Her ayet ayrı satırda; okunuşu, meali ve açıklaması altında. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıylaAyet 1
1 ayetSaf 1
سَبَّحَ لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۚ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ ١
Mushaf
Okunuş
1Sebbeḥa lillâhi mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-lʾarḍ. vehüve-lʿazîzü-lḥakîm.
Türkçe Meal
1Göklerde ne varsa yerde ne varsa hepsi de Allah’ın koyduğu yasaya boyun eğdiler ve ona göre hareket ettiler. Zira O’dur mutlak kudret ve güç sahibi ve her hükmü doğru olan.
Ayet 2–3
2 ayetSaf 2
Saf 3
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لِمَ تَقُولُونَ مَا لَا تَفْعَلُونَ ٢ كَبُرَ مَقْتًا عِنْدَ اللّٰهِ اَنْ تَقُولُوا مَا لَا تَفْعَلُونَ ٣
Mushaf
Okunuş
2Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lime teḳûlûne mâ lâ tefʿalûn.
3Kebüra maḳten ʿinde-llâhi en teḳûlû mâ lâ tefʿalûn.
Türkçe Meal
2Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niye söylüyorsunuz?
3Yapmayacağınız şeyleri söylemek Allah katında çok büyük bir nefretle karşılanır.
Ayet 4
1 ayetSaf 4
اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الَّذ۪ينَ يُقَاتِلُونَ ف۪ي سَب۪يلِه۪ صَفًّا كَاَنَّهُمْ بُنْيَانٌ مَرْصُوصٌ ٤
Mushaf
Okunuş
4İnne-llâhe yüḥibbü-lleẕîne yüḳâtilûne fî sebîlihî ṣaffen keennehüm bünyânüm merṣûṣ.
Türkçe Meal
4Şüphesiz ki Allah, kendi yolunda, tuğlaları birbirine kenetlenmiş bir bina gibi tek yürek, tek saf halinde savaşanları sever.
İlgili ayetler
Ayet 5
1 ayetSaf 5
وَاِذْ قَالَ مُوسٰى لِقَوْمِه۪ يَا قَوْمِ لِمَ تُؤْذُونَن۪ي وَقَدْ تَعْلَمُونَ اَنّ۪ي رَسُولُ اللّٰهِ اِلَيْكُمْۜ فَلَمَّا زَاغُٓوا اَزَاغَ اللّٰهُ قُلُوبَهُمْۜ وَاللّٰهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الْفَاسِق۪ينَ ٥
Mushaf
Okunuş
5Veiẕ ḳâle mûsâ liḳavmihî yâ ḳavmi lime tüʾẕûnenî veḳat taʿlemûne ennî rasûlü-llâhi ileyküm. felemmâ zâgû ezâga-llâhü ḳulûbehüm. vellâhü lâ yehdi-lḳavme-lfâsiḳîn.
Türkçe Meal
5Hani bir zamanlar Musa, kavmine demişti ki: Ey kavmim, benim Allah’ın size gönderdiği elçisi olduğumu iyi bildiğiniz halde neden bana eziyet ediyorsunuz? Onlar sapınca, Allah da onların kalplerini kaydırdı. Zira Allah, doğru yoldan sapanları emellerine ulaştırmaz.
Ayet 6
1 ayetSaf 6
وَاِذْ قَالَ ع۪يسَى ابْنُ مَرْيَمَ يَا بَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَ اِنّ۪ي رَسُولُ اللّٰهِ اِلَيْكُمْ مُصَدِّقًا لِمَا بَيْنَ يَدَيَّ مِنَ التَّوْرٰيةِ وَمُبَشِّرًا بِرَسُولٍ يَاْت۪ي مِنْ بَعْدِي اسْمُهُٓ اَحْمَدُۜ فَلَمَّا جَٓاءَهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ قَالُوا هٰذَا سِحْرٌ مُب۪ينٌ ٦
Mushaf
Okunuş
6Veiẕ ḳâle ʿîse-bnü meryeme yâ benî isrâîle innî rasûlü-llâhi ileyküm müṣaddiḳal limâ beyne yedeyye mine-ttevrâti vemübeşşiram birasûliy yeʾtî mim baʿdi-smühû aḥmed. felemmâ câehüm bilbeyyinâti ḳâlû hâẕâ siḥrum mübîn.
Türkçe Meal
6Bir zamanlar Meryem oğlu İsa da şöyle demişti: Ey İsrailoğulları, elbet benden önceki Tevrat’ta olan hakikatleri tasdik eden ve benden sonra gelecek Ahmet adındaki elçiyi müjdeleyen Allah’ın size gönderdiği elçisiyim. Fakat İsa onlara apaçık belgelerle gelince:
– Bu, apaçık bir sihirdir, demişlerdi.
Ayet 7–9
3 ayetSaf 7
Saf 8
Saf 9
وَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنِ افْتَرٰى عَلَى اللّٰهِ الْكَذِبَ وَهُوَ يُدْعٰٓى اِلَى الْاِسْلَامِۜ وَاللّٰهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِم۪ينَ ٧ يُر۪يدُونَ لِيُطْفِؤُ۫ا نُورَ اللّٰهِ بِاَفْوَاهِهِمْ وَاللّٰهُ مُتِمُّ نُورِه۪ وَلَوْ كَرِهَ الْكَافِرُونَ ٨ هُوَ الَّذ۪ٓي اَرْسَلَ رَسُولَهُ بِالْهُدٰى وَد۪ينِ الْحَقِّ لِيُظْهِرَهُ عَلَى الدّ۪ينِ كُلِّه۪ وَلَوْ كَرِهَ الْمُشْرِكُونَ۟ ٩
Mushaf
Okunuş
7Vemen ażlemü mimmeni-fterâ ʿale-llâhi-lkeẕibe vehüve yüdʿâ ile-lʾislâm. vellâhü lâ yehdi-lḳavme-żżâlimîn.
8Yürîdûne liyuṭfiû nûra-llâhi biefvâhihim vellâhü mütimmü nûrihî velev kerihe-lkâfirûn.
9Hüve-lleẕî ersele rasûlehû bilhüdâ vedîni-lḥaḳḳi liyużhirahû ʿale-ddîni küllihî velev kerihe-lmüşrikûn.
Türkçe Meal
7İslam’a davet edildiği halde, uydurduğu yalanı Allah’a isnat eden kimseden daha büyük bir zalim kim olabilir? Allah bu iftiracıları amaçlarına ulaştırmaz.
8Onlar uydurdukları yalanlarla Allah’ın nurunu/tevhit dinini söndürmek istiyorlar. Oysa Allah, bu kâfirlerin hoşuna gitmese de nurunu/tevhid dinini tamamlayacaktır.
9Zira ortak koşan müşriklerin hoşuna gitmese de gerçek tevhit dinini bütün yönleriyle ortaya çıkarmak için elçisini hak din ve doğru yol rehberliği ile gönderen Allah’tır.
Ayet 10–13
4 ayetSaf 10
Saf 11
Saf 12
Saf 13
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا هَلْ اَدُلُّكُمْ عَلٰى تِجَارَةٍ تُنْج۪يكُمْ مِنْ عَذَابٍ اَل۪يمٍ ١٠ تُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَرَسُولِه۪ وَتُجَاهِدُونَ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ بِاَمْوَالِكُمْ وَاَنْفُسِكُمْۜ ذٰلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَۙ ١١ يَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَيُدْخِلْكُمْ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ وَمَسَاكِنَ طَيِّبَةً ف۪ي جَنَّاتِ عَدْنٍۜ ذٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظ۪يمُۙ ١٢ وَاُخْرٰى تُحِبُّونَهَاۜ نَصْرٌ مِنَ اللّٰهِ وَفَتْحٌ قَر۪يبٌۜ وَبَشِّرِ الْمُؤْمِن۪ينَ ١٣
Mushaf
Okunuş
10Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû hel edüllüküm ʿalâ ticâratin tüncîküm min ʿaẕâbin elîm.
11Tüʾminûne billâhi verasûlihî vetücâhidûne fî sebîli-llâhi biemvâliküm veenfüsiküm. ẕâliküm ḫayrul leküm in küntüm taʿlemûn.
12Yagfir leküm ẕünûbeküm veyüdḫilküm cennâtin tecrî min taḥtihe-lʾenhâru vemesâkine ṭayyibeten fî cennâti ʿadn. ẕâlike-lfevzü-lʿażîm.
13Veuḫrâ tüḥibbûnehâ. naṣrum mine-llâhi vefetḥun ḳarîb. vebeşşiri-lmüʾminîn.
Türkçe Meal
10Ey iman edenler! Size, acıklı bir azaptan kurtulmanızı sağlayacak kârlı bir ticaret yolu göstereyim mi?
11Allah’a ve Allah’ın mesajlarını tebliğ eden elçisine inanıp güvenmeniz, mallarınız ve canlarınızla Allah davası uğrunda cihat etmenizdir. Eğer bilirseniz bu sizin için mutlak hayırlıdır.
12Bu sayede Allah sizin günahlarınızı bağışlar ve sizi tabanından ırmakların çağladığı cennetlere, Adn cennetindeki muhteşem köşklere yerleştirir. İşte büyük kurtuluş budur.
13Sizi mutlu ve memnun edecek bir nimet daha var! Allah’tan bir yardım ve yakın bir zafer! Müminlere işte bunu müjdele!
İlgili ayetler
Ayet 14
1 ayetSaf 14
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا كُونُٓوا اَنْصَارَ اللّٰهِ كَمَا قَالَ ع۪يسَى ابْنُ مَرْيَمَ لِلْحَوَارِيّ۪نَ مَنْ اَنْصَار۪ٓي اِلَى اللّٰهِۜ قَالَ الْحَوَارِيُّونَ نَحْنُ اَنْصَارُ اللّٰهِ فَاٰمَنَتْ طَٓائِفَةٌ مِنْ بَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَ وَكَفَرَتْ طَٓائِفَةٌۚ فَاَيَّدْنَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا عَلٰى عَدُوِّهِمْ فَاَصْبَحُوا ظَاهِر۪ينَ ١٤
Mushaf
Okunuş
14Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû kûnû enṣâra-llâhi kemâ ḳâle ʿîse-bnü meryeme lilḥavâriyyîne men enṣârî ile-llâh. ḳâle-lḥavâriyyûne naḥnü enṣâru-llâhi feâmeneṭ ṭâifetüm mim benî isrâîle vekeferaṭ ṭâifeh. feeyyedne-lleẕîne âmenû ʿalâ ʿadüvvihim feaṣbeḥû żâhirîn.
Türkçe Meal
14Ey iman edenler! Allah’ın davasının destekçileri olun! Tıpkı Meryem oğlu İsa’nın havarilerine; “Allah’ın davasında benim destekçilerim kimdir?” Dediğinde havarilerin; “Allah’ın davasının destekçileri biziz" diye karşılık vermeleri gibi. Sonuçta İsrailoğullarından bir kısmı iman etti, bir kısmı da inanmayarak kâfir oldu. Ama biz düşmanları karşısında iman edenleri destekledik. Böylelikle üstün gelenler bunlar oldu.
İlgili ayetler
Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır.
Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.
Nüzul sırasına göre bu sûreden önce Teğabun, sonra Cum’a indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla