Birlikte anlatılan ayetler gruplar hâlinde: her grubun Arapçası, okunuşu ve meali bir arada. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıylaAhzab 1–3
3 ayetيَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ اتَّقِ اللّٰهَ وَلَا تُطِعِ الْكَافِر۪ينَ وَالْمُنَافِق۪ينَۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَل۪يمًا حَك۪يمًاۙ ١ وَاتَّبِعْ مَا يُوحٰٓى اِلَيْكَ مِنْ رَبِّكَۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَب۪يرًاۙ ٢ وَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِۜ وَكَفٰى بِاللّٰهِ وَك۪يلًا ٣
Mushaf
Okunuş
1Yâ eyyühe-nnebiyyü-tteḳi-llâhe velâ tüṭiʿi-lkâfirîne velmünâfiḳîn. inne-llâhe kâne ʿalîmen ḥakîmâ.
2Vettebiʿ mâ yûḥâ ileyke mir rabbik. inne-llâhe kâne bimâ taʿmelûne ḫabîrâ.
3Vetevekkel ʿale-llâh. vekefâ billâhi vekîlâ.
Ayet 1–3
Ey Peygamber! Sakın müşrik ve münafıklara boyun eğme, isteklerine uyup da tuzaklarına düşme! Her şeyin en doğrusunu yalnızca Allah bilir ve O’nun her hükmü mutlak isabetlidir. Sen yalnızca Rabbinin sana bildirdiklerine uy! Şüphesiz Allah yapıp ettiklerinizden haberdardır.
Yalnızca Allah’a güvenip yaslan, vekil (yardımcı) olarak Allah yeter.
Ahzab 4
1 ayetمَا جَعَلَ اللّٰهُ لِرَجُلٍ مِنْ قَلْبَيْنِ ف۪ي جَوْفِه۪ۚ وَمَا جَعَلَ اَزْوَاجَكُمُ الّٰٓـ۪ٔي تُظَاهِرُونَ مِنْهُنَّ اُمَّهَاتِكُمْۚ وَمَا جَعَلَ اَدْعِيَٓاءَكُمْ اَبْنَٓاءَكُمْۜ ذٰلِكُمْ قَوْلُكُمْ بِاَفْوَاهِكُمْۜ وَاللّٰهُ يَقُولُ الْحَقَّ وَهُوَ يَهْدِي السَّب۪يلَ ٤
Mushaf
Okunuş
4Mâ ceʿale-llâhü liracülim min ḳalbeyni fî cevfih. vemâ ceʿale ezvâcekümü-llâî tüżâhirûne minhünne ümmehâtiküm. vemâ ceʿale edʿiyâeküm ebnâeküm. ẕâliküm ḳavlüküm biefvâhiküm. vellâhü yeḳûlü-lḥaḳḳa vehüve yehdi-ssebîl.
Ayet 4
Allah tek bedende iki kalp yaratmadığı gibi, eşleriniz de aynı zamanda anneniz değildir. O yüzden eşlerinizle tartıştığınızda onlara “Bundan böyle bana annem gibi haramsın” diyerek cahiliye yemini etmeyin. Hiç kimsenin eşi, annesi olmadığı gibi, Allah evlatlıklarınızı da sizin gerçek evladınız kılmamıştır. Bunlar sizin düşünmeden söylediğiniz, örfünüzden gelen anlamsız sözlerdir. Doğru olan ise yalnızca Allah’ın bildirdikleridir ve size doğru yolu yalnız O gösterir.
İlgili ayetler
Ahzab 5
1 ayetاُدْعُوهُمْ لِاٰبَٓائِهِمْ هُوَ اَقْسَطُ عِنْدَ اللّٰهِۚ فَاِنْ لَمْ تَعْلَمُٓوا اٰبَٓاءَهُمْ فَاِخْوَانُكُمْ فِي الدّ۪ينِ وَمَوَال۪يكُمْۜ وَلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ ف۪يمَٓا اَخْطَاْتُمْ بِه۪ۙ وَلٰكِنْ مَا تَعَمَّدَتْ قُلُوبُكُمْۜ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُورًا رَح۪يمًا ٥
Mushaf
Okunuş
5Üdʿûhüm liâbâihim hüve aḳseṭu ʿinde-llâh. feil lem taʿlemû âbâehüm feiḫvânüküm fi-ddîni vemevâlîküm. veleyse ʿaleyküm cünâḥun fîmâ aḫṭaʾtüm bihî velâkim mâ teʿammedet ḳulûbüküm. vekâne-llâhü gafûrar raḥîmâ.
Ayet 5
Evlatlıklarınıza babalarının ismi ile hitap edin, Allah nezdinde doğru olan budur. Şayet babalarının kim olduğunu bilmiyorsanız, zaten onlar sizin din kardeşiniz ve dostlarınızdır, fakat bu hususta yanılır da evlatlarınız gibi hitap ederseniz Allah sizi bağışlar, bunun bir vebali de yoktur. Allah sizi ancak kasıtlı ve bilinçli yaptığınız davranışlardan sorumlu tutar. O mü’minlere karşı çok merhametli, şefkatli ve bağışlayıcıdır.
İlgili ayetler
Ahzab 6
1 ayetاَلنَّبِيُّ اَوْلٰى بِالْمُؤْمِن۪ينَ مِنْ اَنْفُسِهِمْ وَاَزْوَاجُهُٓ اُمَّهَاتُهُمْۜ وَاُو۬لُوا الْاَرْحَامِ بَعْضُهُمْ اَوْلٰى بِبَعْضٍ ف۪ي كِتَابِ اللّٰهِ مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ وَالْمُهَاجِر۪ينَ اِلَّٓا اَنْ تَفْعَلُٓوا اِلٰٓى اَوْلِيَٓائِكُمْ مَعْرُوفًاۜ كَانَ ذٰلِكَ فِي الْكِتَابِ مَسْطُورًا ٦
Mushaf
Okunuş
6Ennebiyyü evlâ bilmüʾminîne min enfüsihim veezvâcühû ümmehâtühüm. veülü-lʾerḥâmi baʿḍuhüm evlâ bibaʿḍin fî kitâbi-llâhi mine-lmüʾminîne velmühâcirîne illâ en tefʿalû ilâ evliyâiküm maʿrûfâ. kâne ẕâlike fi-lkitâbi mesṭûrâ.
Ayet 6
Peygamber, mü’minlere kendi öz canlarından daha yakın ve daha değerlidir. Peygamber eşleri ise mü’minlerin manevi anneleri gibidir.
Miras konusunda aralarında kan bağı olan mü’minler, Allah’ın yasası gereği diğer mü’minlerden ve muhacirlerden öncelikli hak sahibidirler. Bununla birlikte, aranızda kan bağı olmayan mü’min kardeşlerinize vasiyet yoluyla mirastan pay vermenizde bir sakınca yoktur. Allah’ın bu hususta sizin için belirlediği yasası da böyledir.
Ahzab 7–8
2 ayetوَاِذْ اَخَذْنَا مِنَ النَّبِيّ۪نَ م۪يثَاقَهُمْ وَمِنْكَ وَمِنْ نُوحٍ وَاِبْرٰه۪يمَ وَمُوسٰى وَع۪يسَى ابْنِ مَرْيَمَۖ وَاَخَذْنَا مِنْهُمْ م۪يثَاقًا غَل۪يظًاۙ ٧ لِيَسْـَٔلَ الصَّادِق۪ينَ عَنْ صِدْقِهِمْۚ وَاَعَدَّ لِلْكَافِر۪ينَ عَذَابًا اَل۪يمًا۟ ٨
Mushaf
Okunuş
7Veiẕ eḫaẕnâ mine-nnebiyyîne mîŝâḳahüm veminke vemin nûḥiv veibrâhime vemûsâ veʿîse-bni meryem. veeḫaẕnâ minhüm mîŝâḳan galîżâ.
8Liyesʾele-ṣṣâdiḳîne ʿan ṣidḳihim. veeʿadde lilkâfirîne ʿaẕâben elîmâ.
Ayet 7–8
Ey Peygamber! Biz bütün peygamberlerden, insanları sınırlarını Allah’ın belirlediği bir hayatı yaşamaya davet edeceklerine dair söz almıştık. Senden, Nûh’tan, İbrahim’den, Musa’dan ve Meryemoğlu İsa’dan da bu tebliğ hususunda sapasağlam sözler aldık.
Allah, Hesap Günü peygamberlere de bu sözlerinde durup durmadıklarını soracaktır. Peygamberlerin Allah adına yaptıkları davete uymayanlar için acıklı bir azap vardır.
İlgili ayetler
Ahzab 9–15
7 ayetيَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اذْكُرُوا نِعْمَةَ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ اِذْ جَٓاءَتْكُمْ جُنُودٌ فَاَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ ر۪يحًا وَجُنُودًا لَمْ تَرَوْهَاۜ وَكَانَ اللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَص۪يرًاۚ ٩ اِذْ جَٓاؤُ۫كُمْ مِنْ فَوْقِكُمْ وَمِنْ اَسْفَلَ مِنْكُمْ وَاِذْ زَاغَتِ الْاَبْصَارُ وَبَلَغَتِ الْقُلُوبُ الْحَنَاجِرَ وَتَظُنُّونَ بِاللّٰهِ الظُّنُونَا ١٠ هُنَالِكَ ابْتُلِيَ الْمُؤْمِنُونَ وَزُلْزِلُوا زِلْزَالًا شَد۪يدًا ١١ وَاِذْ يَقُولُ الْمُنَافِقُونَ وَالَّذ۪ينَ ف۪ي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ مَا وَعَدَنَا اللّٰهُ وَرَسُولُهُٓ اِلَّا غُرُورًا ١٢ وَاِذْ قَالَتْ طَٓائِفَةٌ مِنْهُمْ يَٓا اَهْلَ يَثْرِبَ لَا مُقَامَ لَكُمْ فَارْجِعُواۚ وَيَسْتَاْذِنُ فَر۪يقٌ مِنْهُمُ النَّبِيَّ يَقُولُونَ اِنَّ بُيُوتَنَا عَوْرَةٌ وَمَا هِيَ بِعَوْرَةٍۜ اِنْ يُر۪يدُونَ اِلَّا فِرَارًا ١٣ وَلَوْ دُخِلَتْ عَلَيْهِمْ مِنْ اَقْطَارِهَا ثُمَّ سُئِلُوا الْفِتْنَةَ لَاٰتَوْهَا وَمَا تَلَبَّثُوا بِهَٓا اِلَّا يَس۪يرًا ١٤ وَلَقَدْ كَانُوا عَاهَدُوا اللّٰهَ مِنْ قَبْلُ لَا يُوَلُّونَ الْاَدْبَارَۜ وَكَانَ عَهْدُ اللّٰهِ مَسْؤُ۫لًا ١٥
Mushaf
Okunuş
9Yâ eyyühe-lleẕîne âmenü-ẕkürû niʿmete-llâhi ʿaleyküm iẕ câetküm cünûdün feerselnâ ʿaleyhim rîḥav vecünûdel lem teravhâ. vekâne-llâhü bimâ taʿmelûne beṣîrâ.
10İẕ câûküm min fevḳiküm vemin esfele minküm veiẕ zâgati-lʾebṣâru vebelegati-lḳulûbü-lḥanâcira veteżunnûne billâhi-żżunûnâ.
11Hünâlike-btüliye-lmüʾminûne vezülzilû zilzâlen şedîdâ.
12Veiẕ yeḳûlü-lmünâfiḳûne velleẕîne fî ḳulûbihim meraḍum mâ veʿadene-llâhü verasûlühû illâ gurûrâ.
13Veiẕ ḳâleṭ ṭâifetüm minhüm yâ ehle yeŝribe lâ müḳâme leküm ferciʿû. veyesteʾẕinü ferîḳum minhümü-nnebiyye yeḳûlûne inne büyûtenâ ʿavratüv vemâ hiye biʿavrah. iy yürîdûne illâ firârâ.
14Velev düḫilet ʿaleyhim min aḳṭârihâ ŝümme süilü-lfitnete leetevhâ vemâ telebbeŝû bihâ illâ yesîrâ.
15Veleḳad kânû ʿâhedü-llâhe min ḳablü lâ yüvellûne-lʾedbâr. vekâne ʿahdü-llâhi mesʾûlâ.
Ayet 9–15
Ey iman edenler! Hani düşman ordusunun üzerinize saldırdığı o gün, Allah’ın size olan yardımını hatırlayın. Allah, düşmanlarınızın üzerine kavurucu bir rüzgâr estirip, göremediğiniz ordular göndermişti. O, her şeyi görmekteydi.
Düşman önünüzden, ardınızdan saldırırken, o anlarda sizin de âdeta gözleriniz yuvalarından fırlamış, yürekleriniz ağızlarınıza gelmiş ve Allah’ın yardımından şüpheye düşmeye başlamıştınız. İşte o gün orada mü’minlerin imanları ağır ve şiddetli bir sınavdan geçirildi.
O vakit, ikiyüzlü münafıklar ile kalbinde hastalık olanlardan bir kısmı, birbirlerine şöyle diyorlardı: “Allah ve elçisinin bize vadettiği zafer sözü bir aldatmacadan ibaretmiş.” Bir kısım münafıklar ise “Ey Yesribliler! Bu savaşın kazanılması imkânsız, siz en iyisi evinize dönün.” diyordu. Diğer bazı münafıklar da, “Evlerimiz düşman saldırısına karşı korumasız kaldı, dönüp onları korumamız lazım.” diyerek aslında Peygamber’den, cepheden kaçmak için izin istiyorlardı, hâlbuki evleri korumasız değildi.
Şayet o gün düşman hendeği aşıp da Medine’ye her yönden saldırmayı başarabilseydi, bunların hepsi derhal düşman saflarına geçip mü’minlerle savaşmaya bile razı olurlardı. Çünkü bunlar Allah’a yürekten teslim olmamış, İslâm nizam ve ahlakına samimiyetle iman etmemişlerdi. Hâlbuki onlar daha önce yalnız Allah’ı ilah edinip, bu din uğrunda savaşacaklarına dair Allah’a ve Resulüne söz vermişlerdi.
Allah verilen sözün hesabını onlardan mutlaka soracaktır.
Ahzab 16–17
2 ayetقُلْ لَنْ يَنْفَعَكُمُ الْفِرَارُ اِنْ فَرَرْتُمْ مِنَ الْمَوْتِ اَوِ الْقَتْلِ وَاِذًا لَا تُمَتَّعُونَ اِلَّا قَل۪يلًا ١٦ قُلْ مَنْ ذَا الَّذ۪ي يَعْصِمُكُمْ مِنَ اللّٰهِ اِنْ اَرَادَ بِكُمْ سُٓوءًا اَوْ اَرَادَ بِكُمْ رَحْمَةًۜ وَلَا يَجِدُونَ لَهُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَلِيًّا وَلَا نَص۪يرًا ١٧
Mushaf
Okunuş
16Ḳul ley yenfeʿakümü-lfirâru in ferartüm mine-lmevti evi-lḳatli veiẕel lâ tümetteʿûne illâ ḳalîlâ.
17Ḳul men ẕe-lleẕî yaʿṣimüküm mine-llâhi in erâde biküm sûen ev erâde biküm raḥmeh. velâ yecidûne lehüm min dûni-llâhi veliyyev velâ neṣîrâ.
Ayet 16–17
Ey Peygamber! O münafıklara de ki: “Ölmekten ya da öldürülmekten kaçmaya çalışmanızın size hiçbir yararı olmaz, zaten dünya hayatı şunun şurasında kaç günlük bir hayat ki, nereye, ne kadar kaçabilirsiniz?”
De ki: “Hak etmeniz halinde Allah başınıza bir musibet getirecek olursa, sizi ondan hiç kimse koruyup kurtaramaz ya da size bir lütufta bulunup bir iyilik murad ederse, ondan da sizi hiç kimse mahrum edemez.”
Gerçek şu ki, sizin Allah’tan başka gerçek dost ve yardımcınız yoktur.
Ahzab 18–19
2 ayetقَدْ يَعْلَمُ اللّٰهُ الْمُعَوِّق۪ينَ مِنْكُمْ وَالْقَٓائِل۪ينَ لِاِخْوَانِهِمْ هَلُمَّ اِلَيْنَاۚ وَلَا يَاْتُونَ الْبَاْسَ اِلَّا قَل۪يلًاۙ ١٨ اَشِحَّةً عَلَيْكُمْۚ فَاِذَا جَٓاءَ الْخَوْفُ رَاَيْتَهُمْ يَنْظُرُونَ اِلَيْكَ تَدُورُ اَعْيُنُهُمْ كَالَّذ۪ي يُغْشٰى عَلَيْهِ مِنَ الْمَوْتِۚ فَاِذَا ذَهَبَ الْخَوْفُ سَلَقُوكُمْ بِاَلْسِنَةٍ حِدَادٍ اَشِحَّةً عَلَى الْخَيْرِۜ اُو۬لٰٓئِكَ لَمْ يُؤْمِنُوا فَاَحْبَطَ اللّٰهُ اَعْمَالَهُمْۜ وَكَانَ ذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ يَس۪يرًا ١٩
Mushaf
Okunuş
18Ḳad yaʿlemü-llâhü-lmüʿavviḳîne minküm velḳâilîne liiḫvânihim helümme ileynâ. velâ yeʾtûne-lbeʾse illâ ḳalîlâ.
19Eşiḥḥaten ʿaleyküm. feiẕâ câe-lḫavfü raeytehüm yenżurûne ileyke tedûru aʿyünühüm kelleẕî yugşâ ʿaleyhi mine-lmevt. feiẕâ ẕehebe-lḫavfü seleḳûküm bielsinetin ḥidâdin eşiḥḥaten ʿale-lḫayr. ülâike lem yüʾminû feaḥbeṭa-llâhü aʿmâlehüm. vekâne ẕâlike ʿale-llâhi yesîrâ.
Ayet 18–19
Şüphesiz Allah, Peygamber’le birlikte savaşa katılmadıkları halde, kendi yakınlarına da “Gelin siz de bizimle kalın, savaşa katılmayın” diyen münafıkları çok iyi bilmektedir.
Onlar mü’minlere karşı kıskançtırlar. Münafıklardan savaşa gönülsüzce katılanlar olursa da gerektiği gibi savaşamazlar, ayrıca savaş masraflarına da katılmamak için bahaneler uydurup cimrilik ederler. Yüreklerini düşman korkusu sarınca da korkudan ölüm baygınlığı içinde gözlerinin feri sönmüş, âdeta yalvarırcasına sana bakıp imdat dilediklerini görürsün. Ama tehlike geçer geçmez de ganimetlerden pay alma hırsı ve telaşı ile sivri dilleriyle sana incitici sözler söylemekten geri durmazlar. Böyleleri gerçek iman sahibi değillerdir, bu yüzden de Allah onların iyilik zannederek yaptıklarını boşa çıkarıp yok sayacaktır, onların yaptıklarının Allah katında hiçbir değeri yoktur.
Ahzab 20
1 ayetيَحْسَبُونَ الْاَحْزَابَ لَمْ يَذْهَبُواۚ وَاِنْ يَاْتِ الْاَحْزَابُ يَوَدُّوا لَوْ اَنَّهُمْ بَادُونَ فِي الْاَعْرَابِ يَسْـَٔلُونَ عَنْ اَنْبَٓائِكُمْۜ وَلَوْ كَانُوا ف۪يكُمْ مَا قَاتَلُٓوا اِلَّا قَل۪يلًا۟ ٢٠
Mushaf
Okunuş
20Yaḥsebûne-lʾaḥzâbe lem yeẕhebû. veiy yeʾti-lʾaḥzâbü yeveddû lev ennehüm bâdûne fi-lʾaʿrâbi yesʾelûne ʿan embâiküm. velev kânû fîküm mâ ḳâtelû illâ ḳalîlâ.
Ayet 20
Münafıklar, müşriklerin savaşmayı bırakıp geri çekildiklerine inanmıyor, toparlanıp tekrar saldırıya geçeceklerini zannediyorlardı. Şayet onların zannettikleri gibi olsaydı, bu defa da savaş bölgesini terk edip bedeviler arasına karışacak ve uzaktan haber almaya çalışacak, aranızda kalanlar ise savaşıyor gibi görünmekten başka bir şey yapmayacaklardı.
İlgili ayetler
20Haşr 14
Ahzab 21–22
2 ayetلَقَدْ كَانَ لَكُمْ ف۪ي رَسُولِ اللّٰهِ اُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِمَنْ كَانَ يَرْجُوا اللّٰهَ وَالْيَوْمَ الْاٰخِرَ وَذَكَرَ اللّٰهَ كَث۪يرًاۜ ٢١ وَلَمَّا رَاَ الْمُؤْمِنُونَ الْاَحْزَابَۙ قَالُوا هٰذَا مَا وَعَدَنَا اللّٰهُ وَرَسُولُهُ وَصَدَقَ اللّٰهُ وَرَسُولُهُۘ وَمَا زَادَهُمْ اِلَّٓا ا۪يمَانًا وَتَسْل۪يمًاۜ ٢٢
Mushaf
Okunuş
21Leḳad kâne leküm fî rasûli-llâhi üsvetün ḥasenetül limen kâne yercü-llâhe velyevme-lʾâhira veẕekera-llâhe keŝîrâ.
22Velemmâ rae-lmüʾminûne-lʾaḥzâbe ḳâlû hâẕâ mâ veʿadene-llâhü verasûlühû veṣadeḳa-llâhü verasûlüh. vemâ zâdehüm illâ îmânev veteslîmâ.
Ayet 21–22
Gerçek şu ki, savaşın en zor anlarında bile, Allah’a sarsılmaz bir imanla güvenip direnen, cennete kavuşmayı arzu edenler için Allah’ın Resulünde güzel örnekler vardır.
İşte bu mü’minler, düşmanlarının, savaş için üzerlerine gelmekte olduğunu görünce de “Allah’ın ve Resulünün bize vadettiği budur, Allah ve Resulü bize hep doğruyu söylemiştir” derler ve bu durum onların kalplerindeki iman ve teslimiyet duygularını daha da çok artırmıştır.
İlgili ayetler
Ahzab 23
1 ayetمِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ رِجَالٌ صَدَقُوا مَا عَاهَدُوا اللّٰهَ عَلَيْهِۚ فَمِنْهُمْ مَنْ قَضٰى نَحْبَهُ وَمِنْهُمْ مَنْ يَنْتَظِرُۘ وَمَا بَدَّلُوا تَبْد۪يلًاۙ ٢٣
Mushaf
Okunuş
23Mine-lmüʾminîne ricâlün ṣadeḳû mâ ʿâhedü-llâhe ʿaleyh. feminhüm men ḳaḍâ naḥbehû veminhüm mey yenteżir. vemâ beddelû tebdîlâ.
Ayet 23
Mü’minler içerisinde öyle yiğitler vardı ki, Allah ile Resulüne yürekten sadakatlerini göstererek verdikleri sözleri yerine getirmek için canlarını seve seve ortaya koyup şehit olmuşlardı. Bir kısmı da onlara kavuşmak ya da savaşı zaferle bitirmek için bütün güçleriyle savaşmaktan geri durmazlar ve imanlarından asla taviz vermez, Allah’tan başka kimseden korkmazlar.
İlgili ayetler
Ahzab 24
1 ayetلِيَجْزِيَ اللّٰهُ الصَّادِق۪ينَ بِصِدْقِهِمْ وَيُعَذِّبَ الْمُنَافِق۪ينَ اِنْ شَٓاءَ اَوْ يَتُوبَ عَلَيْهِمْۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ غَفُورًا رَح۪يمًاۚ ٢٤
Mushaf
Okunuş
24Liyecziye-llâhu-ṣṣâdiḳîne biṣidḳihim veyüʿaẕẕibe-lmünâfiḳîne in şâe ev yetûbe ʿaleyhim. inne-llâhe kâne gafûrar raḥîmâ.
Ayet 24
Allah, kendisine ve Resulüne iman edip verdikleri sözlerinde duranları cennetle ödüllendirecek, münafıklardan da tevbe edip, Allah’ın davetine yürekten iman edip yönelenleri bağışlayacaktır. Allah kullarına karşı çok merhametli ve bağışlayıcıdır.
İlgili ayetler
Ahzab 25–27
3 ayetوَرَدَّ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا بِغَيْظِهِمْ لَمْ يَنَالُوا خَيْرًاۜ وَكَفَى اللّٰهُ الْمُؤْمِن۪ينَ الْقِتَالَۜ وَكَانَ اللّٰهُ قَوِيًّا عَز۪يزًاۚ ٢٥ وَاَنْزَلَ الَّذ۪ينَ ظَاهَرُوهُمْ مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ مِنْ صَيَاص۪يهِمْ وَقَذَفَ ف۪ي قُلُوبِهِمُ الرُّعْبَ فَر۪يقًا تَقْتُلُونَ وَتَاْسِرُونَ فَر۪يقًاۚ ٢٦ وَاَوْرَثَكُمْ اَرْضَهُمْ وَدِيَارَهُمْ وَاَمْوَالَهُمْ وَاَرْضًا لَمْ تَطَؤُ۫هَاۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرًا۟ ٢٧
Mushaf
Okunuş
25Veradde-llâhü-lleẕîne keferû bigayżihim lem yenâlû ḫayrâ. vekefe-llâhü-lmüʾminîne-lḳitâl. vekâne-llâhü ḳaviyyen ʿazîzâ.
26Veenzele-lleẕîne żâherûhüm min ehli-lkitâbi min ṣayâṣîhim veḳaẕefe fî ḳulûbihimü-rruʿbe ferîḳan taḳtülûne veteʾsirûne ferîḳâ.
27Veevraŝeküm arḍahüm vediyârahüm veemvâlehüm vearḍal lem teṭaûhâ. vekâne-llâhü ʿalâ külli şeyʾin ḳadîrâ.
Ayet 25–27
Allah müşrikleri, kinleri ve öfkeleriyle yüzüstü bıraktı, hiçbir şey elde edemeden geri döndüler. Allah’ın yardımı savaşta mü’minlere yetti. Allah çok güçlü, üstün kudret sahibidir ve O’nun her şeye gücü yeter.
Allah, düşmana yardım edip, mü’minleri arkadan vurmaya çalışan kitap ehlinden olan Yahudilerin kalplerine korku salıp sığındıkları kalelerinden çıkardı, siz de onlardan bir kısmını öldürüp, bir kısmını da esir aldınız ve Rabbiniz sizi onların yurtlarına, mallarına, mülklerine ve o güne kadar ayak basmadığınız topraklarına mirasçı kıldı.
Allah dilediği her şeyi yapmaya kâdirdir.
İlgili ayetler
Ahzab 28–31
4 ayetيَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ قُلْ لِاَزْوَاجِكَ اِنْ كُنْتُنَّ تُرِدْنَ الْحَيٰوةَ الدُّنْيَا وَز۪ينَتَهَا فَتَعَالَيْنَ اُمَتِّعْكُنَّ وَاُسَرِّحْكُنَّ سَرَاحًا جَم۪يلًا ٢٨ وَاِنْ كُنْتُنَّ تُرِدْنَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَالدَّارَ الْاٰخِرَةَ فَاِنَّ اللّٰهَ اَعَدَّ لِلْمُحْسِنَاتِ مِنْكُنَّ اَجْرًا عَظ۪يمًا ٢٩ يَا نِسَٓاءَ النَّبِيِّ مَنْ يَاْتِ مِنْكُنَّ بِفَاحِشَةٍ مُبَيِّنَةٍ يُضَاعَفْ لَهَا الْعَذَابُ ضِعْفَيْنِۜ وَكَانَ ذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ يَس۪يرًا ٣٠ وَمَنْ يَقْنُتْ مِنْكُنَّ لِلّٰهِ وَرَسُولِه۪ وَتَعْمَلْ صَالِحًا نُؤْتِهَٓا اَجْرَهَا مَرَّتَيْنِۙ وَاَعْتَدْنَا لَهَا رِزْقًا كَر۪يمًا ٣١
Mushaf
Okunuş
28Yâ eyyühe-nnebiyyü ḳul liezvâcike in küntünne türidne-lḥayâte-ddünyâ vezînetehâ feteʿâleyne ümettiʿkünne veüserriḥkünne serâḥan cemîlâ.
29Vein küntünne türidne-llâhe verasûlehû veddâra-lʾâḫirate feinne-llâhe eʿadde lilmuḥsinâti minkünne ecran ʿażîmâ.
30Yâ nisâe-nnebiyyi mey yeʾti minkünne bifâḥişetim mübeyyinetiy yüḍâʿaf lehe-lʿaẕâbü ḍiʿfeyn. vekâne ẕâlike ʿale-llâhi yesîrâ.
31Vemey yaḳnüt minkünne lillâhi verasûlihî vetaʿmel ṣâliḥan nüʾtihâ ecrahâ merrateyni veaʿtednâ lehâ rizḳan kerîmâ.
Ayet 28–31
Ey Peygamber! Savaş ganimetlerinden pay isteyip, seni üzen eşlerine de ki: “Eğer kısacık dünya hayatının ziynetini, refahını ve lüksünü istiyorsanız, istediklerinizi verip, güzellikle sizi boşayayım, siz de dilediğiniz gibi yaşayın. Yok eğer Allah’ın Resulünü ve daimi olan âhiret yurdunun cennet nimetlerini istiyorsanız unutmayın ki, Allah içinizden böyle davrananlara büyük mükâfat vaat ediyor.”
Ey Peygamber eşleri! İçinizden kim Allah’a ve Peygamber’e isyan ederse, onun azabını ikiye katlarız. Hak edeni cezalandırmak Allah için hiç de zor değildir. Şayet Allah’a ve Resulüne itaat ederek yaşarsanız, bu durumda da ödülünüz iki kat fazla olacaktır.
Ahzab 32–34
3 ayetيَا نِسَٓاءَ النَّبِيِّ لَسْتُنَّ كَاَحَدٍ مِنَ النِّسَٓاءِ اِنِ اتَّقَيْتُنَّ فَلَا تَخْضَعْنَ بِالْقَوْلِ فَيَطْمَعَ الَّذ۪ي ف۪ي قَلْبِه۪ مَرَضٌ وَقُلْنَ قَوْلًا مَعْرُوفًاۚ ٣٢ وَقَرْنَ ف۪ي بُيُوتِكُنَّ وَلَا تَبَرَّجْنَ تَبَرُّجَ الْجَاهِلِيَّةِ الْاُو۫لٰى وَاَقِمْنَ الصَّلٰوةَ وَاٰت۪ينَ الزَّكٰوةَ وَاَطِعْنَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُۜ اِنَّمَا يُر۪يدُ اللّٰهُ لِيُذْهِبَ عَنْكُمُ الرِّجْسَ اَهْلَ الْبَيْتِ وَيُطَهِّرَكُمْ تَطْه۪يرًاۚ ٣٣ وَاذْكُرْنَ مَا يُتْلٰى ف۪ي بُيُوتِكُنَّ مِنْ اٰيَاتِ اللّٰهِ وَالْحِكْمَةِۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ لَط۪يفًا خَب۪يرًا۟ ٣٤
Mushaf
Okunuş
32Yâ nisâe-nnebiyyi lestünne keeḥadim mine-nnisâi ini-tteḳaytünne felâ taḫḍaʿne bilḳavli feyaṭmeʿa-lleẕî fî ḳalbihî meraḍuv veḳulne ḳavlem maʿrûfâ.
33Veḳarne fî büyûtikünne velâ teberracne teberruce-lcâhiliyyeti-lʾûlâ veeḳimne-ṣṣalâte veâtîne-zzekâte veeṭiʿne-llâhe verasûleh. innemâ yürîdü-llâhü liyüẕhibe ʿankümü-rricse ehle-lbeyti veyüṭahhiraküm taṭhîrâ.
34Veẕkürne mâ yütlâ fî büyûtikünne min âyâti-llâhi velḥikmeh. inne-llâhe kâne leṭîfen ḫabîrâ.
Ayet 32–34
Ey Peygamber eşleri! Peygamber eşleri olmanız sebebiyle sorumluluklarınız konusunda daha da bilinçli ve dikkatli olmalısınız, erkeklerle konuşmanız gerektiğinde, mü’min bir hanıma yakışan ciddiyet ve ağır başlılıkla konuşun, cazibeli üslup kullanmaktan kaçının, böylece kalbinde bozukluk olanlar, hakkınızda yanlış düşüncelere kapılmasınlar. Evlerinizdeki durumunuz da inancınızın vakarı ile örtüşsün. Eski cahiliye döneminde olduğu gibi açılıp saçılarak sokaklarda cazibenizi sergilemeyin, namazınızı kılıp zekâtınızı verin, Allah’a ve Resulüne gönülden itaat edin.
Ey Peygamber hanesinin halkı! Allah sizi de her türlü kirden, günahtan uzak tutup, tertemiz kılmak istiyor.
Evlerinizde okunan Allah’ın âyetlerini düşünüp, anlayıp, yaşamaya çalışın.
Şüphesiz Allah her şeyin tek ve mutlak doğrusunu, iç yüzünü, özünü bilir, herkesin yapıp ettiklerinden ve yapmaları gerekirken de yapmadıklarından haberdardır.
Ahzab 35
1 ayetاِنَّ الْمُسْلِم۪ينَ وَالْمُسْلِمَاتِ وَالْمُؤْمِن۪ينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ وَالْقَانِت۪ينَ وَالْقَانِتَاتِ وَالصَّادِق۪ينَ وَالصَّادِقَاتِ وَالصَّابِر۪ينَ وَالصَّابِرَاتِ وَالْخَاشِع۪ينَ وَالْخَاشِعَاتِ وَالْمُتَصَدِّق۪ينَ وَالْمُتَصَدِّقَاتِ وَالصَّٓائِم۪ينَ وَالصَّٓائِمَاتِ وَالْحَافِظ۪ينَ فُرُوجَهُمْ وَالْحَافِظَاتِ وَالذَّاكِر۪ينَ اللّٰهَ كَث۪يرًا وَالذَّاكِرَاتِ اَعَدَّ اللّٰهُ لَهُمْ مَغْفِرَةً وَاَجْرًا عَظ۪يمًا ٣٥
Mushaf
Okunuş
35İnne-lmüslimîne velmüslimâti velmüʾminîne velmüʾminâti velḳânitîne velḳânitâti veṣṣâdiḳîne veṣṣâdiḳâti veṣṣâbirîne veṣṣâbirâti velḫâşiʿîne velḫâşiʿâti velmüteṣaddiḳîne velmüteṣaddiḳâti veṣṣâimîne veṣṣâimâti velḥâfiżîne fürûcehüm velḥâfiżâti veẕẕâkirîne-llâhe keŝîrav veẕẕâkirâti eʿadde-llâhü lehüm magfiratev veecran ʿażîmâ.
Ayet 35
Allah’ın davetine iman ederek bu uğurda gayret eden erkekler ve kadınlar, Allah’a verdikleri sözlerinde durup da ibadet eden erkekler ve kadınlar, Allah yolunda karşılaştıkları zorluklara imanlarından taviz vermeden göğüs gerip, cihat eden erkekler ve kadınlar, böylece Allah’a duydukları içten saygı ve bağlılıklarını gösteren erkekler ve kadınlar, Allah’ın daveti nizam ve ahlakı yaşamak ve yaşatmak uğrunda mallarını seve seve harcayan erkekler ve kadınlar, oruç tutan erkekler ve kadınlar, iffetlerini koruyan erkekler ve kadınlar, Allah’ı hiç akıllarından çıkarmadan, davranışlarında hep O’nun rızasını gözeten erkekler ve kadınlar, bunların hepsini titizlikle dikkate alıp, böylece amel eden erkekler ve kadınlar için Allah muhteşem mükâfatlar hazırlamıştır.
Ahzab 36
1 ayetوَمَا كَانَ لِمُؤْمِنٍ وَلَا مُؤْمِنَةٍ اِذَا قَضَى اللّٰهُ وَرَسُولُهُٓ اَمْرًا اَنْ يَكُونَ لَهُمُ الْخِيَرَةُ مِنْ اَمْرِهِمْۜ وَمَنْ يَعْصِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ فَقَدْ ضَلَّ ضَلَالًا مُب۪ينًا ٣٦
Mushaf
Okunuş
36Vemâ kâne limüʾminiv velâ müʾminetin iẕâ ḳaḍa-llâhü verasûlühû emran ey yekûne lehümü-lḫiyeratü min emrihim. vemey yaʿṣi-llâhe verasûlehû feḳad ḍalle ḍalâlem mübînâ.
Ayet 36
Allah ve Resulü bir konuda hüküm verdikten sonra, mü’min erkek veya kadının o konuda başka bir hüküm koyma, kendi tercihlerine göre amel etme ya da başkalarının hükümlerine göre davranma hakkı yoktur.
Kim Allah’ın ve Resulünün hükümlerine karşı çıkarsa apaçık bir dalalete düşmüş olur.
Ahzab 37
1 ayetوَاِذْ تَقُولُ لِلَّذ۪ٓي اَنْعَمَ اللّٰهُ عَلَيْهِ وَاَنْعَمْتَ عَلَيْهِ اَمْسِكْ عَلَيْكَ زَوْجَكَ وَاتَّقِ اللّٰهَ وَتُخْف۪ي ف۪ي نَفْسِكَ مَا اللّٰهُ مُبْد۪يهِ وَتَخْشَى النَّاسَۚ وَاللّٰهُ اَحَقُّ اَنْ تَخْشٰيهُۜ فَلَمَّا قَضٰى زَيْدٌ مِنْهَا وَطَرًا زَوَّجْنَاكَهَا لِكَيْ لَا يَكُونَ عَلَى الْمُؤْمِن۪ينَ حَرَجٌ ف۪ٓي اَزْوَاجِ اَدْعِيَٓائِهِمْ اِذَا قَضَوْا مِنْهُنَّ وَطَرًاۜ وَكَانَ اَمْرُ اللّٰهِ مَفْعُولًا ٣٧
Mushaf
Okunuş
37Veiẕ teḳûlü lilleẕî enʿame-llâhü ʿaleyhi veenʿamte ʿaleyhi emsik ʿaleyke zevceke vetteḳi-llâhe vetuḫfî fî nefsike me-llâhü mübdîhi vetaḫşe-nnâs. vellâhü eḥaḳḳu en taḫşâh. felemmâ ḳaḍâ zeydüm minhâ veṭaran zevvecnâkehâ likey lâ yekûne ʿale-lmüʾminîne ḥaracün fî ezvâci edʿiyâihim iẕâ ḳaḍav minhünne veṭarâ. vekâne emru-llâhi mefʿûlâ.
Ayet 37
Ey Peygamber! Hani Allah’ın İslam nimetiyle buluşturduğu, senin de gözetip kolladığın evlatlığın (Zeyd), eşini boşamak istediğini sana bildirdiğinde, sen de ona “Eşini boşama, Allah’tan kork ve sorumluluklarını unutma” demiştin fakat bu konu ile ilgili düşünüp de açıklamaktan çekindiğin, Allah’ın açıklayacağı şeyi içinde saklıyordun, oysa çekinilmesi gereken yalnızca Allah’tır. Sonunda (Zeyd) eşini boşayıp ilişkisini tamamen kesince, Biz de senin onun boşadığı eşi (Zeynep) ile evlenmeni emrederek evlatlıkların eşleriyle boşanıp, ilişkilerini kestikten sonra onlarla evlenilebileceğini gösterdik. Böylece Allah bu konudaki hükmünü bildirmiş oldu.
Ahzab 38
1 ayetمَا كَانَ عَلَى النَّبِيِّ مِنْ حَرَجٍ ف۪يمَا فَرَضَ اللّٰهُ لَهُۜ سُنَّةَ اللّٰهِ فِي الَّذ۪ينَ خَلَوْا مِنْ قَبْلُۜ وَكَانَ اَمْرُ اللّٰهِ قَدَرًا مَقْدُورًاۙ ٣٨
Mushaf
Okunuş
38Mâ kâne ʿale-nnebiyyi min ḥaracin fîmâ feraḍa-llâhü leh. sünnete-llâhi fi-lleẕîne ḫalev min ḳabl. vekâne emru-llâhi ḳaderam maḳdûrâ.
Ayet 38
Peygamber, Allah’ın kendisine emrettiği bir işi yerine getirmesinden dolayı asla suçlanamaz. Sizden önce gelip geçen kavimler için de Allah’ın hükmü böyle idi, sizin için de Allah’ın hükmü böylece yerine getirilmiş oldu.
İlgili ayetler
38Fetih 23
Ahzab 39
1 ayetاَلَّذ۪ينَ يُبَلِّغُونَ رِسَالَاتِ اللّٰهِ وَيَخْشَوْنَهُ وَلَا يَخْشَوْنَ اَحَدًا اِلَّا اللّٰهَۜ وَكَفٰى بِاللّٰهِ حَس۪يبًا ٣٩
Mushaf
Okunuş
39Elleẕîne yübelligûne risâlâti-llâhi veyaḫşevnehû velâ yaḫşevne eḥaden ille-llâh. vekefâ billâhi ḥasîbâ.
Ayet 39
Peygamberler, Allah’ın hükümlerini tebliğ ederken hiç kimseden çekinip korkmazlar, onlar yalnızca Allah’ın rızasını kaybetmekten korkarlar.
Sonunda hesap sorup ödüllendirecek ya da cezalandıracak olan Allah’tır.
Ahzab 40
1 ayetمَا كَانَ مُحَمَّدٌ اَبَٓا اَحَدٍ مِنْ رِجَالِكُمْ وَلٰكِنْ رَسُولَ اللّٰهِ وَخَاتَمَ النَّبِيّ۪نَۜ وَكَانَ اللّٰهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمًا۟ ٤٠
Mushaf
Okunuş
40Mâ kâne müḥammedün ebâ eḥadim mir ricâliküm velâkir rasûle-llâhi veḫâteme-nnebiyyîn. vekâne-llâhü bikülli şeyʾin ʿalîmâ.
Ayet 40
Ey mü’minler! Muhammed içinizden hiçbirinizin babası (Zeyd’in de babası) değildir. O, yalnızca Allah’ın Resûlü ve nebîlerin sonuncusudur.
Allah her şeyin tek ve mutlak doğrusunu bilendir.
İlgili ayetler
Ahzab 41–43
3 ayetيَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اذْكُرُوا اللّٰهَ ذِكْرًا كَث۪يرًاۙ ٤١ وَسَبِّحُوهُ بُكْرَةً وَاَص۪يلًا ٤٢ هُوَ الَّذ۪ي يُصَلّ۪ي عَلَيْكُمْ وَمَلٰٓئِكَتُهُ لِيُخْرِجَكُمْ مِنَ الظُّلُمَاتِ اِلَى النُّورِۜ وَكَانَ بِالْمُؤْمِن۪ينَ رَح۪يمًا ٤٣
Mushaf
Okunuş
41Yâ eyyühe-lleẕîne âmenü-ẕkürü-llâhe ẕikran keŝîrâ.
42Vesebbiḥûhü bükratev veeṣîlâ.
43Hüve-lleẕî yüṣallî ʿaleyküm vemelâiketühû liyuḫriceküm mine-żżulümâti ile-nnûr. vekâne bilmüʾminîne raḥîmâ.
Ayet 41–43
Ey iman edenler! Allah’ın yüceliğini hiç aklınızdan çıkarmayın, yaratılışınızın amacını da unutmayın ve sabah akşam sorumluluklarınızın bilinci ile O’nu zikredin.
Allah, sizleri karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için rahmet olmak üzere Kur’an’ı gönderen ve melekleri ile destek verendir. Çünkü Allah mü’minlere karşı çok şefkatli, merhametli ve rahmet kaynağıdır.
İlgili ayetler
Ahzab 44
1 ayetتَحِيَّتُهُمْ يَوْمَ يَلْقَوْنَهُ سَلَامٌۚ وَاَعَدَّ لَهُمْ اَجْرًا كَر۪يمًا ٤٤
Mushaf
Okunuş
44Teḥiyyetühüm yevme yelḳavnehû selâm. veeʿadde lehüm ecran kerîmâ.
Ayet 44
Dünya hayatlarını, yaratılışlarının sebebi olan İslam nizam ve ahlakını yaşamak ve yaşatmak gayreti ile tamamlayan mü’minler, âhiret yurdunda “Selam size, bugün artık selamete erdiniz. Allah sizin için güzel bir mükâfat hazırladı.” denilerek karşılanacaklar.
Ahzab 45–47
3 ayetيَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ اِنَّٓا اَرْسَلْنَاكَ شَاهِدًا وَمُبَشِّرًا وَنَذ۪يرًاۙ ٤٥ وَدَاعِيًا اِلَى اللّٰهِ بِاِذْنِه۪ وَسِرَاجًا مُن۪يرًا ٤٦ وَبَشِّرِ الْمُؤْمِن۪ينَ بِاَنَّ لَهُمْ مِنَ اللّٰهِ فَضْلًا كَب۪يرًا ٤٧
Mushaf
Okunuş
45Yâ eyyühe-nnebiyyü innâ erselnâke şâhidev vemübeşşirav veneẕîrâ.
46Vedâʿiyen ile-llâhi biiẕnihî vesirâcem münîrâ.
47Vebeşşiri-lmüʾminîne bienne lehüm mine-llâhi faḍlen kebîrâ.
Ayet 45–47
Ey Peygamber! Biz, seni hak ve hakikate insanları çağıran, uyarıcı ve ışık saçan bir elçi olarak gönderdik. Mü’min olarak yaşamayı seçip, gereklerini yerine getirenlere, kendilerini Allah katında büyük bir mükâfatın beklediğini müjdele.
İlgili ayetler
Ahzab 48
1 ayetوَلَا تُطِعِ الْكَافِر۪ينَ وَالْمُنَافِق۪ينَ وَدَعْ اَذٰيهُمْ وَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِۜ وَكَفٰى بِاللّٰهِ وَك۪يلًا ٤٨
Mushaf
Okunuş
48Velâ tüṭiʿi-lkâfirîne velmünâfiḳîne vedaʿ eẕâhüm vetevekkel ʿale-llâh. vekefâ billâhi vekîlâ.
Ayet 48
Sakın müşrik, kâfir ve münafıkların çağırdıklarına uyma, Allah’tan başkasının isteklerine boyun eğme, önüne çıkardıkları ve çıkaracakları zorluklara, sıkıntılara aldırma. Yalnızca Allah’a güvenip, O’na yaslan, koruyucu ve yardımcı olarak Allah yeter.
Ahzab 49
1 ayetيَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِذَا نَكَحْتُمُ الْمُؤْمِنَاتِ ثُمَّ طَلَّقْتُمُوهُنَّ مِنْ قَبْلِ اَنْ تَمَسُّوهُنَّ فَمَا لَكُمْ عَلَيْهِنَّ مِنْ عِدَّةٍ تَعْتَدُّونَهَاۚ فَمَتِّعُوهُنَّ وَسَرِّحُوهُنَّ سَرَاحًا جَم۪يلًا ٤٩
Mushaf
Okunuş
49Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû iẕâ nekaḥtümü-lmüʾminâti ŝümme ṭallaḳtümûhünne min ḳabli en temessûhünne femâ leküm ʿaleyhinne min ʿiddetin taʿteddûnehâ. femettiʿûhünne veserriḥûhünne serâḥan cemîlâ.
Ayet 49
Ey iman edenler! Mü’min kadınlarla nikâhlanır, sonra da onlara dokunmadan boşanmak durumunda kalırsanız, onlardan iddet sürelerini beklemelerini isteme hakkınız yoktur. Mehirlerini belirlemiş iseniz bu durumda yarısını vererek, şayet belirlememiş iseniz o zaman da durumunuza uygun olanı vererek boşanın ve onları güzellikle bırakın.
İlgili ayetler
Ahzab 50–51
2 ayetيَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ اِنَّٓا اَحْلَلْنَا لَكَ اَزْوَاجَكَ الّٰت۪ٓي اٰتَيْتَ اُجُورَهُنَّ وَمَا مَلَكَتْ يَم۪ينُكَ مِمَّٓا اَفَٓاءَ اللّٰهُ عَلَيْكَ وَبَنَاتِ عَمِّكَ وَبَنَاتِ عَمَّاتِكَ وَبَنَاتِ خَالِكَ وَبَنَاتِ خَالَاتِكَ الّٰت۪ي هَاجَرْنَ مَعَكَۘ وَامْرَاَةً مُؤْمِنَةً اِنْ وَهَبَتْ نَفْسَهَا لِلنَّبِيِّ اِنْ اَرَادَ النَّبِيُّ اَنْ يَسْتَنْكِحَهَاۗ خَالِصَةً لَكَ مِنْ دُونِ الْمُؤْمِن۪ينَۜ قَدْ عَلِمْنَا مَا فَرَضْنَا عَلَيْهِمْ ف۪ٓي اَزْوَاجِهِمْ وَمَا مَلَكَتْ اَيْمَانُهُمْ لِكَيْلَا يَكُونَ عَلَيْكَ حَرَجٌۜ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُورًا رَح۪يمًا ٥٠ تُرْج۪ي مَنْ تَشَٓاءُ مِنْهُنَّ وَتُـْٔو۪ٓي اِلَيْكَ مَنْ تَشَٓاءُۜ وَمَنِ ابْتَغَيْتَ مِمَّنْ عَزَلْتَ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكَۜ ذٰلِكَ اَدْنٰٓى اَنْ تَقَرَّ اَعْيُنُهُنَّ وَلَا يَحْزَنَّ وَيَرْضَيْنَ بِمَٓا اٰتَيْتَهُنَّ كُلُّهُنَّۜ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ مَا ف۪ي قُلُوبِكُمْۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَل۪يمًا حَل۪يمًا ٥١
Mushaf
Okunuş
50Yâ eyyühe-nnebiyyü innâ aḥlelnâ leke ezvâceke-llâtî âteyte ücûrahünne vemâ meleket yemînüke mimmâ efâe-llâhü ʿaleyke vebenâti ʿammike vebenâti ʿammetike vebenâti ḫâlike vebenâti ḫâletike-llâtî hâcerne meʿak. vemraetem müʾmineten iv vehebet nefsehâ linnebiyyi in erâde-nnebiyyü ey yestenkiḥahâ. ḫâliṣatel leke min dûni-lmüʾminîn. ḳad ʿalimnâ mâ feraḍnâ ʿaleyhim fî ezvâcihim vemâ meleket eymânühüm likeylâ yekûne ʿaleyke ḥarac. vekâne-llâhü gafûrar raḥîmâ.
51Türcî men teşâü minhünne vetüʾvî ileyke men teşâʾ. vemeni-btegayte mimmen ʿazelte felâ cünâḥa ʿaleyk. ẕâlike ednâ en teḳarra aʿyünühünne velâ yaḥzenne veyerḍayne bimâ âteytehünne küllühünn. vellâhü yaʿlemü mâ fî ḳulûbiküm. vekâne-llâhü ʿalîmen ḥalîmâ.
Ayet 50–51
Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah’ın savaşlarda ganimet olarak bahşettiği cariyeleri nikâhlayıp evlenmeyi helal kıldık. Seninle birlikte hicret eden amcanın, halanın, dayının ve teyzenin kızları ile de evlenmene izin verdik, ayrıca mehir talep etmeksizin sana eş olmayı isteyen ve senin de evlenmeyi kabul ettiğin mü’min kadınları da yalnız sana mahsus bir hüküm olarak helal kıldık ki, mehir konusunda bir zorluk yaşamayasın.
Biz diğer mü’minlerin eşleri ve cariyeler hakkındaki hükümleri daha önce bildirmiştik. Allah mü’minlere karşı çok merhametli ve şefkatlidir.
Ey Peygamber! Eşlerinden dilediğinden bir süre uzak kalabilir, dilediğini de yanına alabilirsin. Dilersen seninle birlikte olma sıralarını da değiştirebilirsin, dilediğin zamanda bir süre ayrı kaldığın eşinle birlikte olmanda bir sakınca yoktur. Böyle davranman hem seninle birlikte olduklarında mutlu olmalarına hem de uzak kaldığında üzülmemelerine sebep olur; bu, kendilerine ayırdığın zamana da razı olmaları bakımından daha uygundur. Allah her şeyin gizlisini, açığını ve en doğrusunu bilir.
Ahzab 52
1 ayetلَا يَحِلُّ لَكَ النِّسَٓاءُ مِنْ بَعْدُ وَلَٓا اَنْ تَبَدَّلَ بِهِنَّ مِنْ اَزْوَاجٍ وَلَوْ اَعْجَبَكَ حُسْنُهُنَّ اِلَّا مَا مَلَكَتْ يَم۪ينُكَۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ رَق۪يبًا۟ ٥٢
Mushaf
Okunuş
52Lâ yeḥillü leke-nnisâü mim baʿdü velâ en tebeddele bihinne min ezvâciv velev aʿcebeke ḥusnühünne illâ mâ meleket yemînük. vekâne-llâhü ʿalâ külli şeyʾir raḳîbâ.
Ayet 52
Ey Peygamber! Bundan sonra bu eşlerinden başka kadınlarla evlenmen sana helal değildir. Güzel oluşları hoşuna gitse de mevcut eşlerini boşayıp başka kadınlarla evlenemezsin, ancak sahip olduğun cariyeler (savaş esirleri) hususunda bu hüküm geçerli değildir. Nikâh akdi ile onlarla evlenebilirsin. Allah her şeyi görüp gözetmektedir.
İlgili ayetler
Ahzab 53
1 ayetيَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَدْخُلُوا بُيُوتَ النَّبِيِّ اِلَّٓا اَنْ يُؤْذَنَ لَكُمْ اِلٰى طَعَامٍ غَيْرَ نَاظِر۪ينَ اِنٰيهُۙ وَلٰكِنْ اِذَا دُع۪يتُمْ فَادْخُلُوا فَاِذَا طَعِمْتُمْ فَانْتَشِرُوا وَلَا مُسْتَاْنِس۪ينَ لِحَد۪يثٍۜ اِنَّ ذٰلِكُمْ كَانَ يُؤْذِي النَّبِيَّ فَيَسْتَحْي۪ مِنْكُمْۘ وَاللّٰهُ لَا يَسْتَحْي۪ مِنَ الْحَقِّۜ وَاِذَا سَاَلْتُمُوهُنَّ مَتَاعًا فَسْـَٔلُوهُنَّ مِنْ وَرَٓاءِ حِجَابٍۜ ذٰلِكُمْ اَطْهَرُ لِقُلُوبِكُمْ وَقُلُوبِهِنَّۜ وَمَا كَانَ لَكُمْ اَنْ تُؤْذُوا رَسُولَ اللّٰهِ وَلَٓا اَنْ تَنْكِحُٓوا اَزْوَاجَهُ مِنْ بَعْدِه۪ٓ اَبَدًاۜ اِنَّ ذٰلِكُمْ كَانَ عِنْدَ اللّٰهِ عَظ۪يمًا ٥٣
Mushaf
Okunuş
53Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ tedḫulû büyûte-nnebiyyi illâ ey yüʾẕene leküm ilâ ṭaʿâmin gayra nâżirîne inâhü velâkin iẕâ düʿîtüm fedḫulû feiẕâ ṭaʿimtüm fenteşirû velâ müsteʾnisîne liḥadîŝ. inne ẕâliküm kâne yüʾẕi-nnebiyye feyestaḥyî minküm. vellâhü lâ yestaḥyî mine-lḥaḳḳ. veiẕâ seeltümûhünne metâʿan fesʾelûhünne miv verâi ḥicâb. ẕâliküm aṭheru liḳulûbiküm veḳulûbihinn. vemâ kâne leküm en tüʾẕû rasûle-llâhi velâ en tenkiḥû ezvâcehû mim baʿdihî ebedâ. inne ẕâliküm kâne ʿinde-llâhi ʿażîmâ.
Ayet 53
Ey mü’minler! Peygamber’in evine izinsiz girmeyin, yemek için davet edildiğinizde erken gidip yemek vaktine kadar beklemeyin, yemek vaktinde gelin ve yemekten sonra lafa dalıp kalmayın, kalkıp evlerinize dağılın. Oturup kalmanız Peygamber’i üzebilir, sizin üzülmemeniz için de o bunu söyleyemez, ama Allah size bunları öğretmekten çekinmez.
Peygamber eşlerinden bir şey isteyeceğiniz zaman perde arkasından isteyin, bu sizin kalbinizin de onların kalplerinin de temiz kalması bakımından daha doğrudur, bununla birlikte sizin bu konularda dikkatsiz davranmanız Peygamber’i üzer. Peygamber’in ölümünden sonra onun eşleriyle evlenmeniz de size helal değildir, bunlara uymamanız Allah katında çok büyük bir günahtır.
İlgili ayetler
Ahzab 54
1 ayetاِنْ تُبْدُوا شَيْـًٔا اَوْ تُخْفُوهُ فَاِنَّ اللّٰهَ كَانَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمًا ٥٤
Mushaf
Okunuş
54İn tübdû şeyʾen ev tuḫfûhü feinne-llâhe kâne bikülli şeyʾin ʿalîmâ.
Ayet 54
Bir şeyi açıktan ya da gizliden yapmanız Allah için fark etmez, çünkü O her şeyi görür ve bilir.
İlgili ayetler
Ahzab 55
1 ayetلَا جُنَاحَ عَلَيْهِنَّ ف۪ٓي اٰبَٓائِهِنَّ وَلَٓا اَبْنَٓائِهِنَّ وَلَٓا اِخْوَانِهِنَّ وَلَٓا اَبْنَٓاءِ اِخْوَانِهِنَّ وَلَٓا اَبْنَٓاءِ اَخَوَاتِهِنَّ وَلَا نِسَٓائِهِنَّ وَلَا مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُهُنَّۚ وَاتَّق۪ينَ اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ شَه۪يدًا ٥٥
Mushaf
Okunuş
55Lâ cünâḥa ʿaleyhinne fî âbâihinne velâ ebnâihinne velâ iḫvânihinne velâ ebnâi iḫvânihinne velâ ebnâi eḫavâtihinne velâ nisâihinne velâ mâ meleket eymânühünn. vetteḳîne-llâh. inne-llâhe kâne ʿalâ külli şeyʾin şehîdâ.
Ayet 55
Peygamber eşlerinin babaları, çocukları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, mü’min kadınlar ve sahip oldukları cariyeler ile serbestçe görüşüp konuşmalarında bir sakınca yoktur.
Ey Peygamber eşleri! Allah’ın belirlediği sınırlara karşı sorumluluklarınızı yerine getirin. Şüphesiz Allah her şeyi görüp gözetmekte, şahit olmaktadır.
Ahzab 56–57
2 ayetاِنَّ اللّٰهَ وَمَلٰٓئِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّۜ يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْل۪يمًا ٥٦ اِنَّ الَّذ۪ينَ يُؤْذُونَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ لَعَنَهُمُ اللّٰهُ فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِ وَاَعَدَّ لَهُمْ عَذَابًا مُه۪ينًا ٥٧
Mushaf
Okunuş
56İnne-llâhe vemelâiketehû yüṣallûne ʿale-nnebiyy. yâ eyyühe-lleẕîne âmenû ṣallû ʿaleyhi vesellimû teslîmâ.
57İnne-lleẕîne yüʾẕûne-llâhe verasûlehû leʿanehümü-llâhü fi-ddünyâ velʾâḫirati veeʿadde lehüm ʿaẕâbem mühînâ.
Ayet 56–57
Allah ve melekleri Peygamber’e yardım edip, onu desteklerler. Ey iman edenler! Siz de ona, onun davetinin yaşanır hale gelmesi için gösterdiği gayrete destek verin. Bütün gücünüzle Allah’ın emirlerine teslim olup, O’na itaat edin. Allah adına Peygamber’in yaptığı daveti reddederek Allah’ı ve Resulünü üzenlere, Allah dünyada da âhirette de lanet eder, rahmeti, şefkati ve merhametinden uzak tutar. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır.
Ahzab 58
1 ayetوَالَّذ۪ينَ يُؤْذُونَ الْمُؤْمِن۪ينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ بِغَيْرِ مَا اكْتَسَبُوا فَقَدِ احْتَمَلُوا بُهْتَانًا وَاِثْمًا مُب۪ينًا۟ ٥٨
Mushaf
Okunuş
58Velleẕîne yüʾẕûne-lmüʾminîne velmüʾminâti bigayri me-ktesebû feḳadi-ḥtemelû bühtânev veiŝmem mübînâ.
Ayet 58
Mü’min erkek ve kadınları yapmadıkları bir işle suçlayıp üzerek onlara iftira edenler de büyük bir günah işlemiş olurlar.
İlgili ayetler
58Nûr 19
Ahzab 59
1 ayetيَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ قُلْ لِاَزْوَاجِكَ وَبَنَاتِكَ وَنِسَٓاءِ الْمُؤْمِن۪ينَ يُدْن۪ينَ عَلَيْهِنَّ مِنْ جَلَاب۪يبِهِنَّۜ ذٰلِكَ اَدْنٰٓى اَنْ يُعْرَفْنَ فَلَا يُؤْذَيْنَۜ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُورًا رَح۪يمًا ٥٩
Mushaf
Okunuş
59Yâ eyyühe-nnebiyyü ḳul liezvâcike vebenâtike venisâi-lmüʾminîne yüdnîne ʿaleyhinne min celâbîbihinn. ẕâlike ednâ ey yüʿrafne felâ yüʾẕeyn. vekâne-llâhü gafûrar raḥîmâ.
Ayet 59
Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve mü’min hanımlara söyle, evlerinden dışarı çıkacakları zaman dış giysilerini üzerlerine alsınlar! Bu onların hür ve iffetli kadınlar olarak bilinmeleri ve rahatsız edilmemeleri bakımından daha uygundur. Allah mü’minlere karşı çok merhametli ve bağışlayıcıdır.
Ahzab 60–62
3 ayetلَئِنْ لَمْ يَنْتَهِ الْمُنَافِقُونَ وَالَّذ۪ينَ ف۪ي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ وَالْمُرْجِفُونَ فِي الْمَد۪ينَةِ لَنُغْرِيَنَّكَ بِهِمْ ثُمَّ لَا يُجَاوِرُونَكَ ف۪يهَٓا اِلَّا قَل۪يلًاۚۛ ٦٠ مَلْعُون۪ينَۚۛ اَيْنَ مَا ثُقِفُٓوا اُخِذُوا وَقُتِّلُوا تَقْت۪يلًا ٦١ سُنَّةَ اللّٰهِ فِي الَّذ۪ينَ خَلَوْا مِنْ قَبْلُۚ وَلَنْ تَجِدَ لِسُنَّةِ اللّٰهِ تَبْد۪يلًا ٦٢
Mushaf
Okunuş
60Leil lem yentehi-lmünâfiḳûne velleẕîne fî ḳulûbihim meraḍuv velmürcifûne fi-lmedîneti lenugriyenneke bihim ŝümme lâ yücâvirûneke fîhâ illâ ḳalîlâ.
61Melʿûnîn. eyne mâ ŝüḳifû üḫiẕû veḳuttilû taḳtîlâ.
62Sünnete-llâhi fi-lleẕîne ḫalev min ḳabl. velen tecide lisünneti-llâhi tebdîlâ.
Ayet 60–62
Yalanlar düzüp, mü’minlere iftiralar atarak şehirde kargaşa çıkarıp, fitneye sebep olarak huzursuzluk çıkarmaya çalışan, kalplerinde hastalık bulunan, fasıklarla münafıklar şayet bu davranışlarına son vermezlerse, Biz de seni onların üzerine öyle bir göndeririz ki, artık aynı şehirde sizinle birlikte daha fazla kalamazlar ve yakalandıkları yerde lanetlenmiş olarak öldürülürler.
Allah’ın gelip geçen bozguncular içinde uygulanmasını emrettiği yasası budur ve O’nun yasasında asla değişiklik bulamazsın.
Ahzab 63–68
6 ayetيَسْـَٔلُكَ النَّاسُ عَنِ السَّاعَةِۜ قُلْ اِنَّمَا عِلْمُهَا عِنْدَ اللّٰهِۜ وَمَا يُدْر۪يكَ لَعَلَّ السَّاعَةَ تَكُونُ قَر۪يبًا ٦٣ اِنَّ اللّٰهَ لَعَنَ الْكَافِر۪ينَ وَاَعَدَّ لَهُمْ سَع۪يرًاۙ ٦٤ خَالِد۪ينَ ف۪يهَٓا اَبَدًاۚ لَا يَجِدُونَ وَلِيًّا وَلَا نَص۪يرًاۚ ٦٥ يَوْمَ تُقَلَّبُ وُجُوهُهُمْ فِي النَّارِ يَقُولُونَ يَا لَيْتَنَٓا اَطَعْنَا اللّٰهَ وَاَطَعْنَا الرَّسُولَا ٦٦ وَقَالُوا رَبَّنَٓا اِنَّٓا اَطَعْنَا سَادَتَنَا وَكُبَرَٓاءَنَا فَاَضَلُّونَا السَّب۪يلَا ٦٧ رَبَّنَٓا اٰتِهِمْ ضِعْفَيْنِ مِنَ الْعَذَابِ وَالْعَنْهُمْ لَعْنًا كَب۪يرًا۟ ٦٨
Mushaf
Okunuş
63Yesʾelüke-nnâsü ʿani-ssâʿah. ḳul innemâ ʿilmühâ ʿinde-llâh. vemâ yüdrîke leʿalle-ssâʿate tekûnü ḳarîbâ.
64İnne-llâhe leʿane-lkâfirîne veeʿadde lehüm seʿîrâ.
65Ḫâlidîne fîhâ ebedâ. lâ yecidûne veliyyev velâ neṣîrâ.
66Yevme tüḳallebü vucûhühüm fi-nnâri yeḳûlûne yâ leytenâ eṭaʿne-llâhe veeṭaʿne-rrasûl.
67Veḳâlû rabbenâ innâ eṭaʿnâ sâdetenâ veküberâenâ feeḍallûne-ssebîl.
68Rabbenâ âtihim ḍiʿfeyni mine-lʿaẕâbi velʿanhüm laʿnen kebîrâ.
Ayet 63–68
Ey Peygamber! İnsanlar sana Kıyamet’in ne zaman gelip çatacağını soruyorlar. Sen onlara de ki: “Onun vaktini yalnızca Allah bilir, kim bilir o belki çok yakın, belki de uzaktır.” Ama bilinmesi gereken gerçek şu ki davet olundukları nizam ile ahlaka sırt çevirenleri Allah rahmetinden, mağfiretinden kovmuş ve cehennemde onlar için korkunç bir ateş hazırlamıştır. Onlar orada daimi kalacaklar ve ne bir dost ne de bir yardımcı bulamayacaklar! Yüzlerinin ateşte kavrulup, darmadağın olduğu O Gün şöyle diyecekler: “Ah keşke biz de yaratılış amacımızı layıkıyla kavrayıp, yalnızca Allah’ı Rab ve ilah edinerek, Peygamberi ile yaptığı davete uysaydık.” Ardından da, “Ey Rabbimiz! Bizler dünyada iken önderlerimize, ileri gelen büyüklerimize uyduk, sonunda onlar bizi Senin davetinden uzak tutup, kopardılar. Ey Rabbimiz! Onlara iki misli azap çektir de, bizim cehenneme girmemize sebep olmalarının cezasını çeksinler.” diyerek sızlanırlar.
İlgili ayetler
Ahzab 69
1 ayetيَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَكُونُوا كَالَّذ۪ينَ اٰذَوْا مُوسٰى فَبَرَّاَهُ اللّٰهُ مِمَّا قَالُواۜ وَكَانَ عِنْدَ اللّٰهِ وَج۪يهًا ٦٩
Mushaf
Okunuş
69Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ tekûnû kelleẕîne âẕev mûsâ feberraʾehü-llâhü mimmâ ḳâlû. vekâne ʿinde-llâhi vecîhâ.
Ayet 69
Ey iman edenler! Siz Musa’ya eziyet eden İsrailoğulları gibi olmayın ve unutmayın ki Allah, Musa’yı İsrailoğullarının iftiralarından ve itham ettiklerinden temize çıkarmıştı. Çünkü Musa, Allah’ın yanında çok değerli ve itibarlı bir kul idi.
İlgili ayetler
Ahzab 70–71
2 ayetيَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَقُولُوا قَوْلًا سَد۪يدًاۙ ٧٠ يُصْلِحْ لَكُمْ اَعْمَالَكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْۜ وَمَنْ يُطِعِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ فَقَدْ فَازَ فَوْزًا عَظ۪يمًا ٧١
Mushaf
Okunuş
70Yâ eyyühe-lleẕîne âmenü-tteḳu-llâhe veḳûlû ḳavlen sedîdâ.
71Yuṣliḥ leküm aʿmâleküm veyagfir leküm ẕünûbeküm. vemey yüṭiʿi-llâhe verasûlehû feḳad fâze fevzen ʿażîmâ.
Ayet 70–71
Ey iman edenler! Allah’ın daveti olan hayat tarzını yaşamak ve yaşatmak konusunda sorumluluklarınızı bilinçli ve samimi olarak yerine getirin, daima doğru olanı söyleyip, doğru olanı yapın.
Böyle davrananların yaptıklarının Allah yanında değeri vardır ve Allah onların işlerini kolaylaştırıp, günahlarını da bağışlar. Gerçek şu ki kim, Allah’a ve Resulüne itaat ederse, büyük bir kazanç elde eder ve zafere ulaşır.
Ahzab 72–73
2 ayetاِنَّا عَرَضْنَا الْاَمَانَةَ عَلَى السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَالْجِبَالِ فَاَبَيْنَ اَنْ يَحْمِلْنَهَا وَاَشْفَقْنَ مِنْهَا وَحَمَلَهَا الْاِنْسَانُۜ اِنَّهُ كَانَ ظَلُومًا جَهُولًاۙ ٧٢ لِيُعَذِّبَ اللّٰهُ الْمُنَافِق۪ينَ وَالْمُنَافِقَاتِ وَالْمُشْرِك۪ينَ وَالْمُشْرِكَاتِ وَيَتُوبَ اللّٰهُ عَلَى الْمُؤْمِن۪ينَ وَالْمُؤْمِنَاتِۜ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُورًا رَح۪يمًا ٧٣
Mushaf
Okunuş
72İnnâ ʿaraḍne-lʾemânete ʿale-ssemâvâti velʾarḍi velcibâli feebeynâ ey yaḥmilnehâ veeşfaḳne minhâ veḥamelehe-lʾinsân. innehû kâne żalûmen cehûlâ.
73Liyüʿaẕẕibe-llâhü-lmünâfiḳîne velmünâfiḳâti velmüşrikîne velmüşrikâti veyetûbe-llâhü ʿale-lmüʾminîne velmüʾminât. vekâne-llâhü gafûrar raḥîmâ.
Ayet 72–73
Biz yaratılış sebepleri ve özelliklerinden dolayı göklerin, yerin ve dağların taşıyamayacağı, ilâhî nizam ve ahlakın yeryüzünde yaşanır hale getirilmesi sorumluluğunu insana emanet ettik ve onu bu görevi yerine getirebilecek akıl, kabiliyet ve güç ile donattık. Görevinden yüz çevirenler cahil, nankör ve zalimlerdir.
Allah, kendisine karşı sorumluluklarını yerine getirmeyip karşı çıkan erkeklerle kadınları hak ettikleri azapla cezalandıracaktır.
Allah, davetine iman edip sorumluluklarını yerine getirmek için gayret edenlerin hatalarını, günahlarını bağışlayıp rahmeti ve merhameti ile ödüllendirecektir.
Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır.
Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.
Nüzul sırasına göre bu sûreden önce Âl-i İmran, sonra Mümtehine indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla