Kur’an Meali ve Tefsiri
سُورَةُ عَبَسَ مَكِّيَّةٌ آيَاتُهَا ٤٢

Abese Sûresi Açıklamalı Meali

Okunan yer · Ayet 1

Ayette göster
Dinle
Arapça
Sûre hakkındaAdı · Nüzul zamanı · Konu

Adı: Surenin ilk kelimesi (Abese) bu sûrenin adı olmuştur.

Nüzul zamanı: Bu sûrenin esbab-ı nüzulu hakkında görüş bildiren müfessir ve muhaddisler, aşağıda zikredilen hâdisenin bu sûrenin nüzuluna neden olduğu konusunda ittifak etmişlerdir.

Birgün Rasûlullah (s.a) Mekke’nin ileri gelenlerine İslâm’ı tebliğ ediyor ve onları ikna edebilmek için oldukça gayret sarfediyordu.. Bu sırada bir âmâ olan Hz. İbn Ummu Mektum (r.a) çıkagelerek, Rasûlullah’tan (s.a.) İslâm hakkında bilgi vermesini istedi. Rasûlullah (s.a) ise, Ummu Mektum’un araya girmesinden hoşlanmayarak yüzünü çevirdi ve bu olay üzerine de Abese Sûresi nazil oldu. Şu nedenlerden ötürü, bu sûrenin nüzul zamanını tespit etmek bizim için kolay olmuştur.

Birincisi, İbni Kesir bu konuyu izah ederken, Ummu Mektum (r.a) için ‘Mekke’de İslâm’ı ilk kabul edenlerdendi’; İbn Hacer de, ‘Hz. Ummu Mektum (r.a) ilk Müslümanlardandır’ demektedirler.

İkincisi, bazı hadîslere göre, o vakitlerde Ummu Mektum (r.a) hâlâ müslüman olmamıştı ama Hakk’a susamış biri olarak İslâm’a sempati duyuyordu. Zaten Rasûlullah’a (s.a) gelişinin nedeni de buydu. Hz. Aişe’nin (r.a) açıklamasına göre Ummu Mektum (r.a), “Ya Rasûlullah, (s.a.) bana doğru yolu göster” demiştir. (Tirmizi, Hakim, İbni Hibban, İbn Cerir, Ebu Yâlâ) Hz. Abdullah İbn Abbas’tan (r.a) rivayet edildiğine göre ise, Ummu Mektum (r.a) Kur’an’ın bir ayetinin anlamını sormak istediğinde, “Ya Rasûlallah! Allah’ın (c.c.) sana öğrettiklerinden bana da öğret” demiştir. (İbni Cerir, İbn Ebî Hatim)

Bu açıklamalar Hz. Ummu Mektum’un (r.a) Hz. Muhammed’i (s.a) Allah’ın (c.c.) Rasûlü olarak kabul ettiğini göstermektedir. Başka bir görüşü temsil eden İbni Zeyd Surenin 3. ayetini (Ne bilirsin belki de o arınacak?) “Ne bilirsin belki de o İslâm’ı kabul edecek?” şeklinde anlıyordu. Nitekim Allah (c.c), ‘Ne bilirsin belki de o arınacak? Yahut öğüt alacak ta öğüt kendisine yarayacak’ ve ‘Fakat koşarak sana gelen, korkarak gelmişken sen onunla ilgilenmiyorsun.’ ayetlerini inzal etmiştir. Bu ayetler Ummu Mektum (r.a)’ın içinde şiddetli bir isteğin olduğuna işaret etmektedir. Yine Hz. Muhammed’in (s.a) hidayetin kaynağı olduğuna ve kendisinin de hidayeti ancak onun yardımıyla bulabileceğine inanmış olduğu aşikârdır. Onun bu hâli kendisine tebliğ yapıldığı takdirde, bu tebliğden istifade edeceğine delâlet etmektedir.

Üçüncüsü, Rasûlullah’ın (s.a) yanında o zaman Utbe, Şeybe, Ebu Cehil, Ümeyye bin Halef, Ubbi bin Halef gibi İslâm’ın en şiddetli düşmanları vardı. Bunlar bize Rasûlullah’ın (s.a) kâfirlerle ilişkisinin tamamen kesilmediğini ve onlarla hâlâ görüştüğünü göstermektedir. Böylece Abese Suresi’nin İslâm’ın ilk devirlerinde nâzil olduğunu anlıyoruz.

Konu: Surenin ilk ayetlerinden, Allah Teâlâ’nın, Hz. Muhammed’i (s.a) bir âmâya önem vermeyip, Mekke’nin ileri gelenlerine yöneldiği için azarladığı anlaşılmaktadır. Ancak sûrenin tümü birlikte müteâlâ edildiğinde, bu azarlamanın hedefinin Mekke’nin ileri gelen kâfirlerinin olduğu anlaşılır. Bu kâfirler Rasûlullah’ın (s.a) tebliğ ettiği Hakk’ı nefretle reddediyorlar ve büyüklenerek, inatla Hak’tan yüzçeviriyorlar. Ayrıca sûrede Rasûlullah’ın (s.a) tebliğinde eksik bıraktığı yönlere değiniliyor. Çünkü Rasûlullah (s.a) tebliğinin başlangıcında her ihlâslı davetçi gibi, “Eğer Mekkeli ileri gelenler İslâm’ı kabul edecek olurlarsa İslâm daha çabuk yayılma imkânı bulur, fakat özürlü bir insanın topluma pek tesiri olamayacağından dolayı, İslâm’ın yayılışına fazla katkısı olmaz” şeklinde düşünüyordu. İşte bu nedenlerden ötürü Rasûlullah (s.a) Mekke’nin ileri gelenlerini ikna edebilmek için daha çok gayret gösteriyordu. Ancak bu, hâşâ Rasûlullah’ın (s.a) zenginlere daha fazla hürmet ve tazimde bulunduğu, fakir ve özürlü kimseleri ise hor gördüğü anlamına gelmez. Allah (c.c) daha vahyin ilk nazil olduğu dönemlerde, Rasûlü’nü bu tür bir tebliğ tarzının yanlış olduğu konusunda uyarmıştır.

Dolayısıyla İslâm için önemli olan o kimselerin Hakk’a susamışlığıdır, fakir ya da özürlü olmaları değil. Hak’tan yüzçeviren bir kimse ne kadar değerli, tahsilli olursa olsun ve topluma tesiri ne kadar çok olursa olsun onun İslâm nazarında hiçbir değeri yoktur. İşte bundan ötürü, fark gözetmeksizin herkese İslâm’ı tebliğ et ve o kimselerin Hakk’ı kabul etmelerinin daha önemli olduğunu aslâ unutma! Senin gibi yüce bir makamda bulunan bir davetçiye böyle bir tavır yakışmaz. Sen o kafirlere bu kadar çok önem verirsen, büyüklenirler ve onlar sana değil sen onlara muhtaçsın zannederler.

Surenin 10. ayetine kadar bu konu üzerinde durulmuştur. 17. ayetle birlikte ise, Rasûlullah’ın (s.a) davetine karşı koyan Mekkeli müşriklere doğrudan doğruya hitap edilmektedir. Ayetler onları, kendilerini yaratan ve rızk veren Allah’a (c.c) karşı geldikleri ve O’nun elçisini yalanladıkları için kınıyor. Surenin sonunda da, bu davranışlarından ötürü kıyamet gününde dehşetli bir sonla karşılaşacakları hatırlatılarak tehdit ediliyor.

Her ayet ayrı satırda; okunuşu, meali ve açıklaması altında. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla

Ayet 1–10

10 ayet

Abese 1

Abese 2

Abese 3

Abese 4

Abese 5

Abese 6

Abese 7

Abese 8

Abese 9

Abese 10

عَبَسَ وَتَوَلّٰىۙ ۝١ اَنْ جَٓاءَهُ الْاَعْمٰىۜ ۝٢ وَمَا يُدْر۪يكَ لَعَلَّهُ يَزَّكّٰىۙ ۝٣ اَوْ يَذَّكَّرُ فَتَنْفَعَهُ الذِّكْرٰىۜ ۝٤ اَمَّا مَنِ اسْتَغْنٰىۙ ۝٥ فَاَنْتَ لَهُ تَصَدّٰىۜ ۝٦ وَمَا عَلَيْكَ اَلَّا يَزَّكّٰىۜ ۝٧ وَاَمَّا مَنْ جَٓاءَكَ يَسْعٰىۙ ۝٨ وَهُوَ يَخْشٰىۙ ۝٩ فَاَنْتَ عَنْهُ تَلَهّٰىۚ ۝١٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

1Abese vetevellâ.

Okunuş

2En câehü-lʾaʿmâ.

Okunuş

3Vemâ yüdrîke leʿallehû yezzekkâ.

Okunuş

4Ev yeẕẕekkeru fetenfeʿahü-ẕẕikrâ.

Okunuş

5Emmâ meni-stagnâ.

Okunuş

6Feente lehû teṣaddâ.

Okunuş

7Vemâ ʿaleyke ellâ yezzekkâ.

Okunuş

8Veemmâ men câeke yesʿâ.

Okunuş

9Vehüve yaḫşâ.

Okunuş

10Feente ʿanhü telehhâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

1Suratını astı ve yüzünü çevirdi.

Türkçe Meal

2Gözleri görmeyen kişi yanına geldi diye.

Türkçe Meal

3Nereden bileceksin belki de o arınacak.

Türkçe Meal

4Yahut senden öğüt alacak ve bundan yararlanacak.

Türkçe Meal

5(5-6) Fakat sen tuttun, verdiğin öğüte ihtiyaç duymayan kişiye iltifat ettin.

Türkçe Meal

6(5-6) Fakat sen tuttun, verdiğin öğüte ihtiyaç duymayan kişiye iltifat ettin.

Türkçe Meal

7Hâlbuki onun arınmamasından sen sorumlu değilsin.

Türkçe Meal

8(8-9-10) Allah’a derin bir saygı duyan ve sana koşarak gelen kişiyle ise hiç ilgilenmedin.

Türkçe Meal

9(8-9-10) Allah’a derin bir saygı duyan ve sana koşarak gelen kişiyle ise hiç ilgilenmedin.

Türkçe Meal

10(8-9-10) Allah’a derin bir saygı duyan ve sana koşarak gelen kişiyle ise hiç ilgilenmedin.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

1Hz. Peygamber kavminden zengin ve ileri gelenlerin hidayete ermesi için uğraştığı bir sırada, yanına gelen kör birsine iltifat etmedi. Şimdi sırası mıydı?” dercesine rahatsız olup Surat astı ekşitti ve yüzünü döndü. Gözleri görmeyen bir müminin, “Ey Allah’ın Elçisi! Allah’ın sana öğrettiklerinden bana da öğret!” diye seslendiğini duyunca, “yersiz ve zamansız” bulduğu bu müdahaleden hoşlanmayarak adamcağıza arkasını döndü! Neden mi?

Açıklamalı meal

2Demek Kendisine dini konuları öğrenmek üzere, o kör kişi bulundukları meclise geldi ve kendisini meşgul etti diye. Mekke’nin ileri gelen müşriklerini, imana davet etmek üzere, İslâm’ı tebliğ etmekte olan Peygamber, gözleri görmeyen bir mü’minin kendisine gelmesinden ve o anki durumdan haberdar olmadığından ötürü ardı ardına birkaç defa, “Ey Allah’ın resulü! Allah’ın sana öğrettiklerinden bana da öğret!” demesi üzerine o anki tebliğ ile ilgili sözünün kesilmesinden ötürü hoşnut olmadı ve tebliğ vazifesini yapmak üzere tekrardan yönünü müşriklere döndü.

Açıklamalı meal

3Hayır, bunu yapmamalıydın, Ey Peygamber! müşrik kibrinden rahatsız olurken sen de “müşriklerin ileri gelenlerine yapacağım, tebliğ fırsatını kaçıracağım” diye rahatsız oldun ama, Ne bilirsin belki de o, soru soran kör kişi senin okuyacağın birkaç âyet sayesinde ve senden öğrenecekleriyle günah kirlerinden küfürden temizlenip arınacaktır? Belki de vicdanını arındıracaktı. Kör kişi gelince senin böyle davranman gerektiğini bildiren belgeler neler? Kendini üstün gören kişi körün gelişinden hoşlanmadı. Hoşnutsuzluğunu göstermek için suratını asıp yüzünü çevirdi. Peki sen ne yaptın? Konuşmam bölündü diye; sen de O kör olan kişiden yüzünü çevirdin! Kendini üstün görenlere bir şeyler anlatabilmek için; kör olan kimseye değil, kendini toplumun önde gelen şahsiyeti sayan, o kibirli, burnundan kıl aldırmayanlara itibar gösterdin! Oysa o kimse büyük bir heyecanla öğrenmek ve arınmak için gönlünü açarak gelmişti. Niçin onlara uydun? Ne biliyorsun? Belki de o gözleri görmeyen, kör olan kulum, senin ağzından dökülen ayetlerimi işittiğinde kalbi ile görecek! Belki ayetlerimle arınacak! Kendisini Rabbine teslim edecek!

Açıklamalı meal

4Yahut kendisine hakikat hatırlatılacak, öğüt alacak. Ya da senin vereceğin öğüdü can kulağıyla dinleyecek düşünüp taşınacak ve bu hatırlatma ve öğüt ona yarar sağlayacaktı.

Açıklamalı meal

5Fakat Konuşmakta olduğun Kureyş’in ileri gelenlerinden, kibrin zirvesinde yaşayan, zenginlikle şımaran malına mülküne güvenip kendini Allah’tan ihtiyaçtan uzak görene, kendilerini her şeye yeterli görenlere, Allah’ın yol göstericiliğine muhtaç olmadığını iddia eden o kibirli kâfire gelince. Sen, güçleri, imkânları ve kabiliyetleriyle yeterli donanıma sahip olduklarını, vahyin, Kur’ân’ın rehberliğine ihtiyaçlarının olmadığını ileri sürenlerin üstüne düşüyorsun. Hâlbuki sen kendisini zengin gören şımarıklara yüzünü dönüyorsun! Onlara bir şeyler anlatmaya çalışıyorsun! Hâlbuki onlar vereceğin öğütlere ihtiyaç duymuyorlar. Kulaklarını tıkamış anlattıklarını dinleme zahmetinde bile bulunmuyorlar.

Açıklamalı meal

6Sen imana gelir ümidiyle hidâyete gönlünü açan o tertemiz mümini ihmal etme pahasına, bütün gayretinle o müşriklere yakın ilgi gösteriyorsun. Sen ayetlerimizi dinlemeyenlerin üstüne düştükçe düşüyorsun! Israrla onlara gerçeklerimizi anlatmaya çalışıyorsun! İlgini yoğunlaştırdığın müşrikler ise kendilerini her bakımdan yeterli gördükleri için davetini inatla inkâr ediyorlar.

Açıklamalı meal

7Apaçık hakikati kendisine tebliğ ettiğin hâlde, hâlâ inat ve kibirle yüz çeviren, O şımarık densizlerin, İslam’ı kabul etmeyip, küfür ve günah kirinden, temizlenmemesinden sana bir sorumluluk yok ki, sana ne? Oysaki elinden geleni yaptığın ve güzel örnek olduğun müddetçe onun arınmamasından sen sorumlu değilsin, o yüzden öğüt almak isteyenden rahatsız olma. Sen ancak tebliğle görevlisin.

Açıklamalı meal

8Ama büyük bir istekle koşarak sana gelen, o engelli insana karşı ise sorumlusun. Aklını kalbini açmış bütün benliğiyle seni dinlemek istiyor.

Açıklamalı meal

9Ki o, Allah’tan korkmaktadır ve derin bir saygı duymaktadır. O’nun rızası için sana başvurmuştur. O kör olan kimse kalbinde Allah korkusuyla sana gelmişti. Senin anlatacaklarına karşı hazır bekliyordu. Rabbine ve senin anlatacaklarına saygı duyuyordu.

Açıklamalı meal

10Sen onu bırakıp oyalanıyorsun, o gözü görmeyen kişiyle ilgilenmeyip, ondan yüz çeviriyorsun. Bu tavır mü’minlere yakışmaz. Oysa tebliğ ve irşatta öncülük hakkı, daima “arınmak” isteyen kimselerin olmalıdır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

1En’am 52Kehf 28

İlgili ayetler

2Hûd 30

İlgili ayetler

4Yunus 57Kaf 45

İlgili ayetler

5En’am 106Necm 29

İlgili ayetler

6En’am 106Necm 29

İlgili ayetler

7Bakara 272Zâriyât 54

İlgili ayetler

8A’raf 93Secde 30

İlgili ayetler

9A’raf 93Secde 30

İlgili ayetler

10A’raf 93Secde 30

Ayet 11–16

6 ayet

Abese 11

Abese 12

Abese 13

Abese 14

Abese 15

Abese 16

كَلَّٓا اِنَّهَا تَذْكِرَةٌۚ ۝١١ فَمَنْ شَٓاءَ ذَكَرَهُۢ ۝١٢ ف۪ي صُحُفٍ مُكَرَّمَةٍۙ ۝١٣ مَرْفُوعَةٍ مُطَهَّرَةٍۙ ۝١٤ بِاَيْد۪ي سَفَرَةٍۙ ۝١٥ كِرَامٍ بَرَرَةٍۜ ۝١٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

11Kellâ innehâ teẕkirah.

Okunuş

12Femen şâe ẕekerah.

Okunuş

13Fî ṣuḥufim mükerrameh.

Okunuş

14Merfûʿatim müṭahherah.

Okunuş

15Bieydî seferah.

Okunuş

16Kirâmim berarah.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

11Bir daha böyle yapma, zira bu vahiy, bir öğüt ve uyarıdır.

Türkçe Meal

12Dileyen bundan öğüt alır.

Türkçe Meal

13(13-16) Bu Kuran çok kıymetli, çok yüce ve tertemiz sahifelerde olup saygın ve güvenilir elçiler eliyle indirilmiş bir mesajdır.

Türkçe Meal

14(13-16) Bu Kuran çok kıymetli, çok yüce ve tertemiz sahifelerde olup saygın ve güvenilir elçiler eliyle indirilmiş bir mesajdır.

Türkçe Meal

15(13-16) Bu Kuran çok kıymetli, çok yüce ve tertemiz sahifelerde olup saygın ve güvenilir elçiler eliyle indirilmiş bir mesajdır.

Türkçe Meal

16(13-16) Bu Kuran çok kıymetli, çok yüce ve tertemiz sahifelerde olup saygın ve güvenilir elçiler eliyle indirilmiş bir mesajdır.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

11Hayır. Sakın böyle davranma! Hakkı sorana ve hayrı arayana ilgisiz davranmak, bir peygambere yakışmaz. Kur’an’a iman etme “lütfunda” bulunacaklar diye, o inkârcılara aşırı yüz verip onları şımartma; Allah’ın ayetlerini onlara “yalvarırcasına” tebliğ ederek bu Kitabın değerine gölge düşürme! Çünkü Bu Kur’an, sadece zenginler ve yetkililer için değil, zengin-fakir, ona gönül yüreklerini hakikate açan ve yaratılışının sebebine uygun yaşamak isteyen herkes için, ancak bir öğüttür bir ibret dersidir. Dinleyecek olanlara bir hatırlatmadır, dileyen ondan öğüt alır.

Açıklamalı meal

12Artık dileyen ve gerçeğe yönelen, Allah’ın sünnetine, düzeninin yasalarına uygun iradesinin tecellisi içinde, kendi iradesini ve tercihini isabetli kullanan, dünya ve âhirette kurtuluş ve esenliğe ulaşmak isteyen o Kur’ân’ı düşünüp öğüt alır. Dileyen öğüt alır, dileyen almaz. Kimseye zorla, nazla, yalvararak bir şey kabul ettiremezsin! Aklıyla kalbiyle yaklaşan öğüt alır.

Açıklamalı meal

13O Kur’an, semada yükseltilmiş şerefli sahifelerdedir. Sure sûre nakşedilmiş bir ilâhî yol göstericidir. O öğütler çok değerlidir. Sana gönderdiğimiz gerçekler şanı şerefi yüce bir kitabın sahifelerindedir. Kitabın içindekiler insanları şana şerefe kurtuluşa götürür. Kitaptaki bilgiler gerçeklerden ibarettir. Değerine paha biçilmez.

Açıklamalı meal

14Kur’an’ın hüküm ve hikmetleri, her türlü sistemin ve siyasetin üstünde, değeri yüksek, makamı yüksek ve insanî ve şeytânî katkılardan ve her türlü eksiklikten uzak Yüce ve içinde şirk bulunmayan tertemiz, ayetler ve delillerdir. Kitaptaki sözlerim insanların sözlerinden farklıdır. İnsanların sözleri; yalanla, riyayla, nifakla gösterişle kirlenmiştir. Kitaptaki sözlerde yalan riya nifak yoktur. Tertemizdir. İnsanları barışa, huzura, esenliğe çağırır. Sevgiye saygıya paylaşıma teşvik eder.

Açıklamalı meal

15Melekler arasından seçilen değerli ve güçlü melek olan Cebrail aracılığıyla Peygamber’e’ vahyedilen, böylece peygamber İslâm davetçileri tarafından tüm dünyaya duyurulan ilâhî kurtuluş reçetesidir.

Açıklamalı meal

16İyilik sahibi şerefli kimselerin ki O melekler Allah katında yüce ve salih varlıklardır. Bizim katımızda kayıt altında olan vahyi, yine bizim yanımızda itibarlı, değerli ve güçlü kıldığımız melek (Cebrail), Peygamber’e ulaştırmaktadır. Allah’ın kendilerine buyurduğuna karşı gelmezler, emredildikleri şeyi yaparlar. Değerli, saygı duyulan, güvenilir itaatkâr, sorumluluğunu bilen elçilerin elleriyle yazılmıştır, Allah katında itibar gören kâmil mü’minlerin ellerindedir. Ama gel gör ki, insanların çoğu ayetlerimizden yüz çeviriyor

Ayet 17–22

6 ayet

Abese 17

Abese 18

Abese 19

Abese 20

Abese 21

Abese 22

قُتِلَ الْاِنْسَانُ مَٓا اَكْفَرَهُۜ ۝١٧ مِنْ اَيِّ شَيْءٍ خَلَقَهُۜ ۝١٨ مِنْ نُطْفَةٍۜ خَلَقَهُ فَقَدَّرَهُۙ ۝١٩ ثُمَّ السَّب۪يلَ يَسَّرَهُۙ ۝٢٠ ثُمَّ اَمَاتَهُ فَاَقْبَرَهُۙ ۝٢١ ثُمَّ اِذَا شَٓاءَ اَنْشَرَهُ ۝٢٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

17Ḳutile-lʾinsânü mâ ekferah.

Okunuş

18Min eyyi şeyʾin ḫaleḳah.

Okunuş

19Min nuṭfeh. ḫaleḳahû feḳadderah.

Okunuş

20Ŝümme-ssebîle yesserah.

Okunuş

21Ŝümme emâtehû feaḳberah.

Okunuş

22Ŝümme iẕâ şâe enşerah.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

17Kahrolası insan nasıl da nankörlük ediyor!

Türkçe Meal

18Hiç düşündü mü Allah, onu neden yarattı?

Türkçe Meal

19Bir damla sudan yaratıp, sonra onu irade ile güçlendirdi.

Türkçe Meal

20Sonra da ona yolu kolaylaştırdı.

Türkçe Meal

21Sonra öldürüp, kabre koyacak.

Türkçe Meal

22Sonra, dilediği zaman onu yeniden diriltecek.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

17Canı çıkası Kahrolası kâfir insan Rabbinin birçok ikramını gördüğü halde inanmadı. İnanmadığı gibi, inananlara da engel olmaya çalıştı. Bu insanlar ne kadar da nankördür ve inkârcıdır. Birçok insan, kendisini sayısız nimetlerle donatan Rabbinin âyetlerine gözünü kapatıp, kulağını tıkayıp, yaratılış sebebinin dışına çıkarak kendi gibi yaratılmış kimselerin peşine düşüp Rabbine nankörlük eder. Hiç düşünmeden gerçeklerimizi inkâr eder!

Açıklamalı meal

18Bu kibir ve gurur nereden? Acaba bu insan Allah’ın kendisini niçin ve nasıl yarattığını hiç düşündü mü? Oysa Bu insanların her biri, gaflet perdesini sıyırıp düşünmüyor ki Allah onu hangi şeyden yarattı.

Açıklamalı meal

19Düşündüğünde şunu görecek: Rabbi onu meni içinde milyonlarcası bulunan ve adına sperm denen Bir damla sudan sperm ve yumurtadan yarattı ve ölçülerini takdir edip yeryüzünde karşılaşacağı ortam ve şartlara uygun, belli bir şekle soktu. Onları hakir iğrenç gördükleri bir damla spermden yarattık. O sperme baktıklarında, hangi şanı, hangi şerefi, hangi soyluluğu görüyorlar? Onlar sperme baktıklarında pis diye suratlarını çevirirler. Yüzlerini ekşitirler. İşte tiksindikleri şey onların dünya hayatının başlangıcıdır. Ona bakarak haklarında karar versinler. Rabbin bütün insanları ondan yarattı. Her insanın başlangıcı aynıdır, eşittir. Rabbinin yaratışında eşitsizlik yoktur. Yasamız böyledir. Yasamızı kim değiştirebilir. Biz o spermi kadınların rahminde biçimler vererek halden hale sokuyor, farklı evrelere ulaştırıyoruz.

Açıklamalı meal

20Sonra ona ana karnından çıkış ve hayat yolunu; hayatı nasıl, neye ve kime göre yaşayacağını bildirdi ve doğru yolda yaşamayı kolaylaştırdı.

Açıklamalı meal

21Takdir edilen ömrü yaşadıktan Sonra kısacık bir ömrün ardından kendisine bahşedilen hayat süresi dolunca onu öldürdü cesedini kabre koydu ve mahşere kadar orada tutacaktır. Böylece insanın dünyadaki yaşamı bir an olarak noktalandı. Dünyaya çıplak doğdu çıplak gömüldü. Dünyaya gelirken hiçbir şey getirmedi. Ölürken dünyadan hiçbir şey götüremedi. Düşün ve ibret al.

Açıklamalı meal

22Sonra dilediğinde onu zamanı gelince diriltir ve dünya hayatında Allah’ın davetine karşı tutumundan hesaba çeker ve imtihan sonuçlarını açıklar. Peki insanoğlu, kendisine bahşedilen bütün imkanları yerinde ve yeterli bir şekilde kullanarak istenen olgunluk seviyesine ulaşabildi mi? Dirilişi görmedik diye inkâr mı gerekir? Sizin görmediğiniz nice varlıklar var. Sizin görmediğiniz nice olaylar var. Siz görmüyorsunuz diye onlar yok mu sayılacak? Ne demek ben görmediğim şeye inanmam? Sanki siz her şeyi görebilecek her şeyi bilecek yetiye sahipsiniz! Hayır! Siz her şeyi görebilecek yetilere sahip değilsiniz. Sadece görmenizi istediğimiz şeyi görebilecek, bilmenizi istediğimiz şeyleri bilecek özellikte yaratılan insanlarsınız! Ne az düşünüyorsunuz?

İlgili ayetler

İlgili ayetler

17İbrahim 34Âdiyât 6

İlgili ayetler

18Nahl 4Enbiyâ 30

İlgili ayetler

21Bakara 28Âl-i İmran 185

İlgili ayetler

22En’am 95A’raf 25

Ayet 23–32

10 ayet

Abese 23

Abese 24

Abese 25

Abese 26

Abese 27

Abese 28

Abese 29

Abese 30

Abese 31

Abese 32

كَلَّا لَمَّا يَقْضِ مَٓا اَمَرَهُۙ ۝٢٣ فَلْيَنْظُرِ الْاِنْسَانُ اِلٰى طَعَامِه۪ۙ ۝٢٤ اَنَّا صَبَبْنَا الْمَٓاءَ صَبًّاۙ ۝٢٥ ثُمَّ شَقَقْنَا الْاَرْضَ شَقًّاۙ ۝٢٦ فَاَنْبَتْنَا ف۪يهَا حَبًّاۙ ۝٢٧ وَعِنَبًا وَقَضْبًاۙ ۝٢٨ وَزَيْتُونًا وَنَخْلًاۙ ۝٢٩ وَحَدَٓائِقَ غُلْبًاۙ ۝٣٠ وَفَاكِهَةً وَاَبًّاۙ ۝٣١ مَتَاعًا لَكُمْ وَلِاَنْعَامِكُمْۜ ۝٣٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

23Kellâ lemmâ yaḳḍi mâ emerah.

Okunuş

24Felyenżuri-lʾinsânü ilâ ṭaʿâmih.

Okunuş

25Ennâ ṣabebne-lmâe ṣabbâ.

Okunuş

26Ŝümme şaḳaḳne-lʾarḍa şeḳḳâ.

Okunuş

27Feembetnâ fîhâ ḥabbâ.

Okunuş

28Veʿinebev veḳaḍbâ.

Okunuş

29Vezeytûnev venaḫlâ.

Okunuş

30Veḥadâiḳa gulbâ.

Okunuş

31Vefâkihetev veebbâ.

Okunuş

32Metâʿal leküm velienʿâmiküm.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

23– Hayır, bu gerçeğe rağmen insan Allah’ın emrini tam olarak yerine getirmedi.

Türkçe Meal

24Öyleyse bu insan yiyip içtiği şeylerin nereden geldiğine bir baksın.

Türkçe Meal

25Biz bol bol yağmurlar yağdırdık.

Türkçe Meal

26Yeryüzünü de yardık.

Türkçe Meal

27Böylece orada tahıl.

Türkçe Meal

28Üzümler ve sebzeler.

Türkçe Meal

29Zeytinler ve hurmalar.

Türkçe Meal

30Gür ve sık ağaçlı bahçeler.

Türkçe Meal

31Meyveler ve çayırlar bitirdik.

Türkçe Meal

32Bütün bunları sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için yaptık.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

23Peki, bütün bu gerçekleri duyan insan, yapması gerekenleri yaptı mı? Hayır maalesef bu gerçeğe rağmen O nankör insan Rabbinin, Kitap göndererek kendisine emrettiğini ve kulluk görevini layıkıyla yerine getirmedi. Böyleleri Allah merkezli hayatı yaşamamakta inatla direnerek Rabbinin emirlerini yerine getirmez. Bencilliklerini, kibirlerini, yalanlarını öne çıkarır.

Açıklamalı meal

24Kendi yaratılışına bakan İnsan bir de türlü türlü yediği nimetlerin meyve ve sebzelerin, nasıl mucizevi bir şekilde hazırlanıp önüne getirildiğini ibretle düşünerek onların yaratılışına bir baksın. Onu rızık olarak kendisine nasıl verdik: Yedikleri nasıl yaratılmış? Doğada nasıl üretiliyor! Görmüyorlar mı? Her varlık koyduğumuz yasaya göre hareket ediyor.

Açıklamalı meal

25Şüphesiz biz, canlıların hayat kaynağı olan suyu yağmuru bulutlardan yeryüzüne döktükçe döktük, gökten rahmet ve bereketle boşalttık. Suyu yaratmasaydık, rüzgârlarla taşımasaydık ne yapabilirdiniz? Yeryüzünde yaşamanız için gerekli her şeyi yarattık. Düşünmüyor musunuz?

Açıklamalı meal

26Sonra toprağı nasıl yardıkça yardık ve ziraata müsait şartlar ve imkânlar hazırladık. Oradan yemyeşil filizler çıkardık. Ekip dikebileceğiniz ovalar, yaylalar, bağlar, bahçeler meydana getirdik. Bilmediğiniz nimetlerin tohumlarıyla yeryüzünü donattık.

Açıklamalı meal

27Böylece orada sayıları yüz binlerle ifade edilen, tatları, renkleri, görünüşleri farklı farklı bitkiler çıkarıp onları yiyebilesiniz diye yetiştirdik

Açıklamalı meal

28Yeşili ile siyahı ile Üzümler ve sebze bahçeleri, çeşitli ağaçlar, sebzelerle dolu bostanlıklar, yoncalar, yetiştirdik

Açıklamalı meal

29Zeytinler ve hurmalar, meydana getirdik

Açıklamalı meal

30Boyları birbiriyle yarışan ve iç içe girmiş sık ağaçlı bahçeler, bağlar, düzenledik

Açıklamalı meal

31Çeşit çeşit, renk renk Meyveler yetiştirdik. Hayvanlarınız için yararlı çayırlar, otlaklıklar ve daha neler neler bitirdik. Bunlar, şu yiyip içtiklerine dönüp bir bakıp da gökten indirdiğimiz suyu ve toprağı yardırarak yetiştirdiğimiz üzüm bağlarını, zeytinlikleri, hurmalıkları, çeşit çeşit meyvelerle yüklü ağaçları, bitkileri, çayırları hiç görmezler mi?

Açıklamalı meal

32Bütün bunları insanlar ve hayvanların yararlanması için Allah yaratmaktadır. Hiç düşünmüyor musunuz? Sizler Rabbinizin bu nimetleriyle yeryüzünde yaşamınızı sürdürüyorsunuz. Bitkiler doğuyor, yaşıyor, ölüyor ve tohumlarından tekrar doğuyorlar. Bu gerçekleri her zaman gördüğünüz halde doğumu, yaşamı, ölümü yeniden dirilmeyi nasıl inkâr edersiniz. Ey insan! Ölü topraktan bitkileri, bir damla sudan seni yaratmaya kâdir olan her şeyi bilen ve her şeye gücü Allah, bir gün öldüğünde seni tekrar diriltmeye de kâdirdir.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

23Mücadele 5Cum’a 5

İlgili ayetler

25Rum 48Rum 49Nûh 11

İlgili ayetler

27Ra’d 3Ra’d 4

İlgili ayetler

28Yunus 24Furkan 49

İlgili ayetler

29Fâtır 3Mü’min 64

İlgili ayetler

30Neml 60Neml 63

İlgili ayetler

31Hûd 6Rum 40

Ayet 33–37

5 ayet

Abese 33

Abese 34

Abese 35

Abese 36

Abese 37

فَاِذَا جَٓاءَتِ الصَّٓاخَّةُۘ ۝٣٣ يَوْمَ يَفِرُّ الْمَرْءُ مِنْ اَخ۪يهِۙ ۝٣٤ وَاُمِّهِ وَاَب۪يهِۙ ۝٣٥ وَصَاحِبَتِه۪ وَبَن۪يهِۜ ۝٣٦ لِكُلِّ امْرِئٍ مِنْهُمْ يَوْمَئِذٍ شَاْنٌ يُغْن۪يهِۜ ۝٣٧

Mushaf

Okunuş

Okunuş

33Feiẕâ câeti-ṣṣâḫḫah.

Okunuş

34Yevme yefirru-lmerü min eḫîh.

Okunuş

35Veümmihî veebîh.

Okunuş

36Veṣâḥibetihî vebenîh.

Okunuş

37Likülli-mriim minhüm yevmeiẕin şeʾnüy yugnîh.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

33Kulakları sağır eden o müthiş gürültünün koptuğu gün var ya.

Türkçe Meal

34O gün kişi kardeşinden kaçacak.

Türkçe Meal

35Anasından, babasından.

Türkçe Meal

36Eşinden ve evladından.

Türkçe Meal

37Zira o gün herkes kendi derdine düşmüş olacak.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

33Ancak bütün bunlara nankörlük yaparsanız, kıyamet günü toprağa karışmış ölü bedenleri mezarlarından kaldıracak olan, dağların un ufak olduğu kıyametin çağrısı olan o gün, kulakları sağır edercesine şiddetli gürültü yani Sûr’a ikinci üfürülüş sesi geldiğinde, tüm insanların, hesap vermek üzere Büyük Mahkemeye çıkarıldığı an, haliniz nasıl olacaktır? Düşünmüyor musunuz? O gün kıyâmet kopacak ve bütün insanlar bütün bir hayatın hesabını vermek üzere mahşer meydanında toplanacaktır.

Açıklamalı meal

34O gün yaşadığı korku nedeniyle kişi canının derdine düşer; dünyadayken canım kardeşim dediği öz kardeşinden kaçar. O gün her günahkâr insan, kendi canının derdine düşecek ve tüm yakınlarını, sevdiklerini bırakıp kaçacak;

Açıklamalı meal

35Kendisini yetiştirip büyüten Annesinden ve babasından da uzak duracaktır, herkesin derdi vardır. İnsan o gün en çok sevdiği anasını babasını bile tanımaz.

Açıklamalı meal

36Eşinden ve bir zamanlar üzerlerine titrediği, öpmeye bile kıyamadığı, hatta ölürüm de ayrılmam dediği oğullarından çocuklarından da kaçıp ayrılacaktır. Günü gelip de Son Saat’in kulakları sağır eden gürültüsü koptuğunda, işte O Günün dehşetinden kişi kendi kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden, çocuklarından bile kaçacak.

Açıklamalı meal

37O gün onlardan her birinin kendine yetecek bir işi bir değil, birçok derdi vardır. Hiç kimsenin en yakınları dahil, başka birisiyle ilgilenecek hali kalmamıştır. Ancak kendi derdi ile kalır. O gün kişinin kendi derdi kendine yeter. Çünkü İnsan hesap gününün ne anlama geldiğini o anda görecek, bilecek ve idrak edecek! Yaşadığı gerçeğin rüyamı gerçek mi olduğunu bile tartışmayacak! Yaşadığı gerçek karşısında büyük bir dehşete düşecek! Bu dehşet hali onu kendine getirecek! Tek derdi kendisi olacak! O dehşet halinden kurtulmanın yollarını arayacak! Bunun derdi ile bencil mi bencil birisi haline gelecek! düşecek! O Gün herkes Sadece ve sadece kendi derdine düşecek.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

33Nahl 77Hac 1Hac 2

İlgili ayetler

34Meâric 10Meâric 14

İlgili ayetler

35Lokman 33

İlgili ayetler

36Meâric 10Meâric 14

İlgili ayetler

37Nahl 111

Ayet 38–42

5 ayet

Abese 38

Abese 39

Abese 40

Abese 41

Abese 42

وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ مُسْفِرَةٌۙ ۝٣٨ ضَاحِكَةٌ مُسْتَبْشِرَةٌۚ ۝٣٩ وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ عَلَيْهَا غَبَرَةٌۙ ۝٤٠ تَرْهَقُهَا قَتَرَةٌۜ ۝٤١ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْكَفَرَةُ الْفَجَرَةُ ۝٤٢

Mushaf

Okunuş

Okunuş

38Vucûhüy yevmeiẕim müsfirah.

Okunuş

39Ḍâḥiketüm müstebşirah.

Okunuş

40Vevucûhüy yevmeiẕin ʿaleyhâ gaberah.

Okunuş

41Terheḳuhâ ḳaterah.

Okunuş

42Ülâike hümü-lkeferatü-lfecerah.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

38Bazı yüzler vardır o gün ışıl ışıl ağardıkça ağaracak.

Türkçe Meal

39Sevinçten şen şakrak olacak.

Türkçe Meal

40Bazı yüzler vardır o gün bütünüyle toz toprak.

Türkçe Meal

41Karardıkça kararacak.

Türkçe Meal

42İşte yüzleri kararanlar, gerçekleri örtbas eden bu kâfirler olacak.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

38O gün herkes, her nimetten hesaba çekilecek. Yüzler hesabın aynası olacak. Kimin ne yaşadığı yüzünden anlaşılacaktır. Allah’ın peygamberleri ve kitapları ile davetine iman ederek sorumluluklarını yerine getiren Yüzler var ki, o gün sevinç ve mutluluktan sabah güneşi gibi parıl parıl parıldar ve nur saçar. Bu aydınlık simalar o gün herkesin dikkatini çeker.

Açıklamalı meal

39Onlar Cenneti kazanma müjdesini aldığı için mutluluktan Gülecek ve ilâhî müjdeyle sevinç içinde olacaklardır. Bekledikleri hesap günü gelmiş, hesaptan yüzlerinin akıyla çıkmışlardır.

Açıklamalı meal

40Öyle yüzler de var ki o gün Davet edildikleri hayat nizam ve ahlakını reddedip sırtlarını dönenler Cehenneme gireceksiniz” haberini aldıktan sonra kendini yerlere atmış keder ve pişmanlıktan üzerlerini kirli ve tiksindirici bir toz toprak kaplamıştır.

Açıklamalı meal

41Onları dehşet ve ümitsizlik nedeniyle kahredici bir karanlık bürümüştür. O gün, onların üzerine kara bulutlar çökmüş, cehennem korkusu ile yüzleri kapkara kesilmiştir. Yaptıkları kötülükler yüzlerine yansımıştır. Yalanlarıyla Allah’ın gönderdiği gerçeklerin üzerini örtmüşler. İftiralarıyla İslam’ı karartmaya çalışmışlardır.

Açıklamalı meal

42İşte onlar gerek sözleri gerek ortaya koydukları hayat tarzıyla Allah’ın ayetlerini inkâr edenler, böylece de doğru yoldan sapanlar, her türlü günahı utanmadan yapanlardır. İşte onlar inkârda ısrar eden kâfirler ve büyük günahlar işleyenlerdir. Bunlar, Allah’ın yasalarına göre oluşturulacak düzeni kabul etmeyerek ret etmişlerdir. Onlar Allah’ın ilahlığını terk ederek insanlara yasama, yürütme, yargılama, cezalandırma yetkileri verip insanları ilahlaştırmışlardır.

Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır. Açıklamalı meal, muhtelif meallerin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur.

Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.

Nüzul sırasına göre bu sûreden önce Necm, sonra Kadir indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla