Sûre hakkındaAdı · Nüzul Zamanı · Konu
Adı: Bu sure adını El-Kalem veya En-Nun kelimelerinin geçtiği birinci ayetten almıştır.
Nüzul Zamanı: Bu sure, Mekke devrinin başlarında nazil olan surelerdendir. Muhtevadan bu surenin, Mekke’de Allah Rasulü’ne karşı çıkışların şiddetlendiği bir zamanda nazil olduğu anlaşılmaktadır.
Konu: Bu surede üç konu ele alınmaktadır: Muhaliflerin ileri sürdükleri itirazlara cevap; onları ikaz edip tavsiyede bulunmak; ve Allah Rasulü’ne (s.a) sabrın ve istikametin telkin edilmesi.
Surenin bidayetinde görülüyor ki; her ne kadar sen (Allah’ın Rasulü) onlara bu Kitabı takdim etmekteysen ve en güzel ahlaka sahipsen de onlar gene sana deli ve mecnun demektedirler. Aslında sırf bu iki keyfiyet yani Kur’an ve senin örnek ahlâkın onların ithamlarını çürütmeye yeter. Yakında kimin deli olduğuna şahit olacaklar. Sen, bunların tazyiklerine karşı hiçbir tavizde bulunma. Zaten onların kastı da senden tavizler kopararak seni uzlaşmaya razı etmektir. Daha sonra, insanları göstermek için o zaman Mekke’de herkesçe bilinen bazı simaların, adları zikredilmeden, ahlaki portreleri çizilmektedir. Bu sayede insanlar Hz. Muhammed’in (s.a) yüksek ve temiz karakteriyle bunlarınkini mukayese ederek karşı çıkanların karakter ve tavırlarının ne kadar çirkin olduğunu göreceklerdir.
Bundan sonra, onyedinci ayetten otuz üçüncü ayete kadar olan bölümde Allah Teâlâ’ya karşı nankörlük yaptıklarında içlerinden biri ikaz etmiş olmasına rağmen ona kulak vermediklerinden sonunda Allah Teâlâ’nın onları bu nimetten mahrum bıraktığı ve bilahare gerçeğin farkına vardıkları bahçe sahiplerinin öyküsü anlatılmaktadır. Bu misal ile Mekkelilere, tıpkı yukarıdaki bahçe sahiplerinin, salih bir kul tarafından ikaz edilmesi gibi Hz. Muhammed’in (s.a) gönderilişinin de bir ikaz ve imtihan olduğu uyarısı yapılmaktadır. “Eğer Allah’ın Rasulü’ne kulak vermezseniz bu dünyada muhtelif sıkıntı ve mahrumiyetlere müptela kılınacağınız gibi öte tarafta da şüphesiz çok daha büyük azaba müstehak olacaksanız.” denilmektedir.
Daha sonraki 34 ila 47. ayetler arasında müteakiben kafirlere hitap edilmektedir. Bazen doğrudan doğruya bunlarla muhatap olunurken, bazı yerlerde de Allah Rasulü’ne hitap edilmiş ama dolaylı olarak onlar ikaz edilmişlerdir. Özetle denilmek istenen şudur: Öbür dünyanın güzellikleri ve iyilikleri şüphesiz Allah’tan korkarak yaşayanlar içindir. Allah indinde, O’na itaat eden kulların suçlu sayılacağı apaçık mantıksızlıktır.
Kafirlerin, Allah’ın onların iddia ettikleri gibi davranacağı hayalleri tamamen saçmadır. Buna hiç bir delilleri yoktur. Bu dünyada bazı insanlardan Allah Teâlâ’nın önünde secdeye kapanmaları istendiğinde inkar etmişlerdir ama kıyamet günü farkına varıp secde etmek istediklerinde bu sefer secde edemeyecekler ve zelil olacaklardır. Kur’an’ı yalanlayanlar Allah’ın azabından kurtulamaz. Bu dünyada onlara verilen mühlet kendilerini aldatmaktadır. Bu yalanlamalarına rağmen azap olunmayacaklarını ve azap gelmediğinde de doğru yolda olduklarını zannediyorlardı. Halbuki helâke doğru sürüklendiklerinden habersizdiler. Ellerinde, Allah Rasulü’ne karşı direnmeleri için hiçbir ma’kul sebepleri yoktur. Çünkü O, hiçbir menfaat ve karşılık gözetmeyen bir habercidir. Bunda hiçbir şahsî menfaati yoktur. Ayrıca O’nun Allah’ın Rasulü olmadığını ve getirdiği şeyin ise asılsız bir yalan olduğunu da ileri sürecek bir bilgileri yoktur bunların. Bölümün sonunda Allah Rasulü’ne, Allah’ın emri kesinleşinceye kadar “İslâmî tebliğ” yolundaki zorluklara göğüs gererek sabır göstermesi, Yunus (a.s) gibi sabırsızlık ederek onun düştüğü belalara düşmemesi bildirilmektedir.
Birlikte anlatılan ayetler gruplar hâlinde: her grubun Arapçası, okunuşu ve meali bir arada. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıylaKalem 1–3
3 ayetنٓ وَالْقَلَمِ وَمَا يَسْطُرُونَۙ ١ مَٓا اَنْتَ بِنِعْمَةِ رَبِّكَ بِمَجْنُونٍۚ ٢ وَاِنَّ لَكَ لَاَجْرًا غَيْرَ مَمْنُونٍۚ ٣
Mushaf
Okunuş
1Nûn. velḳalemi vemâ yesṭurûn.
2Mâ ente biniʿmeti rabbike bimecnûn.
3Veinne leke leecran gayra memnûn.
Ayet 1–3
Nûn... Sizin dilinizin seslerinin harflerinden olan Nûn ve onu yazan kaleme ve yazdığı gerçeklere andolsun ki, ey Muhammed! Sen Rabbinin lütfettiği nimeti sayesinde peygambersin. Hakikati inkâr edenlerin hayat nizamlarını tenkit edip başkaldırışın sebebiyle, “Senin aklından zorun mu var? Biz hiç senin hayat tarzımızı değiştirmene izin verir miyiz!” demelerine aldırma. Sen onların söyledikleri gibi ne büyülenmiş birisi ne de şairsin.
İnsanları yaratılış sebeplerine uymaya çağırırken Allah’tan yardım göreceksin. Senin için bitip tükenmez bir ödül vardır.
Kalem 4
1 ayetوَاِنَّكَ لَعَلٰى خُلُقٍ عَظ۪يمٍ ٤
Mushaf
Okunuş
4Veinneke leʿalâ ḫulüḳin ʿażîm.
Ayet 4
Sen suçlamaların aksine üstün ahlak sahibi, aklı başında birisin.
İlgili ayetler
Kalem 5–6
2 ayetفَسَتُبْصِرُ وَيُبْصِرُونَۙ ٥ بِاَيِّكُمُ الْمَفْتُونُ ٦
Mushaf
Okunuş
5Fesetübṣiru veyübṣirûn.
6Bieyyikümü-lmeftûn.
Ayet 5–6
Yakında sen de, davet ettiğimiz hayat nizamına karşı çıkanlar da, kimin aklını yitirmiş olduğunu göreceksiniz.
Kalem 7
1 ayetاِنَّ رَبَّكَ هُوَ اَعْلَمُ بِمَنْ ضَلَّ عَنْ سَب۪يلِه۪ۖ وَهُوَ اَعْلَمُ بِالْمُهْتَد۪ينَ ٧
Mushaf
Kalem 8
1 ayetفَلَا تُطِعِ الْمُكَذِّب۪ينَ ٨
Mushaf
Okunuş
8Felâ tüṭiʿi-lmükeẕẕibîn.
Ayet 8
Sen, insanları Allah merkezli bir hayatı yaşamaya davet et ve sakın söylediklerini yalan sayıp daveti kabul etmeyenlere boyun eğme!
İlgili ayetler
Kalem 9
1 ayetوَدُّوا لَوْ تُدْهِنُ فَيُدْهِنُونَ ٩
Mushaf
Okunuş
9Veddû lev tüdhinü feyüdhinûn.
Ayet 9
Onlar senin Allah adına yaptığın davetin, hiç olmazsa bir kısmından taviz verip vazgeçmeni ve peygamberlik öncesi olduğu gibi, şirk nizamlarına laf etmeyen biri olmanı istiyorlar. Böyle olman halinde sen onlara, onlar da sana karşı iyi davranmış olacaksınız.
Kalem 10–16
7 ayetوَلَا تُطِعْ كُلَّ حَلَّافٍ مَه۪ينٍۙ ١٠ هَمَّازٍ مَشَّٓاءٍ بِنَم۪يمٍۙ ١١ مَنَّاعٍ لِلْخَيْرِ مُعْتَدٍ اَث۪يمٍۙ ١٢ عُتُلٍّ بَعْدَ ذٰلِكَ زَن۪يمٍۙ ١٣ اَنْ كَانَ ذَا مَالٍ وَبَن۪ينَۜ ١٤ اِذَا تُتْلٰى عَلَيْهِ اٰيَاتُنَا قَالَ اَسَاط۪يرُ الْاَوَّل۪ينَ ١٥ سَنَسِمُهُ عَلَى الْخُرْطُومِ ١٦
Mushaf
Okunuş
10Velâ tüṭiʿ külle ḥallâfim mehîn.
11Hemmâzim meşşâim binemîm.
12Mennâʿil lilḫayri müʿtedin eŝîm.
13Utüllim baʿde ẕâlike zenîm.
14En kâne ẕâ mâliv vebenîn.
15İẕâ tütlâ ʿaleyhi âyâtünâ ḳâle esâṭîru-lʾevvelîn.
16Senesimühû ʿale-lḫurṭûm.
Ayet 10–16
İnsanları yanıltmak adına durmadan yalan yere yemin edenlere; hayra engel olan, fesat çıkaran arabozucuya; nezaketsiz, çıkarcı, hak-hukuk gözetmeyen; dünya malına pervasızca meyleden adama sakın boyun eğme. Bunların bir kısmı da mal ve oğullarının çokluğu sebebiyle övünen ve kendilerini kudretli gören zalimlerdir.
Kendilerine Allah’ın âyetleri okunduğunda, “Bunlar eskilerin masallarıdır.” derler. Yakında bu küstah, zorba ve kibirlilerin burunlarını sürtüp, onları zelil edeceğiz.
İlgili ayetler
Kalem 17–25
9 ayetاِنَّا بَلَوْنَاهُمْ كَمَا بَلَوْنَٓا اَصْحَابَ الْجَنَّةِۚ اِذْ اَقْسَمُوا لَيَصْرِمُنَّهَا مُصْبِح۪ينَۙ ١٧ وَلَا يَسْتَثْنُونَ ١٨ فَطَافَ عَلَيْهَا طَٓائِفٌ مِنْ رَبِّكَ وَهُمْ نَٓائِمُونَ ١٩ فَاَصْبَحَتْ كَالصَّر۪يمِ ٢٠ فَتَنَادَوْا مُصْبِح۪ينَۙ ٢١ اَنِ اغْدُوا عَلٰى حَرْثِكُمْ اِنْ كُنْتُمْ صَارِم۪ينَ ٢٢ فَانْطَلَقُوا وَهُمْ يَتَخَافَتُونَۙ ٢٣ اَنْ لَا يَدْخُلَنَّهَا الْيَوْمَ عَلَيْكُمْ مِسْك۪ينٌ ٢٤ وَغَدَوْا عَلٰى حَرْدٍ قَادِر۪ينَ ٢٥
Mushaf
Okunuş
17İnnâ belevnâhüm kemâ belevnâ aṣḥâbe-lcenneh. iẕ aḳsemû leyaṣrimünnehâ muṣbiḥîn.
18Velâ yesteŝnûn.
19Feṭâfe ʿaleyhâ ṭâifüm mir rabbike vehüm nâimûn.
20Feaṣbeḥat keṣṣarîm.
21Fetenâdev muṣbiḥîn.
22Eni-gdû ʿalâ ḥarŝiküm in küntüm ṣârimîn.
23Fenṭaleḳû vehüm yeteḫâfetûn.
24El lâ yedḫulennehe-lyevme ʿaleyküm miskîn.
25Vegadev ʿalâ ḥardin ḳâdirîn.
Ayet 17–25
Kendilerini bahçe sahibi yapıp da verdiğimiz nimetlere rağmen, Bizi hiç hesaba katmayan kimseleri denediğimiz gibi, bu müşrikleri de deneyeceğiz. Hani bahçe sahibi yaptığımız o kimseler, kendilerinden çok emin bir vaziyette birbirleriyle ürünlerini toplamaya gitmek üzere sözleşmiş, Allah izin verirse demeye gerek duymamış, her şeyin gerçek sahibinin Allah olduğunu akıllarına bile getirmemişlerdi. Onlar uykuda iken, Rabbin de onların sahibi olduklarını sandıkları bahçelerini bir afetle kupkuru, kapkara çer çöpe çevirdi. Onlar da bundan habersiz sabah erkenden birbirlerine, “Haydin, hasat için erkenden bahçelerimize gitmeliyiz.” diyerek seslenip yola koyuldular, yol boyunca da fakir fukara başımıza üşüşmeden şu işimizi bitirelim diye konuşuyorlardı.
Kalem 26–28
3 ayetفَلَمَّا رَاَوْهَا قَالُٓوا اِنَّا لَضَٓالُّونَۙ ٢٦ بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ ٢٧ قَالَ اَوْسَطُهُمْ اَلَمْ اَقُلْ لَكُمْ لَوْلَا تُسَبِّحُونَ ٢٨
Mushaf
Okunuş
26Felemmâ raevhâ ḳâlû innâ leḍâllûn.
27Bel naḥnü maḥrûmûn.
28Ḳâle evseṭuhüm elem eḳul leküm levlâ tüsebbiḥûn.
Ayet 26–28
Bahçelerine geldiklerinde, gördükleri karşısında donup kaldılar. Şaşkınca birbirlerine, “Yoksa yolumuzu şaşırıp başka bir yere mi geldik?” demeye başladılar. Fakat gerçeği anlayınca, “Biz şimdi yandık, birdenbire fakirleştik.” dediler. İçlerinden aklı başında, doğru düşünebilen arkadaşları dedi ki: “Ben size böyle kendinize çok güvenmeyin, Allah’ı aklınızdan çıkarmayın, fakir fukaranın hakkını gözetin demedim mi?”
Kalem 29–33
5 ayetقَالُوا سُبْحَانَ رَبِّنَٓا اِنَّا كُنَّا ظَالِم۪ينَ ٢٩ فَاَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلٰى بَعْضٍ يَتَلَاوَمُونَ ٣٠ قَالُوا يَا وَيْلَنَٓا اِنَّا كُنَّا طَاغ۪ينَ ٣١ عَسٰى رَبُّنَٓا اَنْ يُبْدِلَنَا خَيْرًا مِنْهَٓا اِنَّٓا اِلٰى رَبِّنَا رَاغِبُونَ ٣٢ كَذٰلِكَ الْعَذَابُۜ وَلَعَذَابُ الْاٰخِرَةِ اَكْبَرُۢ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ۟ ٣٣
Mushaf
Okunuş
29Ḳâlû sübḥâne rabbinâ innâ künnâ żâlimîn.
30Feaḳbele baʿḍuhüm ʿalâ baʿḍiy yetelâvemûn.
31Ḳâlû yâ veylenâ innâ künnâ ṭâgîn.
32Asâ rabbünâ ey yübdilenâ ḫayram minhâ innâ ilâ rabbinâ râgibûn.
33Keẕâlike-lʿaẕâb. veleʿaẕâbü-lʾâḫirati ekber. lev kânû yaʿlemûn.
Ayet 29–33
Bunun üzerine bahçe sahipleri hatalarını anlayıp, “Rabbimiz! Her şeyin gerçek sahibi Sensin, bizler cahil ve zalimce düşünüp öyle davranmakla kendimize yazık etmişiz” diyerek suçlarını itiraf edip, acizliklerini ifade ederek kendi kendilerini kınayıp tevbe ettiler. Sonra da dönüp birbirlerine, “Rabbimiz inşallah bizi affeder ve kendine yönelip rızasına uygun yaşamaya gayret edersek, belki bize bundan daha hayırlısını verir.” dediler. İşte bu, dünya hayatında Allah’ı hesaba katmayanların cezasıdır. Fakat böylelerinin âhiretteki azabı çok daha şiddetli olacaktır.
Kalem 34
1 ayetKalem 35
1 ayetاَفَنَجْعَلُ الْمُسْلِم۪ينَ كَالْمُجْرِم۪ينَۜ ٣٥
Mushaf
Kalem 36–43
8 ayetمَا لَكُمْ۠ كَيْفَ تَحْكُمُونَۚ ٣٦ اَمْ لَكُمْ كِتَابٌ ف۪يهِ تَدْرُسُونَۙ ٣٧ اِنَّ لَكُمْ ف۪يهِ لَمَا تَخَيَّرُونَۚ ٣٨ اَمْ لَكُمْ اَيْمَانٌ عَلَيْنَا بَالِغَةٌ اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِۙ اِنَّ لَكُمْ لَمَا تَحْكُمُونَۚ ٣٩ سَلْهُمْ اَيُّهُمْ بِذٰلِكَ زَع۪يمٌۚۛ ٤٠ اَمْ لَهُمْ شُرَكَٓاءُۚۛ فَلْيَاْتُوا بِشُرَكَٓائِهِمْ اِنْ كَانُوا صَادِق۪ينَ ٤١ يَوْمَ يُكْشَفُ عَنْ سَاقٍ وَيُدْعَوْنَ اِلَى السُّجُودِ فَلَا يَسْتَط۪يعُونَۙ ٤٢ خَاشِعَةً اَبْصَارُهُمْ تَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌۜ وَقَدْ كَانُوا يُدْعَوْنَ اِلَى السُّجُودِ وَهُمْ سَالِمُونَ ٤٣
Mushaf
Okunuş
36Mâ leküm. keyfe taḥkümûn.
37Em leküm kitâbün fîhi tedrusûn.
38İnne leküm fîhi lemâ teḫayyerûn.
39Em leküm eymânün ʿaleynâ bâligatün ilâ yevmi-lḳiyâmeti inne leküm lemâ taḥkümûn.
40Selhüm eyyühüm biẕâlike zaʿîm.
41Em lehüm şürakâʾ. felyeʾtû bişürakâihim in kânû ṣâdiḳîn.
42Yevme yükşefü ʿan sâḳiv veyüdʿavne ile-ssücûdi felâ yesteṭîʿûn.
43Ḫâşiʿaten ebṣâruhüm terheḳuhüm ẕilleh. veḳad kânû yüdʿavne ile-ssücûdi vehüm sâlimûn.
Ayet 36–43
Ey insanlar! Size ne oluyor da Allah’ın size emanet ettiklerinin gerçek sahibiymişsiniz gibi, fütursuzca hükümler koyup kullanmaya kalkıyorsunuz? Yoksa bu konuda Bizden alınmış bir sözünüz yahut elinizde Allah’ın yarattıklarından her istediğinize sahip olacağınızı bildiren bir kitap mı var? Ya da Allah’ın mülkünün ortakları var da onlar mı sizi böyle yetkilendirdi?
Hesap Günü böyle davranmış olmanızın cezası ile karşılaşıp, secdeye kapanmanızın faydası olmayacak, güçsüz, perişan ve zillet içinde kalacaksınız. Hâlbuki dünya hayatınızda bu günle karşılaşacağınız sizlere bildirilmişti.
İlgili ayetler
Kalem 44–45
2 ayetفَذَرْن۪ي وَمَنْ يُكَذِّبُ بِهٰذَا الْحَد۪يثِۜ سَنَسْتَدْرِجُهُمْ مِنْ حَيْثُ لَا يَعْلَمُونَۙ ٤٤ وَاُمْل۪ي لَهُمْۜ اِنَّ كَيْد۪ي مَت۪ينٌ ٤٥
Mushaf
Okunuş
44Feẕernî vemey yükeẕẕibü bihâẕe-lḥadîŝ. senestedricühüm min ḥayŝü lâ yaʿlemûn.
45Veümlî lehüm. inne keydî metîn.
Ayet 44–45
Ey Peygamber! Sen, vahyedilen âyetlerle sınırlarını Allah’ın belirlediği bir nizam ve ahlakı yaşamaya davet edilmelerine rağmen, bundan yüz çevirip, seni yalancı sayanların yaptıkları için üzülme! Onları Bana bırak, Biz onları yavaş yavaş bilmedikleri bir şekilde azaba yaklaştıracağız. Şimdilik akledip doğruya yönelmeleri için kendilerine mühlet veriyoruz. Elbette sonunda hiç kimsenin hesaptan kurtulması mümkün değildir.
Kalem 46–47
2 ayetاَمْ تَسْـَٔلُهُمْ اَجْرًا فَهُمْ مِنْ مَغْرَمٍ مُثْقَلُونَۚ ٤٦ اَمْ عِنْدَهُمُ الْغَيْبُ فَهُمْ يَكْتُبُونَ ٤٧
Mushaf
Okunuş
46Em tesʾelühüm ecran fehüm mim magramim müŝḳalûn.
47Em ʿindehümü-lgaybü fehüm yektübûn.
Ayet 46–47
Onları doğruya davet ederken sanki buna karşılık bir ücret talep ediyormuşsun da senden bu yüzden kaçıyorlarmış gibi davranıyorlar. Yoksa bu tutumlarının haklı ve doğru olduğuna dair gaybdan haber mi alıyorlar?
Kalem 48–50
3 ayetفَاصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ وَلَا تَكُنْ كَصَاحِبِ الْحُوتِۢ اِذْ نَادٰى وَهُوَ مَكْظُومٌۜ ٤٨ لَوْلَٓا اَنْ تَدَارَكَهُ نِعْمَةٌ مِنْ رَبِّه۪ لَنُبِذَ بِالْعَرَٓاءِ وَهُوَ مَذْمُومٌ ٤٩ فَاجْتَبٰيهُ رَبُّهُ فَجَعَلَهُ مِنَ الصَّالِح۪ينَ ٥٠
Mushaf
Okunuş
48Faṣbir liḥukmi rabbike velâ tekün keṣâḥibi-lḥût. iẕ nâdâ vehüve mekżûm.
49Levlâ en tedârakehû niʿmetüm mir rabbihî lenübiẕe bilʿarâi vehüve meẕmûm.
50Fectebâhü rabbühû feceʿalehû mine-ṣṣâliḥîn.
Ayet 48–50
Sen onları yaratılışlarının sebebi olan hayat nizamına uymaya davet etmeye sabırla devam et. Sakın balığın yuttuğu Yunus Peygamber gibi yılgınlık gösterip, ümidini yitirerek mücadeleyi bırakma. O, yaptığından pişman olup tevbe ederek Rabbine döndüğü için affedildi. Şayet samimi pişmanlığından dolayı affedilmeseydi, aşağılanmış bir durumda yalnızlığa terk edilecekti.
Kalem 51
1 ayetوَاِنْ يَكَادُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَيُزْلِقُونَكَ بِاَبْصَارِهِمْ لَمَّا سَمِعُوا الذِّكْرَ وَيَقُولُونَ اِنَّهُ لَمَجْنُونٌۢ ٥١
Mushaf
Okunuş
51Veiy yekâdü-lleẕîne keferû leyüzliḳûneke biebṣârihim lemmâ semiʿü-ẕẕikra veyeḳûlûne innehû lemecnûn.
Ayet 51
Müşrik ve kâfirler, Allah’ın davetini işittiklerinde, sanki seni gözleriyle devireceklermiş gibi düşmanca bakarlar ve birbirlerine, “Bu adam kesinlikle delirmiş, yoksa bunca yıllık hayat nizamımızı değiştirmeyi aklından bile geçirmez, böyle olmayacak bir işe kalkışmazdı.” derler.
Kalem 52
1 ayetوَمَا هُوَ اِلَّا ذِكْرٌ لِلْعَالَم۪ينَ ٥٢
Mushaf
Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır. Açıklamalı meal, muhtelif meallerin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur.
Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.
Nüzul sırasına göre bu sûreden önce Alak, sonra Müzzemmil indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla