Sûre hakkındaAdı · Nüzul zamanı · Konu
Adı: Surenin birinci ayetindeki “fecr” kelimesi sureye isim olmuştur.
Nüzul zamanı: Surenin içeriğinden, Mekke’de İslâm’ı kabul edenlere karşı zulüm başladığı zaman nazil olduğu anlaşılmaktadır. Bu surede Mekkelilere; Ad, Semud, ve Firavn kavimlerinin akıbetleri örnek olarak hatırlatılmıştır.
Konu: Bu surenin konusu, ahiretteki ceza ve mükafatın varlığını isbata yöneliktir. Çünkü Mekkeliler bu gerçeği inkar etmekteydiler. Bu amaçla, sırayla kimi deliller ileri sürülmüştür.
İlk önce fecr’e, on geceye, çift ve tek’e, geçen gece’ye yemin edilerek, muhataplara;
inkar ettikleri şeyin hak olduğu belirtilmiş ve “yemin edilen unsurlar onun hak olduğuna şahitlikte yeterli değil midir?” denilmiştir. İlerdeki dipnotlarda da görüleceği gibi bu dört şey, gece-gündüz nizamının bir kurala bağlı olduğuna işaret etmektedir. Bu dört unsura yemin etmenin anlamı şudur: Hikmete dayalı bu nizam, Allah’ın, onu kaldırıp bir ahiret günü getirebileceğinin imkan dışı olmadığını ispat eder. Ayrıca insanın, işlediği amellerinden hesaba çekilmesi Allah’ın hikmetinin gereğidir. Bundan sonra insanlık tarihinden delil getirilerek Ad, Semud, Firavn kavimlerinin akıbeti örnek olarak zikredilmiş, haddi aşıp yeryüzünde fesat çıkaran bu kavimlerin Allah (c.c.) tarafından azaba uğratıldıkları açıklanmıştır. Bu kavimlerin uğradığı akıbet, kainat nizamının, kör ve sağır bir sultanın saltanatı olmadığının işaretidir.
Tersine bu nizam, hikmet sahibi olan Allah’ın adalet ve hikmete dayanan nizamıdır.
İnsanlık tarihinde, bu gerçeği ispatlayan pekçok örnek görülmektedir. Allah’ın kendi yarattığına akıl, ahlakî his (vicdan), bazı yetkiler ve kullanması için pekçok imkanlar vermesi, sonunda ise onları sorguya çekerek ceza, ya da mükafat takdir etmesi de Allah’ın hikmet ve adaletinin doğal bir gereğidir.
Bundan sonra insan toplumunun genel ahlakî durumu açıklanmıştır. Fiilen ortada olan Arap cahiliyetinin durumu, özellikle iki açıdan tenkit edilmiştir. Birincisi, izzet ve zilletin ölçüsünü servet ve makama bağlayarak, ahlakî bakımdan iyi ve kötüyü bir kenara ittikleri materyalist düşünceleridir. Onlar, bu dünyada varlık sahibi olmanın Allah’tan bir mükafaat ve rızık darlığının da bir ceza olmadığını unutmuşlardı. Aslında Allah (c.c.) her iki şekilde de insanları imtihan etmektedir. Bu imtihan, insana servet verildiğinde ne tavır takınacağını, darlığa düştüğünde ise Allah’a karşı nasıl davranacağını açığa çıkarmak içindir. İkincisi, yetimlere karşı tutumlarıdır. Babası öldükten sonra çaresiz duruma düşen bir yetime hiç kimse sahip çıkmaz ve kim güçlüyse, onun mallarını alırdı. Güçsüz olan hak sahipleri mazlum durumda bırakılırlardı. Mal hırsları o kadar fazlaydı ki ne denli zengin olurlarsa olsunlar, gözleri hiç doymazdı. Onların bu yaşantılarını eleştirmekten maksat, dünyada bu gibi fiilleri işlerken hiç hesaba çekilmiyeceklerini zannederek günlerini geçirmelerine dikkat çekmektedir.
Daha sonra Kur’an, konuyu şöyle bitirmektedir: Onlardan muhakkak hesap sorulacaktır.
Mahkeme kurulacak ve yaptıklarının hesabını vereceklerdir. Ceza ve mükafat gününü inkar edenler, şimdi kendilerine anlatılanların doğru olduğunu o gün anlayacaklardır. Ancak bu gerçek, inkar edenler o gün hiçbir yarar sağlamayacaktır. Kafirler pişman olarak şöyle diyeceklerdir “Keşke dünyada bu gün için birşeyler hazırlasaydım.” Fakat bu pişmanlık onu Allah’ın azabından kurtaramıyacaktır. Bunun yanında Allah, dünyada iken mutmain bir kalp ile semavî kitapları ve Rasullerin talimatlarını kabul edenlerden ise razı olacakdır. Onlara,
“Allah’ın sevdiği kulları arasına ve Cennet’e girin” denilecektir.
Her ayet ayrı satırda; okunuşu, meali ve açıklaması altında. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıylaAyet 1–5
5 ayetFecr 1
Fecr 2
Fecr 3
Fecr 4
Fecr 5
وَالْفَجْرِۙ ١ وَلَيَالٍ عَشْرٍۙ ٢ وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِۙ ٣ وَالَّيْلِ اِذَا يَسْرِۚ ٤ هَلْ ف۪ي ذٰلِكَ قَسَمٌ لِذ۪ي حِجْرٍۜ ٥
Mushaf
Okunuş
1Velfecr.
2Veleyâlin ʿaşr.
3Veşşefʿi velvetr.
4Velleyli iẕâ yesr.
5Hel fî ẕâlike ḳasemül liẕî ḥicr.
Türkçe Meal
1Karanlığı yarıp çıkan aydınlığa.
2On Geceye.
3Çifte ve tek olan her şeye.
4Akıp giden geceye andolsun ki.
5Bu yeminler aklıselim sahibi için manidar değil midir?
Açıklamalı meal
1Ey Allah’a ortak koşup O’nun yanında bazı varlıkları şefaatçi kabul eden ve Muhammed’in peygamberliğini kabul etmeyen müşrikler! Andolsun inkâr ve cehalet gecesinin karanlığını yarıp çıkan ve müminleri bekleyen parlak bir geleceği müjdeleyen şafak vaktine.
2İnsanları karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için gönderilen Kur’an’ın indirilmeye başladığı o geceye ve o gecenin içinde bulunduğu son on gece yaşanan heyecana.
3Erkekli dişili ve gece gündüz gibi zıt olarak yaratılan her çifte ve onların hepsini yaratan, eşi benzeri olmayan tek Allah’a.
4Yerini iman ve Kur’an aydınlığına bırakmak üzere geçip giden ve ardından sabahı müjdeleyen geceye yemin olsun ki…
5Bütün bunlarda düşünen akıl sahipleri için, karanlığın kalıcı olmadığına, her geceden sonra bir sabahın, her kışın ardından bir baharın geleceğine dair ibret ve öğüt verici bir şahitlik yok mu? Elbette var. Allah insanı sebepsiz, boş yere yaratmadı; aklını işletip düşünen de boşuna yaratılmadığını anlayıp kavrayacaktır. Bilin ki geçmişte tıpkı sizin gibi inananlara baskı yapan zalimler Allah tarafından helak edilmiştir. Peki siz, onların durumuna bakıp da ders almayacak mısınız?
Ayet 6–14
9 ayetFecr 6
Fecr 7
Fecr 8
Fecr 9
Fecr 10
Fecr 11
Fecr 12
Fecr 13
Fecr 14
اَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِعَادٍۙۖ ٦ اِرَمَ ذَاتِ الْعِمَادِۙۖ ٧ اَلَّت۪ي لَمْ يُخْلَقْ مِثْلُهَا فِي الْبِلَادِۙۖ ٨ وَثَمُودَ الَّذ۪ينَ جَابُوا الصَّخْرَ بِالْوَادِۙۖ ٩ وَفِرْعَوْنَ ذِي الْاَوْتَادِۙۖ ١٠ اَلَّذ۪ينَ طَغَوْا فِي الْبِلَادِۙۖ ١١ فَاَكْثَرُوا ف۪يهَا الْفَسَادَۙۖ ١٢ فَصَبَّ عَلَيْهِمْ رَبُّكَ سَوْطَ عَذَابٍۙۖ ١٣ اِنَّ رَبَّكَ لَبِالْمِرْصَادِۜ ١٤
Mushaf
Okunuş
6Elem tera keyfe feʿale rabbüke biʿâd.
7İrame ẕâti-lʿimâd.
8Elletî lem yuḫlaḳ miŝlühâ fi-lbilâd.
9Veŝemûde-lleẕîne câbu-ṣṣaḫra bilvâd.
10Vefirʿavne ẕi-lʾevtâd.
11Elleẕîne ṭagav fi-lbilâd.
12Feekŝerû fîhe-lfesâd.
13Feṣabbe ʿaleyhim rabbüke sevṭa ʿaẕâb.
14İnne rabbeke lebilmirṣâd.
Türkçe Meal
6Görmedin mi Rabbin Ad kavmine ne yaptı?
7Yüksek sütunlu bağları bahçeleri olan İrem’e ki.
8O günün dünyasında bir benzeri daha inşa edilmemişti.
9Yine vadilerde kayaları oyarak evler yapan Semud halkına.
10Kazıklar/piramitler sahibi Firavun’a ki.
11Onların hepsi de ülkelerinde alabildiğine azdılar.
12Her tarafı fesada boğdular.
13Sonunda Rabbin de onların üzerine azap kırbacını indiriverdi.
14Çünkü Rabbin her şeyi görüp, gözetlemektedir.
Açıklamalı meal
6Ey Peygamber! Tarihin şahitliğine de kulak ver! Çünkü Rabbin sana örnekler veriyor. Rabbinin, Hûd peygambere düşmanlık eden ve bağlar ve bahçelerle donatılmış Âd kavmine ne yaptığını görmedin mi?
7Göğe yükselen kulelerle ve yüksek sütunlarla donatılmış, Âd kavminin övünç kaynağı olan İrem şehrine ne yapmıştı?
8O İrem şehri, öyle muhteşem nimet ve güzelliklerle bezenmiş bir şehirdi ki. İnsanlık tarihinde hiçbir ülkede onun bir benzeri yaratılmamıştı. Onlarla boy ölçüşecek bir başka kavim de yoktu.
9Peki, vadilerde kayaları oyarak, kendilerine o kayalardan güvenli saraylar yapan ve bu güvenle şımarıp haddini aşarak Sâlih peygambere düşmanlık eden, Semûd kavmine ne yaptı?
10Birde sanki ebedi olarak dünyada kalacakmışçasına yeryüzüne piramitleri kazıklar gibi çakan diktatör Firavunu hatırla. Güçlü orduların sahibi olmayı kibir aracı yapan Firavun, insanları kendi yasalarıyla yönetip köleleştiriyor ve kendini halkının tepesinde bir ilah gibi görüyordu. Bütün gücüyle Mûsâ peygamberin karşısında duran Firavun’a Rabbinin ne yaptığını da bir düşün.
11İşte Allah, bunların hepsini cezalandırıp yok etti. Onlar, gücün ve servetin kendilerini şımartmasıyla egemenlik kurdukları ülkelerde hak ve adâlet sınırlarını çiğneyerek azgınlaşmışlardı. Çünkü yaratılış sebepleri olan nizam ve ahlakla yaşama davetini reddedip Allah’ın hükümlerine karşı gelmişlerdi. Böylece haddi aşıp kendi koydukları yasalarla insanları kendilerine boyun eğdiren birer tağut olmuşlardı.
12Her türlü ahlaksızlığı meşru görüp, Allah’ın eşit yarattığı insanları sınıflara ayırarak bir kısmını ötekilerin kölesi yapmışlar; böylece oralarda fesadı ve zulmü çoğaltmışlardı. Andolsun ki günümüzdeki bozguncular da geçmişten hiç ders almıyorlar. Haksızlık yapanlar, insanları sınıflara ayıranlar, insanların haklarını çalanlar, geçmişte kendileri gibi olanlara neler yaptık bilmiyorlar mı?
13Onlar azgınlıktan, küstahlıktan, şirkten ve küfürden bir türlü vazgeçmediler. İşte bu yüzden Rabbin de onların üzerine azap kamçısı olarak felaketleri yağdırdı. Âd kavmini kasırgayla, Semûd’u korkunç bir sarsıntıyla, Firavun’u da ordusuyla birlikte denizde boğarak hak ettikleri azapla cezalandırdı. Güçleri, servetleri ve orduları onları kurtaramadı. Bundan sonraki zalim toplumlar da nice benzer felâketlerle cezalandırılacaktır.
14Geçmiş toplumların bütün yaptıklarından haberdar olan Rabbin kimsenin yaptığını yanına bırakmaz. Şüphesiz sizin yaptıklarınızı da daima gözetlemektedir
İlgili ayetler
Ayet 15–16
2 ayetFecr 15
Fecr 16
فَاَمَّا الْاِنْسَانُ اِذَا مَا ابْتَلٰيهُ رَبُّهُ فَاَكْرَمَهُ وَنَعَّمَهُ فَيَقُولُ رَبّ۪ٓي اَكْرَمَنِۜ ١٥ وَاَمَّٓا اِذَا مَا ابْتَلٰيهُ فَقَدَرَ عَلَيْهِ رِزْقَهُ فَيَقُولُ رَبّ۪ٓي اَهَانَنِۚ ١٦
Mushaf
Okunuş
15Feemme-lʾinsânü iẕâ me-btelâhü rabbühû feekramehû veneʿʿamehû feyeḳûlü rabbî ekramen.
16Veemmâ iẕâ me-btelâhü feḳadera ʿaleyhi rizḳahû feyeḳûlü rabbî ehânen.
Türkçe Meal
15Şu nankör insan yok mu, Rabbi ona ikram ederek bolca nimetle sınadığı zaman,
– Rabbim ben bu ikramı hak etmiştim der.
16Ama rızkını daraltarak onu yoklukla sınadığı zaman da: -Rabbim bana haksızlık etti, der.
Açıklamalı meal
15Ancak insan o kadar nankördür ki; geçmişten hiç ibret almaz. Rabbi ne zaman onu sınamak için bir imtihandan geçirip sağlık, servet ve güç gibi nimetlerle ona bir ikramda bulunsa ve bol bol nimet verse; insan bunların bir imtihan olduğunu unutur ve hemen: "Rabbim bana hak ettiklerimi verdi" der ve bunu bir ayrıcalık görüp kibirlenir.
16Ama ne zaman onu imtihan ederek verdiği nimetlerin bir kısmını geri alıp rızkını daraltsa; hemen ümitsizliğe kapılır ve şikâyete başlar. Haddini aşan bir dille "Rabbim beni önemsemedi, bana haksızlık edip küçük düşürdü" der ve suçu Allah' a atıp, isyana kalkışır. Oysa rızkı veren de alan da Allah’tır; bolluk da darlık da birer imtihandır. Zenginliği Allah katında değerli olmanın işareti sayan bu insanlar, servet ve güç sahibi olmalarını doğru yolda olduklarına delil görüyor, yoksul müminleri ise ilahi lütuftan mahrum ve sapkın kimseler olarak değerlendiriyorlar.
İlgili ayetler
Ayet 17–20
4 ayetFecr 17
Fecr 18
Fecr 19
Fecr 20
كَلَّا بَلْ لَا تُكْرِمُونَ الْيَت۪يمَۙ ١٧ وَلَا تَحَٓاضُّونَ عَلٰى طَعَامِ الْمِسْك۪ينِۙ ١٨ وَتَاْكُلُونَ التُّرَاثَ اَكْلًا لَمًّاۙ ١٩ وَتُحِبُّونَ الْمَالَ حُبًّا جَمًّاۜ ٢٠
Mushaf
Okunuş
17Kellâ bel lâ tükrimûne-lyetîm.
18Velâ teḥâḍḍûne ʿalâ ṭaʿâmi-lmiskîn.
19Veteʾkülûne-ttürâŝe eklel lemmâ.
20Vetüḥibbûne-lmâle ḥubben cemmâ.
Türkçe Meal
17– Hayır, aslında siz yetimi koruyup gözetmiyorsunuz.
18Yoksulları doyurmaya ön ayak olmuyor ihtiyaçları ile ilgilenmiyorsunuz.
19Mirası da hak hukuk gözetmeden yiyorsunuz.
20Malı ve mülkü de taparcasına seviyorsunuz.
Açıklamalı meal
17Hayır! Gerçek şu ki, Allah sonsuz lütuf, merhamet ve adâlet sahibidir. Fakat Ey nankörler, bunu hak edecek davranışlar yapmıyorsunuz. Doğrusu Allah’tan her istediğinizi size vermesini bekliyorsunuz. Ama kimsesiz yetimi koruyup gözetmiyor ve Allah için onun hakkını vermekten hep kaçınıyorsunuz.
18Allah’ın size emanet ettiği mala "benim" diyerek yoksulu doyurmak ve ihtiyaçlarını karşılamak için birbirinizi de teşvik etmiyorsunuz.
19Helal ve haramı belirleme yetkisinin yalnız Allah’a ait olduğunu unutuyor; mirasta payları bulunan yetimlerin ve yoksulların hakkını da helal haram demeden büyük bir hırsla yiyorsunuz.
20Zenginliği hayatın biricik hedefi yaptığınız için gözünü mal sevdası bürümüş. Dünya malını da parayı da biriktirme tutkusuyla ne çok seviyorsunuz. Uğruna Allah’ın hükümleri çiğnenen ve kayıtsız şartsız bağlanılan mal mülk, insanın gerçek ilahı hâline gelir. Peki, hâl böyleyken nasıl olur da kendinizi doğru yolda görürsünüz?
İlgili ayetler
Ayet 21–24
4 ayetFecr 21
Fecr 22
Fecr 23
Fecr 24
كَلَّٓا اِذَا دُكَّتِ الْاَرْضُ دَكًّا دَكًّاۙ ٢١ وَجَٓاءَ رَبُّكَ وَالْمَلَكُ صَفًّا صَفًّاۚ ٢٢ وَج۪ٓيءَ يَوْمَئِذٍ بِجَهَنَّمَ يَوْمَئِذٍ يَتَذَكَّرُ الْاِنْسَانُ وَاَنّٰى لَهُ الذِّكْرٰىۜ ٢٣ يَقُولُ يَا لَيْتَن۪ي قَدَّمْتُ لِحَيَات۪يۚ ٢٤
Mushaf
Okunuş
21Kellâ iẕâ dükketi-lʾarḍu dekken dekkâ.
22Vecâe rabbüke velmelekü ṣaffen ṣaffâ.
23Vecîe yevmeiẕim bicehenneme yevmeiẕiy yeteẕekkeru-lʾinsânü veennâ lehü-ẕẕikrâ.
24Yeḳûlü yâ leytenî ḳaddemtü liḥayâtî.
Türkçe Meal
21– Hayır, böyle gitmeyecek. Yeryüzü dağılıp paramparça olduğunda...
22Rabbinin emri gelip melekler saf saf durduğunda...
23Cehennem ortaya getirilir. İşte o zaman insanın aklı başına gelecek fakat artık bunun hiçbir faydası olmayacak.
24O zaman “Keşke bu hayatım için önceden iyilikler yapsaydım” diyecek.
Açıklamalı meal
21Hayır bu böyle gitmeyecek! Taparcasına sevdiğiniz malın, mülkün ahirette size hiçbir faydası olmayacak ve bütün bunların hesabını tek tek vereceksiniz. Bu hesap ne zaman mı? Yeryüzü şiddetli sarsıntılarla paramparça olduğu zaman, insanların dünyada kurduğu her şey allak bullak olacak! Dünya mallarına karşı gösterdikleri zaafların ve başkalarının haklarını yiyerek oluşturdukları zenginliklerin hepsi darmadağın olacak! Hepiniz Rabbinizin huzuruna geleceksiniz.
22Rabbinin fermanı geldiğinde O’nun hükümranlığı bütün haşmetiyle apaçık ortaya çıkacak. Melekler Allah’ın emirlerini yerine getirmek üzere sıra sıra dizilecekler. İşte o zaman, dünyadayken O’nun hükmünü tanımayan müşrikler, tek ve gerçek hüküm sahibinin sadece Allah olduğunu gözleriyle görecekler.
23O gün, cehennem uyarıldıkları hâlde uyarıyı dikkate almayan zâlimlerin karşısına bütün dehşetiyle getirilecek. İşte o gün insan dünyada yaptığı ve yapması gerekip yapmadığı her şeyi hatırlayacak ve taparcasına biriktirdiği malın ona hiçbir fayda vermediğini anlayacak. Ama bu geç kalmış anlamanın ve pişmanlığın ona hiçbir faydası olmayacak. Onlar dünyadaki konumlarına, güçlerine ve zenginliklerine aldanarak kendilerine Kur’an’la yapılan uyarıları dikkate almadılar. Üstelik Allah’a inandıklarını söyledikleri halde Allah’ın yasalarına karşı çıktılar ve O’nun yolundan gitmeyerek ikiyüzlü bir yaşam sürdüler.
24O nankör insan, bu manzara karşısında dünyada kaçırdığı fırsatları hatırlayıp pişmanlıkla şöyle diyecek: "Ah keşke öğütlere kulak verip Allah adına yapılan davete uysaydım! Keşke fırsat varken Rabbimin hükümlerine boyun eğip, malımdaki Allah hakkını yetime, yoksula vererek buradaki hayatım için önceden bir hazırlık yapsaydım" diye feryat edecek.
İlgili ayetler
Ayet 25–26
2 ayetFecr 25
Fecr 26
فَيَوْمَئِذٍ لَا يُعَذِّبُ عَذَابَهُٓ اَحَدٌۙ ٢٥ وَلَا يُوثِقُ وَثَاقَهُٓ اَحَدٌۜ ٢٦
Mushaf
Okunuş
25Feyevmeiẕil lâ yüʿaẕẕibü ʿaẕâbehû eḥad.
26Velâ yûŝiḳu veŝâḳahû eḥad.
Türkçe Meal
25İşte o gün Rabbinin tattırdığı azap, hiç kimsenin azabına benzemez.
26Ve onun vurduğu kelepçeler başkalarının vurduğu kelepçelere benzemez.
Açıklamalı meal
25Artık iş işten geçmiştir. Yemin olsun ki dünya hayatı bitmiştir ve insana yeni bir fırsat verilmeyecektir. Hiç kimse o gün Allah’ın müşrik ve kâfirlere vereceği azap gibi azap veremez.
26Ve hiç kimse bu cezadan kaçamaz, verilecek cezaya da engel olamaz. O’nun vuracağı zinciri hiç kimse vuramaz. Müminlere eziyet edenleri bekleyen azap, onların dünyadayken müminlere yaptıkları eziyetin kat kat fazlası olacaktır. İşte Kur’an’a yüz çevirenleri bekleyen akıbet budur.
Ayet 27–30
4 ayetFecr 27
Fecr 28
Fecr 29
Fecr 30
يَٓا اَيَّتُهَا النَّفْسُ الْمُطْمَئِنَّةُۗ ٢٧ اِرْجِع۪ٓي اِلٰى رَبِّكِ رَاضِيَةً مَرْضِيَّةًۚ ٢٨ فَادْخُل۪ي ف۪ي عِبَاد۪يۙ ٢٩ وَادْخُل۪ي جَنَّت۪ي ٣٠
Mushaf
Okunuş
27Yâ eyyetühe-nnefsü-lmuṭmeinneh.
28İrciʿî ilâ rabbiki râḍiyetem merḍiyyeh.
29Fedḫulî fî ʿibâdî.
30Vedḫulî cennetî.
Türkçe Meal
27Ey dünya ile tatmin olmaya çalışan kişi!
28Dön artık Rabbine de O senden razı olsun sen de O’ndan razı ol.
29Böylece gir iyi kullarımın arasına.
30Ve onlarla birlikte gir cennetime.
Açıklamalı meal
27Allah’ın davetine teslim olup sorumluluklarını yerine getirerek dünya hayatını tamamlamış olanlara ise o gün şöyle denilecek: "Ey, inandığı değerleri yaşayarak gönlü vahiyle dolmuş ve huzura kavuşmuş kişi!
28Dünyada Allah’ın razı olmadığı işlerden uzak durduğun için ölüm geldiğinde sen O’ndan hoşnut, O da senden hoşnut olarak Rabbinin manevi huzuruna dön.
29Andolsun ki sen Rabbine yönelip: “Ya Rabbi! Beni senin razı olacağın iyi kullarının yanına koy!” diye dua ettin! Yapmış olduğun duanın gereği olarak da inançlı bir şekilde yasalarımıza uydun! Yeryüzünde haksızlık yapmayarak iyiliklerde bulundun! Şimdi sana mükâfatım olarak: Haydi, hayatını yalnız Rabbinin yasalarına göre düzenleyen, Rabbinden başkasının hükmüne boyun eğmeyen seçkin kullarımın arasına katıl.
30Şimdi mükâfatım olarak o seçkin kullarımla birlikte, girin cennete ve eşsiz nimetlere kavuşun… Böylece, ahirette Allah’ın onlardan, onların da Allah’tan razı oldukları apaçık ortaya çıkmış olacak… Ey insanlar! Haydi, vakit varken sizde yalnız Allah’a kulluk eden tevhit ehli müminlerin arasına katılın.
İlgili ayetler
Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır. Açıklamalı meal, muhtelif meallerin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur.
Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.
Nüzul sırasına göre bu sûreden önce Leyl, sonra Duhâ indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla