Birlikte anlatılan ayetler gruplar hâlinde: her grubun Arapçası, okunuşu ve meali bir arada. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıylaFetih 1–3
3 ayetاِنَّا فَتَحْنَا لَكَ فَتْحًا مُب۪ينًاۙ ١ لِيَغْفِرَ لَكَ اللّٰهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِكَ وَمَا تَاَخَّرَ وَيُتِمَّ نِعْمَتَهُ عَلَيْكَ وَيَهْدِيَكَ صِرَاطًا مُسْتَق۪يمًاۙ ٢ وَيَنْصُرَكَ اللّٰهُ نَصْرًا عَز۪يزًا ٣
Mushaf
Okunuş
1İnnâ fetaḥnâ leke fetḥam mübînâ.
2Liyagfira leke-llâhü mâ teḳaddeme min ẕembike vemâ teeḫḫara veyütimme niʿmetehû ʿaleyke veyehdiyeke ṣirâṭam müsteḳîmâ.
3Veyenṣurake-llâhü naṣran ʿazîzâ.
Ayet 1–3
Ey Peygamber! Biz sana büyük bir fethin yolunu açtık. Geçmişte olduğu gibi bugün de gelecekte de Allah seni yardımıyla destekleyecek. Ortaya çıkacak gücün karşısında müşrik ve kâfirler seni yalancılık, delilik, büyücülük, bozgunculuk gibi iftiralarla suçlayamayacak. Bununla birlikte Allah, seninle gönderdiği İslâm dininin hükümlerini tamamlayıp geçmiş günahlarını bağışlayıp zaferlerin kapılarını açacaktır.
İlgili ayetler
Fetih 4
1 ayetهُوَ الَّذ۪ٓي اَنْزَلَ السَّك۪ينَةَ ف۪ي قُلُوبِ الْمُؤْمِن۪ينَ لِيَزْدَادُٓوا ا۪يمَانًا مَعَ ا۪يمَانِهِمْۜ وَلِلّٰهِ جُنُودُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَل۪يمًا حَك۪يمًاۙ ٤
Mushaf
Okunuş
4Hüve-lleẕî enzele-ssekînete fî ḳulûbi-lmüʾminîne liyezdâdû îmânem meʿa îmânihim. velillâhi cünûdü-ssemâvâti velʾarḍ. vekâne-llâhü ʿalîmen ḥakîmâ.
Ayet 4
Mü’minlerin imanları daha da artıp güçlensin, Peygamber’e güvenleri devam etsin diye Allah onların kalplerine sükûn ve ilham ihsan etmiştir. Göklerin ve yerin bütün orduları Allah’ındır ve O’nun emri ile hareket ederler. Allah’ın ilmi sınırsızdır, her hükmünde mutlak isabet ve hikmet vardır.
Fetih 5
1 ayetلِيُدْخِلَ الْمُؤْمِن۪ينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَا وَيُكَفِّرَ عَنْهُمْ سَيِّـَٔاتِهِمْۜ وَكَانَ ذٰلِكَ عِنْدَ اللّٰهِ فَوْزًا عَظ۪يمًاۙ ٥
Mushaf
Okunuş
5Liyüdḫile-lmüʾminîne velmüʾminâti cennâtin tecrî min taḥtihe-lʾenhâru ḫâlidîne fîhâ veyükeffira ʿanhüm seyyiâtihim. vekâne ẕâlike ʿinde-llâhi fevzen ʿażîmâ.
Ayet 5
Allah, daveti olan hayat nizamı ile yaşamak uğrunda ellerinden gelen gayreti gösteren mü’min erkek ve kadınları, sürekli kalacakları içlerinden ırmaklar akan cennetlere yerleştirecek. İşte en büyük kazanç ve mutluluk budur.
Fetih 6
1 ayetوَيُعَذِّبَ الْمُنَافِق۪ينَ وَالْمُنَافِقَاتِ وَالْمُشْرِك۪ينَ وَالْمُشْرِكَاتِ الظَّٓانّ۪ينَ بِاللّٰهِ ظَنَّ السَّوْءِۜ عَلَيْهِمْ دَٓائِرَةُ السَّوْءِۚ وَغَضِبَ اللّٰهُ عَلَيْهِمْ وَلَعَنَهُمْ وَاَعَدَّ لَهُمْ جَهَنَّمَۜ وَسَٓاءَتْ مَص۪يرًا ٦
Mushaf
Okunuş
6Veyüʿaẕẕibe-lmünâfiḳîne velmünâfiḳâti velmüşrikîne velmüşrikâti-żżânnîne billâhi żanne-ssevʾ. ʿaleyhim dâiratü-ssevʾ. vegaḍibe-llâhü ʿaleyhim veleʿanehüm veeʿadde lehüm cehennem. vesâet meṣîrâ.
Ayet 6
Allah, hakkında kötü zanda bulunan müşrik, kâfir, münafık erkek ve kadınları lanetlemiştir. Onlar, bu zanlarından dolayı cehennemde hak ettikleri azap ile cezalandırılacaktır. Orası ne kötü bir yerdir.
İlgili ayetler
Fetih 7
1 ayetوَلِلّٰهِ جُنُودُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَز۪يزًا حَك۪يمًا ٧
Mushaf
Okunuş
7Velillâhi cünûdü-ssemâvâti velʾarḍ. vekâne-llâhü ʿazîzen ḥakîmâ.
Ayet 7
Gökyüzü ve yeryüzünün orduları Allah’ındır ve O’nun emri ile hareket ederler. Elbette ki Allah bunları inkârcıların ve münafıkların üzerine göndermeye kâdirdir. (Allah onları sizin ellerinizle cezalandırmak ve böylece sizleri cennet ile mükâfatlandırmak istemektedir. Ötekilerin ise âhirette varacakları yer cehennem olacaktır.)
İlgili ayetler
Fetih 8–9
2 ayetاِنَّٓا اَرْسَلْنَاكَ شَاهِدًا وَمُبَشِّرًا وَنَذ۪يرًاۙ ٨ لِتُؤْمِنُوا بِاللّٰهِ وَرَسُولِه۪ وَتُعَزِّرُوهُ وَتُوَقِّرُوهُۜ وَتُسَبِّحُوهُ بُكْرَةً وَاَص۪يلًا ٩
Mushaf
Okunuş
8İnnâ erselnâke şâhidev vemübeşşirav veneẕîrâ.
9Litüʾminû billâhi verasûlihî vetüʿazzirûhü vetüveḳḳirûh. vetüsebbiḥûhü bükratev veeṣîlâ.
Ayet 8–9
Ey Peygamber! Biz seni de, insanlara öğüt veren, uyaran örnek bir uygulayıcı ve şahit olarak görevlendirdik. Davetimize uyanları cennet ile müjdele, yüz çevirip nankörlükte direnenleri ise cehennemle uyar ki, “Davet bize ulaşmadı, bizim gerçeklerden haberimiz olmadı” demesinler.
O halde ey insanlar! Peygamber’in Allah adına, Kur’an ile yaptığı davetine iman edip, gereklerini yerine getirerek yaşamaya yönelin ve böylece Allah’a saygınızı gösterip, sabah akşam O’nun yüceliğini aklınızdan çıkarmayın.
Fetih 10
1 ayetاِنَّ الَّذ۪ينَ يُبَايِعُونَكَ اِنَّمَا يُبَايِعُونَ اللّٰهَۜ يَدُ اللّٰهِ فَوْقَ اَيْد۪يهِمْۚ فَمَنْ نَكَثَ فَاِنَّمَا يَنْكُثُ عَلٰى نَفْسِه۪ۚ وَمَنْ اَوْفٰى بِمَا عَاهَدَ عَلَيْهُ اللّٰهَ فَسَيُؤْت۪يهِ اَجْرًا عَظ۪يمًا۟ ١٠
Mushaf
Okunuş
10İnne-lleẕîne yübâyiʿûneke innemâ yübâyiʿûne-llâh. yedü-llâhi fevḳa eydîhim. femen nekeŝe feinnemâ yenküŝü ʿalâ nefsih. vemen evfâ bimâ ʿâhede ʿaleyhü-llâhe feseyüʾtîhi ecran ʿażîmâ.
Ayet 10
Ey Peygamber! Yalnız Allah’ı ilah edinip sana itaat edecekleri hususunda bağlılık sözü vererek elleri ile senin elini tutup biat edenler, aslında Allah’a biat etmişlerdir. Allah’ın eli de onların elleri üzerindedir. Kim sözünden dönerse kendi aleyhine bir iş yapmış, kendine zulmetmiş olur. Kim de Allah’a verdiği sözünde durur ve sorumluluklarını yerine getirirse, onun için de büyük bir mükâfat vardır.
İlgili ayetler
Fetih 11–12
2 ayetسَيَقُولُ لَكَ الْمُخَلَّفُونَ مِنَ الْاَعْرَابِ شَغَلَتْنَٓا اَمْوَالُنَا وَاَهْلُونَا فَاسْتَغْفِرْ لَنَاۚ يَقُولُونَ بِاَلْسِنَتِهِمْ مَا لَيْسَ ف۪ي قُلُوبِهِمْۜ قُلْ فَمَنْ يَمْلِكُ لَكُمْ مِنَ اللّٰهِ شَيْـًٔا اِنْ اَرَادَ بِكُمْ ضَرًّا اَوْ اَرَادَ بِكُمْ نَفْعًاۜ بَلْ كَانَ اللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَب۪يرًا ١١ بَلْ ظَنَنْتُمْ اَنْ لَنْ يَنْقَلِبَ الرَّسُولُ وَالْمُؤْمِنُونَ اِلٰٓى اَهْل۪يهِمْ اَبَدًا وَزُيِّنَ ذٰلِكَ ف۪ي قُلُوبِكُمْ وَظَنَنْتُمْ ظَنَّ السَّوْءِۚ وَكُنْتُمْ قَوْمًا بُورًا ١٢
Mushaf
Okunuş
11Seyeḳûlü leke-lmüḫallefûne mine-lʾaʿrâbi şegaletnâ emvâlünâ veehlûnâ festagfir lenâ. yeḳûlûne bielsinetihim mâ leyse fî ḳulûbihim. ḳul femey yemlikü leküm mine-llâhi şeyʾen in erâde biküm ḍarran ev erâde biküm nefʿâ. bel kâne-llâhü bimâ taʿmelûne ḫabîrâ.
12Bel żanentüm el ley yenḳalibe-rrasûlü velmüʾminûne ilâ ehlîhim ebedev vezüyyine ẕâlike fî ḳulûbiküm veżanentüm żanne-ssevʾ. veküntüm ḳavmem bûrâ.
Ayet 11–12
Ey Peygamber! Kendileri için tehlikeli olacağını düşünerek, korkup seninle birlikte sefere çıkmayan bedeviler, seferden dönünce sana “Mallarımız, işlerimiz ve çoluk çocuğumuz seninle gelmemize engel oldu, o bakımdan bizim için Allah’tan bağışlanma dile” diyecekler. Aslında onlar kalplerinde olmayanı dilleriyle söylemekteler. Sen onlara de ki: “Allah size bir zarar vermeyi dilerse bunun önüne kim geçebilir? Elbette ki hiç kimse geçemez. Allah kalplerinizde olanı, yaptıklarınızı, yapmanız gerekirken yapmadıklarınızı da bilmektedir. Aslında siz, Peygamber ve onunla birlikte sefere çıkan mü’minlerin ailelerine tekrar sağ salim dönemeyeceklerini sanmıştınız ve böyle zannetmek gönlünüze de hoş gelmişti. İşte bu tutumunuz sebebi ile cezalandırılmayı hak eden kimselerden oldunuz.”
Fetih 13
1 ayetوَمَنْ لَمْ يُؤْمِنْ بِاللّٰهِ وَرَسُولِه۪ فَاِنَّٓا اَعْتَدْنَا لِلْكَافِر۪ينَ سَع۪يرًا ١٣
Mushaf
Fetih 14–16
3 ayetوَلِلّٰهِ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ يَغْفِرُ لِمَنْ يَشَٓاءُ وَيُعَذِّبُ مَنْ يَشَٓاءُۜ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُورًا رَح۪يمًا ١٤ سَيَقُولُ الْمُخَلَّفُونَ اِذَا انْطَلَقْتُمْ اِلٰى مَغَانِمَ لِتَاْخُذُوهَا ذَرُونَا نَتَّبِعْكُمْۚ يُر۪يدُونَ اَنْ يُبَدِّلُوا كَلَامَ اللّٰهِۜ قُلْ لَنْ تَتَّبِعُونَا كَذٰلِكُمْ قَالَ اللّٰهُ مِنْ قَبْلُۚ فَسَيَقُولُونَ بَلْ تَحْسُدُونَنَاۜ بَلْ كَانُوا لَا يَفْقَهُونَ اِلَّا قَل۪يلًا ١٥ قُلْ لِلْمُخَلَّف۪ينَ مِنَ الْاَعْرَابِ سَتُدْعَوْنَ اِلٰى قَوْمٍ اُو۬ل۪ي بَاْسٍ شَد۪يدٍ تُقَاتِلُونَهُمْ اَوْ يُسْلِمُونَۚ فَاِنْ تُط۪يعُوا يُؤْتِكُمُ اللّٰهُ اَجْرًا حَسَنًاۚ وَاِنْ تَتَوَلَّوْا كَمَا تَوَلَّيْتُمْ مِنْ قَبْلُ يُعَذِّبْكُمْ عَذَابًا اَل۪يمًا ١٦
Mushaf
Okunuş
14Velillâhi mülkü-ssemâvâti velʾarḍ. yagfiru limey yeşâü veyüʿaẕẕibü mey yeşâʾ. vekâne-llâhü gafûrar raḥîmâ.
15Seyeḳûlü-lmüḫallefûne iẕe-nṭalaḳtüm ilâ megânime liteʾḫuẕûhâ ẕerûnâ nettebiʿküm. yürîdûne ey yübeddilû kelâme-llâh. ḳul len tettebiʿûnâ keẕâliküm ḳâle-llâhü min ḳabl. feseyeḳûlûne bel taḥsüdûnenâ. bel kânû lâ yefḳahûne illâ ḳalîlâ.
16Ḳul lilmüḫallefîne mine-lʾaʿrâbi setüdʿavne ilâ ḳavmin ülî beʾsin şedîdin tüḳâtilûnehüm ev yüslimûn. fein tüṭîʿû yüʾtikümü-llâhü ecran ḥasenâ. vein tetevellev kemâ tevelleytüm min ḳablü yüʿaẕẕibküm ʿaẕâben elîmâ.
Ayet 14–16
Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’a aittir. (Mülk O’nundur.) O, layık gördüğünü bağışlar, hak edeni de cezalandırır. O merhametli ve bağışlayıcıdır. Korkaklıkları sebebiyle seninle savaş için çıktığın sefere katılmayan bedeviler, zafer ve ganimet elde edeceğinizi sezdikleri sefere katılmak için sana “İzin ver de biz de bu sefere katılalım” diyecekler. Bunlar gibi meşru bir mazeretleri olmadan savaşa katılmayan ve daha sonra kolay kazanılacak savaşa katılmak isteyenlere de ki: “Siz bizimle asla gelmeyeceksiniz çünkü Allah sizin gibilerin bu tutumları ile ilgili hükümlerini bildirmiştir.” Bunun üzerine onlar da: “Hayır, Allah böyle bir hüküm bildirmedi. Siz ganimetleri bizden kıskanıp esirgediğiniz için böyle söylüyorsunuz.” diyerek Allah’ın sözünü değiştirmek istemektedirler. Ne yazık ki onlar, gerçeği işlerine geldiği gibi kavramak istiyorlar.
Ey Peygamber! Onlara de ki: “Yakında çok güçlü saldırgan bir topluluğa karşı savaşa çağırılacaksınız, onlarla ölünceye kadar ya da onlar teslim oluncaya kadar savaşmayı göze alır da bize katılırsanız Allah size güzel bir karşılık verip ödüllendirecek. Fakat önceden yaptığınız gibi, bu çağrıdan da geri durup asılsız bahaneler uydurursanız, Allah da sizi umduklarınızdan mahrum bırakacak ve şiddetli bir azapla cezalandıracak.”
İlgili ayetler
Fetih 17
1 ayetلَيْسَ عَلَى الْاَعْمٰى حَرَجٌ وَلَا عَلَى الْاَعْرَجِ حَرَجٌ وَلَا عَلَى الْمَر۪يضِ حَرَجٌۜ وَمَنْ يُطِعِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ يُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۚ وَمَنْ يَتَوَلَّ يُعَذِّبْهُ عَذَابًا اَل۪يمًا۟ ١٧
Mushaf
Okunuş
17Leyse ʿale-lʾaʿmâ ḥaracüv velâ ʿale-lʾaʿraci ḥaracüv velâ ʿale-lmerîḍi ḥarac. vemey yüṭiʿi-llâhe verasûlehû yüdḫilhü cennâtin tecrî min taḥtihe-lʾenhâr. vemey yetevelle yüʿaẕẕibhü ʿaẕâben elîmâ.
Ayet 17
Gözleri görmeyen, yürüme engelli ve hasta olanların savaşa katılamayışlarından dolayı bir sorumlulukları yoktur. Her kim Allah ve Rasûlünün çağrısına uyup da saldırgan müşrik ve kâfirlerle cihat ederse, Allah böylelerini içlerinden ırmaklar akan cennetlere yerleştirecektir. Kim de bu davetten yüz çevirip uzaklaşırsa büyük bir azaba çarptırılacaktır.
İlgili ayetler
17Nisâ 98
Fetih 18–19
2 ayetلَقَدْ رَضِيَ اللّٰهُ عَنِ الْمُؤْمِن۪ينَ اِذْ يُبَايِعُونَكَ تَحْتَ الشَّجَرَةِ فَعَلِمَ مَا ف۪ي قُلُوبِهِمْ فَاَنْزَلَ السَّك۪ينَةَ عَلَيْهِمْ وَاَثَابَهُمْ فَتْحًا قَر۪يبًاۙ ١٨ وَمَغَانِمَ كَث۪يرَةً يَاْخُذُونَهَاۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَز۪يزًا حَك۪يمًا ١٩
Mushaf
Okunuş
18Leḳad raḍiye-llâhü ʿani-lmüʾminîne iẕ yübâyiʿûneke taḥte-şşecerati feʿalime mâ fî ḳulûbihim feenzele-ssekînete ʿaleyhim veeŝâbehüm fetḥan ḳarîbâ.
19Vemegânime keŝîratey yeʾḫuẕûnehâ. vekâne-llâhü ʿazîzen ḥakîmâ.
Ayet 18–19
Ey Rasûlüm! Sana tabi olmak üzere o ağacın altında biat edip söz veren mü’minlerden Allah razı olmuş, onların samimiyetlerini bildiği için de kalplerini huzur ve sükûna kavuşturmuştur, üstelik onları yakında gerçekleşecek zaferle de ödüllendirecek ve birçok ganimet nasip edecektir. Allah üstün kudret ve hüküm sahibidir. O’nun her şeye gücü yeter.
Fetih 20–21
2 ayetوَعَدَكُمُ اللّٰهُ مَغَانِمَ كَث۪يرَةً تَاْخُذُونَهَا فَعَجَّلَ لَكُمْ هٰذِه۪ وَكَفَّ اَيْدِيَ النَّاسِ عَنْكُمْۚ وَلِتَكُونَ اٰيَةً لِلْمُؤْمِن۪ينَ وَيَهْدِيَكُمْ صِرَاطًا مُسْتَق۪يمًاۙ ٢٠ وَاُخْرٰى لَمْ تَقْدِرُوا عَلَيْهَا قَدْ اَحَاطَ اللّٰهُ بِهَاۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرًا ٢١
Mushaf
Okunuş
20Veʿadekümü-llâhü megânime keŝîraten teʾḫuẕûnehâ feʿaccele leküm hâẕihî vekeffe eydiye-nnâsi ʿanküm. velitekûne âyetel lilmüʾminîne veyehdiyeküm ṣirâṭam müsteḳîmâ.
21Veuḫrâ lem taḳdirû ʿaleyhâ ḳad eḥâṭa-llâhü bihâ. vekâne-llâhü ʿalâ külli şeyʾin ḳadîrâ.
Ayet 20–21
Ey iman edenler! Allah size gelecekte de birçok zafer ve ganimet vaat etmektedir. Üstelik daha da güçlenmeniz için düşmanlarınızın ellerini üzerinizden çekip size zaman kazandırmıştır. Bunlar Allah’ın mü’minlere yardım vaadinin delillerindendir. Allah daveti uğrunda canla başla gayret edenlerin yardımcısı ve koruyucusudur.
Bugün güç yetirip henüz elde edemediğiniz, fakat Allah tarafından bilinen daha birçok zafer ve ganimetleri de size bahşedip ikram edecektir. Allah dilediği her şeyi yapmaya kâdirdir.
Fetih 22–23
2 ayetوَلَوْ قَاتَلَكُمُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَوَلَّوُا الْاَدْبَارَ ثُمَّ لَا يَجِدُونَ وَلِيًّا وَلَا نَص۪يرًا ٢٢ سُنَّةَ اللّٰهِ الَّت۪ي قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلُۚ وَلَنْ تَجِدَ لِسُنَّةِ اللّٰهِ تَبْد۪يلًا ٢٣
Mushaf
Okunuş
22Velev ḳâtelekümü-lleẕîne keferû levellevu-lʾedbâra ŝümme lâ yecidûne veliyyev velâ neṣîrâ.
23Sünnete-llâhi-lletî ḳad ḫalet min ḳabl. velen tecide lisünneti-llâhi tebdîlâ.
Ayet 22–23
Ey iman edenler! Şayet müşrik ve kâfirler savaşmak üzere sizinle karşı karşıya gelirlerse hezimete uğrayıp arkalarını dönüp kaçmaya mecbur kalırlar. Üstelik kendilerine yardım edecek ne bir dost ne de bir yardımcı bulabilirler. Allah ise mü’minlerin yardımcısıdır ve öteden beri Allah’ın mü’minlere destek ve yardım konusunda uyguladığı kanunu budur. Allah’ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın.
Fetih 24–25
2 ayetوَهُوَ الَّذ۪ي كَفَّ اَيْدِيَهُمْ عَنْكُمْ وَاَيْدِيَكُمْ عَنْهُمْ بِبَطْنِ مَكَّةَ مِنْ بَعْدِ اَنْ اَظْفَرَكُمْ عَلَيْهِمْۜ وَكَانَ اللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَص۪يرًا ٢٤ هُمُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَصَدُّوكُمْ عَنِ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ وَالْهَدْيَ مَعْكُوفًا اَنْ يَبْلُغَ مَحِلَّهُۜ وَلَوْلَا رِجَالٌ مُؤْمِنُونَ وَنِسَٓاءٌ مُؤْمِنَاتٌ لَمْ تَعْلَمُوهُمْ اَنْ تَطَؤُ۫هُمْ فَتُص۪يبَكُمْ مِنْهُمْ مَعَرَّةٌ بِغَيْرِ عِلْمٍۚ لِيُدْخِلَ اللّٰهُ ف۪ي رَحْمَتِه۪ مَنْ يَشَٓاءُۚ لَوْ تَزَيَّلُوا لَعَذَّبْنَا الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْهُمْ عَذَابًا اَل۪يمًا ٢٥
Mushaf
Okunuş
24Vehüve-lleẕî keffe eydiyehüm ʿanküm veeydiyeküm ʿanhüm bibaṭni mekkete mim baʿdi en ażferaküm ʿaleyhim. vekâne-llâhü bimâ taʿmelûne beṣîrâ.
25Hümü-lleẕîne keferû veṣaddûküm ʿani-lmescidi-lḥarâmi velhedye maʿkûfen ey yeblüga meḥilleh. velevlâ ricâlüm müʾminûne venisâüm müʾminâtül lem taʿlemûhüm en teṭaûhüm fetüṣîbeküm minhüm meʿarratüm bigayri ʿilmin. liyüdḫile-llâhü fî raḥmetihî mey yeşâʾ. lev tezeyyelû leʿaẕẕebne-lleẕîne keferû minhüm ʿaẕâben elîmâ.
Ayet 24–25
Ey iman edenler! Sizi bir kısım düşmanlarınıza karşı savaşmadan muzaffer kıldıktan sonra, onların ellerini sizin üzerinizden, sizin ellerinizi de onların üzerinden çektiren Allah’tır. Allah’ın her şeye gücü yeter ve O yapıp ettiklerinizi görüp bilmektedir.
Aslında, sizin Mescid-i Haram’ı ziyaret edip, kurbanlarınızı orada kesmenize engel olan o müşrik ve kâfirler, savaşılıp cezalandırılmayı hak etmişlerdi, fakat Mekke’de sizin bilmediğiniz mü’min erkek ve kadınları da ezip geçebilir, böylece büyük bir hata yapmış, vebal yüklenmiş olurdunuz. İşte bu yüzden de Allah savaşarak şehre girmenize izin vermeyip, engel oldu. Allah mü’min kullarını korumak için böyle takdir etti. Şayet o mü’minler, içlerinden seçilip ayrılmış olsalardı, Allah sizin ellerinizle müşrik ve kâfirleri cezalandırır, onlara acıklı bir azap yaşatırdı.
Fetih 26
1 ayetاِذْ جَعَلَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا ف۪ي قُلُوبِهِمُ الْحَمِيَّةَ حَمِيَّةَ الْجَاهِلِيَّةِ فَاَنْزَلَ اللّٰهُ سَك۪ينَتَهُ عَلٰى رَسُولِه۪ وَعَلَى الْمُؤْمِن۪ينَ وَاَلْزَمَهُمْ كَلِمَةَ التَّقْوٰى وَكَانُٓوا اَحَقَّ بِهَا وَاَهْلَهَاۜ وَكَانَ اللّٰهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمًا۟ ٢٦
Mushaf
Okunuş
26İẕ ceʿale-lleẕîne keferû fî ḳulûbihimü-lḥamiyyete ḥamiyyete-lcâhiliyyeti feenzele-llâhü sekînetehû ʿalâ rasûlihî veʿale-lmüʾminîne veelzemehüm kelimete-ttaḳvâ vekânû eḥaḳḳa bihâ veehlehâ. vekâne-llâhü bikülli şeyʾin ʿalîmâ.
Ayet 26
Yaratılışlarının sebebi olan hayat nizamını yaşamayı reddeden inatçı nankörler, kalplerine cahiliye kibri ve küstahlığını yerleştirip ona kendilerini şartlandırmışlardır. Allah ise, elçisinin ve mü’minlerin kalplerine ilahi bir armağan olarak huzur ve sükûn ihsan edip, Allah’a karşı sorumluluk bilinçlerini güçlendirmiştir. Çünkü onlar buna layık kimselerdi.
Allah kimin neye layık olduğunu en iyi bilendir.
İlgili ayetler
Fetih 27
1 ayetلَقَدْ صَدَقَ اللّٰهُ رَسُولَهُ الرُّءْيَا بِالْحَقِّۚ لَتَدْخُلُنَّ الْمَسْجِدَ الْحَرَامَ اِنْ شَٓاءَ اللّٰهُ اٰمِن۪ينَۙ مُحَلِّق۪ينَ رُؤُ۫سَكُمْ وَمُقَصِّر۪ينَۙ لَا تَخَافُونَۜ فَعَلِمَ مَا لَمْ تَعْلَمُوا فَجَعَلَ مِنْ دُونِ ذٰلِكَ فَتْحًا قَر۪يبًا ٢٧
Mushaf
Okunuş
27Leḳad ṣadeḳa-llâhü rasûlehü-rruʾyâ bilḥaḳḳ. letedḫulünne-lmescide-lḥarâme in şâe-llâhü âminîne müḥalliḳîne ruûseküm vemüḳaṣṣirîne lâ teḫâfûn. feʿalime mâ lem taʿlemû feceʿale min dûni ẕâlike fetḥan ḳarîbâ.
Ayet 27
Allah elçisinin rüyasını gerçekleştirecek ve günü geldiğinde Allah’ın izniyle o çok istediğiniz Mescid-i Haram’a güven içinde, kiminiz başlarınızı tıraş etmiş kiminiz de saçlarınızı kısaltmış olarak girip Kâbe’yi ziyaret edeceksiniz. Onun zamanını da en iyi bilen Allah’tır. O, sizin bilmediklerinizi bilmektedir. Allah bu ziyaretten önce yakında size başka bir zafer de nasip edecek.
Fetih 28
1 ayetهُوَ الَّذ۪ٓي اَرْسَلَ رَسُولَهُ بِالْهُدٰى وَد۪ينِ الْحَقِّ لِيُظْهِرَهُ عَلَى الدّ۪ينِ كُلِّه۪ۜ وَكَفٰى بِاللّٰهِ شَه۪يدًاۜ ٢٨
Mushaf
Okunuş
28Hüve-lleẕî ersele rasûlehû bilhüdâ vedîni-lḥaḳḳi liyużhirahû ʿale-ddîni küllih. vekefâ billâhi şehîdâ.
Ayet 28
Diğer dinlerden (nizamlardan) hak din İslâm’ın üstünlüğünü ortaya koysunlar diye peygamberler ve kitapları bir rehber olarak gönderen Allah’tır. Buna şahit olarak da O yeter.
Fetih 29
1 ayetمُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّٰهِۜ وَالَّذ۪ينَ مَعَهُٓ اَشِدَّٓاءُ عَلَى الْكُفَّارِ رُحَمَٓاءُ بَيْنَهُمْ تَرٰيهُمْ رُكَّعًا سُجَّدًا يَبْتَغُونَ فَضْلًا مِنَ اللّٰهِ وَرِضْوَانًاۘ س۪يمَاهُمْ ف۪ي وُجُوهِهِمْ مِنْ اَثَرِ السُّجُودِۜ ذٰلِكَ مَثَلُهُمْ فِي التَّوْرٰيةِۚۛ وَمَثَلُهُمْ فِي الْاِنْج۪يلِ۠ۛ كَزَرْعٍ اَخْرَجَ شَطْـَٔهُ۫ فَاٰزَرَهُ فَاسْتَغْلَظَ فَاسْتَوٰى عَلٰى سُوقِه۪ يُعْجِبُ الزُّرَّاعَ لِيَغ۪يظَ بِهِمُ الْكُفَّارَۜ وَعَدَ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ مِنْهُمْ مَغْفِرَةً وَاَجْرًا عَظ۪يمًا ٢٩
Mushaf
Okunuş
29Müḥammedür rasûlü-llâh. velleẕîne meʿahû eşiddâü ʿale-lküffâri ruḥamâü beynehüm terâhüm rukkeʿan süccedey yebtegûne faḍlem mine-llâhi veriḍvânâ. sîmâhüm fî vucûhihim min eŝeri-ssücûd. ẕâlike meŝelühüm fi-ttevrâh. vemeŝelühüm fi-lʾincîl. kezerʿin aḫrace şaṭʾehû feâzerahû festagleża festevâ ʿalâ sûḳihî yüʿcibü-zzürrâʿa liyegîża bihimü-lküffâr. veʿade-llâhü-lleẕîne âmenû veʿamilu-ṣṣâliḥâti minhüm magfiratev veecran ʿażîmâ.
Ayet 29
Muhammed Allah’ın elçisidir. Allah adına onun yaptığı davete iman edip, sımsıkı sarılan mü’minler de, müşrik ve kâfirlere karşı tavizsiz, başları dik, kararlı ve güçlüdürler. Bu mü’minler kendi aralarında ise birbirlerine karşı çok şefkatli, merhametli ve alçak gönüllüdürler. Onları her zaman yalnız Allah’ın emirleri karşısında rükû ve secde edip namazlarını kılarken görürsün. Onların tek amaçları yaratılış sebepleri olan hayat nizamı ile yaşamak uğrunda çaba sarf ederek, O’nun rızasını kazanmaktır. Onları yüzlerindeki yalnız Allah’a secde etmenin verdiği huzur, mutluluk, şeref ve güçlü duruşlarından tanırsın.
O mü’minlerin Tevrat ve İncil’deki tanımları şöyledir: Onlar filiz çıkaran bir tohuma benzerler. Allah o filizi çıkarıp güçlendirir, o filiz de üreticisinin hoşuna gidecek şekilde kökü üzerinde dimdik durur. Allah mü’minleri işte böyle güçlü, sağlam, onurlu ve güzel kılar.
Allah mü’minlere düşmanlık edenleri de öfke, kin ve hasetlerine mahkûm eder. Allah, davetine yönelip sorumluluklarını yerine getirecek olanlara merhamet ve şefkatiyle muamele edecek ve onları bağışlayacaktır.
Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır.
Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.
Nüzul sırasına göre bu sûreden önce Cum’a, sonra Mâide indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla