Birlikte anlatılan ayetler gruplar hâlinde: her grubun Arapçası, okunuşu ve meali bir arada. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıylaHadîd 1
1 ayetسَبَّحَ لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۚ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ ١
Mushaf
Okunuş
1Sebbeḥa lillâhi mâ fi-ssemâvâti velʾarḍ. vehüve-lʿazîzü-lḥakîm.
Ayet 1
Göklerde ve yerde olanların hepsi, Allah’ın sınırsız ilminin, kudretinin ve yüceliğinin delilleridir ve hepsi de yaratılış sebeplerine uygun görevlerini, Allah’ın kurduğu nizam ve yasalara bağlı olarak yerine getirirler (tesbih ederler).
Yarattıkları üzerinde nizam kurmak ve hüküm koyup yönetmek hakkı yalnızca Allah’a aittir ve her hükmü mutlak mükemmel olan yalnızca Allah’tır.
İlgili ayetler
Hadîd 2
1 ayetلَهُ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۚ يُحْي۪ وَيُم۪يتُۚ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ ٢
Mushaf
Okunuş
2Lehû mülkü-ssemâvâti velʾarḍ. yuḥyî veyümît. vehüve ʿalâ külli şeyʾin ḳadîr.
Ayet 2
Göklerde ve yerde olanların tek ve gerçek sahibi Allah’tır, yarattıklarına canı verip yaşatan da, canını alıp öldüren de O’dur. Dilediğini yapmaya muktedir olan yalnızca Allah’tır.
Hadîd 3
1 ayetهُوَ الْاَوَّلُ وَالْاٰخِرُ وَالظَّاهِرُ وَالْبَاطِنُۚ وَهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ ٣
Mushaf
Okunuş
3Hüve-lʾevvelü velʾâḫiru veżżâhiru velbâṭin. vehüve bikülli şeyʾin ʿalîm.
Ayet 3
Allah evveldir, âhirdir ve zahirdir. Yarattıklarıyla varlığı apaçık anlaşılan, akılla bilinebilen fakat mahiyeti duyu organlarıyla algılanamayan (bâtındır) ve tarifi yapılamayandır. O, her şeyin mahiyetini bilendir.
İlgili ayetler
Hadîd 4–5
2 ayetهُوَ الَّذ۪ي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ ف۪ي سِتَّةِ اَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوٰى عَلَى الْعَرْشِۜ يَعْلَمُ مَا يَلِجُ فِي الْاَرْضِ وَمَا يَخْرُجُ مِنْهَا وَمَا يَنْزِلُ مِنَ السَّمَٓاءِ وَمَا يَعْرُجُ ف۪يهَاۜ وَهُوَ مَعَكُمْ اَيْنَ مَا كُنْتُمْۜ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَص۪يرٌ ٤ لَهُ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَاِلَى اللّٰهِ تُرْجَعُ الْاُمُورُ ٥
Mushaf
Okunuş
4Hüve-lleẕî ḫaleḳa-ssemâvâti velʾarḍa fî sitteti eyyâmin ŝümme-stevâ ʿale-lʿarş. yaʿlemü mâ yelicü fi-lʾarḍi vemâ yaḫrucü minhâ vemâ yenzilü mine-ssemâi vemâ yaʿrucü fîhâ. vehüve meʿaküm eyne mâ küntüm. vellâhü bimâ taʿmelûne beṣîr.
5Lehû mülkü-ssemâvâti velʾarḍ. veile-llâhi türceʿu-lʾümûr.
Ayet 4–5
Allah gökleri ve yeri altı günde (aşamada) yaratıp, nizamını kurup, işleyiş yasalarını koyup, üzerlerinde hükümranlığını kurmuştur.
Allah toprağa gireni, oradan çıkanı, gökten ineni ve oraya yükseleni de bilendir, olup biten her şey, O’nun bilgisi ve izni ile gerçekleşir. Sizler de nerede olursanız olun, O sizi gören ve yaptıklarınızdan haberdar olandır.
Göklerin ve yerin mülkü de, yönetimi de Allah’a aittir. Sonunda her iş O’na dönecek ve herkes O’na hesap verecektir.
Hadîd 6
1 ayetيُولِجُ الَّيْلَ فِي النَّهَارِ وَيُولِجُ النَّهَارَ فِي الَّيْلِۜ وَهُوَ عَل۪يمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ ٦
Mushaf
Okunuş
6Yûlicü-lleyle fi-nnehâri veyûlicü-nnehâra fi-lleyl. vehüve ʿalîmüm biẕâti-ṣṣudûr.
Ayet 6
Allah gündüzü kısaltarak geceyi uzatır, geceyi kısaltarak da gündüzü uzatır ve insanların kalplerinde olanları, düşündüklerini, niyetlerini de bilir.
İlgili ayetler
Hadîd 7
1 ayetاٰمِنُوا بِاللّٰهِ وَرَسُولِه۪ وَاَنْفِقُوا مِمَّا جَعَلَكُمْ مُسْتَخْلَف۪ينَ ف۪يهِۜ فَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا مِنْكُمْ وَاَنْفَقُوا لَهُمْ اَجْرٌ كَب۪يرٌ ٧
Mushaf
Okunuş
7Âminû billâhi verasûlihî veenfiḳû mimmâ ceʿaleküm müstaḫlefîne fîh. felleẕîne âmenû minküm veenfeḳû lehüm ecrun kebîr.
Ayet 7
Allah’a ve elçisine yürekten inanıp güvenin, Allah’ın size emanet ettiği ve vekâleten yönetiminize verdiği mallardan, Allah’ın daveti olan hayat nizamını yaşamak, yaşatmak uğrunda harcayın. İyi bilin ki Allah içinizden yürekten iman edip, O’nun rızası uğrunda harcayanlara büyük mükâfatlar verecektir.
İlgili ayetler
Hadîd 8
1 ayetوَمَا لَكُمْ لَا تُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِۚ وَالرَّسُولُ يَدْعُوكُمْ لِتُؤْمِنُوا بِرَبِّكُمْ وَقَدْ اَخَذَ م۪يثَاقَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَ ٨
Mushaf
Okunuş
8Vemâ leküm lâ tüʾminûne billâh. verrasûlü yedʿûküm litüʾminû birabbiküm veḳad eḫaẕe mîŝâḳaküm in küntüm müʾminîn.
Ayet 8
Size ne oluyor ki? Peygamber sizi Allah’a iman edip, O’na güvenmeye çağırırken ve siz de Allah’ın Rabbiniz olduğunu tasdik etmiş kimseler olarak neden sorumluluklarınızdan uzak duruyorsunuz?
İlgili ayetler
Hadîd 9
1 ayetهُوَ الَّذ۪ي يُنَزِّلُ عَلٰى عَبْدِه۪ٓ اٰيَاتٍ بَيِّنَاتٍ لِيُخْرِجَكُمْ مِنَ الظُّلُمَاتِ اِلَى النُّورِۜ وَاِنَّ اللّٰهَ بِكُمْ لَرَؤُ۫فٌ رَح۪يمٌ ٩
Mushaf
Okunuş
9Hüve-lleẕî yünezzilü ʿalâ ʿabdihî âyâtim beyyinâtil liyuḫriceküm mine-żżulümâti ile-nnûr. veinne-llâhe biküm leraûfür raḥîm.
Ayet 9
Rabbiniz sizi şeytanın peşine takılan insanların kurduğu şirk ve küfür nizamlarının karanlıklarından aydınlığa çıkarmak için, kulu ve elçisi Muhammed ile apaçık âyetler içeren bir hayat kitabı göndermiştir. Çünkü Allah kullarına karşı çok merhametli ve şefkatlidir.
Hadîd 10
1 ayetوَمَا لَكُمْ اَلَّا تُنْفِقُوا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَلِلّٰهِ م۪يرَاثُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ لَا يَسْتَو۪ي مِنْكُمْ مَنْ اَنْفَقَ مِنْ قَبْلِ الْفَتْحِ وَقَاتَلَۜ اُو۬لٰٓئِكَ اَعْظَمُ دَرَجَةً مِنَ الَّذ۪ينَ اَنْفَقُوا مِنْ بَعْدُ وَقَاتَلُواۜ وَكُلًّا وَعَدَ اللّٰهُ الْحُسْنٰىۜ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَب۪يرٌ۟ ١٠
Mushaf
Okunuş
10Vemâ leküm ellâ tünfiḳû fî sebîli-llâhi velillâhi mîrâŝü-ssemâvâti velʾarḍ. lâ yestevî minküm men enfeḳa min ḳabli-lfetḥi veḳâtel. ülâike aʿżamü deracetem mine-lleẕîne enfeḳû mim baʿdü veḳâtelû. veküllev veʿade-llâhü-lḥusnâ. vellâhü bimâ taʿmelûne ḫabîr.
Ayet 10
Göklerin, yerin ve arasında olanların tek ve gerçek sahibinin Allah olduğunu bildiğiniz halde ve sonunda size emanet ettiklerini kullanış biçiminizden hesaba çekileceğinizi de size bildirmişken, neden O’nun daveti uğrunda harcamıyorsunuz?
İçinizden bu uğurdaki mücadelenin zor ve sıkıntılı günlerinde, fedakârca harcayanlar ve cihat edenlerle, zaferden sonraki rahatlık günlerinde harcama yapanlar elbette bir değildir, öncekiler sonrakilerden daha üstündür. Allah, zor ve sıkıntılı zamanlarda malları ve canları ile cihat edenleri mükâfatların en güzelleriyle ödüllendirecektir. Allah yapmakta olduğunuz her şeyden haberdardır.
İlgili ayetler
Hadîd 11–15
5 ayetمَنْ ذَا الَّذ۪ي يُقْرِضُ اللّٰهَ قَرْضًا حَسَنًا فَيُضَاعِفَهُ لَهُ وَلَهُٓ اَجْرٌ كَر۪يمٌۚ ١١ يَوْمَ تَرَى الْمُؤْمِن۪ينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ يَسْعٰى نُورُهُمْ بَيْنَ اَيْد۪يهِمْ وَبِاَيْمَانِهِمْ بُشْرٰيكُمُ الْيَوْمَ جَنَّاتٌ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۜ ذٰلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظ۪يمُۚ ١٢ يَوْمَ يَقُولُ الْمُنَافِقُونَ وَالْمُنَافِقَاتُ لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا انْظُرُونَا نَقْتَبِسْ مِنْ نُورِكُمْ ق۪يلَ ارْجِعُوا وَرَٓاءَكُمْ فَالْتَمِسُوا نُورًاۜ فَضُرِبَ بَيْنَهُمْ بِسُورٍ لَهُ بَابٌۜ بَاطِنُهُ ف۪يهِ الرَّحْمَةُ وَظَاهِرُهُ مِنْ قِبَلِهِ الْعَذَابُۜ ١٣ يُنَادُونَهُمْ اَلَمْ نَكُنْ مَعَكُمْۜ قَالُوا بَلٰى وَلٰكِنَّكُمْ فَتَنْتُمْ اَنْفُسَكُمْ وَتَرَبَّصْتُمْ وَارْتَبْتُمْ وَغَرَّتْكُمُ الْاَمَانِيُّ حَتّٰى جَٓاءَ اَمْرُ اللّٰهِ وَغَرَّكُمْ بِاللّٰهِ الْغَرُورُ ١٤ فَالْيَوْمَ لَا يُؤْخَذُ مِنْكُمْ فِدْيَةٌ وَلَا مِنَ الَّذ۪ينَ كَفَرُواۜ مَاْوٰيكُمُ النَّارُۜ هِيَ مَوْلٰيكُمْۜ وَبِئْسَ الْمَص۪يرُ ١٥
Mushaf
Okunuş
11Men ẕe-lleẕî yuḳriḍu-llâhe ḳarḍan ḥasenen feyüḍâʿifehû lehû velehû ecrun kerîm.
12Yevme tera-lmüʾminîne velmüʾminâti yesʿâ nûruhüm beyne eydîhim vebieymânihim büşrâkümü-lyevme cennâtün tecrî min taḥtihe-lʾenhâru ḫâlidîne fîhâ. ẕâlike hüve-lfevzü-lʿażîm.
13Yevme yeḳûlü-lmünâfiḳûne velmünâfiḳâtü lilleẕîne âmenü-nżurûnâ naḳtebis min nûriküm ḳîle-rciʿû verâeküm feltemisû nûrâ. feḍuribe beynehüm bisûril lehû bâb. bâṭinühû fîhi-rraḥmetü veżâhiruhû min ḳibelihi-lʿaẕâb.
14Yünâdûnehüm elem neküm meʿaküm. ḳâlû belâ velâkinneküm fetentüm enfüseküm veterabbaṣtüm vertebtüm vegarratkümü-lʾemâniyyü ḥattâ câe emru-llâhi vegarraküm billâhi-lgarûr.
15Felyevme lâ yüʾḫaẕü minküm fidyetüv velâ mine-lleẕîne keferû. meʾvâkümü-nnâr. hiye mevlâküm. vebiʾse-lmeṣîr.
Ayet 11–15
Kim Allah’ın kendisine bahşettiği nimetlerden O’nun yolunda harcayarak güzel bir borç verirse, karşılığını kat kat fazlasıyla görecektir.
İşte böylesi mü’min erkekler ve kadınların Hesap Günü dünyadaki yaptıkları sebebiyle kazandıkları nurun aydınlattığı yol üzerinde, sağ taraflarına doğru ilerlediklerini görürsün. O Gün onlara “Müjdeler olsun size, içlerinden ırmaklar akan ve içinde devamlı kalacağınız cennet sizi bekliyor, gerçek zafer ve kazanç budur” denilecek.
O Gün erkek ve kadın münafıklar ise bu mü’minlere, “Biraz olsun bize doğru gelin de ışığınızdan biz de yararlanalım” diyecekler. O zaman onlara denilecek ki: “Sizler geride bıraktığınız hayatınıza dönüp bakarsanız buraya getirebildiğiniz bir ışığınızın olmadığını göreceksiniz.” Bunun üzerine mü’minlerle münafıkların arasına, kapısı olan bir duvar çekilir. Bu duvarın mü’minlere bakan tarafında şefkat ve rahmet eseri cennet, münafıklara bakan tarafında da azap yurdu cehennem olacak.
Münafıklar O Gün mü’minlere “Biz dünyada sizin yanınızda, sizinle beraber değil miydik?” diye seslenecekler. Mü’minler de onlara “Evet, görünüşte öyleydiniz fakat aslında ikiyüzlülük ediyor, mü’minlerle mü’min, müşriklerle müşrik oluyordunuz ve sürekli olarak da mü’minlerin başlarına musibet gelmesini istiyordunuz. Allah’ın daveti nizam ile ahlaka ve Hesap Günü’ne de, hep şüphe ile bakıyor, boş kuruntularla oyalanıyordunuz. Şeytan da sizi Allah’ın sınırsız affına ve merhametine güvendirerek aldattı, dünya hayatınızı böyle yaşayıp, kendinize yazık edenler olarak bugüne geldiniz” diye cevap verecekler.
Artık hesapların görüldüğü bugün ne münafıklardan ne de müşrik ve kâfirlerden cehennem azabından kurtuluş fidyesi olarak bir şey kabul edilir, pişmanlık yakarışlarının da hiçbir faydası olmaz. Böylece son durakları hak ettikleri cehennem ateşinin azabı olacaktır, orası ne kötü bir varış yeridir.
İlgili ayetler
Hadîd 16–17
2 ayetاَلَمْ يَاْنِ لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَنْ تَخْشَعَ قُلُوبُهُمْ لِذِكْرِ اللّٰهِ وَمَا نَزَلَ مِنَ الْحَقِّۙ وَلَا يَكُونُوا كَالَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ مِنْ قَبْلُ فَطَالَ عَلَيْهِمُ الْاَمَدُ فَقَسَتْ قُلُوبُهُمْۜ وَكَث۪يرٌ مِنْهُمْ فَاسِقُونَ ١٦ اِعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ يُحْيِ الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَاۜ قَدْ بَيَّنَّا لَكُمُ الْاٰيَاتِ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ ١٧
Mushaf
Okunuş
16Elem yeʾni lilleẕîne âmenû en taḫşeʿa ḳulûbühüm liẕikri-llâhi vemâ nezele mine-lḥaḳḳi velâ yekûnû kelleẕîne ûtü-lkitâbe min ḳablü feṭâle ʿaleyhimü-lʾemedü feḳaset ḳulûbühüm. vekeŝîrum minhüm fâsiḳûn.
17İʿlemû enne-llâhe yuḥyi-lʾarḍa baʿde mevtihâ. ḳad beyyennâ lekümü-lʾâyâti leʿalleküm taʿḳilûn.
Ayet 16–17
İman edenlerin Allah’ın âyetleri kendilerine okunurken kalplerinin saygı ile ürpermesinin zamanı hâlâ gelmedi mi? Daha önce kendilerine kitap verilip de, üzerinden uzun zaman geçince kalpleri katılaşanlar gibi olmasınlar. Onlardan birçoğu fasık kimselerdi.
Allah, kuruduktan sonra toprağa can verir. Şüphesiz, aklınızı kullanasınız diye âyetleri size apaçık bildirmektedir.
Hadîd 18–19
2 ayetاِنَّ الْمُصَّدِّق۪ينَ وَالْمُصَّدِّقَاتِ وَاَقْرَضُوا اللّٰهَ قَرْضًا حَسَنًا يُضَاعَفُ لَهُمْ وَلَهُمْ اَجْرٌ كَر۪يمٌ ١٨ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا بِاللّٰهِ وَرُسُلِه۪ٓ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الصِّدّ۪يقُونَۗ وَالشُّهَدَٓاءُ عِنْدَ رَبِّهِمْۜ لَهُمْ اَجْرُهُمْ وَنُورُهُمْۜ وَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَٓا اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ الْجَح۪يمِ۟ ١٩
Mushaf
Okunuş
18İnne-lmüṣṣaddiḳîne velmüṣṣaddiḳâti veaḳraḍu-llâhe ḳarḍan ḥaseney yüḍâʿafü lehüm velehüm ecrun kerîm.
19Velleẕîne âmenû billâhi verusülihî ülâike hümu-ṣṣiddîḳûn. veşşühedâü ʿinde rabbihim. lehüm ecruhüm venûruhüm. velleẕîne keferû vekeẕẕebû biâyâtinâ ülâike aṣḥâbü-lceḥîm.
Ayet 18–19
Şüphesiz sadaka veren erkeklerin ve kadınların, böylece Allah’a güzelce ödünç verenlerin karşılığı kat kat ödenir ve onlara değerli bir mükâfat vardır.
Allah’a ve peygamberlerine yürekten inananlar var ya, özü sözü doğru olan ve şahitliği de Allah için yapan onlardır. Onların ödülleri ve nurları vardır. İnkar eden ve âyetlerimizi yalanlayanlar ise cehennem ateşine mahkum olacaklar.
Hadîd 20–21
2 ayetاِعْلَمُٓوا اَنَّمَا الْحَيٰوةُ الدُّنْيَا لَعِبٌ وَلَهْوٌ وَز۪ينَةٌ وَتَفَاخُرٌ بَيْنَكُمْ وَتَكَاثُرٌ فِي الْاَمْوَالِ وَالْاَوْلَادِۜ كَمَثَلِ غَيْثٍ اَعْجَبَ الْكُفَّارَ نَبَاتُهُ ثُمَّ يَه۪يجُ فَتَرٰيهُ مُصْفَرًّا ثُمَّ يَكُونُ حُطَامًاۜ وَفِي الْاٰخِرَةِ عَذَابٌ شَد۪يدٌۙ وَمَغْفِرَةٌ مِنَ اللّٰهِ وَرِضْوَانٌۜ وَمَا الْحَيٰوةُ الدُّنْيَٓا اِلَّا مَتَاعُ الْغُرُورِ ٢٠ سَابِقُٓوا اِلٰى مَغْفِرَةٍ مِنْ رَبِّكُمْ وَجَنَّةٍ عَرْضُهَا كَعَرْضِ السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِۙ اُعِدَّتْ لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا بِاللّٰهِ وَرُسُلِه۪ۜ ذٰلِكَ فَضْلُ اللّٰهِ يُؤْت۪يهِ مَنْ يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ ذُو الْفَضْلِ الْعَظ۪يمِ ٢١
Mushaf
Okunuş
20İʿlemû enneme-lḥayâtü-ddünyâ leʿibüv velehvüv vezînetüv vetefâḫurum beyneküm vetekâŝürun fi-lʾemvâli velʾevlâd. kemeŝeli gayŝin aʿcebe-lküffâra nebâtühû ŝümme yehîcü feterâhü muṣferran ŝümme yekûnü ḥuṭâmâ. vefi-lʾâḫirati ʿaẕâbün şedîdüv vemagfiratüm mine-llâhi veriḍvân. veme-lḥayâtü-ddünyâ illâ metâʿu-lgurûr.
21Sâbiḳû ilâ magfiratim mir rabbiküm vecennetin ʿarḍuhâ keʿarḍi-ssemâi velʾarḍi üʿiddet lilleẕîne âmenû billâhi verusülih. ẕâlike faḍlü-llâhi yüʾtîhi mey yeşâʾ. vellâhü ẕü-lfaḍli-lʿażîm.
Ayet 20–21
İyi bilin ki Allah, dünya hayatını bir oyun ve eğlence olsun, süslenip, birbirinize malınız, mülkünüzle gösteriş yaparak yarışasınız, servetlerinizin ve evlatlarınızın çokluğu ile de övünesiniz diye yaratmadı.
Dünyadaki hayat, yağmurun yağması ile topraktan çıkan bitkilerin yetişip çiftçiyi sevindirmesine, bir süre sonra da kuruyup sararıp sonra da toprağa karışmasına benzer.
Allah adına Kur’an ile yapılan daveti umursamayıp yüz çevirenler için âhirette şiddetli bir azap vardır. Davete yönelip yaratılış sebeplerinin gereklerini yerine getirenler içinse Allah’ın mükâfatları vardır. Allah mü’minlere karşı çok merhametli ve bağışlayıcıdır. Dünya hayatı aldatıcı bir geçimlikten ibarettir.
O halde siz, Allah katında makbul olacak bir hayatı yaşamak ve yaşatmak uğrunda canla başla gayret edin ve genişliği göklerle yer kadar olan cennetlere kavuşmak için birbirinizle yarışın. Allah, cennetini bu uğurda çaba sarf edenlere ikram edecektir. O, büyük lütuf ve ihsan sahibidir.
Hadîd 22–24
3 ayetمَٓا اَصَابَ مِنْ مُص۪يبَةٍ فِي الْاَرْضِ وَلَا ف۪ٓي اَنْفُسِكُمْ اِلَّا ف۪ي كِتَابٍ مِنْ قَبْلِ اَنْ نَبْرَاَهَاۜ اِنَّ ذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ يَس۪يرٌۚ ٢٢ لِكَيْلَا تَاْسَوْا عَلٰى مَا فَاتَكُمْ وَلَا تَفْرَحُوا بِمَٓا اٰتٰيكُمْۜ وَاللّٰهُ لَا يُحِبُّ كُلَّ مُخْتَالٍ فَخُورٍۙ ٢٣ اَلَّذ۪ينَ يَبْخَلُونَ وَيَاْمُرُونَ النَّاسَ بِالْبُخْلِۜ وَمَنْ يَتَوَلَّ فَاِنَّ اللّٰهَ هُوَ الْغَنِيُّ الْحَم۪يدُ ٢٤
Mushaf
Okunuş
22Mâ eṣâbe mim müṣîbetin fi-lʾarḍi velâ fî enfüsiküm illâ fî kitâbim min ḳabli en nebraehâ. inne ẕâlike ʿale-llâhi yesîr.
23Likeylâ teʾsev ʿalâ mâ fâteküm velâ tefraḥû bimâ âtâküm. vellâhü lâ yüḥibbü külle muḫtâlin feḫûr.
24Elleẕîne yebḫalûne veyeʾmürûne-nnâse bilbuḫl. vemey yetevelle feinne-llâhe hüve-lganiyyü-lḥamîd.
Ayet 22–24
Gerek kâinatta olanlar gerekse insanların başlarına gelenler, Bizim kâinat ve insanlar için önceden takdir ettiğimiz, kayıt altına aldığımız yasalara bağlı olarak iznimiz dahilinde meydana gelir.
Şüphesiz Allah, her şeyin mutlak doğrusunu bilen ve dilediği her şey O’na çok kolay olandır.
O halde kaybettiklerinize üzülmeyin, O’nun bahşettikleri ile de şımarıp azgınlaşmayın! Unutmayın ki bunların hepsi, Allah’ın sizi imtihan etmek için koyduğu yasalar gereği olup bitmektedir.
Allah, imtihan vesilesi olarak bahşettiği nimetleri kendi çabalarıyla elde ettiklerine inanan azgın, şımarık ve nankörleri sevmez. Böyleleri kibirlenmekle birlikte, kendilerine bahşedilen nimetleri Allah yolunda harcamak hususunda hem cimrilik eder hem de başkalarını bu yolda cimriliğe teşvik ederler.
Her kim, Allah’ın bahşettiği nimetleri O’nun yolunda harcamaktan kaçınırsa, unutmasın ki Allah’ın hiçbir şeye ve hiç kimsenin yardımına ihtiyacı yoktur. O’na muhtaç olan sizlersiniz.
Hadîd 25
1 ayetلَقَدْ اَرْسَلْنَا رُسُلَنَا بِالْبَيِّنَاتِ وَاَنْزَلْنَا مَعَهُمُ الْكِتَابَ وَالْم۪يزَانَ لِيَقُومَ النَّاسُ بِالْقِسْطِۚ وَاَنْزَلْنَا الْحَد۪يدَ ف۪يهِ بَاْسٌ شَد۪يدٌ وَمَنَافِعُ لِلنَّاسِ وَلِيَعْلَمَ اللّٰهُ مَنْ يَنْصُرُهُ وَرُسُلَهُ بِالْغَيْبِۜ اِنَّ اللّٰهَ قَوِيٌّ عَز۪يزٌ۟ ٢٥
Mushaf
Okunuş
25Leḳad erselnâ rusülenâ bilbeyyinâti veenzelnâ meʿahümü-lkitâbe velmîzâne liyeḳûme-nnâsü bilḳisṭ. veenzelne-lḥadîde fîhi beʾsün şedîdüv vemenâfiʿu linnâsi veliyaʿleme-llâhü mey yenṣuruhû verusülehû bilgayb. inne-llâhe ḳaviyyün ʿazîz.
Ayet 25
Andolsun ki Biz, peygamberlerimizi açık seçik delillerle gönderdik. İnsanlar adaleti ayakta tutsunlar, Allah adına adaletle davransınlar diye beraberlerinde kitabı ve içinde mizanı (ölçüyü) indirdik. Kendisinde büyük bir kuvvet ve insanlar için faydalar bulunan demiri de indirdik. Bu, Allah’a görmedikleri halde iman edenleri, peygamberleri rehber edinenleri ve bahşettiği nimetleri hayırda kullananları meydana çıkarması içindir. Şüphesiz Allah güçlüdür, üstündür.
Hadîd 26–27
2 ayetوَلَقَدْ اَرْسَلْنَا نُوحًا وَاِبْرٰه۪يمَ وَجَعَلْنَا ف۪ي ذُرِّيَّتِهِمَا النُّبُوَّةَ وَالْكِتَابَ فَمِنْهُمْ مُهْتَدٍۚ وَكَث۪يرٌ مِنْهُمْ فَاسِقُونَ ٢٦ ثُمَّ قَفَّيْنَا عَلٰٓى اٰثَارِهِمْ بِرُسُلِنَا وَقَفَّيْنَا بِع۪يسَى ابْنِ مَرْيَمَ وَاٰتَيْنَاهُ الْاِنْج۪يلَ وَجَعَلْنَا ف۪ي قُلُوبِ الَّذ۪ينَ اتَّبَعُوهُ رَاْفَةً وَرَحْمَةًۜ وَرَهْبَانِيَّةًۨ ابْتَدَعُوهَا مَا كَتَبْنَاهَا عَلَيْهِمْ اِلَّا ابْتِغَٓاءَ رِضْوَانِ اللّٰهِ فَمَا رَعَوْهَا حَقَّ رِعَايَتِهَاۚ فَاٰتَيْنَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا مِنْهُمْ اَجْرَهُمْۚ وَكَث۪يرٌ مِنْهُمْ فَاسِقُونَ ٢٧
Mushaf
Okunuş
26Veleḳad erselnâ nûḥav veibrâhime veceʿalnâ fî ẕürriyyetihime-nnübüvvete velkitâbe feminhüm mühted. vekeŝîrum minhüm fâsiḳûn.
27Ŝümme ḳaffeynâ ʿalâ âŝârihim birusülinâ veḳaffeynâ biʿîse-bni meryeme veâteynâhü-lʾincîle veceʿalnâ fî ḳulûbi-lleẕîne-ttebeʿûhü raʾfetev veraḥmeh. verahbâniyyeten-btedeʿûhâ mâ ketebnâhâ ʿaleyhim ille-btigâe riḍvâni-llâhi femâ raʿavhâ ḥaḳḳa riʿâyetihâ. feâteyne-lleẕîne âmenû minhüm ecrahüm. vekeŝîrum minhüm fâsiḳûn.
Ayet 26–27
Andolsun Biz Nûh’u ve İbrahim’i peygamber olarak gönderdik. Peygamberliği ve kitabı onların soylarına da verdik. Soylarından kimi doğru yolu seçmiş, fakat içlerinden birçoğu da fasık olmuştur.
Sonra da onların ardından, öteki elçilerimizi ve kendisine İncil verdiğimiz Meryemoğlu İsa’yı gönderdik. Ona sadık bir şekilde uyanların kalplerine şefkat ve merhamet yerleştirdik. Uydurdukları ruhbanlığa gelince, onu Biz onlara gerekli kılmamıştık. Allah’ın rızasını kazanmak için onu kendileri uydurdular. Fakat ona da gereği gibi uymadılar. Onlardan iman edenlere de mükâfatlarını verdik. Birçoğu ise doğru yoldan saptılar.
Hadîd 28–29
2 ayetيَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَاٰمِنُوا بِرَسُولِه۪ يُؤْتِكُمْ كِفْلَيْنِ مِنْ رَحْمَتِه۪ وَيَجْعَلْ لَكُمْ نُورًا تَمْشُونَ بِه۪ وَيَغْفِرْ لَكُمْۜ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَح۪يمٌۙ ٢٨ لِئَلَّا يَعْلَمَ اَهْلُ الْكِتَابِ اَلَّا يَقْدِرُونَ عَلٰى شَيْءٍ مِنْ فَضْلِ اللّٰهِ وَاَنَّ الْفَضْلَ بِيَدِ اللّٰهِ يُؤْت۪يهِ مَنْ يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ ذُو الْفَضْلِ الْعَظ۪يمِ ٢٩
Mushaf
Okunuş
28Yâ eyyühe-lleẕîne âmenü-tteḳu-llâhe veâminû birasûlihî yüʾtiküm kifleyni mir raḥmetihî veyecʿal leküm nûran temşûne bihî veyagfir leküm. vellâhü gafûrur raḥîm.
29Liellâ yaʿleme ehlü-lkitâbi ellâ yaḳdirûne ʿalâ şeyʾim min faḍli-llâhi veenne-lfaḍle biyedi-llâhi yüʾtîhi mey yeşâʾ. vellâhü ẕü-lfaḍli-lʿażîm.
Ayet 28–29
Ey iman edenler! Allah’a karşı sorumluluklarınızın bilincinde olun ve peygamberine iman edin ki, Allah size rahmetinden iki kat pay versin, yolunuzu aydınlatacak bir ışık bahşetsin ve sizi bağışlasın. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
Kitap Ehli olanlar, Allah’ın risaleti ve kitabı kime dilerse ona vereceğini, bu konuda hiç kimsenin bir yetkisinin olmadığını bilmelidir. Allah, kendi yetkisinde olan peygamberlik görevini dilediğine verir. O, sonsuz lütuf sahibidir.
İlgili ayetler
Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır.
Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.
Nüzul sırasına göre bu sûreden önce Zilzâl, sonra Muhammed indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla