Sûre hakkındaAdı · Nüzul zamanı · Tarihî arkaplan · Konusu
Adı: Birinci ayetteki “kafirun” kelimesi sureye isim olmuştur.
Nüzul zamanı: Abdullah b. Mesud, İkrime, Hasan Basrî bu surenin Mekkî olduğunu söylemektedir. Abdullah b. Zübeyr ise Medenî olduğunu söylemişlerdir. İbni Abbas ve Katade’den iki kavil mervidir. Birincisine göre bu sure Mekkîdir, ikincisine göre ise Medenîdir. Ama cumhur müfessire göre bu sure Mekkîdir. Zaten surenin muhtevası da buna delalet etmektedir.
Tarihî arkaplan: Mekke dönemi, Rasulullah’ın daveti karşısında, Kureyş müşrikleirinin şiddetli muhalefet fırtınası estirdikleri bir dönemdi. Bunun yanı sıra Kureyşin ileri gelenleri, Rasulullah ile uzlaşma düşüncesinden de geri kalmıyorlardı. Bu nedenle onlar, Resulullah’a ara sıra uzlaşma teklifi götürüyorlardı. İstiyorlardı ki, böylece bu ihtilaf ortadan kalksın. Buna ilişkin müteaddit hadisler rivayet edilmiştir.
İbn Abbas’ın rivayetine göre, Kureyşliler Rasulullah’a şöyle diyorlardı: “Biz sana o kadar mal veririz ki Mekke’de herkesten zengin olursun. Eğer bir kadın istersen onunla seni evlendiririz. İstersen seni önder olarak kabul ederiz. Yalnız tanrılarımızı kötülemekten vazgeç. Eğer bu teklifi kabul etmezsen başka bir teklifimiz var. Bu, senin için de bizim için de hayırlı olur.” Rasulullah onlara: “O nedir?” diye sordu. Onlar: “Sen bir sene tanrılarımız olan Lat ve Uzza’ya ibadet et. Biz de bir sene senin tanrına ibadet edelim”
dediler.
Rasulullah: “Bekleyin. Rabb’im ne emir verecek” dedi. Bu olay üzerine bu sure nazil oldu:
“Ey kafirler…” ve ayrıca Zümer suresinde 64. ayette de şöyle buyurulmuştur: “De ki ey cahiller, bana Allah’tan başkasına kulluk etmemi mi emredersiniz?” (İbn Cerir, İbn Ebi Hatim, Taberanî) İbn Abbas’ın bir diğer rivayeti şöyledir: Kureyşliler Rasulullah’a, “Ey Muhammed! Eğer tanrılarımıza saygı gösterirsen biz de senin tanrına ibadet ederiz”
dediler. Bunun üzerine bu sure nazil olmuştur. (Abd b. Humayd).
Said b. Bina (Ebu’l Bahterî’nin azad ettiği kölesi) rivayet etmektedir ki, Velid b. Mugire, As b. Vail, Esved b. Muttalib ve Ümeyye b. Halef Rasulullah ile görüşerek şöyle demişlerdir: “Ey Muhammed, gel biz senin tanrına ibadet edelim ama sen de bizim tanrılarımıza ibadet et. Seni işlerimizin hepsine ortak ederiz. Eğer getirdiğin şey iyi ise biz de ona katılırız ve ondan payımızı alırız. Eğer bizdeki, senin getirdiğinden daha iyi ise sen ondan payını alır ve ona ortak olursun.” Bunun üzerine bu sure nazil olmuştur. (İbn Cerir, İbn Ebi Hatim, İbn Hişam da Siret’inde bunu nakletmiştir.)
Vehb b. Münebbeh rivayet etmiştir ki, Kureyşliler Rasulullah’a “eğer istersen bir sene senin dinini kabul edelim, bir sene de sen bizim dinimizi kabul et” demişlerdir. (Abd b.
Humayd, İbn Ebi Hatim)
Bu rivayetlerden anlaşılıyor ki, bu teklifler bir oturumda değil, değişik zamanlarda Resulullah’a getirilmiştir. Onun için, kafirlere kesin bir cevap vermeye ve din konusunda uzlaşma olmayacağını belirterek ısrar etmelerini önlemeye ihtiyaç vardı.
Konusu: Eğer surenin arkaplanı göz önüne alınırsa bu surenin, dinî bakımdan hoşgörü konusuna açıklık getirmek için nazil olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, diğer dinlerin de doğru olabileceği ihtimalini telkin etmek için bu sure nazil olmamıştır. Konu, bugün bazı aydınların zannettiği gibi değildir. Aslında surenin nüzulü, bu vesile ile kafirlerin dininden ve taptıklarından beraati ilan etmektedir.
Aynı zamanda sure, küfür dini ile İslam dini arasında hiçbir ilginin bulunmadığını ve herbirinin başlı başına ayrı bir düşünce olup uzlaşma imkanının da bulunmadığını açıklamaktadır. Başlangıçta bu surenin muhatabı Kureyşli kafirlerdir ve sure onların teklifleri üzerine nazil oldu. Ama surenin geçerliliği o günler ile sınırlı değildir. Kur’an’a geçen bu talimat müslümanlar için kıyamete kadar geçerlidir. Küfür dini ne şekilde olursa olsun, hem sözle hem de amelle ondan beraat etmek gerekir. Bu surede, küfür dininin ilkelerine riayet edilemeyeceği ve din konusunda hiç bir anlaşma olamayacağı kafirlere bildirilmiştir. Bu nedenle, surenin ilk muhatabları toprağa karıştıktan sonra da bu sure hâlâ okunmaktadır. Müşrikler, haklarında nazil olan bu sureyi müslüman olduktan sonra da okumaya devam ettiler. Onlar bu dünyadan gittikten asırlar sonra da Müslümanlar bu sureyi okumaktadırlar. Çünkü küfür ve kafirlerden beraat ve onlarla ilişkili olmadan iman etmek kıyamete kadar sürecek bir davadır.
Rasulullah’ın indinde bu surenin ne kadar önemli olduğu aşağıdaki hadislerden açıkça anlaşılmaktadır.
Abdullah b. Ömer’den rivayet edilmiştir; “Ben pek çok defa Rasulullah’ı, sabah namazından önceki iki rekat ve akşam namazından sonraki iki rekatta Kafirun ve İhlas surelerini okurken gördüm.” (Bu konudaki pek çok rivayeti bazı lafzî farklılıklar ile İmam Ahmed, Tirmizî, İbn Hibban ve İbn Merduye, İbn Ömer’den nakletmişlerdir.)
Habbab şöyle diyor: Nebi (s.a) bana dedi ki: “Uyumak için yatağa girdiğin zaman Kafirun suresini oku!”, Rasulullah (s.a) da bu adeti yerine getirirdi. (Bezzar, Taberanî, İbn Merduye).
İbn Abbas’tan şöyle rivayet edilmiştir: Rasulullah, “Ben, şirkten kurtulacağınız kelimeleri size öğreteyim mi?” dedi. Ve “o kelimeler, uyumadan önce Kafirun suresini okumanızdır”
buyurdu. (Ebu Ya’la, Taberanî).
Enes diyor ki, Rasulullah Muaz b. Cebel’e şöyle dedi: “Uyumadan önce Kafirun suresini oku, çünkü bu, şirkten beraattir.” (Beyhaki Şa’b’ta).
Ferva b. Nevfel ve Abdurrahman b. Nevfel, babaları olan Nevfel b. Muaviye eşŞuc’ayî’den şöyle rivayet etmişlerdir: “Ben Rasulullah’a, uyuyacağım zaman okuyacağım bir şey tavsiye etmesini rica ettim. Rasulullah, Kafirun suresini sonuna kadar okuduktan sonra uyumamı tavsiye etti. Çünkü bu, şirkten beraati ilan etmektir.” (Müsned-i Ahmed, Ebu Davud, Tirmizî, Neseî, İbn Ebi Şeybe, Hakim, İbn Merduye, Beyhakî Şa’b’ta) Benzer bir rica da Zeyd b. Harise’nin kardeşi olan Cebla b. Harise’den gelmiş ve Rasulullah da aynı karşılığı vermiştir. (Müsned-i Ahmed, Taberanî).
Her ayet ayrı satırda; okunuşu, meali ve açıklaması altında. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıylaAyet 1–3
3 ayetKâfirûn 1
Kâfirûn 2
Kâfirûn 3
قُلْ يَٓا اَيُّهَا الْكَافِرُونَۙ ١ لَٓا اَعْبُدُ مَا تَعْبُدُونَۙ ٢ وَلَٓا اَنْتُمْ عَابِدُونَ مَٓا اَعْبُدُۚ ٣
Mushaf
Okunuş
1Ḳul yâ eyyühe-lkâfirûn.
2Lâ aʿbüdü mâ taʿbüdûn.
3Velâ entüm ʿâbidûne mâ aʿbüd.
Türkçe Meal
1(1-2) De ki: Ey Kâfirler! Ben asla kul olacak değilim kulluk ettiğinize.
2(1-2) De ki: Ey Kâfirler! Ben asla kul olacak değilim kulluk ettiğinize.
3Siz de benim kul olduğuma kulluk edecek değilsiniz.
Açıklamalı meal
1Ey Resulüm Ey Müslüman! Gerek servet, şöhret, makam vs. vaadeden gerek tehditler savuran gerekse akla gelmez hesaplarla sinsice yanaşan, dinin temel ilkelerinden taviz vermen için sana teklifler sunan inkârcılara seslenerek, bu konuda onların bütün ümitlerini kırmak için, hiç çekinme. Kâfirler “dinde pazarlık” için sana geldiklerinde, onlara karşı tavizsiz, net, kararlı ve sağlam bir duruş sergileyerek, açık yüreklilikle hiçbir şeyden korkmadan De ki: Allah’tan gelen gerçekleri örtbas eden, Rabbimin vahiyle bildirdiği gerçekleri inkâr eden Ey kâfirler
2Kesinlikle bilin ki Ben bir Müslümanım; sizi de beni de yaratıp, bunca nimetlerle donatan Allah’la birlikte başka ilah kabul etmem ve O’ndan başkasına ibadet etmem. Bir elime Ay’ı, bir elime Güneş’i verseniz bile sizin taptıklarınıza ve beni de kulluğa çağırdığınız o sahte ilâhlara asla tapmam. Sizin taptığınız putları ben ilâh olarak tanımayacağım, kulluk ve ibadet etmeyeceğim, sizin uyup uygulamaya devam ettiğiniz şirk düzenine bağlanmayacağım. Ben sizin yolunuza uymam! Sizler kendiniz gibi insan olan kişilere otoriterlik verdiniz! Onlara ilke koyma, yasa yapma hakkı verdiniz. Onları yasama yürütme yargılama cezalandırma haklarıyla donatarak ilahlaştırdınız. Onların ilkelerine, yasalarına uyarak hayat yaşıyorsunuz. Ben onların ilkelerine, yasalarına uymam! Benim katımda tek gerçek ve kesin bilgi. Rabbimden gelen bilgilerdir. Benim için uyacağım yasalar Rabbimin emrettiği yasalardır.
3Öyle anlaşılıyor ki sizler de âlemlerin biricik sahibi Rabb’i ve İlâhı olan ve benim itaat ve ibadet ettiğime, sizi kâfir yapan sıfatlar üzerinizde olduğu müddetçe, içinizdeki putları devirmedikçe itaat ve ibadet etmeyeceksiniz. Siz de benim uyduğum Allah’a, Allah’ın ilkelerine, Allah’ın yasalarına uymazsınız.
Ayet 4–5
2 ayetKâfirûn 4
Kâfirûn 5
وَلَٓا اَنَا۬ عَابِدٌ مَا عَبَدْتُمْۙ ٤ وَلَٓا اَنْتُمْ عَابِدُونَ مَٓا اَعْبُدُۜ ٥
Mushaf
Okunuş
4Velâ ene ʿâbidüm mâ ʿabettüm.
5Velâ entüm ʿâbidûne mâ aʿbüd.
Türkçe Meal
4Ben zaten hiç kulluk etmemiştim sizin kul olduklarınıza.
5Siz de benim kul olduğuma hiç kulluk etmemiştiniz.
Açıklamalı meal
4Ey kavmim! Hiç boşuna ümitlenmeyin, bir kere daha altını çize çize söylüyorum. Rabbim bana doğru yolu gösterdikten sonra asla Ben sizin ibadet edip taptıklarınıza sahte ilâhlara, asla tapmamışım, tapmam ve bundan böyle de tapacak da ibadet edecek de değilim. Kâfir olmaktan, kâfir ölmekten ne kadar sakınıyorsam, beni kâfir yapacak sıfatlardan da öyle sakınıyorum. Allah’tan başkasının hükmüne boyun eğmeyeceğim. Sizin bağlandığınız şirk düzenini benimsemiyorum. Şunu iyi bilin ki sizin yaptığınız gibi, insanların ilkelerine, insanların yasalarına uymayacağım.! Sizin arkasından gittiğiniz ideolojilerin, fikirlerin, düzenlerin peşinden gitmeyeceğim.
5Zaten bu inkârcı tavrınızdan vazgeçmediğiniz sürece, Bu zihniyet sizde olduğu müddetçe, Siz de asla benim ibadet edip taptığıma kulluk ettiğime tapacak ibadet edecek de değilsiniz. Allah sizi karanlıklardan aydınlığa, yaratılış sebebiniz olan hayatı yaşamaya çağırıyor, sizlerse inatla yüz çevirip ondan kaçıyor, benim itaat ve ibadet ettiğime uymak istemiyorsunuz. Benim hayat programımı belirleyen Kur’an’ım, izinden yürüyeceğim Peygamber’im var. Görünen o ki siz de benim gittiğim yoldan gitmeyeceksiniz. Allah’ın vahiyle bildirdiği ilkelere yasalara uymayarak kendi çıkarlarınıza göre hayat yaşayacaksınız.
Ayet 6
1 ayetKâfirûn 6
لَكُمْ د۪ينُكُمْ وَلِيَ د۪ينِ ٦
Mushaf
Okunuş
6Leküm dînüküm veliye dîn.
Türkçe Meal
6Sizin dininiz/inancınız size, benim dinim/inancım bana!
Açıklamalı meal
6Öyleyse birbirimizi kandırmayalım, açık ve net konuşalım. Hak ile batıl arasında bir uzlaşma, bir kaynaşma olamaz! Sizin bâtıl düzeniniz, inatla savunup vazgeçmediğiniz dininiz hayat nizamınız size, benim Hakk dinim ve adil düzenim hayat nizamım da banadır. En azından, herkes birbirlerinin temel insan haklarına saygı göstermelidir. Sizin sorumluluğunuz, hesabınız ve cezanız size aittir, benim dinim, benim hesabım ve mükâfatım da bana aittir. “Onun için kısa yoldan yollarımızı ayıralım. Sizler kendi yolunuzdan gidin ben kendi yolumdan gideyim. Ben Allah’ın emrettiği düzenin ilkelerini, yasalarını hayatımın temeli sayarım. Bundan böyle birbirimizi özgür bırakalım! Herkes kendi yoluna! Kendi ideolojisine! Bundan böyle birbirimize baskı yapmayalım! Yolumuz kesin bir şekilde ayrılsın! Bilin ki bu sözler bundan böyle kesin bir ayrılıktır. Bu ayrılığın önüne hiçbir şekilde anne, baba, evlat, akraba, ırk, kavim, aşiret, soy, vatan, millet giremez. Bundan böyle Allah ile arama insanların ürettiği hiçbir değer giremez. Yolum sizden ayrılmıştır.”
Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır. Açıklamalı meal, muhtelif meallerin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur.
Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.
Nüzul sırasına göre bu sûreden önce Mâ’ûn, sonra Fîl indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla