Birlikte anlatılan ayetler gruplar hâlinde: her grubun Arapçası, okunuşu ve meali bir arada. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıylaTahrim 1
1 ayetيَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ لِمَ تُحَرِّمُ مَٓا اَحَلَّ اللّٰهُ لَكَۚ تَبْتَغ۪ي مَرْضَاتَ اَزْوَاجِكَۜ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَح۪يمٌ ١
Mushaf
Okunuş
1Yâ eyyühe-nnebiyyü lime tüḥarrimü mâ eḥalle-llâhü leke. tebtegî merḍâte ezvâcik. vellâhü gafûrur raḥîm.
Ayet 1
Ey Nebî! Eşlerinden birini memnun edebilmek için, neden Allah’ın helal kıldığı bir nimeti kendine haram kılıyorsun? Allah yanlıştan tevbe edip, doğru olana yönelenlere karşı çok merhametli ve bağışlayıcıdır.
Tahrim 2
1 ayetقَدْ فَرَضَ اللّٰهُ لَكُمْ تَحِلَّةَ اَيْمَانِكُمْۚ وَاللّٰهُ مَوْلٰيكُمْۚ وَهُوَ الْعَل۪يمُ الْحَك۪يمُ ٢
Mushaf
Okunuş
2Ḳad feraḍa-llâhü leküm teḥillete eymâniküm. vellâhü mevlâküm. vehüve-lʿalîmü-lḥakîm.
Ayet 2
Ey mü’minler! Gerekirse kefaretini ödemeniz kaydıyla, Allah sizin yeminlerinizi bozmanıza izin vermiştir.
Sizin gerçek mevlanız ve yardımcınız Allah’tır. O her şeyi hakkıyla bilen hikmet sahibidir.
İlgili ayetler
Tahrim 3–5
3 ayetوَاِذْ اَسَرَّ النَّبِيُّ اِلٰى بَعْضِ اَزْوَاجِه۪ حَد۪يثًاۚ فَلَمَّا نَبَّاَتْ بِه۪ وَاَظْهَرَهُ اللّٰهُ عَلَيْهِ عَرَّفَ بَعْضَهُ وَاَعْرَضَ عَنْ بَعْضٍۚ فَلَمَّا نَبَّاَهَا بِه۪ قَالَتْ مَنْ اَنْبَاَكَ هٰذَاۜ قَالَ نَبَّاَنِيَ الْعَل۪يمُ الْخَب۪يرُ ٣ اِنْ تَتُوبَٓا اِلَى اللّٰهِ فَقَدْ صَغَتْ قُلُوبُكُمَاۚ وَاِنْ تَظَاهَرَا عَلَيْهِ فَاِنَّ اللّٰهَ هُوَ مَوْلٰيهُ وَجِبْر۪يلُ وَصَالِحُ الْمُؤْمِن۪ينَۚ وَالْمَلٰٓئِكَةُ بَعْدَ ذٰلِكَ ظَه۪يرٌ ٤ عَسٰى رَبُّهُٓ اِنْ طَلَّقَكُنَّ اَنْ يُبْدِلَهُٓ اَزْوَاجًا خَيْرًا مِنْكُنَّ مُسْلِمَاتٍ مُؤْمِنَاتٍ قَانِتَاتٍ تَٓائِبَاتٍ عَابِدَاتٍ سَٓائِحَاتٍ ثَيِّبَاتٍ وَاَبْكَارًا ٥
Mushaf
Okunuş
3Veiẕ eserra-nnebiyyü ilâ baʿḍi ezvâcihî ḥadîŝâ. felemmâ nebbeet bihî veażherahü-llâhü ʿaleyhi ʿarrafe baʿḍahû veaʿraḍa ʿam baʿḍ. felemmâ nebbeehâ bihî ḳâlet men embeeke hâẕâ. ḳâle nebbeeniye-lʿalîmü-lḫabîr.
4İn tetûbâ ile-llâhi feḳad ṣagat ḳulûbükümâ. vein teżâherâ ʿaleyhi feinne-llâhe hüve mevlâhü vecibrîlü veṣâliḥu-lmüʾminîn. velmelâiketü baʿde ẕâlike żahîr.
5Asâ rabbühû in ṭalleḳakünne ey yübdilehû ezvâcen ḫayram minkünne müslimâtim müʾminâtin ḳânitâtin tâibâtin ʿâbidâtin sâiḥâtin ŝeyyibâtiv veebkârâ.
Ayet 3–5
Hani Peygamber eşlerinden birine, aralarında kalması gereken özel, ailevi bir şey söylemişti de, o eş de aralarında kalması gereken bu konunun bir kısmını bir diğerine duyurmuştu. Bunun üzerine Allah bu durumu Peygamber’e bildirdi. Eşi de ona “Bunu sana kim bildirdi?” deyince, Peygamber “Her şeyden haberdar olan ve her şeyi bilen Allah bildirdi” dedi.
Ey Peygamber! Sen onlara de ki: “İkiniz de tevbe ederek Allah’a yönelip bağışlanma dileyin, çünkü ikinizin de kalbi Peygamber’e karşı yanlışa meyledip kaydı. Şayet bu yanlış tutumunuzdan tevbe edip de vazgeçmez, birbirinizi desteklerseniz, unutmayın ki Allah, Peygamberinin yardımcısı ve dostudur. Cebrail’le birlikte diğer melekler, erdemli ve faziletli tüm mü’minler de Peygamber’in dostları ve yardımcılarıdır.”
Şayet Peygamber sizi boşayacak olursa, şunu iyi bilin ki onun Rabbi ona sizden daha hayırlı, Allah’a yürekten bağlı ve hükümlerine teslim olan, günah işledikleri zaman tevbe edip, Allah’a yönelen, oruç tutan, ibadetlerine çok düşkün, Allah yolunda her türlü fedakârlığa hazır dul ya da bakire eşler nasip eder.
Tahrim 6–7
2 ayetيَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا قُٓوا اَنْفُسَكُمْ وَاَهْل۪يكُمْ نَارًا وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُ عَلَيْهَا مَلٰٓئِكَةٌ غِلَاظٌ شِدَادٌ لَا يَعْصُونَ اللّٰهَ مَٓا اَمَرَهُمْ وَيَفْعَلُونَ مَا يُؤْمَرُونَ ٦ يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَا تَعْتَذِرُوا الْيَوْمَۜ اِنَّمَا تُجْزَوْنَ مَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ۟ ٧
Mushaf
Okunuş
6Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû ḳû enfüseküm veehlîküm nârav veḳûdühe-nnâsü velḥicâratü ʿaleyhâ melâiketün gilâżun şidâdül lâ yaʿṣûne-llâhe mâ emerahüm veyefʿalûne mâ yüʾmerûn.
7Yâ eyyühe-lleẕîne keferû lâ taʿteẕirü-lyevm. innemâ tüczevne mâ küntüm taʿmelûn.
Ayet 6–7
Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennemin ateşinden koruyun. O ateşin başında Allah’ın hiçbir emrine karşı gelmeyen, kendilerinden her isteneni yapan, Allah’ın görevlendirdiği güçlü, sert mizaçlı melekler vardır.
O melekler cehennemi hak edenlere şöyle seslenecekler: “Ey müşrik, kâfir ve münafıklar! Bugün artık pişmanlığınızın, yalvarıp yakarmanızın size hiçbir faydası olmayacaktır. Boşuna böyle şeylere tevessül etmeyin, yapıp ettiklerinizin cezasını çekeceksiniz.”
Tahrim 8
1 ayetيَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا تُوبُٓوا اِلَى اللّٰهِ تَوْبَةً نَصُوحًاۜ عَسٰى رَبُّكُمْ اَنْ يُكَفِّرَ عَنْكُمْ سَيِّـَٔاتِكُمْ وَيُدْخِلَكُمْ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۙ يَوْمَ لَا يُخْزِي اللّٰهُ النَّبِيَّ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا مَعَهُۚ نُورُهُمْ يَسْعٰى بَيْنَ اَيْد۪يهِمْ وَبِاَيْمَانِهِمْ يَقُولُونَ رَبَّنَٓا اَتْمِمْ لَنَا نُورَنَا وَاغْفِرْ لَنَاۚ اِنَّكَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ ٨
Mushaf
Okunuş
8Yâ eyyühe-lleẕîne âmenû tûbû ile-llâhi tevbeten neṣûḥâ. ʿasâ rabbüküm ey yükeffira ʿanküm seyyiâtiküm veyüdḫileküm cennâtin tecrî min taḥtihe-lʾenhâru yevme lâ yuḫzi-llâhü-nnebiyye velleẕîne âmenû meʿah. nûruhüm yesʿâ beyne eydîhim vebieymânihim yeḳûlûne rabbenâ etmim lenâ nûranâ vagfir lenâ. inneke ʿalâ külli şeyʾin ḳadîr.
Ayet 8
Ey iman edenler! Günahlarınızdan yürekten tevbe ederek Allah’a yönelin, umulur ki Rabbiniz bu yönelişinizin sebebi ile sizleri bağışlayıp içlerinden ırmaklar akan cennetlerine yerleştirir. Yaratılış sebepleri olan sınırlarını Allah’ın belirlediği bir hayatı yaşamak ve yaşatmak uğrunda ellerinden gelen gayreti gösterenleri, Allah asla mahcup etmeyecek ve O Gün mü’minlerin nurları önlerini ve yanlarını aydınlatacaktır. Onlar O Gün şöyle dua ederler: “Rabbimiz! Nurumuzu daim kıl, günahlarımızı bağışla, Senin her şeye gücün yeter.”
Tahrim 9
1 ayetيَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ جَاهِدِ الْكُفَّارَ وَالْمُنَافِق۪ينَ وَاغْلُظْ عَلَيْهِمْۜ وَمَاْوٰيهُمْ جَهَنَّمُۜ وَبِئْسَ الْمَص۪يرُ ٩
Mushaf
Okunuş
9Yâ eyyühe-nnebiyyü câhidi-lküffâra velmünâfiḳîne vagluż ʿaleyhim. vemeʾvâhüm cehennem. vebiʾse-lmeṣîr.
Ayet 9
Ey Peygamber! Size saldıran müşriklere, kâfirlere ve onlardan yana olan münafıklara sert davranarak onlarla savaşın, sonunda onların varacakları yer cehennemdir. Orası çok kötü, çok berbat bir son duraktır.
Tahrim 10
1 ayetضَرَبَ اللّٰهُ مَثَلًا لِلَّذ۪ينَ كَفَرُوا امْرَاَتَ نُوحٍ وَامْرَاَتَ لُوطٍۜ كَانَتَا تَحْتَ عَبْدَيْنِ مِنْ عِبَادِنَا صَالِحَيْنِ فَخَانَتَاهُمَا فَلَمْ يُغْنِيَا عَنْهُمَا مِنَ اللّٰهِ شَيْـًٔا وَق۪يلَ ادْخُلَا النَّارَ مَعَ الدَّاخِل۪ينَ ١٠
Mushaf
Okunuş
10Ḍarabe-llâhü meŝelel lilleẕîne keferü-mraete nûḥiv vemraete lûṭ. kânetâ taḥte ʿabdeyni min ʿibâdinâ ṣâliḥayni feḫânetâhümâ felem yugniyâ ʿanhümâ mine-llâhi şeyʾev veḳîle-dḫule-nnâra meʿa-ddâḫilîn.
Ayet 10
Allah; nankör, müşrik ve kâfirlere Nûh’un ve Lût’un eşlerinin kıssalarını misal olarak bildirmektedir. Bu iki kadın Bizim salih, erdemli iki elçimiz olan kullarımızın nikâhlı eşleriydi, fakat iman etmeyerek kocalarına ve Allah’a nankörlük edip isyan ettiler. Sonunda salih kocaları onları Allah’ın azabından koruyamadı ve onlar da kendileri gibi olanlarla birlikte cehennemi hak ettiler.
İlgili ayetler
Tahrim 11
1 ayetوَضَرَبَ اللّٰهُ مَثَلًا لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا امْرَاَتَ فِرْعَوْنَۢ اِذْ قَالَتْ رَبِّ ابْنِ ل۪ي عِنْدَكَ بَيْتًا فِي الْجَنَّةِ وَنَجِّن۪ي مِنْ فِرْعَوْنَ وَعَمَلِه۪ وَنَجِّن۪ي مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِم۪ينَۙ ١١
Mushaf
Okunuş
11Veḍarabe-llâhü meŝelel lilleẕîne âmenü-mraete firʿavn. iẕ ḳâlet rabbi-bni lî ʿindeke beyten fi-lcenneti veneccinî min firʿavne veʿamelihî veneccinî mine-lḳavmi-żżâlimîn.
Ayet 11
Allah, mü’minlere misal olarak Firavun’un karısını hatırlatmaktadır. O da Rabbine şöyle dua etmişti: “Rabbim! Bana katından cennetinde bir köşk nasip et, beni Firavun’dan, onun küfre batmış, zulme dayalı nizamından ve onun peşinden giden toplumunun içinden kurtar.”
İlgili ayetler
11Kasas 9
Tahrim 12
1 ayetوَمَرْيَمَ ابْنَتَ عِمْرٰنَ الَّت۪ٓي اَحْصَنَتْ فَرْجَهَا فَنَفَخْنَا ف۪يهِ مِنْ رُوحِنَا وَصَدَّقَتْ بِكَلِمَاتِ رَبِّهَا وَكُتُبِه۪ وَكَانَتْ مِنَ الْقَانِت۪ينَ ١٢
Mushaf
Okunuş
12Vemeryeme-bnete ʿimrâne-lletî aḥṣanet fercehâ fenefaḫnâ fîhi mir rûḥinâ veṣaddeḳat bikelimâti rabbihâ vekütübihî vekânet mine-lḳânitîn.
Ayet 12
Mü’minlere bir misal de, İmran’ın kızı Meryem’dir. O da Allah’a gönülden iman etmiş, O’na karşı sorumluluklarını bilinçle yerine getirmenin gayreti içinde ve son derece iffetli bir mü’min kulumuzdu. Biz de onun rahminde yarattığımız İsa’ya ruh üfleyip, peygamberlik ve kitap vererek ilim bahşettik.
Meryem de Rabbinin âyetlerine, kitabına ve Peygamberine iman eden ihlâslı, Rabbine itaatkâr bir kuldu.
Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır.
Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.
Nüzul sırasına göre bu sûreden önce Hucurât, sonra Teğabun indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla