Kur’an Meali ve Tefsiri
سُورَةُ الذَّارِيَاتِ مَكِّيَّةٌ آيَاتُهَا ٦٠

Zâriyât Sûresi - Mustafa Çevik Meali (Ayetler Konu Bütünlüğü İçinde)

Okunan yer · Ayet 1

Ayette göster
Dinle
Arapça
Sûre hakkındaAdı · Nüzul Zamanı · Konu

Adı: Surenin ilk kelimesi olan “Ez-Zariyat”dan alınmıştır. Zariyat kelimesiyle başlayan sure anlamına gelir.

Nüzul Zamanı: Konular ve ifade tarzından açıkça anlaşılmaktadır ki bu sure, Hz. Peygamber’in (s.a) İslam’a daveti karşısında yalanlama, alaya alma ithamlarının büyük boyutlara ulaştığı, zulüm ve işkence değirmeninin henüz dönmeye başladığı bir dönemde nazil olmuştur. Bu bakımdan bu surenin de Kaf Suresi’nin nazil olduğu dönemde indiği anlaşılmaktadır.

Konu: Büyük bölümü Ahiret konusundadır. Sonunda Tevhid inancına çağrı yapılmaktadır. Bununla birlikte Hz. Peygamber’in (s.a.) sözlerine inanmamanın ve kendi cahilce (ahmakça) düşüncelerinde ısrar etmenin bu tutumu benimseyen kavimlerin nasıl mahvolduğu insanlara hatırlatılmaktadır.

Ahiret hakkında bu surenin küçük fakat son derece anlamlı ayetlerinde anlatılanlar şunlardır: “İnsan hayatının sonu hakkında insanların çeşitli inançları kendiliğinden açık bir şekilde görüşler getirememekte, aksine hiçbir ilmi dayanakları olmaksızın tahminle ve benzetmelerle bir takım görüş ve nazariyelere dayandığını ispat etmektedir.”

Biri, öldükten sonra hayat yoktur demekte, diğeri ölümden sonra hayata inanmakta fakat bunun tenasüh (öldükten sonra ruhun başka bir varlığa geçerek yaşamaya devam etmesi) şeklinde olduğunu iddia etmekte, bir diğeri ahiret hayatını, ceza ve mükafatı kabul etmekte fakat amellerin (davranışların) cezasından kurtulmak için binbir çeşit kurtarıcılar araya sokmaktadır. Böyle büyük ve çok önemli bir konuda insanın, kanaat, görüş ve akidesinin yanlış olması bütün hayatını yanlış yola itecek ve geleceğini de mahvedecektir. İlmi gerçeklere dayanmadan sadece tahmin ve kıyaslara dayanan bir inanç kurmak çok büyük bir ahmaklıktır. Bu durum, bir kimsenin çok büyük bir yanlış anlayış sonucu bütün ömrünü kör bir gaflet içinde geçirip öldükten sonra aniden hiç hazırlıklı olmadığı bir olayla karşılaşması demektir. Böyle konular hakkında doğru kanaat elde etmenin tek bir yolu vardır. O da insanların ahiret hakkında Allah’tan vahiy yoluyla elde ettikleri bilgiyi dikkatle incelemeleridir. Yeryüzü ve gök düzenine hatta kendi varlığına dikkatle bakarak bunları basiretle incelediği takdirde, bu bilginin doğru olduğunu ispat eden delilleri her yerde görecektir. Bu arada rüzgar ve yağmur düzeni, yeryüzünün yaratılışı ve oradaki diğer (bütün) mahlukları, insanın kendi varlığını, gökyüzünün yaratılışı ve dünyanın bütün çift olarak yaratılan varlıkları, ahiretin birer ispatı olarak öne sürülmüşlerdir. Ve insanlık tarihi de kainat düzeninde yapılan herşeyin bir karşılığı olduğunu gösteren örneklerle doludur. Kur’an’da bunlar seçilerek belirtilmiştir.

Daha sonra insanlar tek Allah’a inanmaya çağrılarak kısa bir ifade ile buyurulmuştur ki: Allah sizi başkalarına kulluk için değil, ancak kendisine kulluk etmeniz için yaratmıştır. O, gıdasını sizden alan ve yardımınız olmadan ilahlığını sürdüremeyen uydurma mabutlarınız (putlar) gibi değildir. O, herkese rızık veren ilahtır, hiç kimseden rızık istemeye muhtaç değildir. O’nun ilahlığı kendi gücüyle kaimdir.

Bunlar arasında şu da belirtilmiştir ki; peygamberlere her ne zaman karşı konulmuşsa akla uygun delillerle değil ancak inat, aksilik ve ahmakça bir gurura dayanarak karşı konulmuştur. İşte bu gün Hz. Muhammed’e (s.a) reva görülen muamelenin itici sebebi serkeşlik ve azgınlıktan başka bir şey değildir. Bundan sonra Hz. Muhammed’in (s.a) bu serkeşlere önem vermemesi, kendi davet ve uyarılarına devam etmesi bildiriliyor. Çünkü Hz. Peygamber’in (s.a) daveti o serkeşlere tesir etmese de iman edenlere faydalıdır.

Serkeşlikte ısrar eden zalimlere gelince, bunlardan önce bu yolda yürüyenler hak ettikleri azabı bulmuşlardır. Bunların hak ettikleri azab da hazırdır.

Birlikte anlatılan ayetler gruplar hâlinde: her grubun Arapçası, okunuşu ve meali bir arada. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla

Zâriyât 1–6

6 ayet

وَالذَّارِيَاتِ ذَرْوًاۙ ۝١ فَالْحَامِلَاتِ وِقْرًاۙ ۝٢ فَالْجَارِيَاتِ يُسْرًاۙ ۝٣ فَالْمُقَسِّمَاتِ اَمْرًاۙ ۝٤ اِنَّمَا تُوعَدُونَ لَصَادِقٌۙ ۝٥ وَاِنَّ الدّ۪ينَ لَوَاقِعٌۜ ۝٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

1Veẕẕâriyâti ẕervâ.

Okunuş

2Felḥâmilâti viḳrâ.

Okunuş

3Felcâriyâti yüsrâ.

Okunuş

4Felmüḳassimâti emrâ.

Okunuş

5İnnemâ tûʿadûne leṣâdiḳ.

Okunuş

6Veinne-ddîne levâḳi.

Ayet 1–6

Esip savuran, tozu toprağı birbirine katan, yağmur yüklü bulutları bir araya toplayan ve gitmeleri gereken yerlere doğru akıtıp sürükleyen rüzgârlara ve Allah’ın emri ile rüzgârları taksim edip yönlendiren meleklere andolsun ki size ne vaat edilmişse hepsi mutlaka gerçekleşecektir. Hesap Günü de elbette gelecek ve her insan dünya hayatında, Allah’ın davetine karşı tutumundan dolayı hesaba çekilip hak ettiği karşılığı görecektir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

1İbrahim 1

İlgili ayetler

2Müzzemmil 4

İlgili ayetler

3Ra’d 28

İlgili ayetler

4Sâd 68Sâd 78

İlgili ayetler

5A’raf 53Yâsîn 52

İlgili ayetler

6Kaf 20

Zâriyât 7–14

8 ayet

وَالسَّمَٓاءِ ذَاتِ الْحُبُكِۙ ۝٧ اِنَّكُمْ لَف۪ي قَوْلٍ مُخْتَلِفٍۙ ۝٨ يُؤْفَكُ عَنْهُ مَنْ اُفِكَۜ ۝٩ قُتِلَ الْخَرَّاصُونَۙ ۝١٠ اَلَّذ۪ينَ هُمْ ف۪ي غَمْرَةٍ سَاهُونَۙ ۝١١ يَسْـَٔلُونَ اَيَّانَ يَوْمُ الدّ۪ينِۜ ۝١٢ يَوْمَ هُمْ عَلَى النَّارِ يُفْتَنُونَ ۝١٣ ذُوقُوا فِتْنَتَكُمْۜ هٰذَا الَّذ۪ي كُنْتُمْ بِه۪ تَسْتَعْجِلُونَ ۝١٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

7Vessemâi ẕâti-lḥubük.

Okunuş

8İnneküm lefî ḳavlim muḫtelif.

Okunuş

9Yüʾfekü ʿanhü men üfik.

Okunuş

10Ḳutile-lḫarrâṣûn.

Okunuş

11Elleẕîne hüm fî gamratin sâhûn.

Okunuş

12Yesʾelûne eyyâne yevmü-ddîn.

Okunuş

13Yevme hüm ʿale-nnâri yüftenûn.

Okunuş

14Ẕûḳû fitneteküm. hâẕe-lleẕî küntüm bihî testaʿcilûn.

Ayet 7–14

Ey gerçeğe gözlerini kapayıp kulaklarını tıkayanlar! Şu, her biri kendi yörüngesinde akıp giden yıldızlarla donatılmış olan gökyüzündeki mükemmel nizama bir bakıp düşünün bakalım, orada hiçbir düzensizlik görebilecek misiniz?

Oysa sizin düşünceleriniz düzensiz, paramparça; inancınız ve sözleriniz temelsiz, dayanaksız; hayatınız çelişkilerle dolu, şirk ve küfür içinde bocalayıp duruyorsunuz. Cahilce inat edip, Kur’an ile Allah adına yapılmakta olan davetten kendinizi mahrum bırakıyorsunuz.

Yazıklar olsun, o kendi uydurdukları ya da kendileri gibi yaratılmışların uydurdukları bâtılı hayat tarzı olarak seçenlere... Onlar koyu bir cehalet çukuru içinde debelenip durmaktalar.

Bunlar bir de alay ederek durmadan, “O Ceza günü ne zaman gelecek?” diye sorup duruyorlar! Şunu iyi bilsinler ki O Gün onların hepsinin ateşe atılacakları gündür. O Gün, onlara denilecek ki, “Şimdi alay edip durduğunuz ve ısrarla sorduğunuz, bir an önce gelsin de görelim dediğiniz azabı tadın bakalım.”

İlgili ayetler

İlgili ayetler

7Yâsîn 38Yâsîn 40

İlgili ayetler

9Yunus 108

İlgili ayetler

13Kehf 53Ahkaf 20

İlgili ayetler

14Şuarâ 135Şuarâ 139

Zâriyât 15–19

5 ayet

اِنَّ الْمُتَّق۪ينَ ف۪ي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍۙ ۝١٥ اٰخِذ۪ينَ مَٓا اٰتٰيهُمْ رَبُّهُمْۜ اِنَّهُمْ كَانُوا قَبْلَ ذٰلِكَ مُحْسِن۪ينَۜ ۝١٦ كَانُوا قَل۪يلًا مِنَ الَّيْلِ مَا يَهْجَعُونَ ۝١٧ وَبِالْاَسْحَارِ هُمْ يَسْتَغْفِرُونَ ۝١٨ وَف۪ٓي اَمْوَالِهِمْ حَقٌّ لِلسَّٓائِلِ وَالْمَحْرُومِ ۝١٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

15İnne-lmütteḳîne fî cennâtiv veʿuyûn.

Okunuş

16Âḫiẕîne mâ âtâhüm rabbühüm. innehüm kânû ḳable ẕâlike muḥsinîn.

Okunuş

17Kânû ḳalîlem mine-lleyli mâ yehceʿûn.

Okunuş

18Vebilʾesḥâri hüm yestagfirûn.

Okunuş

19Vefî emvâlihim ḥaḳḳul lissâili velmaḥrûm.

Ayet 15–19

Öte yandan, Allah’ın davetine iman edip Hesap Günü’nün sorumluluğu ile yaşayanlar ise, Rablerinin lütfettiği cennetlerde, nimetlerle ödüllendirilmiş olarak pınar başlarında mutluluk içinde yaşayacaklar.

Onlar Rablerine karşı sorumluluklarını yerine getirebilmenin çabası içinde, Allah yolunda gece de gayretlerini sürdürür, az uyur, ibadet eder. Seher vakti dua edip bağışlanma dilerler. Onların kazandıklarında ihtiyaç sahipleri için bir pay vardır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

16Bakara 177

İlgili ayetler

17Furkan 64Secde 16

İlgili ayetler

18Bakara 201

İlgili ayetler

19Bakara 267Bakara 271

Zâriyât 20–21

2 ayet

وَفِي الْاَرْضِ اٰيَاتٌ لِلْمُوقِن۪ينَۙ ۝٢٠ وَف۪ٓي اَنْفُسِكُمْۜ اَفَلَا تُبْصِرُونَ ۝٢١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

20Vefi-lʾarḍi âyâtül lilmûḳinîn.

Okunuş

21Vefî enfüsiküm. efelâ tübṣirûn.

Ayet 20–21

Yaratılış sebebini düşünüp de doğru olan hayat tarzını arayanlar için yeryüzünde Allah’ın nizamının mükemmelliğini gösteren nice deliller vardır. Kendi vücut organlarınızın birbiriyle uyumlu işleyişi de bunun apaçık delillerindendir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

20Câsiye 3Câsiye 4

İlgili ayetler

21Câsiye 3Câsiye 4

Zâriyât 22

1 ayet

وَفِي السَّمَٓاءِ رِزْقُكُمْ وَمَا تُوعَدُونَ ۝٢٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

22Vefi-ssemâi rizḳuküm vemâ tûʿadûn.

Ayet 22

Rızkınızın sebebi yağmuru gökten indirdiğimiz gibi sizi uyardığımız azap da oradan gelecektir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

22Bakara 22Yunus 31

Zâriyât 23

1 ayet

فَوَرَبِّ السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِ اِنَّهُ لَحَقٌّ مِثْلَ مَٓا اَنَّكُمْ تَنْطِقُونَ۟ ۝٢٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

23Feverabbi-ssemâi velʾarḍi innehû leḥaḳḳum miŝle mâ enneküm tenṭiḳûn.

Ayet 23

Göklerin ve yerin Rabbine andolsun ki size vaat edilen Kıyamet ve Hesap Gününün gerçek ve gelecek olduğundan adınız gibi emin olabilirsiniz.

İlgili ayetler

Zâriyât 24–34

11 ayet

هَلْ اَتٰيكَ حَد۪يثُ ضَيْفِ اِبْرٰه۪يمَ الْمُكْرَم۪ينَۢ ۝٢٤ اِذْ دَخَلُوا عَلَيْهِ فَقَالُوا سَلَامًاۜ قَالَ سَلَامٌۚ قَوْمٌ مُنْكَرُونَ ۝٢٥ فَرَاغَ اِلٰٓى اَهْلِه۪ فَجَٓاءَ بِعِجْلٍ سَم۪ينٍۙ ۝٢٦ فَقَرَّبَهُٓ اِلَيْهِمْ قَالَ اَلَا تَاْكُلُونَۘ ۝٢٧ فَاَوْجَسَ مِنْهُمْ خ۪يفَةًۜ قَالُوا لَا تَخَفْۜ وَبَشَّرُوهُ بِغُلَامٍ عَل۪يمٍ ۝٢٨ فَاَقْبَلَتِ امْرَاَتُهُ ف۪ي صَرَّةٍ فَصَكَّتْ وَجْهَهَا وَقَالَتْ عَجُوزٌ عَق۪يمٌ ۝٢٩ قَالُوا كَذٰلِكِۙ قَالَ رَبُّكِۜ اِنَّهُ هُوَ الْحَك۪يمُ الْعَل۪يمُ ۝٣٠ قَالَ فَمَا خَطْبُكُمْ اَيُّهَا الْمُرْسَلُونَ ۝٣١ قَالُٓوا اِنَّٓا اُرْسِلْنَٓا اِلٰى قَوْمٍ مُجْرِم۪ينَۙ ۝٣٢ لِنُرْسِلَ عَلَيْهِمْ حِجَارَةً مِنْ ط۪ينٍۙ ۝٣٣ مُسَوَّمَةً عِنْدَ رَبِّكَ لِلْمُسْرِف۪ينَ ۝٣٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

24Hel etâke ḥadîŝü ḍayfi ibrâhîme-lmükramîn.

Okunuş

25İẕ deḫalû ʿaleyhi feḳâlû selâmâ. ḳâle selâm. ḳavmüm münkerûn.

Okunuş

26Ferâga ilâ ehlihî fecâe biʿiclin semîn.

Okunuş

27Feḳarrabehû ileyhim ḳâle elâ teʾkülûn.

Okunuş

28Feevcese minhüm ḫîfeh. ḳâlû lâ teḫaf. vebeşşerûhü bigulâmin ʿalîm.

Okunuş

29Feaḳbeleti-mraetühû fî ṣarratin feṣakket vechehâ veḳâlet ʿacûzün ʿaḳîm.

Okunuş

30Ḳâlû keẕâliki ḳâle rabbük. innehû hüve-lḥakîmü-lʿalîm.

Okunuş

31Ḳâle femâ ḫaṭbüküm eyyühe-lmürselûn.

Okunuş

32Ḳâlû innâ ürsilnâ ilâ ḳavmim mücrimîn.

Okunuş

33Linürsile ʿaleyhim ḥicâratem min ṭîn.

Okunuş

34Müsevvemeten ʿinde rabbike lilmüsrifîn.

Ayet 24–34

Ey Peygamber! İnsanlara, İbrahim ve ona gelen şerefli misafirlerin kıssasını da anlat. Hani onlar İbrahim’in kapısını çalıp selam vermişler, İbrahim de selamlarını alıp buyur ettikten sonra kendi kendine “Bunlar tanıdık kimseler değiller, acaba ne için geldiler?” demişti. Daha sonra da hanımının yanına gidip, misafirlerine ikram etmek üzere kızarmış bir dana eti getirerek onlara buyurun demişti.

Misafirlerinin yemeğe el sürmediklerini görünce de, onlardan şüphelenip içine bir korku düşmüştü. Bunun üzerine misafirleri İbrahim’e: “Korkma!” dediler ve ona âlim, ilmiyle amel edecek ahlak timsali bir erkek evlat müjdesi verdiler. Bunu işiten İbrahim’in karısı heyecanla çığlık atıp elini de yüzüne vurarak “Ne yani, ben kocamış ve de üstelik kısır bir kadın olarak bugüne kadar yaşamışken, bundan sonra nasıl olur da çocuk sahibi olurum?” dedi.

Misafirler de ona: “Evet öyle, fakat Rabbin böyle buyurdu. Şüphesiz O dilediğini yapmaya güç yetirendir; O her şeyin en doğru olanını bilir; üstün ilim, kudret, hüküm ve hikmet sahibidir.” dediler.

İbrahim de onlara: “Ey elçiler! Buraya gelişinizin sebebi bize bu müjdeyi vermek mi, yoksa başka sebepleri de var mı?” diye sordu.

Elçi melekler İbrahim’e: “Biz tamamına yakını iman etmekten yüz çevirmiş olan Lût halkını helak etmek için de görevlendirildik. Onların üzerlerine pişmiş çamurdan taşlar yağdıracağız. Bu taşların azgınlaşmış, Allah’a başkaldırmış, haddi aşan o toplumdan kime isabet edeceği de belirlenmiştir.” dediler.

Zâriyât 35–37

3 ayet

فَاَخْرَجْنَا مَنْ كَانَ ف۪يهَا مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَۚ ۝٣٥ فَمَا وَجَدْنَا ف۪يهَا غَيْرَ بَيْتٍ مِنَ الْمُسْلِم۪ينَۚ ۝٣٦ وَتَرَكْنَا ف۪يهَٓا اٰيَةً لِلَّذ۪ينَ يَخَافُونَ الْعَذَابَ الْاَل۪يمَۜ ۝٣٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

35Feaḫracnâ men kâne fîhâ mine-lmüʾminîn.

Okunuş

36Femâ vecednâ fîhâ gayra beytim mine-lmüslimîn.

Okunuş

37Veteraknâ fîhâ âyetel lilleẕîne yeḫâfûne-lʿaẕâbe-lʾelîm.

Ayet 35–37

Azaptan önce, Lût ile birlikte iman etmiş olan mü’minleri o toplumdan çıkarıp uzaklaştırdık. Zaten onların içinde yalnızca bir hane halkından başka Allah’ın davetine iman etmiş mü’min kimse de yoktu. Nihayet onları dünyada hak ettikleri azap ile cezalandırdık ve âhirette ise onları çok daha şiddetli bir azap beklemektedir.

Bütün müşrik, kâfir, azgın ve zalimleri bekleyen akıbetin iyice bilinip ibret alınması için, o beldeyi işaret nişanesi, mesaj olarak bıraktık.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

35Yunus 103Rum 47

İlgili ayetler

36Yusuf 103Ra’d 1

İlgili ayetler

37Tâhâ 128Secde 26

Zâriyât 38–40

3 ayet

وَف۪ي مُوسٰٓى اِذْ اَرْسَلْنَاهُ اِلٰى فِرْعَوْنَ بِسُلْطَانٍ مُب۪ينٍ ۝٣٨ فَتَوَلّٰى بِرُكْنِه۪ وَقَالَ سَاحِرٌ اَوْ مَجْنُونٌ ۝٣٩ فَاَخَذْنَاهُ وَجُنُودَهُ فَنَبَذْنَاهُمْ فِي الْيَمِّ وَهُوَ مُل۪يمٌۜ ۝٤٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

38Vefî mûsâ iẕ erselnâhü ilâ firʿavne bisülṭânim mübîn.

Okunuş

39Fetevellâ biruknihî veḳâle sâḥirun ev mecnûn.

Okunuş

40Feeḫaẕnâhü vecünûdehû fenebeẕnâhüm fi-lyemmi vehüve mülîm.

Ayet 38–40

Musa’nın kıssasında da alınacak dersler vardır. Biz Musa’yı da peygamberliğinin çok açık delilleri ve mucizelerle Firavun ve kavmine göndermiştik. Firavun, Musa’nın Allah adına yaptığı davetine karşı çıkıp, “Bu adam sihirbazın hatta delinin biridir.” diyerek küstahça böbürlenip daveti reddetmişti. Bunun üzerine, Biz de Firavun’u orduları ile birlikte denizde boğarak helak ettik.

Firavun denizde boğulmak üzereyken, gerçek Rab ve ilahın yalnızca Allah olduğunu kabullenip, Allah adına yapılan davete uymamış olmanın pişmanlığı ile kendi kendini suçlamıştı.

Zâriyât 41–42

2 ayet

وَف۪ي عَادٍ اِذْ اَرْسَلْنَا عَلَيْهِمُ الرّ۪يحَ الْعَق۪يمَۚ ۝٤١ مَا تَذَرُ مِنْ شَيْءٍ اَتَتْ عَلَيْهِ اِلَّا جَعَلَتْهُ كَالرَّم۪يمِۜ ۝٤٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

41Vefî ʿâdin iẕ erselnâ ʿaleyhimü-rrîḥa-lʿaḳîm.

Okunuş

42Mâ teẕeru min şeyʾin etet ʿaleyhi illâ ceʿalethü kelramîm.

Ayet 41–42

Hakikate sırt dönen nankör Âd kavminin üzerlerine gönderdiğimiz kasıp kavuran azap kasırgasından da alınacak dersler vardır. Öyle bir kasırga ki geçtiği yerde taş üstünde taş bırakmıyor ve kemikleri eritip küle, toza, dumana çeviriyordu.

İlgili ayetler

Zâriyât 43–46

4 ayet

وَف۪ي ثَمُودَ اِذْ ق۪يلَ لَهُمْ تَمَتَّعُوا حَتّٰى ح۪ينٍ ۝٤٣ فَعَتَوْا عَنْ اَمْرِ رَبِّهِمْ فَاَخَذَتْهُمُ الصَّاعِقَةُ وَهُمْ يَنْظُرُونَ ۝٤٤ فَمَا اسْتَطَاعُوا مِنْ قِيَامٍ وَمَا كَانُوا مُنْتَصِر۪ينَۙ ۝٤٥ وَقَوْمَ نُوحٍ مِنْ قَبْلُۜ اِنَّهُمْ كَانُوا قَوْمًا فَاسِق۪ينَ۟ ۝٤٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

43Vefî ŝemûde iẕ ḳîle lehüm temetteʿû ḥattâ ḥîn.

Okunuş

44Feʿatev ʿan emri rabbihim feeḫaẕethümu-ṣṣâʿiḳatü vehüm yenżurûn.

Okunuş

45Feme-steṭâʿû min ḳiyâmiv vemâ kânû münteṣirîn.

Okunuş

46Veḳavme nûḥim min ḳabl. innehüm kânû ḳavmen fâsiḳîn.

Ayet 43–46

Semûd kavminin akıbeti de ibretliktir. Onlar da peygamberlerinin Allah adına yaptığı davete küstahça karşı çıkmış, başkaldırmışlardı. Doğruya yönelmeleri için kendilerine süre tanınmış, fırsat verilip birkaç gün sonra da başlarına gelecek olanlarla uyarılmışlardı. Fakat uyarıyı dikkate almamış, “Sonunda ne ile karşılaşacağız görelim bakalım.” demişlerdi ve hiç beklemedikleri bir anda, üzerlerine gönderdiğimiz yıldırım onları yakıp yıkıp yok etti. Bu azapla karşılaşınca ne kaçıp kurtulabildiler ne de karşı koyabildiler.

Onlardan önce Nûh kavmi de iman etmeyi reddetmişler ve suda boğularak hak ettikleri azapla cezalandırılmışlardı. İnsanoğlunun Nûh kavminin başına gelenlerden de çıkaracağı dersler vardır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

43Hûd 61Hûd 68

İlgili ayetler

44A’raf 77Şuarâ 155

Zâriyât 47–49

3 ayet

وَالسَّمَٓاءَ بَنَيْنَاهَا بِاَيْدٍ وَاِنَّا لَمُوسِعُونَ ۝٤٧ وَالْاَرْضَ فَرَشْنَاهَا فَنِعْمَ الْمَاهِدُونَ ۝٤٨ وَمِنْ كُلِّ شَيْءٍ خَلَقْنَا زَوْجَيْنِ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ ۝٤٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

47Vessemâe beneynâhâ bieydiv veinnâ lemûsiʿûn.

Okunuş

48Velʾarḍa feraşnâhâ feniʿme-lmâhidûn.

Okunuş

49Vemin külli şeyʾin ḫalaḳnâ zevceyni leʿalleküm teẕekkerûn.

Ayet 47–49

Gökyüzüne bakıp da, Bizim onu nasıl inşa edip genişletmekte olduğumuzu, nizamını nasıl oluşturup hangi yasalara bağlayıp yönettiğimizi bir düşünün. Belki o zaman Bizim ilmimizin ve kudretimizin sınırsızlığını, yarattıklarımız üzerinde hüküm koyma ve hükmetme yetkisinin yalnız Bize ait olduğunu anlayıp kavrarsınız.

Yeryüzünü tüm güzellikleriyle yayıp, döşeyen Biziz. Orada her şeyi de çift çift yarattık. Bütün bunlar aklını kullanıp düşünenler için, Allah’ın kurduğu nizamların mükemmel işleyişini gösteren apaçık delillerdir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

47Hûd 7Enbiyâ 16

İlgili ayetler

48A’raf 10Şems 6

İlgili ayetler

49Lokman 10Yâsîn 36

Zâriyât 50–54

5 ayet

فَفِرُّٓوا اِلَى اللّٰهِۜ اِنّ۪ي لَكُمْ مِنْهُ نَذ۪يرٌ مُب۪ينٌۚ ۝٥٠ وَلَا تَجْعَلُوا مَعَ اللّٰهِ اِلٰهًا اٰخَرَۜ اِنّ۪ي لَكُمْ مِنْهُ نَذ۪يرٌ مُب۪ينٌ ۝٥١ كَذٰلِكَ مَٓا اَتَى الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْ مِنْ رَسُولٍ اِلَّا قَالُوا سَاحِرٌ اَوْ مَجْنُونٌ ۝٥٢ اَتَوَاصَوْا بِه۪ۚ بَلْ هُمْ قَوْمٌ طَاغُونَ ۝٥٣ فَتَوَلَّ عَنْهُمْ فَمَٓا اَنْتَ بِمَلُومٍۘ ۝٥٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

50Fefirrû ile-llâh. innî leküm minhü neẕîrum mübîn.

Okunuş

51Velâ tecʿalû meʿa-llâhi ilâhen âḫar. innî leküm minhü neẕîrum mübîn.

Okunuş

52Keẕâlike mâ ete-lleẕîne min ḳablihim mir rasûlin illâ ḳâlû sâḥirun ev mecnûn.

Okunuş

53Etevâṣav bih. bel hüm ḳavmün ṭâgûn.

Okunuş

54Fetevelle ʿanhüm femâ ente bimelûm.

Ayet 50–54

O halde ey Peygamber! Sen de insanlara de ki: “Ey insanlar! Allah’ın sizi davet ettiği sınırlar içinde yaşamaya koşun; huzur ve mutluluğunuz için O’na sarılın. Sakın O’ndan başkasına teslim olup da, Allah’la birlikte başka ilahlar edinmeyin. Ben Allah adına bu gerçekleri sizlere tebliğ etmekle emrolundum.” Fakat onlardan öncekilere de bir peygamber geldiğinde, o peygamber hakkında “O bir sihirbazdır veya delidir” dediler. Sanki peygamberlerini yalanlamayı birbirlerine vasiyet etmişler. Hiç şüphesiz onların hepsi azgınlaşıp haddi aşmış topluluklardır. Bu azgın nankörlerden yüz çevir! Onların iman etmeyişlerinden sen sorumlu değilsin.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

50Müzzemmil 19Nebe’ 39

İlgili ayetler

51Kehf 110Fussilet 6

İlgili ayetler

53Hicr 13Yâsîn 30

İlgili ayetler

54Nisâ 140En’am 68

Zâriyât 55

1 ayet

وَذَكِّرْ فَاِنَّ الذِّكْرٰى تَنْفَعُ الْمُؤْمِن۪ينَ ۝٥٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

55Veẕekkir feinne-ẕẕikrâ tenfeʿu-lmüʾminîn.

Ayet 55

Sen insanları Kur’an ile Allah adına öğüt verip uyarmaya devam et, çünkü yaratılış sebebini düşünüp ona uygun yaşamayı arzu edenler, öğüt ve uyarıya kulak verip gerçeğe ulaşırlar. Öğüt ancak böylelerine fayda verir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

55En’am 70Yunus 57

Zâriyât 56–57

2 ayet

وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْاِنْسَ اِلَّا لِيَعْبُدُونِ ۝٥٦ مَٓا اُر۪يدُ مِنْهُمْ مِنْ رِزْقٍ وَمَٓا اُر۪يدُ اَنْ يُطْعِمُونِ ۝٥٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

56Vemâ ḫalaḳtü-lcinne velʾinse illâ liyaʿbüdûn.

Okunuş

57Mâ ürîdü minhüm mir rizḳiv vemâ ürîdü ey yuṭʿimûn.

Ayet 56–57

Ben insanları ve cinleri yalnızca (Beni Rab ve ilah edinsinler, davet ettiğim nizam ile ahlak sınırları içinde yaşasınlar, böylece yalnız) Bana itaat ve ibadet ederek kulluk etsinler diye yarattım. Onlardan ne bir rızık ne de Beni doyurmalarını istiyorum.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

57En’am 14Tâhâ 132

Zâriyât 58

1 ayet

اِنَّ اللّٰهَ هُوَ الرَّزَّاقُ ذُو الْقُوَّةِ الْمَت۪ينُ ۝٥٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

58İnne-llâhe hüve-rrazzâḳu ẕü-lḳuvveti-lmetîn.

Ayet 58

Yarattıklarının hepsinin rızkını veren elbette Allah’tır ve O’nun gücü her şeye yeter.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

58Hûd 6Sebe’ 39

Zâriyât 59–60

2 ayet

فَاِنَّ لِلَّذ۪ينَ ظَلَمُوا ذَنُوبًا مِثْلَ ذَنُوبِ اَصْحَابِهِمْ فَلَا يَسْتَعْجِلُونِ ۝٥٩ فَوَيْلٌ لِلَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ يَوْمِهِمُ الَّذ۪ي يُوعَدُونَ ۝٦٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

59Feinne lilleẕîne żalemû ẕenûbem miŝle ẕenûbi aṣḥâbihim felâ yestaʿcilûn.

Okunuş

60Feveylül lilleẕîne keferû miy yevmihimü-lleẕî yûʿadûn.

Ayet 59–60

Şüphesiz Allah’ın belirlediği sınırları tanımayıp kendileri sınırlar koymaya kalkanlar da öncekiler gibi, azaptan paylarına düşeni mutlaka alacaklar. O itibarla kendilerine vaat edilen azabın başlarına bir an önce gelmesi için acele etmesinler. Yasa ile belirlenmiş O Gün gelince onunla mutlaka karşılaşacaklar. O Gün geldiğinde vay o müşrik, kâfir, zalim ve nankörlerin haline!

Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır. Açıklamalı meal, muhtelif meallerin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur.

Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.

Nüzul sırasına göre bu sûreden önce Ahkaf, sonra Gâşiye indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla