Kur’an Meali ve Tefsiri
سُورَةُ السَّجْدَةِ مَكِّيَّةٌ آيَاتُهَا ٣٠

Secde Sûresi - Mustafa Çevik Meali (Ayetler Konu Bütünlüğü İçinde)

Okunan yer · Ayet 1

Ayette göster
Dinle
Arapça
Sûre hakkındaAdı · Nüzul Zamanı · Konu

Adı: Sure, 15. ayette ifadesini bulan secde (teslimiyet ve acziyet ifadesi olarak yere kapanmak) teması münasebetiyle bu ismi almıştır.

Nüzul Zamanı: Sure’nin üslûbundan, onun Mekke döneminin ortalarında, daha da tahsis edilirse, bu dönemin başlangıç safhasında nazil olduğu açıkça anlaşılmaktadır; zira okuyucu sonraki safhalarda nazil olan surelerde ifadesini bulan şiddetli baskı ve zulme bu surenin arka plânında rastlamamaktadır.

Konu: Surenin ana fikri insanların tevhid, ahiret ve risaletle ilgili şüphelerini gidermek ve onları bu üç hakikate davet etmektir. Mekke müşrikleri Rasûlullah’la (s.a.) özel olarak görüştükten sonra birbirlerine şöyle diyorlardı: “Bu adam acaip şeyler uyduruyor. Bazen ölümden sonrasına ait haberler veriyor ve şöyle diyor: “Toprak olduktan sonra hesab vermeye çağrılacaksınız, Cennet olacak, cehennem olacak…” Bazen şöyle diyor: “Yalnızca bir olan Allah ilahtır.” Bazen de şunları söylüyor: “Size okuduğum bu sözler kendi sözlerim değil. Allah’ın kelamıdır. İşte ortaya attığı hep böyle acaip şeyler.” Bu şüphe ve endişelere verilen cevap Sure’nin ana fikir ve temel konusunu oluşturmaktadır.

Bu bağlamda müşriklere şu söylenmektedir: “Kesinlikle bu Allah kelâmıdır; risaletin rahmet ve bereketinden mahrum kalmış gaflet içine gömülmüş insanları uyandırmak için inzal edilmiştir. Allah’tan geldiği apaçık ve âşikar iken ona nasıl uydurma diyebiliyorsunuz?”

Sonra onlara şöyle sorulmaktadır: “Akl-ı seliminizi kullanın, Kur’an’la gelen şeylerin acaip, işitilmedik şeyler olup olmadığına kendiniz karar verin. Göklerin ve yerin yönetimine bakın, kendi bünye ve hilkatiniz üzerine düşünün. Bu şeyler Rasûl’ün Kur’an’da size sunduğu öğretiye tanıklık etmiyor mu? Kâinattaki nizam tevhid’e mi, yoksa şirke mi delâlet ediyor? Tüm bu nizamı ve kendi yaradılışınızı düşündüğünüzde, size şimdi varoluşu bahşeden bir varlığın sizi tekrar yaratamayacağına aklınız hükmediyor mu?”

Sonra ahiretten bir sahne tasvir ediliyor, imanın semeresi ve küfrün kötü sonuçları sergileniyor ve insanlar azap günleriyle karşılaşmadan önce küfürden vazgeçmeye, ahirette kendilerinin yararına olacak Kur’an öğretisini kabule teşvik ediliyorlar.

Sonra kendilerine şunlar söyleniyor: “Sonsuz rahmetinden ötürü Allah, insanları hatalarından dolayı tek ve nihaî bir kararla hemen cezalandırmaz; onları ufak tefek problem, zorluk, felaket, kayıp ve ters durumlara maruz bırakarak belki kendilerine gelip öğüt dinlerler diye, önceden uyarır.”

Daha sonra şu söylenir: “Bu, Allah’tan insana gönderilen, kendi türünde ilk kez görülüp duyulmuş bir kitap değildir. Hepinizin bildiği gibi, önce Musa’ya da kitap gönderilmişti. Bunda garipsenecek hiçbir şey yok. Emin olun ki, bu kitap Allah’tan nazil olmuştur ve iyi bilin ki, bir zamanlar Musa zamanında olanlar şimdi de vuku bulacaktır. Liderlik şimdi de İlahi Kitab’ı kabullenenlere bahşedilecek, reddenlerse helâk olacaktır.”

Akâbinde Mekke müşriklerine şu tavsiyede bulunulmaktadır: “Ticarî seyahatleriniz esnasında harabelerinin yanından geçip durduğunuz helâk olmuş eski kavimlerin akibetlerine bakın. Siz de aynı akibete uğramak ister misiniz? Dış görünüşe ve yüzeyde olana bakıp aldanmayın. Bugün hiçkimsenin birkaç genç adam, bazı köleler ve zavallılar dışında Muhammed’i (s.a) dinlemediğini ve O’nun her taraftan kendisine yönelen çirkin davranışların ve sövgülerin hedefi olduğunu görmektesiniz. Sonra bundan, O’nun risaletinin yürümeyeceği gibi yanlış bir izlenime kapılıyorsunuz. Fakat bu, gözlerinizin bir yanıltmacası sadece. Oysa günlük hayatınızda yaşadığınız şeydir! Önce çıplak olan toprak, bir yağmur çiselemesiyle üzeri bitki örtüsüyle yeşermeye başlayıverir.

Daha önce toprağın altında bulunan şeylerin böyle bir yeşillik ve bitki zenginliğini gizlediği hiç kimsenin aklından bile geçmiyordu.”

Sonuç bölümünde, Rasûlulah’ın şuna dikkati çekiliyor! “Bu insanlar söylediğin şeyleri, bu kesin zafere ulaşacağın haberini alaya alıyorlar. Onlara de ki: “Sizin ve bizim hakkımızda son hüküm geldiğinde, artık size hiç yararı olmayacak. İnanacaksanız, şimdi inanın, yok eğer son hükmü bekleyecekseniz, bekleyin bakalım dilediğiniz gibi!..”

Birlikte anlatılan ayetler gruplar hâlinde: her grubun Arapçası, okunuşu ve meali bir arada. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla

Secde 1–3

3 ayet

الٓمٓ۠ ۝١ تَنْز۪يلُ الْكِتَابِ لَا رَيْبَ ف۪يهِ مِنْ رَبِّ الْعَالَم۪ينَۜ ۝٢ اَمْ يَقُولُونَ افْتَرٰيهُۚ بَلْ هُوَ الْحَقُّ مِنْ رَبِّكَ لِتُنْذِرَ قَوْمًا مَٓا اَتٰيهُمْ مِنْ نَذ۪يرٍ مِنْ قَبْلِكَ لَعَلَّهُمْ يَهْتَدُونَ ۝٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

1Elif-lâm-mîm.

Okunuş

2Tenzîlü-lkitâbi lâ raybe fîhi mir rabbi-lʿâlemîn.

Okunuş

3Em yeḳûlûne-fterâh. bel hüve-lḥaḳḳu mir rabbike litünẕira ḳavmem mâ etâhüm min neẕîrim min ḳablike leʿallehüm yehtedûn.

Ayet 1–3

Elif. Lâm. Mim. Hiç şüphesiz dilinizin harflerinden oluşan âyetlerle vahyedilen bu Kur’an, âlemlerin Rabbi olan Allah tarafından indirilmiştir. Bu gerçeğe rağmen müşrik olarak yaşamakta inatla direnenler, Kur’an ile davet edildikleri hayat tarzını kabul etmedikleri için, “Onu Muhammed kendisi uydurup, Allah’a isnat ediyor.” diyorlar. Hayır, asla onların dediği gibi değil. O, Rabbinizden size yaratılış amacınızı ve ona uygun nasıl yaşamanız gerektiğini bildirmek için gönderilmiştir.

Ey Peygamber! Senden önce uzunca bir süre kendilerine peygamber gönderilmemiş olan toplumu Kur’an ile bu gerçeğe çağır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

2Mü’min 2Fussilet 2

İlgili ayetler

3Bakara 23Hûd 13

Secde 4

1 ayet

اَللّٰهُ الَّذ۪ي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا ف۪ي سِتَّةِ اَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوٰى عَلَى الْعَرْشِۜ مَا لَكُمْ مِنْ دُونِه۪ مِنْ وَلِيٍّ وَلَا شَف۪يعٍۜ اَفَلَا تَتَذَكَّرُونَ ۝٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

4Allâhü-lleẕî ḫaleḳa-ssemâvâti velʾarḍa vemâ beynehümâ fî sitteti eyyâmin ŝümme-stevâ ʿale-lʿarş. mâ leküm min dûnihî miv veliyyiv velâ şefîʿ. efelâ teteẕekkerûn.

Ayet 4

Allah gökleri, yeri ve arasında olanları altı aşamada yaratan, nizamlarını kurup işleyiş yasalarını koyan ve yönetim makamını elinde bulunduran hükümranlığın tek sahibidir.

Sizin Allah’tan başka ne bir dostunuz ne de bir şefaatçiniz vardır ve Allah hiç kimseye bir başkası için şefaat (aracılıkla yardım) etme yetkisi vermemiştir. İnsanların bir kısmından şefaat uman ve buna inananlar sonunda hüsrana uğrayacaklardır.

İlgili ayetler

Secde 5

1 ayet

يُدَبِّرُ الْاَمْرَ مِنَ السَّمَٓاءِ اِلَى الْاَرْضِ ثُمَّ يَعْرُجُ اِلَيْهِ ف۪ي يَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهُٓ اَلْفَ سَنَةٍ مِمَّا تَعُدُّونَ ۝٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

5Yüdebbiru-lʾemra mine-ssemâi ile-lʾarḍi ŝümme yaʿrucü ileyhi fî yevmin kâne miḳdâruhû elfe senetim mimmâ teʿuddûn.

Ayet 5

Gökleri ve yeri yaratıp, düzenlerini kuran Allah’tır. Sonra oralarda olup biten her şeyin bilgisi (zamandan münezzeh olan) Allah’ın katına sizin hesabınıza göre bin yıl olan bir günde ulaşır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

5Ra’d 2Hac 47

Secde 6

1 ayet

ذٰلِكَ عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ الْعَز۪يزُ الرَّح۪يمُۙ ۝٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

6Ẕâlike ʿâlimü-lgaybi veşşehâdeti-lʿazîzü-rraḥîm.

Ayet 6

Allah görünen, görünmeyen ve insan idrakini aşan her şeyi bilir, O’nun ilmi her şeyi kuşatmıştır, merhamet ve rahmetin kaynağı O’dur, O’nun her şeye gücü yeter.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

6Zümer 46Haşr 22

Secde 7–10

4 ayet

اَلَّذ۪ٓي اَحْسَنَ كُلَّ شَيْءٍ خَلَقَهُ وَبَدَاَ خَلْقَ الْاِنْسَانِ مِنْ ط۪ينٍۚ ۝٧ ثُمَّ جَعَلَ نَسْلَهُ مِنْ سُلَالَةٍ مِنْ مَٓاءٍ مَه۪ينٍۚ ۝٨ ثُمَّ سَوّٰيهُ وَنَفَخَ ف۪يهِ مِنْ رُوحِه۪ وَجَعَلَ لَكُمُ السَّمْعَ وَالْاَبْصَارَ وَالْاَفْـِٔدَةَۜ قَل۪يلًا مَا تَشْكُرُونَ ۝٩ وَقَالُٓوا ءَاِذَا ضَلَلْنَا فِي الْاَرْضِ ءَاِنَّا لَف۪ي خَلْقٍ جَد۪يدٍۜ بَلْ هُمْ بِلِقَٓاءِ رَبِّهِمْ كَافِرُونَ ۝١٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

7Lleẕî aḥsene külle şeyʾin ḫaleḳahû vebedee ḫalḳa-lʾinsâni min ṭîn.

Okunuş

8Ŝümme ceʿale neslehû min sülâletim mim mâim mehîn.

Okunuş

9Ŝümme sevvâhü venefeḫa fîhi mir rûḥihî veceʿale lekümü-ssemʿa velʾebṣâra velʾefʾideh. ḳalîlem mâ teşkürûn.

Okunuş

10Veḳâlû eiẕâ ḍalelnâ fi-lʾarḍi einnâ lefî ḫalḳin cedîd. bel hüm biliḳâi rabbihim kâfirûn.

Ayet 7–10

Allah yarattığı her şeyi en güzel şekilde ve yerli yerinde yaratmıştır. İnsanı da çamurdan yaratmaya başlamış, sonra onu özü su olan bir tohuma döndürüp, insan neslinin üremesinin yasasını ona bağlamıştır. Ardından da onu yaratılışının amacını gerçekleştirecek organlarla donatıp, şeklini verip ruh üflemiştir (fıtrat nakşetmiştir). Sizin için görecek gözler, gerçekleri işitecek kulaklar ve düşünüp de gerçeği akledip hissedebilecek kalpler yaratan Allah’a ne kadar az şükrediyorsunuz?

İnsanların çoğu Allah’ın yarattığı bunca nimetleri görmelerine, O’nun ilmine ve kudretine şahit olmalarına, gerçekleri duymalarına rağmen akıllarını kullanıp da, Allah’ın insanı ölümünden sonra yeniden diriltebileceğini düşünmüyorlar. Onlar aslında buna inanmamakla Allah’a hesap vermekten kurtulabileceklerini sanıyorlar.

Secde 11

1 ayet

قُلْ يَتَوَفّٰيكُمْ مَلَكُ الْمَوْتِ الَّذ۪ي وُكِّلَ بِكُمْ ثُمَّ اِلٰى رَبِّكُمْ تُرْجَعُونَ۟ ۝١١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

11Ḳul yeteveffâküm melekü-lmevti-lleẕî vukkile biküm ŝümme ilâ rabbiküm türceʿûn.

Ayet 11

Sen onlara de ki: “Siz bu gerçekleri kabul etseniz de, etmeseniz de sizin için görevlendirilmiş olan ölüm meleği günü gelince canlarınızı alacak ve sonra da hepiniz hesap vermek üzere Rabbinizin huzurunda toplanacaksınız.”

İlgili ayetler

Secde 12

1 ayet

وَلَوْ تَرٰٓى اِذِ الْمُجْرِمُونَ نَاكِسُوا رُؤُ۫سِهِمْ عِنْدَ رَبِّهِمْۜ رَبَّنَٓا اَبْصَرْنَا وَسَمِعْنَا فَارْجِعْنَا نَعْمَلْ صَالِحًا اِنَّا مُوقِنُونَ ۝١٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

12Velev terâ iẕi-lmücrimûne nâkisû ruûsihim ʿinde rabbihim. rabbenâ ebṣarnâ vesemiʿnâ ferciʿnâ naʿmel ṣâliḥan innâ mûḳinûn.

Ayet 12

Ey Peygamber! Hesap Günü sen o inatçı, nankör ve inkârcıların başlarını öne eğerek, “Ey Rabbimiz! Çok geç olmasına rağmen anladık ki ölümden sonra diriltilmek gerçekmiş. Bizi tekrar dünyaya döndürsen de davetine icabet ederek yaşayanlardan olsak.” diye yalvarıp yakardıklarını bir görebilsen.

İlgili ayetler

Secde 13

1 ayet

وَلَوْ شِئْنَا لَاٰتَيْنَا كُلَّ نَفْسٍ هُدٰيهَا وَلٰكِنْ حَقَّ الْقَوْلُ مِنّ۪ي لَاَمْلَـَٔنَّ جَهَنَّمَ مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ اَجْمَع۪ينَ ۝١٣

Mushaf

Okunuş

Okunuş

13Velev şiʾnâ leâteynâ külle nefsin hüdâhâ velâkin ḥaḳḳa-lḳavlü minnî leemleenne cehenneme mine-lcinneti vennâsi ecmeʿîn.

Ayet 13

Biz insana hak ile bâtılı bildirip tercihi kendisine bıraktık. Dileseydik iradesiz yaratır ve davetimize uymaya mecbur bırakırdık. Hiç şüphesiz Allah’a itaat edenlerle, nankörlük eden isyankârları ortaya çıkaracağız ve “Andolsun ki cehennemi şeytana uyan insanlar ve cinlerle dolduracağım.” sözümüzü yerine getireceğiz.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

13Yunus 99A’raf 179

Secde 14

1 ayet

فَذُوقُوا بِمَا نَس۪يتُمْ لِقَٓاءَ يَوْمِكُمْ هٰذَاۚ اِنَّا نَس۪ينَاكُمْ وَذُوقُوا عَذَابَ الْخُلْدِ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ ۝١٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

14Feẕûḳû bimâ nesîtüm liḳâe yevmiküm hâẕâ. innâ nesînâküm veẕûḳû ʿaẕâbe-lḫuldi bimâ küntüm taʿmelûn.

Ayet 14

Hesap Günü cehennemi hak edenlere şöyle denilecek: “Bugünle karşılaşacağınız size bildirilmişken, uyarıları önemsemeyip, kulak tıkamış, kabule yanaşmayıp unutmuştunuz. Biz de bugün azaptan kurtulmak için yalvarıp yakarışınızı umursamayacağız, böylece yapıp ettiklerinizin cezasını çekeceksiniz.”

İlgili ayetler

Secde 15–17

3 ayet

اِنَّمَا يُؤْمِنُ بِاٰيَاتِنَا الَّذ۪ينَ اِذَا ذُكِّرُوا بِهَا خَرُّوا سُجَّدًا وَسَبَّحُوا بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَهُمْ لَا يَسْتَكْبِرُونَ ۝١٥ تَتَجَافٰى جُنُوبُهُمْ عَنِ الْمَضَاجِعِ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ خَوْفًا وَطَمَعًاۘ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ ۝١٦ فَلَا تَعْلَمُ نَفْسٌ مَٓا اُخْفِيَ لَهُمْ مِنْ قُرَّةِ اَعْيُنٍۚ جَزَٓاءً بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ ۝١٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

15İnnemâ yüʾminü biâyâtine-lleẕîne iẕâ ẕükkirû bihâ ḫarrû süccedev vesebbeḥû biḥamdi rabbihim vehüm lâ yestekbirûn.

Okunuş

16Tetecâfâ cünûbühüm ʿani-lmeḍâciʿi yedʿûne rabbehüm ḫavfev veṭameʿâ. vemimmâ razaḳnâhüm yünfiḳûn.

Okunuş

17Felâ taʿlemü nefsüm mâ uḫfiye lehüm min ḳurrati aʿyün. cezâem bimâ kânû yaʿmelûn.

Ayet 15–17

Allah’ın davetine yürekten iman edip Allah’a karşı sorumluluklarının bilincinde olanlar, O’nun âyetleri kendilerine ulaştığında, asla kibirlenip büyüklük taslamadan hemen secdeye kapanarak gereklerini yerine getirmeye söz verirler, Rablerinin yüceliğine ve kudretine sığınırlar.

Onlar geceleri saygı ile yataklarından kalkıp Rablerinin şefkat ve merhametine nail olmak için dua ederler ve Allah’ın kendilerine lütfettiği nimetlerden O’nun yolunda harcarlar.

Dünya hayatlarını bu iman ve salih amellerle yaşayan kimselere, Allah’ın cennetlerde hazırladığı nimetlerin mükemmelliğini tahmin bile edemezsiniz.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

15Nûr 51Furkan 73

Secde 18–19

2 ayet

اَفَمَنْ كَانَ مُؤْمِنًا كَمَنْ كَانَ فَاسِقًاۜ لَا يَسْتَوُ۫نَ ۝١٨ اَمَّا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَلَهُمْ جَنَّاتُ الْمَاْوٰىۘ نُزُلًا بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ ۝١٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

18Efemen kâne müʾminen kemen kâne fâsiḳâ. lâ yestevûn.

Okunuş

19Emme-lleẕîne âmenû veʿamilu-ṣṣâliḥâti felehüm cennâtü-lmeʾvâ. nüzülem bimâ kânû yaʿmelûn.

Ayet 18–19

Allah’ı layıkıyla kavrayıp, davetine iman edip sorumluluklarını yerine getirenlerle, O’na nankörlük ederek davetinden yüz çevirenler hiç bir olur mu?

İman edip de salih amel işleyenleri içinde dinlenip huzur bulacakları meva cennetleri ve konaklar beklemektedir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

18Sâd 28Câsiye 21

İlgili ayetler

19Nisâ 173Hac 23Ankebut 7

Secde 20

1 ayet

وَاَمَّا الَّذ۪ينَ فَسَقُوا فَمَاْوٰيهُمُ النَّارُۜ كُلَّمَٓا اَرَادُٓوا اَنْ يَخْرُجُوا مِنْهَٓا اُع۪يدُوا ف۪يهَا وَق۪يلَ لَهُمْ ذُوقُوا عَذَابَ النَّارِ الَّذ۪ي كُنْتُمْ بِه۪ تُكَذِّبُونَ ۝٢٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

20Veemme-lleẕîne feseḳû femeʾvâhümü-nnâr. küllemâ erâdû ey yaḫrucû minhâ üʿîdû fîhâ veḳîle lehüm ẕûḳû ʿaẕâbe-nnâri-lleẕî küntüm bihî tükeẕẕibûn.

Ayet 20

Allah’ın davetinden yüz çevirenlerin varacakları yer cehennemdir. Onlar cehennem ateşinden çıkmaya kalkıştıklarında tekrar oraya itilirler ve “Yalan sayıp kabullenmediğiniz cehennem azabını çekin bakalım.” denilir.

İlgili ayetler

Secde 21

1 ayet

وَلَنُذ۪يقَنَّهُمْ مِنَ الْعَذَابِ الْاَدْنٰى دُونَ الْعَذَابِ الْاَكْبَرِ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ ۝٢١

Mushaf

Okunuş

Okunuş

21Velenüẕîḳannehüm mine-lʿaẕâbi-lʾednâ dûne-lʿaẕâbi-lʾekberi leʿallehüm yerciʿûn.

Ayet 21

Biz insanları akıllarını kullanıp, düşünüp de doğru olana yönelsinler diye âhiretteki o büyük cehennem azabından önce, dünyada küçük çaplı sıkıntılar ve sarsıntılarla uyarırız.

İlgili ayetler

Secde 22

1 ayet

وَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنْ ذُكِّرَ بِاٰيَاتِ رَبِّه۪ ثُمَّ اَعْرَضَ عَنْهَاۜ اِنَّا مِنَ الْمُجْرِم۪ينَ مُنْتَقِمُونَ۟ ۝٢٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

22Vemen ażlemü mimmen ẕükkira biâyâti rabbihî ŝümme aʿraḍa ʿanhâ. innâ mine-lmücrimîne münteḳimûn.

Ayet 22

Kendilerine Rablerinin âyetleri okunup tebliğ edildiği halde, onlardan yüz çevirip sırt dönenlerden daha nankör, cahil ve zalim kim olabilir? Allah böylelerinden mutlaka intikam alacaktır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

22Yunus 71Kehf 57

Secde 23–24

2 ayet

وَلَقَدْ اٰتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ فَلَا تَكُنْ ف۪ي مِرْيَةٍ مِنْ لِقَٓائِه۪ وَجَعَلْنَاهُ هُدًى لِبَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَۚ ۝٢٣ وَجَعَلْنَا مِنْهُمْ اَئِمَّةً يَهْدُونَ بِاَمْرِنَا لَمَّا صَبَرُواۜ وَكَانُوا بِاٰيَاتِنَا يُوقِنُونَ ۝٢٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

23Veleḳad âteynâ mûse-lkitâbe felâ tekün fî miryetim mil liḳâehi veceʿalnâhü hüdel libenî isrâîl.

Okunuş

24Veceʿalnâ minhüm eimmetey yehdûne biemrinâ lemmâ ṣaberû. vekânû biâyâtinâ yûḳinûn.

Ayet 23–24

Ey Peygamber! Biz Musa’ya da sana vahyettiklerimizi vahyedip, kitap vererek İsrailoğullarına rehber kılmıştık.

İsrailoğulları ne zaman âyetlerimize iman edip, bu yüzden kendilerine yapılan saldırı ve zulümlere göğüs gerip sabrettilerse, o zaman Biz de onların içinden insanları doğru yola çağıran önderler çıkardık.

İlgili ayetler

Secde 25–28

4 ayet

اِنَّ رَبَّكَ هُوَ يَفْصِلُ بَيْنَهُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ ف۪يمَا كَانُوا ف۪يهِ يَخْتَلِفُونَ ۝٢٥ اَوَلَمْ يَهْدِ لَهُمْ كَمْ اَهْلَكْنَا مِنْ قَبْلِهِمْ مِنَ الْقُرُونِ يَمْشُونَ ف۪ي مَسَاكِنِهِمْۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍۜ اَفَلَا يَسْمَعُونَ ۝٢٦ اَوَلَمْ يَرَوْا اَنَّا نَسُوقُ الْمَٓاءَ اِلَى الْاَرْضِ الْجُرُزِ فَنُخْرِجُ بِه۪ زَرْعًا تَاْكُلُ مِنْهُ اَنْعَامُهُمْ وَاَنْفُسُهُمْۜ اَفَلَا يُبْصِرُونَ ۝٢٧ وَيَقُولُونَ مَتٰى هٰذَا الْفَتْحُ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ ۝٢٨

Mushaf

Okunuş

Okunuş

25İnne rabbeke hüve yefṣilü beynehüm yevme-lḳiyâmeti fîmâ kânû fîhi yaḫtelifûn.

Okunuş

26Evelem yehdi lehüm kem ehleknâ min ḳablihim mine-lḳurûni yemşûne fî mesâkinihim. inne fî ẕâlike leâyât. efelâ yesmeʿûn.

Okunuş

27Evelem yerav ennâ nesûḳu-lmâe ile-lʾarḍi-lcüruzi fenuḫricü bihî zerʿan teʾkülü minhü enʿâmühüm veenfüsühüm. efelâ yübṣirûn.

Okunuş

28Veyeḳûlûne metâ hâẕe-lfetḥu in küntüm ṣâdiḳîn.

Ayet 25–28

Şüphesiz Allah, müşrik ve kâfirlerin mü’minlere karşı saldırganlıklarının, zulümlerinin hesabını âhirette de görecek, hak ettikleri cezalarını çektirecek. Hakikati inkâra şartlanmış olanlar, kendilerinden önce yaşamış olanların toprakları üzerinden gelip geçtikleri ve başlarına gelmiş olanları duydukları halde ders alıp da davetimize kulak vermeyi hiç düşünmezler mi? Böyleleri yağdırdığımız yağmurla, kendilerinin ve hayvanlarının beslendikleri bitkileri Bizim yetiştirdiğimize dönüp bir bakıp da akıllarını kullanmazlar mı? Bir yandan bütün bu gerçeklere sırtlarını dönüp, görmezden gelirken, bir taraftan da mü’minlerle alay ederek, “Şu bizi tehdit ettiğiniz Kıyamet ve Hesap Günü ne zamanmış?” diyorlar.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

25Nahl 64Şûrâ 10

İlgili ayetler

27Rum 48Rum 50Şûrâ 28

Secde 29

1 ayet

قُلْ يَوْمَ الْفَتْحِ لَا يَنْفَعُ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا ا۪يمَانُهُمْ وَلَا هُمْ يُنْظَرُونَ ۝٢٩

Mushaf

Okunuş

Okunuş

29Ḳul yevme-lfetḥi lâ yenfeʿu-lleẕîne keferû îmânühüm velâ hüm yünżarûn.

Ayet 29

Sen onlara de ki: “Kıyamet ve Hesap Günü gelip çattığında, ‘Gerçeği anlayıp kavradık, biz de iman ediyoruz.’ demenizin hiçbir faydası olmayacak.”

İlgili ayetler

Secde 30

1 ayet

فَاَعْرِضْ عَنْهُمْ وَانْتَظِرْ اِنَّهُمْ مُنْتَظِرُونَ ۝٣٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

30Feaʿriḍ ʿanhüm venteżir innehüm münteżirûn.

Ayet 30

Sen Allah adına, onları yaratılış sebeplerine uygun yaşamaya davet görevini yerine getir ve sonra onları kendi hallerine bırak, akıbetlerini bekleyedursunlar.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

30En’am 67Sâd 88Mülk 29

Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır.

Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.

Nüzul sırasına göre bu sûreden önce Mü’minûn, sonra Tûr indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla