Sûre hakkındaAdı · Nüzûl zamanı · Konu
Adı: Sure, ismini ilk ayetinde geçen ‘kuvvirat’ kelimesinden almıştır. Kuvvirat mâzi-meçhul sigasıdır ve anlamı “dürülmek” demektir. Surede güneşin dürülmesinden sözedildiği için, böyle bir isim almıştır.
Nüzûl zamanı: Muhtevasından ve üslübundan da anlaşılacağı gibi, bu sure Mekke’nin ilk dönemlerinde nâzil olmuştur.
Konu: Bu surede Kıyamet ve Risalet olmak üzere iki konu işlenmiştir. İlk 6 ayette kıyametin ilk safhası açıklanmıştır.
Güneş dürüldüğü zaman, yıldızlar kararıp dağıldığı zaman, dağlar yürütüldüğü zaman, on aylık gebe develer başıboş bırakıldığı zaman (ki bunların Arapların en kıymetli varlıkları olmasına rağmen onlarla ilgilenemiyeceklerdir.) vahşi hayvanlar bir araya toplandığı zaman, denizler kaynatıldığı zaman.
Daha sonraki 7 ayette ise, kıyametin ikinci safhası açıklanmıştır.
Ruhlar bedenlerle birleştiği zaman ve defterler açılıp yayıldığı zaman, insanoğlu yaptıklarından sorguya çekildiği zaman, gökyüzü sıyrılıp açıldığı zaman, cehennem ve cennet insanın gözü önüne yaklaştırıldığı zaman.
Böyle bir tablo çizildikten sonra, düşünmesi için insan kendi kendine bırakılarak, her can ne yapıp getirdiğini bilecektir, diye buyuruluyor. Ardından da Risalet konusu üzerinde durulmuş ve Hz. Muhammed’in (s.a) tebliğ ettiği vahyin, bir mecnunun sözleri ve şeytanın vesveseleri olmadığı bildirilmiştir. Hz. Muhammed (s.a) Allah’ın (c.c.) gönderdiği yüce bir peygamber olarak kutsal emaneti taşımış ve O ufuklarda emaneti aktaranı (Cibril-i Emin)
apaçık görmüştür. Şimdi siz bu peygamberden ve O’nun getirdiği vahiyden yüz çevirerek nereye kaçabilirsiniz?
Birlikte anlatılan ayetler gruplar hâlinde: her grubun Arapçası, okunuşu ve meali bir arada. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıylaTekvîr 1–7
7 ayetاِذَا الشَّمْسُ كُوِّرَتْۙۖ ١ وَاِذَا النُّجُومُ انْكَدَرَتْۙۖ ٢ وَاِذَا الْجِبَالُ سُيِّرَتْۙۖ ٣ وَاِذَا الْعِشَارُ عُطِّلَتْۙۖ ٤ وَاِذَا الْوُحُوشُ حُشِرَتْۙۖ ٥ وَاِذَا الْبِحَارُ سُجِّرَتْۙۖ ٦ وَاِذَا النُّفُوسُ زُوِّجَتْۙۖ ٧
Mushaf
Okunuş
1İẕe-şşemsü küvvirat.
2Veiẕe-nnücûmü-nkederat.
3Veiẕe-lcibâlü süyyirat.
4Veiẕe-lʿişâru ʿuṭṭilet.
5Veiẕe-lvuḥûşü ḥuşirat.
6Veiẕe-lbiḥâru süccirat.
7Veiẕe-nnüfûsü züvvicet.
Ayet 1–7
Güneş görevini tamamlayıp, ışığı söndürülüp, işi bitirildiğinde, beraberinde yıldızların sönüp döküldüğünde, dağların yerlerinden savrulup un ufak edildiğinde ve dehşetinden üzerine titreyip gözünüzden sakındığınız gebe develerinizi, malınızı, mülkünüzü görmez hale geleceğiniz o Son Saatte... Vahşi hayvanlar dahi korkudan birbirlerine sokulup âdeta yardım dileyecekler. Üstelik O Gün denizlerin yapısı değişip fokur fokur kaynatılacak ve ardından da insanlar diriltilip dünya hayatlarındaki tercih ettikleri hayat nizamlarına göre gruplandırılıp ellerine hesap defterleri verilecek.
Tekvîr 8–9
2 ayetوَاِذَا الْمَوْءُ۫دَةُ سُئِلَتْۙ ٨ بِاَيِّ ذَنْبٍ قُتِلَتْۚ ٩
Mushaf
Tekvîr 10–11
2 ayetوَاِذَا الصُّحُفُ نُشِرَتْۙۖ ١٠ وَاِذَا السَّمَٓاءُ كُشِطَتْۙۖ ١١
Mushaf
Okunuş
10Veiẕe-ṣṣuḥufü nüşirat.
11Veiẕe-ssemâü küşiṭat.
Ayet 10–11
Her insana yaptıkları ve yapmaları gerekirken de yapmadıkları, gökyüzü gibi apaçık gösterilecek.
Tekvîr 12
1 ayetTekvîr 13
1 ayetTekvîr 14
1 ayetعَلِمَتْ نَفْسٌ مَٓا اَحْضَرَتْۜ ١٤
Mushaf
Okunuş
14Alimet nefsüm mâ aḥḍarat.
Ayet 14
İşte O Gün her insan, akıbeti için neler hazırlamış olduğunu gözleriyle görecek.
İlgili ayetler
Tekvîr 15–20
6 ayetفَلَٓا اُقْسِمُ بِالْخُنَّسِۙ ١٥ اَلْجَوَارِ الْكُنَّسِۙ ١٦ وَالَّيْلِ اِذَا عَسْعَسَۙ ١٧ وَالصُّبْحِ اِذَا تَنَفَّسَۙ ١٨ اِنَّهُ لَقَوْلُ رَسُولٍ كَر۪يمٍۙ ١٩ ذ۪ي قُوَّةٍ عِنْدَ ذِي الْعَرْشِ مَك۪ينٍۙ ٢٠
Mushaf
Okunuş
15Felâ uḳsimü bilḫunnes.
16Elcevâri-lkünnes.
17Velleyli iẕâ ʿasʿas.
18Veṣṣubḥi iẕâ teneffes.
19İnnehû leḳavlü rasûlin kerîm.
20Ẕî ḳuvvetin ʿinde ẕi-lʿarşi mekîn.
Ayet 15–20
Geceleri görüp gündüzleri göremediğiniz yıldızlara, yörüngelerinde akıp giden gezegenlere, kararan geceye, soluk almaya başladığında sabaha ve içinde yaşadığınız kâinatın nizamına andolsun ki bu Kur’an, kâinat nizamının kurucusu güç, kudret ve egemenlik sahibi Allah’ın güvenilir kılıp makam sahibi yaptığı meleğin arkadaşınız Muhammed’e getirdiği bir vahiydir.
Tekvîr 21–24
4 ayetمُطَاعٍ ثَمَّ اَم۪ينٍۜ ٢١ وَمَا صَاحِبُكُمْ بِمَجْنُونٍۚ ٢٢ وَلَقَدْ رَاٰهُ بِالْاُفُقِ الْمُب۪ينِۚ ٢٣ وَمَا هُوَ عَلَى الْغَيْبِ بِضَن۪ينٍۚ ٢٤
Mushaf
Okunuş
21Müṭâʿin ŝemme emîn.
22Vemâ ṣâḥibüküm bimecnûn.
23Veleḳad raâhü bilʾüfüḳi-lmübîn.
24Vemâ hüve ʿale-lgaybi biḍanîn.
Ayet 21–24
O Peygamber, elçi meleğin ilettiği âyetler ile sizleri Allah adına yaratılışınızın sebebi olan hayat nizamına çağırmaktadır. Sakın ola sizler bu çağrıyı, Muhammed’in uydurduğu ya da tanımadığınız birilerinin (cinlerin) fısıldadığı sözler sanmayın. Arkadaşınız Muhammed deli değildir.
Peygamber, kendisine Allah’ın mesajları olan âyetlerini getiren meleği apaçık bir ufukta gördü. Hem sizler de onun yalancı olmadığını, doğru bildiklerini de söylemekten çekinmeyecek bir ahlaka sahip olduğunu da çok iyi bilirsiniz.
Tekvîr 25–26
2 ayetوَمَا هُوَ بِقَوْلِ شَيْطَانٍ رَج۪يمٍۚ ٢٥ فَاَيْنَ تَذْهَبُونَۜ ٢٦
Mushaf
Okunuş
25Vemâ hüve biḳavli şeyṭânir racîm.
26Feeyne teẕhebûn.
Ayet 25–26
Allah, davet edildikleri hakikati kabul edip sorumluluklarını yerine getirenleri dünyada ve âhirette mutluluğa, huzur ve güvene kavuşturacak, şeytan ve şeytanın takipçilerinin şerrinden ve zulümlerinden koruyacak, Kur’an ile doğruya ulaştıracaktır. Bu Kur’an, şeytanın sözü değildir. Böyle iken gidiş nereye?
İnsanları karanlıklardan aydınlığa çıkaracak olan Kur’an’ın daveti dururken gerçeği başka yollarda nasıl ararsınız? Allah sizin önünüzde ve arkanızda olanları da bilir.
Tekvîr 27–28
2 ayetاِنْ هُوَ اِلَّا ذِكْرٌ لِلْعَالَم۪ينَۙ ٢٧ لِمَنْ شَٓاءَ مِنْكُمْ اَنْ يَسْتَق۪يمَ ٢٨
Mushaf
Okunuş
27İn hüve illâ ẕikrul lilʿâlemîn.
28Limen şâe minküm ey yesteḳîm.
Ayet 27–28
Bu Kur’an (zikir), insanlara yaratılış sebeplerini bildirip o sebebin gerektirdiği hayata uyarı ve öğütlerle davet eden bir kitaptır. Gerçeği arayıp, doğruya ulaşmak isteyenleri aydınlığa çıkaran bir rehberdir.
Tekvîr 29
1 ayetوَمَا تَشَٓاؤُ۫نَ اِلَّٓا اَنْ يَشَٓاءَ اللّٰهُ رَبُّ الْعَالَم۪ينَ ٢٩
Mushaf
Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır. Açıklamalı meal, muhtelif meallerin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur.
Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.
Nüzul sırasına göre bu sûreden önce Tebbet, sonra A’lâ indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla