Kur’an Meali ve Tefsiri
سُورَةُ الشَّمْسِ مَكِّيَّةٌ آيَاتُهَا ١٥

Şems Sûresi Açıklamalı Meali

Okunan yer · Ayet 1

Ayette göster
Dinle
Arapça
Sûre hakkındaAdı · Nüzul zamanı · Konu

Adı: Birinci ayet’teki “beled” kelimesi sureye isim olmuştur.

Nüzul zamanı: İçeriği ve üslubu, Mekke döneminin başlangıcında nazil olan surelere benzemektedir. Ama surenin içindeki bir işaret, bu sürenin nüzul zamanının, Mekkeli kafirlerin Rasulüllah’a düşman kesilerek O’na karşı her türlü zulmü ve haksızlığı reva gördükleri döneme denk düştüğünü göstermektedir.

Konu: Bu surede geniş bir konuya kısa kısa cümlelerle, özet olarak değinilmiş ve konu toparlanmıştır. Bu da Kur’an-ı Kerim’in icazıdır ki hakkında koca bir kitap yazılabilecek büyük bir konu, bu küçük surede kısa kısa cümlelerle ve müessir ifadeyle beyan edilmiştir. Surenin konusu, insanın dünyadaki yerini anlatmak ve aynı zamanda Allah’ın insan için iki yol olarak saadet ve şekaveti açık bıraktığını belirtmektedir. İnsana, bu iki yolu görmek ve takip etmek imkanı da yaratılmıştır. Saadet yolunu takip ederek güzel bir sona varmak veya şekavet ederek kötü sona ulaşmak insanın gayretine bağlıdır.

Önce Mekke şehrine ve onun içinde bulunan Rasulullah’ın üzerindeki musibetlere yemin edilerek, Rasulullah nazarında bütün Ademoğlu’nun vaziyeti; dünyanın insan için bir dinlenme yeri olmadığına delil olarak ileri sürülmüştür. İnsan bu dünyaya meşakkat içinde gelmiştir. Aynı konuyla ilgili olan Necm Suresinin 39. ayeti ile birleştirecek olursak, insanın istikbalinin, bu dünyadaki çalışmasına ve meşakkatine bağlı olduğu anlaşılmaktadır.

Bundan sonra insanın yanlış düşüncesi olan “bu dünyada sadece insanın varlığı vardır ve ondan üstün güç yoktur. İnsandan hesap da sorulmayacaktır” inancı düzeltilmektedir.

Daha sonra, insanın pek çok cahiliye tasavvurlarından biri olan, bu dünyada büyüklük ve fazîlet için ne gibi yanlış ölçüler kabul edildiği misal olarak ileri sürülmüştür. Bazı şahislar büyüklük için gösteriş olarak yığınlarca mal sarfeder. İsraf ettiği mal ile kibirlenir, halk da ona özenir. Halbuki onu gözeten Zat, kazandığı malı hangi yol ile kazandığını, ne niyetle ve hangi maksatla sarfettiğini gözetlemektedir.

Bundan sonra Allah (c.c.) şöyle buyurmuştur: Biz insana ilmî vasıtalar ve düşünme yeteneği vererek onun önünde iyi ve kötü olmak üzere iki yol açtık. Bir yol onu ahlâkî alçaklığa götürür ve onu izlemek için hiçbir gayrete de ihtiyacı yoktur. Tersine nefsini dünyevi lezzetlere bırakması yeterlidir. İkinci yol ise ahlâkî yüksekliğe ulaştırır. Bu yoldaki zor geçitlerden geçebilmesi için kendi nefsine cebretmesi gerekir. İnsan, zaafı nedeniyle bu zor geçitten geçmek yerine, aşağı düşmeyi tercih eder.

Sonra Allah, o zor geçidin ne olduğunu açıklamaktadır. Bu geçit, insanın oradan geçerek yükselebileceği yoldur. O zor geçit: İnsanın gösteriş, kibir ve riya için mal sarfetmeyi bırakarak; malı yetimlere, miskinlere yardım için sarfetmektir. Allah’a ve onun dinine iman ederek iman edenler topluluğuna katılmaktır. Böyle insanlardan oluşan bir cemiyet kurulmalı ve mensupları birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye etmeli, insanlara merhamet göstermelidirler. Bu yolda yürüyenler Allah’ın rahmetine layık olurlar. Tersine öbür yolu izleyenlerin sonu ise, içinden çıkış yolu bulunmayan cehennem ateşidir.

Her ayet ayrı satırda; okunuşu, meali ve açıklaması altında. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla

Ayet 1–10

10 ayet

Şems 1

Şems 2

Şems 3

Şems 4

Şems 5

Şems 6

Şems 7

Şems 8

Şems 9

Şems 10

وَالشَّمْسِ وَضُحٰيهَاۙۖ ۝١ وَالْقَمَرِ اِذَا تَلٰيهَاۙۖ ۝٢ وَالنَّهَارِ اِذَا جَلّٰيهَاۙۖ ۝٣ وَالَّيْلِ اِذَا يَغْشٰيهَاۙۖ ۝٤ وَالسَّمَٓاءِ وَمَا بَنٰيهَاۙۖ ۝٥ وَالْاَرْضِ وَمَا طَحٰيهَاۙۖ ۝٦ وَنَفْسٍ وَمَا سَوّٰيهَاۙۖ ۝٧ فَاَلْهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقْوٰيهَاۙۖ ۝٨ قَدْ اَفْلَحَ مَنْ زَكّٰيهَاۙۖ ۝٩ وَقَدْ خَابَ مَنْ دَسّٰيهَاۜ ۝١٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

1Veşşemsi veḍuḥâhâ.

Okunuş

2Velḳameri iẕâ telâhâ.

Okunuş

3Vennehâri iẕâ cellâhâ.

Okunuş

4Velleyli iẕâ yagşâhâ.

Okunuş

5Vessemâi vemâ benâhâ.

Okunuş

6Velʾarḍi vemâ ṭaḥâhâ.

Okunuş

7Venefsiv vemâ sevvâhâ.

Okunuş

8Feelhemehâ fücûrahâ vetaḳvâhâ.

Okunuş

9Ḳad efleḥa men zekkâhâ.

Okunuş

10Veḳad ḫâbe men dessâhâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

1Andolsun Güneşe ve onun göz alıcı aydınlığına.

Türkçe Meal

2Onu izleyip meydana çıkan Aya.

Türkçe Meal

3Güneşin ışığını ortaya çıkardığında gündüze.

Türkçe Meal

4Onu karanlıkla örttüğünde geceye.

Türkçe Meal

5Gökyüzüne ve onu ayakta tutan sisteme.

Türkçe Meal

6Yeryüzüne ve onu kuşatan bitki örtüsüne.

Türkçe Meal

7İnsan benliğine ve onu yaratılış amacına uygun donatılmasına.

Türkçe Meal

8Bu çerçevede ona hem iyiyi hem de kötüyü ilham edecek olan iç donanıma.

Türkçe Meal

9Artık kendini kötülükten arındıran kurtuluşa ermiştir.

Türkçe Meal

10Kim de kendini kirletip kötülüğe boğar ise mahvolmuştur.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

1Evrendeki mükemmel sistemin en parlak işareti olan güneşe ve onun huzur ve hayat verici ışığına, özellikle kuşluk vaktindeki aydınlığa ve yaydığı ısıya, Andolsun

Açıklamalı meal

2Işığını güneşten alarak Güneşin batışından sonra ortaya çıkıp Onu izleyen yansıdığı kadarıyla ışığını aksettiren, güneşi takip eden aya,

Açıklamalı meal

3Dünyanın kendi etrafında dönmesine bağlı olarak Onu yani Güneş’i izleyip açığa çıkardığı zaman gündüze,

Açıklamalı meal

4Güneşi ve Gündüzün aydınlığını örtüp bürüyen geceye

Açıklamalı meal

5Sayısız yıldızlarla dolu uçsuz bucaksız Gökyüzüne ve onu ayakta tutana ve bu denli muhteşem ve mükemmel bina edene. Allah’ın, göğü kurarken koyduğu kanunlara ve bir sistem çerçevesinde düzenleyen yüce Kudrete yemin olsun.

Açıklamalı meal

6Yeryüzüne ve canlıların huzur ve güven içinde yaşayabilmesi için, onu düzenlediği plana, insanların istifadesi için her türlü nimet ve imkânlarla donatıp yayıp döşeyene.

Açıklamalı meal

7İnsan olarak yaratılan her Nefse ve onu üstün ve yetenekli bir varlık olarak yaratılış gayesine uygun olarak şekillendirene. İnsanı yaratılış amacına uygun hale getirerek verdiği özelliklere ve kabiliyetlere.

Açıklamalı meal

8Sonrada insanın tercihine bağlı olarak ona her nefse, kötülüğe eğilimini imanı ve ahlaki düşüklüklerini ve onlardan sakınma yollarını, küfür ve kötülükten sakınma çarelerini, doğru ile yanlışı birbirinden ayırt etme yeteneği bahşedip, ilham edene ve öğreten yüce Rabbe yemin olsun ki. Nefsi, insanı, günah işleme, mantıklı düşünme ve dinin dışına çıkma zaaflarıyla, vicdan azabıyla; takva esaslarını-Kur’an esaslarını benimseme ve hayata geçirme, Allah’a sığınma, emirlerine yapışma, günahlardan arınma, azaptan korunma, kulluk ve sorumluluk şuuruyla özgürce şahsiyetini geliştirme, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olma kabiliyetiyle donatana! İnsana kötü ile iyiyi, doğruluk ile sapıklığı birbirinden ayıracak özellik ve ölçüyü öğretene veya insanlara hayrı ve şerri, itaat ve isyanı ilham ile öğreten Allah’a, İnsan yaratılışından uzaklaşıp insanlığından çıktığı zaman, kötü yola düştüğü zaman, düzelmesi için kalbine iyiliği koyana, doğru yolu gösterene, düşünüp akıl etmesini sağlayana güneş, ay, gece, gündüz, yer gök gibi yaratılan her şey andolsun!

Açıklamalı meal

9Yaratan Tek olduğu gibi insanlığı dünyada ve ahirette ebedi saadete ulaştıran yol da tektir. Vahyin rehberliğinde, Peygamberin örnekliğinde şekillenen bu yolda nefsini kötü arzu ve alışkanlıklarını, günah kirlerini şirkten temizleyip terbiye eden ve arındıran kimseler kurtuluşa ermiştir. Allah’ın davetine iman edip sorumluluklarını bilinçle yerine getirenler, nefislerini tezkiye eder, kula kulluktan ve yozlaşmaktan kurtulurlar. Allah’a itaat ederek kim benliğini temizlerse, günah ve isyan kirinden kesinlikle kurtulmuştur. Elbette benliğini kötülüklerden arındırıp düzeltenler, iyilikle yücelenler kazanmıştır. Her gün gördüğünüz güneş, ay, gece, gündüz, gökyüzü, yeryüzü ne kadar gerçekse, kendiniz ne kadar gerçekseniz, Rabbinizin emirlerine uyup kurtulmak da o kadar gerçektir. Gerçek olarak gördüklerinizi, gerçek olarak yaşadıklarınızı yalanlayamıyorsanız, Rabbinizin sözünü de yalanlayamazsınız.

Açıklamalı meal

10Nefsini korumayıp, günahlarla alçaltarak kirleten hilekâr kimseler ve kötülüklerini kirleriyle örtenlerse zarar edip kaybetmiştir, fitneye ve felakete sürüklenmiştir. Rabbine sırt dönenler dünyada ve âhirette hüsrana uğrarlar. Rabbinin insanlara gönderdiği yasalara değer vermeyenler, Arzularının yolundan giderek çıkarlarına göre yasalar koyanlar, çıkar yasalarına göre yaşayanlar kaybetmiştir. Böyleyken onlar yine Rabbine inanmayı, emirlerine uymayı, kendileri için alçalma olarak görürler. Allah’ı sevdiklerini iddia ederken Dünyadaki yaşamlarına Allah’ı karıştırmazlar. Allah’ın yasalarında ahirette uyulacak emirler varmış gibi, Allah dünyadaki işimize karışmasın, ama isteyen ahiret işlerini yapabilir derler. Onlar nasıl hüküm veriyorlar? Hiç akıllarını kullanmıyorlar mı? Rabbinin hangi yasası dünya için değil? Rabbinin hangi işi ahiret işidir? Andolsun! Rabbinin her yasası dünya işine aittir. Onların gerçek dışı sözlerinin peşine düşerek “Dünya işleri bize ait ahiret işleri Allah’a ait!” demeleri saçmalıktan ibarettir. Dünyada yaşayan insanlara niçin ahirette uyacakları yasalar emredilsin? Dünyadaki insana ahirette uyacakları yasalar emredilseydi, insanlar demez miydi; ahirette uyacağımız yasalardan bize ne? Biz şu an ahirette değil dünyada yaşıyoruz! Allah zalim mi ki ahiret hayatına ait yasaları dünyada emretsin? Ne az düşünüyor ne az akıl ediyorlar! Bilsinler Kur’an ahiret yasalarından değil dünya yasalarından söz eder.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

1Müddessir 4Leyl 2

İlgili ayetler

2Enbiyâ 33Yâsîn 40

İlgili ayetler

3Yunus 6İsrâ 12

İlgili ayetler

4Hac 61Zümer 5

İlgili ayetler

5Hûd 7Kehf 7

İlgili ayetler

6Ra’d 3Nahl 12Nahl 16

İlgili ayetler

10Furkan 43Câsiye 23

Ayet 11–15

5 ayet

Şems 11

Şems 12

Şems 13

Şems 14

Şems 15

كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِطَغْوٰيهَاۙۖ ۝١١ اِذِ انْبَعَثَ اَشْقٰيهَاۙۖ ۝١٢ فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ اللّٰهِ نَاقَةَ اللّٰهِ وَسُقْيٰيهَا۠ ۝١٣ فَكَذَّبُوهُ فَعَقَرُوهَاۙۖ فَدَمْدَمَ عَلَيْهِمْ رَبُّهُمْ بِذَنْبِهِمْ فَسَوّٰيهَاۙۖ ۝١٤ وَلَا يَخَافُ عُقْبٰيهَا ۝١٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

11Keẕẕebet ŝemûdü biṭagvâhâ.

Okunuş

12İẕi-mbeʿaŝe eşḳâhâ.

Okunuş

13Feḳâle lehüm rasûlü-llâhi nâḳate-llâhi vesuḳyâhâ.

Okunuş

14Fekeẕẕebûhü feʿaḳarûhâ. fedemdeme ʿaleyhim rabbühüm biẕembihim fesevvâhâ.

Okunuş

15Velâ yeḫâfü ʿuḳbâhâ.

Türkçe Meal

Türkçe Meal

11Hani Semud kavmi azgınlığı yüzünden elçilerini yalanlamıştı.

Türkçe Meal

12Onların en azgınları ileri atılmıştı.

Türkçe Meal

13Oysa Allah’ın elçisi, onlara: -Allah’ın devesine ve onun su içme hakkına saygı gösterin! Demişti.

Türkçe Meal

14Onu yalanladılar ve deveyi kestiler de Rabbleri suçları sebebiyle onları kırıp geçirdi, yerle bir etti.

Türkçe Meal

15Oysa onlar böyle bir cezalandırılma korkusu taşımıyorlardı.

Açıklamalı meal

Açıklamalı meal

11Hatırlayınız ki, Peygamberleri Salih’in Allah adına yaptığı daveti reddeden müşrik Semud kavmi de azgınlığı yüzünden benliklerini inkâr ve isyanla kirleterek, Allah’ın azabına uğratılacakları konusunda uyarıldığı halde Sâlih peygamberi ve onunla gelen âyetleri yalanladı. Onlarda dünya işlerimize Allah karışamaz demişlerdi. İnsanlar arasında bozgunculuk yaptılar. Yeryüzündeki varlıklara güç kullanarak zorla el koydular. İnsanların çoğu açlık fakirlik içinde yaşamlarını sürdürmeye çalışırken, onlar bolluk zenginlik içinde yaşadılar. Her türlü yalanı süslü sözlerle gerçek diye anlattılar. Onlar da aynen sizin gibi, Allah kendi işine baksın bizim dünya işimize karışmasın dediler. Onlar bu istekleriyle Allah’ı kendilerine köle yapmak istiyorlardı. Böylece Rabbine karşı isyan ettiler.

Açıklamalı meal

12En azgın eşkıyaları zorbalık ve küstahlıkla ayaklanıp kesilmesi yasak olan deveyi öldürmek üzere ileri atılarak, Sâlih Peygamberin karşısına dikilmişti. Halkı yalanlarıyla tehditleriyle kandırarak Allah’a karşı gelmeye zorladılar. Allah’ın ilkelerine, Allah’ın yasalarına karşı halkı kışkırttılar.

Açıklamalı meal

13Fakat onlar uyarıları dikkate almaları için Salih’in kendilerine bir mucize göstermesini istediler. Allah’ın elçisi onlara dedi ki: Allah size, bir mûcize ve imtihân olarak şu deveyi gönderdi. Bu deve sıradan bir deve değil bu deveyle sizi imtihan ediyor. Bu sahipsiz deveye karşı tavrınız, kaba kuvvete baş vurarak zayıf ve çaresiz insanları ezme huyundan vazgeçip geçmediğinizi ortaya koyan bir ölçü olacaktır. Şöyle ki, şu pınardan bir gün devenin, bir gün de sizin ve hayvanlarınızın su içme hakkınız olacak ve bu sıra hiç bozulmayacaktır. Eğer bu sınavda kaybedenlerden olmak istemiyorsanız "Allah’ın deneme için size gönderdiği devesine zarar vermeyin ve onun su içme hakkına engel olmayın". Aksi hâlde, bunun cezasını en ağır biçimde ödersiniz, diye uyarmıştı.

Açıklamalı meal

14Ancak elçiyi hiçe sayıp onu yani, Salih’i yalanladılar, Allah’a itaatin simgesi olan o deveyi kestiler. Allah’ın kendilerini bununla imtihan edeceğini bildirmesine rağmen, onlar âdeta kendileri Allah’ı imtihan edercesine devenin su içme hakkını kullandırtmadıkları gibi, hayvanı vahşice öldürdüler. Rableri de bu küstahlıkları, azgınlıkları ve kendisine başkaldırmaları günahları sebebiyle üzerlerine şiddetli azap indirdi ve orayı büyük küçük bırakmadı dümdüz etti, helake uğrattı. Onlar sözlerini çiğnediler. Salih’le yaptıkları antlaşmayı bozdular. Deveyi keserek öldürdüler. Su hakkında yaptıkları paylaşım kurallarını çiğnediler. Suyu kendi mülklerine geçirdiler. Böylece doğanın dengesini bozdular. Develerini kesince etsiz sütsüz kaldılar. Suların yerini değiştirince sular kayboldu. Yaptıkları haksızlık üzerine doğal yasalar hükmünü sürdürmeye başladı. Doğal dengeler bozulduğu için yaşadıkları yerler yıkıldı, dümdüz oldu. Kesip yiyecekleri hayvanların nesli tükendi. Sular çekildi. Yaşadıkları yerler yaşanmaz bir hale geldi. Bakın bakalım! Onlardan bir eser kalmış mı? Oralardan sürekli geçiyorsunuz. Kervanlarınız onların kalıntıları arasından geçiyor. Kalıntıları gördükleri halde düşünmüyorlar mı? Acaba buralarda yaşayanlara ne oldu demiyorlar mı? Ne oldu da yaşayıp dururken yok edildiler? Suçları neydi? Hiç sormuyorlar mı? Andolsun ki Rabbin verdiği örnekteki gibi; yeryüzünde haksızlık eden her toplumu dilediği an cezalandırır. Eğer yaşamalarına izin veriliyorsa; bunda bilmediğiniz nedenler vardır.

Açıklamalı meal

15Helâk onlara müstahak oldu. Çünkü bu toplum kendi sonundan da korkmuyordu, onlarda yaptıkları işin sonucuna dair herhangi bir korku ve endişe yoktu. Onlar böyle bir akıbetle karşılaşacaklarına hiç inanmıyorlardı. Allah, asla Bunun gibi intikamların ve bu işin sonundan da çekinmez ve hiçbir güç O’nu durduramaz. Sâlih de bunun ümmetine, mü’minlere bir zararı dokunacağı endişesini taşımıyordu. Çünkü O’nun üstünde O’nu sorumlu tutacak, O’na zarar verebilecek hiçbir kuvvet ve kudret yoktur. O adaletle hükmettiği için, her şeyi yerli yerinde ve güzeldir. İmtihan gereği üstünlerin, iyilerin oluşması için, bazılarının kaybetmesi lazım. Ve kimsenin, neden ben böyle oldum? Diye şikâyet hakkı yoktur. Çünkü kendisi isteyerek yanlışı tercih etmiştir. Ey resulüm onlara söyle! “Geçmişteki Semud halkı gibi Rabbinize karşı gelirseniz, emirlerini yerine getirmekten kaçınarak karşı gelirseniz. Başınıza gelecek budur. Gücünüze kuvvetinize dayanarak şımarmanız, Rabbinize karşı isyan etmeniz hiçbir şeyi değiştirmez. Rabbiniz dünyada yapılan her işin sonunu mutlaka tamamlar. Rabbiniz sizlerden korkmaz. Sizlere azap göndermekten de korkmaz. Ne kadar aptalca düşünceler içindesiniz. Sanki sizin meydan okumanızdan dolayı Allah korkacak, sizi cezalandırmayacak öyle mi? Andolsun ki yaptığınız her şey yazılmaktadır. Ummadığınız yerden size azap gönderilecektir. Allah’ın azabı geldiği gün neye uğradığınızı şaşırırsınız.”

İlgili ayetler

İlgili ayetler

12Hûd 62İsrâ 59

İlgili ayetler

14A’raf 77Hûd 65

İlgili ayetler

15Nahl 36Tâhâ 128Rum 9

Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır. Açıklamalı meal, muhtelif meallerin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur.

Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.

Nüzul sırasına göre bu sûreden önce Kadir, sonra Büruc indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla