Kur’an Meali ve Tefsiri
سُورَةُ الْفَجْرِ مَكِّيَّةٌ آيَاتُهَا ٣٠

Fecr Sûresi - Mustafa Çevik Meali (Ayetler Konu Bütünlüğü İçinde)

Okunan yer · Ayet 1

Ayette göster
Dinle
Arapça
Sûre hakkındaAdı · Nüzul zamanı · Konu

Adı: Surenin birinci ayetindeki “fecr” kelimesi sureye isim olmuştur.

Nüzul zamanı: Surenin içeriğinden, Mekke’de İslâm’ı kabul edenlere karşı zulüm başladığı zaman nazil olduğu anlaşılmaktadır. Bu surede Mekkelilere; Ad, Semud, ve Firavn kavimlerinin akıbetleri örnek olarak hatırlatılmıştır.

Konu: Bu surenin konusu, ahiretteki ceza ve mükafatın varlığını isbata yöneliktir. Çünkü Mekkeliler bu gerçeği inkar etmekteydiler. Bu amaçla, sırayla kimi deliller ileri sürülmüştür.

İlk önce fecr’e, on geceye, çift ve tek’e, geçen gece’ye yemin edilerek, muhataplara;

inkar ettikleri şeyin hak olduğu belirtilmiş ve “yemin edilen unsurlar onun hak olduğuna şahitlikte yeterli değil midir?” denilmiştir. İlerdeki dipnotlarda da görüleceği gibi bu dört şey, gece-gündüz nizamının bir kurala bağlı olduğuna işaret etmektedir. Bu dört unsura yemin etmenin anlamı şudur: Hikmete dayalı bu nizam, Allah’ın, onu kaldırıp bir ahiret günü getirebileceğinin imkan dışı olmadığını ispat eder. Ayrıca insanın, işlediği amellerinden hesaba çekilmesi Allah’ın hikmetinin gereğidir. Bundan sonra insanlık tarihinden delil getirilerek Ad, Semud, Firavn kavimlerinin akıbeti örnek olarak zikredilmiş, haddi aşıp yeryüzünde fesat çıkaran bu kavimlerin Allah (c.c.) tarafından azaba uğratıldıkları açıklanmıştır. Bu kavimlerin uğradığı akıbet, kainat nizamının, kör ve sağır bir sultanın saltanatı olmadığının işaretidir.

Tersine bu nizam, hikmet sahibi olan Allah’ın adalet ve hikmete dayanan nizamıdır.

İnsanlık tarihinde, bu gerçeği ispatlayan pekçok örnek görülmektedir. Allah’ın kendi yarattığına akıl, ahlakî his (vicdan), bazı yetkiler ve kullanması için pekçok imkanlar vermesi, sonunda ise onları sorguya çekerek ceza, ya da mükafat takdir etmesi de Allah’ın hikmet ve adaletinin doğal bir gereğidir.

Bundan sonra insan toplumunun genel ahlakî durumu açıklanmıştır. Fiilen ortada olan Arap cahiliyetinin durumu, özellikle iki açıdan tenkit edilmiştir. Birincisi, izzet ve zilletin ölçüsünü servet ve makama bağlayarak, ahlakî bakımdan iyi ve kötüyü bir kenara ittikleri materyalist düşünceleridir. Onlar, bu dünyada varlık sahibi olmanın Allah’tan bir mükafaat ve rızık darlığının da bir ceza olmadığını unutmuşlardı. Aslında Allah (c.c.) her iki şekilde de insanları imtihan etmektedir. Bu imtihan, insana servet verildiğinde ne tavır takınacağını, darlığa düştüğünde ise Allah’a karşı nasıl davranacağını açığa çıkarmak içindir. İkincisi, yetimlere karşı tutumlarıdır. Babası öldükten sonra çaresiz duruma düşen bir yetime hiç kimse sahip çıkmaz ve kim güçlüyse, onun mallarını alırdı. Güçsüz olan hak sahipleri mazlum durumda bırakılırlardı. Mal hırsları o kadar fazlaydı ki ne denli zengin olurlarsa olsunlar, gözleri hiç doymazdı. Onların bu yaşantılarını eleştirmekten maksat, dünyada bu gibi fiilleri işlerken hiç hesaba çekilmiyeceklerini zannederek günlerini geçirmelerine dikkat çekmektedir.

Daha sonra Kur’an, konuyu şöyle bitirmektedir: Onlardan muhakkak hesap sorulacaktır.

Mahkeme kurulacak ve yaptıklarının hesabını vereceklerdir. Ceza ve mükafat gününü inkar edenler, şimdi kendilerine anlatılanların doğru olduğunu o gün anlayacaklardır. Ancak bu gerçek, inkar edenler o gün hiçbir yarar sağlamayacaktır. Kafirler pişman olarak şöyle diyeceklerdir “Keşke dünyada bu gün için birşeyler hazırlasaydım.” Fakat bu pişmanlık onu Allah’ın azabından kurtaramıyacaktır. Bunun yanında Allah, dünyada iken mutmain bir kalp ile semavî kitapları ve Rasullerin talimatlarını kabul edenlerden ise razı olacakdır. Onlara,

“Allah’ın sevdiği kulları arasına ve Cennet’e girin” denilecektir.

Birlikte anlatılan ayetler gruplar hâlinde: her grubun Arapçası, okunuşu ve meali bir arada. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla

Fecr 1–5

5 ayet

وَالْفَجْرِۙ ۝١ وَلَيَالٍ عَشْرٍۙ ۝٢ وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِۙ ۝٣ وَالَّيْلِ اِذَا يَسْرِۚ ۝٤ هَلْ ف۪ي ذٰلِكَ قَسَمٌ لِذ۪ي حِجْرٍۜ ۝٥

Mushaf

Okunuş

Okunuş

1Velfecr.

Okunuş

2Veleyâlin ʿaşr.

Okunuş

3Veşşefʿi velvetr.

Okunuş

4Velleyli iẕâ yesr.

Okunuş

5Hel fî ẕâlike ḳasemül liẕî ḥicr.

Ayet 1–5

İnsanları karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için gönderilen Kur’an’ın, indirilmeye başladığı o geceye, o gecenin sabahına ve o gece ile başlayan ilk on gece yaşanan heyecana, çift ve tek olana yemin olsun ki, Allah insanı sebepsiz, boş yere yaratmadı, zaten aklını işletip düşünen de boşuna yaratılmadığını anlayıp kavrar.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

1Hicr 66Hicr 73Kadir 5

İlgili ayetler

2A’raf 142

İlgili ayetler

3Tâhâ 53Şuarâ 7

İlgili ayetler

5Yusuf 111Ra’d 19

Fecr 6–14

9 ayet

اَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِعَادٍۙۖ ۝٦ اِرَمَ ذَاتِ الْعِمَادِۙۖ ۝٧ اَلَّت۪ي لَمْ يُخْلَقْ مِثْلُهَا فِي الْبِلَادِۙۖ ۝٨ وَثَمُودَ الَّذ۪ينَ جَابُوا الصَّخْرَ بِالْوَادِۙۖ ۝٩ وَفِرْعَوْنَ ذِي الْاَوْتَادِۙۖ ۝١٠ اَلَّذ۪ينَ طَغَوْا فِي الْبِلَادِۙۖ ۝١١ فَاَكْثَرُوا ف۪يهَا الْفَسَادَۙۖ ۝١٢ فَصَبَّ عَلَيْهِمْ رَبُّكَ سَوْطَ عَذَابٍۙۖ ۝١٣ اِنَّ رَبَّكَ لَبِالْمِرْصَادِۜ ۝١٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

6Elem tera keyfe feʿale rabbüke biʿâd.

Okunuş

7İrame ẕâti-lʿimâd.

Okunuş

8Elletî lem yuḫlaḳ miŝlühâ fi-lbilâd.

Okunuş

9Veŝemûde-lleẕîne câbu-ṣṣaḫra bilvâd.

Okunuş

10Vefirʿavne ẕi-lʾevtâd.

Okunuş

11Elleẕîne ṭagav fi-lbilâd.

Okunuş

12Feekŝerû fîhe-lfesâd.

Okunuş

13Feṣabbe ʿaleyhim rabbüke sevṭa ʿaẕâb.

Okunuş

14İnne rabbeke lebilmirṣâd.

Ayet 6–14

Özenip, bezenerek imar edilmiş, bağlar ve bahçelerle donatılmış şehirler sahibi Âd kavmi ile o güne kadar kayaları yontarak eşi benzeri yapılmamış şehirler kuran Semûd kavmi ve piramitlerle yeryüzüne kazıklar çakan Firavun ile kavmine de, Allah peygamberleri elçiler olarak gönderip, yaratılış sebepleri olan nizam ve ahlak ile yaşamaya davet etmişti. Fakat onlar daveti reddedip azgınlıktan, küstahlıktan, şirkten ve küfürden vazgeçmediler, Allah da onları bu yüzden hak ettikleri azapla cezalandırdı. Rabbiniz olan Allah her an, herkesi görüp gözetmektedir.

Fecr 15–16

2 ayet

فَاَمَّا الْاِنْسَانُ اِذَا مَا ابْتَلٰيهُ رَبُّهُ فَاَكْرَمَهُ وَنَعَّمَهُ فَيَقُولُ رَبّ۪ٓي اَكْرَمَنِۜ ۝١٥ وَاَمَّٓا اِذَا مَا ابْتَلٰيهُ فَقَدَرَ عَلَيْهِ رِزْقَهُ فَيَقُولُ رَبّ۪ٓي اَهَانَنِۚ ۝١٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

15Feemme-lʾinsânü iẕâ me-btelâhü rabbühû feekramehû veneʿʿamehû feyeḳûlü rabbî ekramen.

Okunuş

16Veemmâ iẕâ me-btelâhü feḳadera ʿaleyhi rizḳahû feyeḳûlü rabbî ehânen.

Ayet 15–16

Allah ne zaman insana imtihan etmek için nimetleriyle çokça ikramda bulunsa; insanoğlu hemen “Rabbim bana hak ettiklerimi verdi.” der, fakat ne zaman imtihan için onun rızkını daraltsa “Rabbim bana ihanet edip haksızlık etti.” deyiverir.

İlgili ayetler

Fecr 17–20

4 ayet

كَلَّا بَلْ لَا تُكْرِمُونَ الْيَت۪يمَۙ ۝١٧ وَلَا تَحَٓاضُّونَ عَلٰى طَعَامِ الْمِسْك۪ينِۙ ۝١٨ وَتَاْكُلُونَ التُّرَاثَ اَكْلًا لَمًّاۙ ۝١٩ وَتُحِبُّونَ الْمَالَ حُبًّا جَمًّاۜ ۝٢٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

17Kellâ bel lâ tükrimûne-lyetîm.

Okunuş

18Velâ teḥâḍḍûne ʿalâ ṭaʿâmi-lmiskîn.

Okunuş

19Veteʾkülûne-ttürâŝe eklel lemmâ.

Okunuş

20Vetüḥibbûne-lmâle ḥubben cemmâ.

Ayet 17–20

Gerçek şu ki, insan her zaman Allah’tan kendisine her istediğini vermesini bekler, ama kendisi Allah için vermekten hep kaçınır; öksüze, yetime ikramda bulunmaz, yoksulun ihtiyaçlarını karşılamaz, onların gözetilip korunmasına ön ayak olmaz, mirası hak, hukuk gözetmeden yemekten çekinmez, mala-mülke sınırsız ve ölçüsüz bir sevgi ile bağlanır.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

17Bakara 177Nisâ 2Nisâ 6

Fecr 21–24

4 ayet

كَلَّٓا اِذَا دُكَّتِ الْاَرْضُ دَكًّا دَكًّاۙ ۝٢١ وَجَٓاءَ رَبُّكَ وَالْمَلَكُ صَفًّا صَفًّاۚ ۝٢٢ وَج۪ٓيءَ يَوْمَئِذٍ بِجَهَنَّمَ يَوْمَئِذٍ يَتَذَكَّرُ الْاِنْسَانُ وَاَنّٰى لَهُ الذِّكْرٰىۜ ۝٢٣ يَقُولُ يَا لَيْتَن۪ي قَدَّمْتُ لِحَيَات۪يۚ ۝٢٤

Mushaf

Okunuş

Okunuş

21Kellâ iẕâ dükketi-lʾarḍu dekken dekkâ.

Okunuş

22Vecâe rabbüke velmelekü ṣaffen ṣaffâ.

Okunuş

23Vecîe yevmeiẕim bicehenneme yevmeiẕiy yeteẕekkeru-lʾinsânü veennâ lehü-ẕẕikrâ.

Okunuş

24Yeḳûlü yâ leytenî ḳaddemtü liḥayâtî.

Ayet 21–24

Yeryüzü şiddetle sarsılıp paramparça olduğunda, melekler görevlerini yerine getirmek üzere saflar halinde dizilip Allah’ın emirlerini beklediklerinde ve Allah’ın hükümranlığının bütün haşmetiyle ortaya apaçık çıktığında, cehennemle uyarıldıkları halde uyarıyı dikkate almayanların, azap gözlerinin önüne getirilecek ve O Gün, insan yaptığı yapmadığı her şeyi hatırlayacak fakat bu hatırlamanın ve pişmanlıkların artık ona hiçbir yararı olmayacak... “Ah keşke bu günlerin geleceği ile öğüt verilip, uyarıldığımda uyarıya kulak verip de, Allah adına yapılan davete uysaydım, bu günler için hazırlık yapsaydım” diyecek.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

21Haşr 18Leyl 11

İlgili ayetler

24Bakara 110Münafikun 10

Fecr 25–26

2 ayet

فَيَوْمَئِذٍ لَا يُعَذِّبُ عَذَابَهُٓ اَحَدٌۙ ۝٢٥ وَلَا يُوثِقُ وَثَاقَهُٓ اَحَدٌۜ ۝٢٦

Mushaf

Okunuş

Okunuş

25Feyevmeiẕil lâ yüʿaẕẕibü ʿaẕâbehû eḥad.

Okunuş

26Velâ yûŝiḳu veŝâḳahû eḥad.

Ayet 25–26

Hiç kimse O Gün, Allah’ın müşrik ve kâfirlere vereceği ceza gibi ceza veremez, hiç kimse de bu cezaya engel olamaz.

İlgili ayetler

İlgili ayetler

25Nisâ 56Tûr 7Tûr 8

İlgili ayetler

26Nisâ 121Kehf 53

Fecr 27–30

4 ayet

يَٓا اَيَّتُهَا النَّفْسُ الْمُطْمَئِنَّةُۗ ۝٢٧ اِرْجِع۪ٓي اِلٰى رَبِّكِ رَاضِيَةً مَرْضِيَّةًۚ ۝٢٨ فَادْخُل۪ي ف۪ي عِبَاد۪يۙ ۝٢٩ وَادْخُل۪ي جَنَّت۪ي ۝٣٠

Mushaf

Okunuş

Okunuş

27Yâ eyyetühe-nnefsü-lmuṭmeinneh.

Okunuş

28İrciʿî ilâ rabbiki râḍiyetem merḍiyyeh.

Okunuş

29Fedḫulî fî ʿibâdî.

Okunuş

30Vedḫulî cennetî.

Ayet 27–30

Allah’ın davetine teslim olup sorumluluklarını yerine getirerek dünya hayatlarını tamamlamış olanlara da, O Gün, “Huzura, mutluluğa eşsiz güzellikteki nimetlere kavuşmak üzere girin cennete.” denilecek. Böylece Allah’ın onlardan, onların da Allah’tan razı oldukları apaçık ortaya çıkmış olacak.

Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır. Açıklamalı meal, muhtelif meallerin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur.

Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.

Nüzul sırasına göre bu sûreden önce Leyl, sonra Duhâ indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla