mim mekânim beʿîd.

Okunuş

54Veḥîle beynehüm vebeyne mâ yeştehûne kemâ fuʿile bieşyâʿihim min ḳabl. innehüm kânû fî şekkim mürîbün.

Ayet 50–54

De ki: “Şayet ben bildirilen doğrulardan saparsam kendime zulmetmiş, zarar vermiş olurum.

Rabbimin davetine uyarsam, ancak o zaman doğru yolu bulmuş olurum. Allah kuluna şah damarından daha yakındır ve O her şeyi işitir.”

Sen Allah’ın âyetlerine kulağını tıkayıp aklını kullanmayanların Kıyamet Günü kıskıvrak yakalandıkları zamanki korkuyla nasıl büzüldüklerini, kaçacak yer bulamayıp da perişan olduklarını bir görsen! İşte O Gün: “Biz peygamberlerin Allah adına yaptıkları davete inandık.” diyecekler. Fakat asıl inandık, iman ettik demeleri gereken dünya, artık onlardan çok uzakta kalmıştır. Bugün iman etmelerinin kendilerine hiçbir faydası olmayacaktır.

Hâlbuki onlar derin bir şüphe içinde hakikate sırtlarını dönmüş, gaybı umursamazlıktan gelmişlerdi. Şimdi bunlar kendilerinden öncekiler gibi dünyaya geri döndürülüp O’na yönelmenin arzusu ile yalvaracaklar, fakat artık dünyaya dönüş ile aralarına aşılması imkânsız bir set çekilmiştir.

Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır. Açıklamalı meal, muhtelif meallerin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur.

Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.

Nüzul sırasına göre bu sûreden önce Lokman, sonra Zümer indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla