Birlikte anlatılan ayetler gruplar hâlinde: her grubun Arapçası, okunuşu ve meali bir arada. Hangilerinin görüneceğini üstteki Göster düğmesinden seçin; seçiminiz hatırlanır.
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıylaHaşr 1
1 ayetسَبَّحَ لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۚ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ ١
Mushaf
Okunuş
1Sebbeḥa lillâhi mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-lʾarḍ. vehüve-lʿazîzü-lḥakîm.
Ayet 1
Göklerde ve yerde olanların hepsi, insana Allah’ın ilminin yüceliğini, kudretini ve ilahlığını hatırlatmakla (tesbih etmekle) birlikte, Allah’ın kendilerine yüklediği görevlerini noksansız yerine getirmekte olduklarını da gösterir. Her hükmü mutlak mükemmel olan ve her şeyi yerli yerine koyan yalnızca Allah’tır.
Haşr 2–4
3 ayetهُوَ الَّذ۪ٓي اَخْرَجَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ مِنْ دِيَارِهِمْ لِاَوَّلِ الْحَشْرِۜ مَا ظَنَنْتُمْ اَنْ يَخْرُجُوا وَظَنُّٓوا اَنَّهُمْ مَانِعَتُهُمْ حُصُونُهُمْ مِنَ اللّٰهِ فَاَتٰيهُمُ اللّٰهُ مِنْ حَيْثُ لَمْ يَحْتَسِبُوا وَقَذَفَ ف۪ي قُلُوبِهِمُ الرُّعْبَ يُخْرِبُونَ بُيُوتَهُمْ بِاَيْد۪يهِمْ وَاَيْدِي الْمُؤْمِن۪ينَ فَاعْتَبِرُوا يَٓا اُو۬لِي الْاَبْصَارِ ٢ وَلَوْلَٓا اَنْ كَتَبَ اللّٰهُ عَلَيْهِمُ الْجَلَٓاءَ لَعَذَّبَهُمْ فِي الدُّنْيَاۜ وَلَهُمْ فِي الْاٰخِرَةِ عَذَابُ النَّارِ ٣ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ شَٓاقُّوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُۚ وَمَنْ يُشَٓاقِّ اللّٰهَ فَاِنَّ اللّٰهَ شَد۪يدُ الْعِقَابِ ٤
Mushaf
Okunuş
2Hüve-lleẕî aḫrace-lleẕîne keferû min ehli-lkitâbi min diyârihim lievveli-lḥaşr. mâ żanentüm ey yaḫrucû veżannû ennehüm mâniʿatühüm ḥuṣûnühüm mine-llâhi feetâhümü-llâhü min ḥayŝü lem yaḥtesibû veḳaẕefe fî ḳulûbihimü-rruʿbe yuḫribûne büyûtehüm bieydîhim veeydi-lmüʾminîne faʿtebirû yâ ûli-lʾebṣâr.
3Velevlâ en ketebe-llâhü ʿaleyhimü-lcelâe leʿaẕẕebehüm fi-ddünyâ. velehüm fi-lʾâḫirati ʿaẕâbü-nnâr.
4Ẕâlike biennehüm şâḳḳu-llâhe verasûleh. vemey yüşâḳḳi-llâhe feinne-llâhe şedîdü-lʿiḳâb.
Ayet 2–4
Kitap Ehlinden sizinle savaşmak için bir araya toplanıp, ayaklanmış olanların, sonra da savaşmayı göze alamayıp yurtlarını terk edeceklerine hiç ihtimal vermiyordunuz. Onlar da kalelerinin, evlerinin kendilerini Allah’a karşı koruyacağını sanıyorlardı fakat Allah onları korkunun pençesine düşürüp de, hiç beklemedikleri bir darbeyle yüz yüze getirince, iradeleri çözüldü. Yurtlarını terk ederken evlerini bir yandan kendileri yıkıyor, bir yandan da mü’minler yıkıyorlardı. Ey akıl sahipleri, bundan alınacak ibretler, çıkarılacak dersler vardır.
Şayet Allah onlar için yurtlarından sürülmeyi takdir etmemiş olsaydı, elbette daha büyük bir azapla cezalandırırdı. Âhirette de cehennem azabı onları beklemektedir. Çünkü onlar, Allah’a ve Peygamber’e nankörlük ederek mü’minleri arkadan vurmaya kalkıştılar. Kim, Allah’a ve Peygamberine nankörlük edip başkaldırırsa, Allah da onu şiddetli bir azap ile cezalandırır.
Haşr 5–9
5 ayetمَا قَطَعْتُمْ مِنْ ل۪ينَةٍ اَوْ تَرَكْتُمُوهَا قَٓائِمَةً عَلٰٓى اُصُولِهَا فَبِاِذْنِ اللّٰهِ وَلِيُخْزِيَ الْفَاسِق۪ينَ ٥ وَمَٓا اَفَٓاءَ اللّٰهُ عَلٰى رَسُولِه۪ مِنْهُمْ فَمَٓا اَوْجَفْتُمْ عَلَيْهِ مِنْ خَيْلٍ وَلَا رِكَابٍ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ يُسَلِّطُ رُسُلَهُ عَلٰى مَنْ يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ ٦ مَٓا اَفَٓاءَ اللّٰهُ عَلٰى رَسُولِه۪ مِنْ اَهْلِ الْقُرٰى فَلِلّٰهِ وَلِلرَّسُولِ وَلِذِي الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاك۪ينِ وَابْنِ السَّب۪يلِۙ كَيْ لَا يَكُونَ دُولَةً بَيْنَ الْاَغْنِيَٓاءِ مِنْكُمْۜ وَمَٓا اٰتٰيكُمُ الرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَمَا نَهٰيكُمْ عَنْهُ فَانْتَهُواۚ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ شَد۪يدُ الْعِقَابِۢ ٧ لِلْفُقَرَٓاءِ الْمُهَاجِر۪ينَ الَّذ۪ينَ اُخْرِجُوا مِنْ دِيَارِهِمْ وَاَمْوَالِهِمْ يَبْتَغُونَ فَضْلًا مِنَ اللّٰهِ وَرِضْوَانًا وَيَنْصُرُونَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُۜ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الصَّادِقُونَۚ ٨ وَالَّذ۪ينَ تَبَوَّؤُ الدَّارَ وَالْا۪يمَانَ مِنْ قَبْلِهِمْ يُحِبُّونَ مَنْ هَاجَرَ اِلَيْهِمْ وَلَا يَجِدُونَ ف۪ي صُدُورِهِمْ حَاجَةً مِمَّٓا اُو۫تُوا وَيُؤْثِرُونَ عَلٰٓى اَنْفُسِهِمْ وَلَوْ كَانَ بِهِمْ خَصَاصَةٌۜ وَمَنْ يُوقَ شُحَّ نَفْسِه۪ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَۚ ٩
Mushaf
Okunuş
5Mâ ḳataʿtüm mil lînetin ev teraktümûhâ ḳâimeten ʿalâ üṣûlihâ febiiẕni-llâhi veliyuḫziye-lfâsiḳîn.
6Vemâ efâe-llâhü ʿalâ rasûlihî minhüm femâ evceftüm ʿaleyhi min ḫayliv velâ rikâbiv velâkinne-llâhe yüselliṭu rusülehû ʿalâ mey yeşâʾ. vellâhü ʿalâ külli şeyʾin ḳadîr.
7Mâ efâe-llâhü ʿalâ rasûlihî min ehli-lḳurâ felillâhi velirrasûli veliẕi-lḳurbâ velyetâmâ velmesâkîni vebni-ssebîli key lâ yekûne dûletem beyne-lʾagniyâi minküm. vemâ âtâkümü-rrasûlü feḫuẕûhü vemâ nehâküm ʿanhü fentehû. vetteḳu-llâh. inne-llâhe şedîdü-lʿiḳâb.
8Lilfüḳarâi-lmühâcirîne-lleẕîne uḫricû min diyârihim veemvâlihim yebtegûne faḍlem mine-llâhi veriḍvânev veyenṣurûne-llâhe verasûleh. ülâike hümu-ṣṣâdiḳûn.
9Velleẕîne tebevveü-ddâra velʾîmâne min ḳablihim yüḥibbûne men hâcera ileyhim velâ yecidûne fî ṣudûrihim ḥâcetem mimmâ ûtû veyüʾŝirûne ʿalâ enfüsihim velev kâne bihim ḫaṣâṣah. vemey yûḳa şüḥḥa nefsihî feülâike hümü-lmüfliḥûn.
Ayet 5–9
Ey iman edenler! Size düşmanlık eden Kitap Ehlinin hurma ağaçlarını kesmeniz de, kesmeyip bırakmanız da Allah’ın izni ve yardımıyla oldu. Çünkü onlar Peygamber’le yaptıkları anlaşmayı bozmuş ve ihanete teşebbüs ederek cezalandırılmayı hak etmişlerdi.
Savaşmaksızın onlardan ganimet olarak Allah’ın Peygamberine nasip ettikleri için ne at koşturdunuz ne deve. Allah Peygamberini dilediği kimselerin üzerine sevk eder ve onlara karşı galip getirir, dilediğini yapmaya kâdir olan yalnızca Allah’tır.
Allah Peygamberine savaşmadan elde edilen ganimetlerin nasıl pay edileceğini şöyle bildirmiştir. Bu ganimetlerin bir kısmı (Allah’a) Allah’ın yolu İslâm nizamı ile ahlakını ayakta tutmak amacı ile Beytülmale (devlet hazinesine), diğer kısmı Peygamber’in tasarrufu ile onun uygun gördüğü yakınlarına, ölenlerin geride bıraktıkları yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara aittir.
Böyle yaptık ki, ganimet zenginler arasında dolaşan, onların servetlerine servet katan bir devlet haline dönüşmesin. Peygamber bu ganimetlerden belirtilen kişilerden kime ne veriyorsa o da onu alsın, vermediği kimse de istemekten uzak dursun. Allah’ın emirlerine karşı sorumlu olduğunuzu unutmayın çünkü Allah’ın cezalandırması çok çetindir.
Bu ganimetlerden bir kısmı da Allah merkezli nizam ile ahlakı yaşamak ve yaşatmak uğrunda mücadele ederken, müşrik ve kâfirlerin zulmünden dolayı yurtlarını ve yuvalarını terk ederek hicret etmek zorunda kalan yoksullaşmış mü’minlere verilecektir. Onlar imanları uğrunda mallarını ve mülklerini terk edip, Allah’ın davetine koşan kimselerdir.
Ganimetlerin böyle pay edilmesinden, o bölgenin mü’min kardeşlerine kapılarını açmış olan yerli halkı kıskançlık duymazlar, hatta bazıları kendileri ihtiyaçlı olsalar bile muhacir olarak gelmiş kardeşlerini kendilerine tercih ederler.
Kendilerini aç gözlülük ve başkalarına verilenlere göz dikmekten arındıran bu kimseleri, Allah ödüllendirip mutluluğa kavuşturacaktır.
İlgili ayetler
Haşr 10
1 ayetوَالَّذ۪ينَ جَٓاؤُ۫ مِنْ بَعْدِهِمْ يَقُولُونَ رَبَّنَا اغْفِرْ لَنَا وَلِاِخْوَانِنَا الَّذ۪ينَ سَبَقُونَا بِالْا۪يمَانِ وَلَا تَجْعَلْ ف۪ي قُلُوبِنَا غِلًّا لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا رَبَّنَٓا اِنَّكَ رَؤُ۫فٌ رَح۪يمٌ۟ ١٠
Mushaf
Okunuş
10Velleẕîne câû mim baʿdihim yeḳûlûne rabbene-gfir lenâ veliiḫvânine-lleẕîne sebeḳûnâ bilʾîmâni velâ tecʿal fî ḳulûbinâ gillel lilleẕîne âmenû rabbenâ inneke raûfür raḥîm.
Ayet 10
Gönülden Allah’a teslim olarak yaşayıp dünya hayatlarını tamamlamış olanlardan sonra, onların ardından gelip izlerinden gitmekte olan mü’minler de şöyle dua ederler: “Ey Rabbimiz! Bizi de bizden önce iman etmiş, imanlarının gereklerini yerine getirmiş olan kardeşlerimizi de bağışla ve bizim kalplerimizi mü’min kardeşlerimize karşı, kıskançlık, haset ve kin gibi duygulara kapılmaktan koru. Rabbimiz! Şüphesiz Sen çok şefkatli ve merhametlisin.”
İlgili ayetler
Haşr 11–12
2 ayetاَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذ۪ينَ نَافَقُوا يَقُولُونَ لِاِخْوَانِهِمُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ لَئِنْ اُخْرِجْتُمْ لَنَخْرُجَنَّ مَعَكُمْ وَلَا نُط۪يعُ ف۪يكُمْ اَحَدًا اَبَدًاۙ وَاِنْ قُوتِلْتُمْ لَنَنْصُرَنَّكُمْۜ وَاللّٰهُ يَشْهَدُ اِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ ١١ لَئِنْ اُخْرِجُوا لَا يَخْرُجُونَ مَعَهُمْۚ وَلَئِنْ قُوتِلُوا لَا يَنْصُرُونَهُمْۚ وَلَئِنْ نَصَرُوهُمْ لَيُوَلُّنَّ الْاَدْبَارَ۠ ثُمَّ لَا يُنْصَرُونَ ١٢
Mushaf
Okunuş
11Elem tera ile-lleẕîne nâfeḳû yeḳûlûne liiḫvânihimü-lleẕîne keferû min ehli-lkitâbi lein uḫrictüm lenaḫrucenne meʿaküm velâ nüṭîʿu fîküm eḥaden ebedev vein ḳûtiltüm lenenṣuranneküm. vellâhü yeşhedü innehüm lekâẕibûn.
12Lein uḫricû lâ yaḫrucûne meʿahüm. velein ḳûtilû lâ yenṣurûnehüm. velein neṣarûhüm leyüvellünne-lʾedbâr. ŝümme lâ yünṣarûn.
Ayet 11–12
Münafıklar, Kitap Ehlinden olan hainlere diyorlardı ki: “Şayet Peygamber ve beraberinde olanlar, sizi yurdunuzdan çıkarmak maksadıyla savaş açarlarsa, biz de sizinle birlikte onlarla savaşacağız. Yurdunuzdan çıkarılmakla karşı karşıya kalırsanız, biz de sizinle geleceğiz ve bu konuda da kimseyi dinlemeyeceğiz.”
Allah onların sözlerinde durmayan yalancılar olduklarının şahididir. Çünkü bu münafıklar savaş sırasında da, yurtlarından çıkarılacakları sırada da Kitap Ehli olduklarını söyleyen Yahudilere yardım etmezler, yardım etmeye kalksalar bile biraz zoru gördüklerinde arkalarını dönüp kaçarlar.
Haşr 13–15
3 ayetلَاَنْتُمْ اَشَدُّ رَهْبَةً ف۪ي صُدُورِهِمْ مِنَ اللّٰهِۜ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ قَوْمٌ لَا يَفْقَهُونَ ١٣ لَا يُقَاتِلُونَكُمْ جَم۪يعًا اِلَّا ف۪ي قُرًى مُحَصَّنَةٍ اَوْ مِنْ وَرَٓاءِ جُدُرٍۜ بَاْسُهُمْ بَيْنَهُمْ شَد۪يدٌۜ تَحْسَبُهُمْ جَم۪يعًا وَقُلُوبُهُمْ شَتّٰىۜ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ قَوْمٌ لَا يَعْقِلُونَۚ ١٤ كَمَثَلِ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْ قَر۪يبًا ذَاقُوا وَبَالَ اَمْرِهِمْۚ وَلَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌۚ ١٥
Mushaf
Okunuş
13Leentüm eşeddü rahbeten fî ṣudûrihim mine-llâh. ẕâlike biennehüm ḳavmül lâ yefḳahûn.
14Lâ yüḳâtilûneküm cemîʿan illâ fî ḳuram müḥaṣṣanetin ev miv verâi cüdür. beʾsühüm beynehüm şedîd. taḥsebühüm cemîʿav veḳulûbühüm şettâ. ẕâlike biennehüm ḳavmül lâ yaʿḳilûn.
15Kemeŝeli-lleẕîne min ḳablihim ḳarîben ẕâḳû vebâle emrihim. velehüm ʿaẕâbün elîm.
Ayet 13–15
Ey iman edenler! Kitap Ehli olan ve olmayan müşrik, kâfir ve münafıklar Allah’tan çok sizden korkarlar, çünkü onlar Allah’ın azameti, kudreti ve azabının şiddeti kendilerine bildirilmesine rağmen bunun önemini kavramak istemeyen kimselerdir.
Onlar aralarında yardımlaştıklarında dahi sizinle yüz yüze gelerek savaşmaktan çekinirler. Ancak kalelerinin arkasında kalarak ya da uzaktan size ulaştırabilecekleri silahlarla saldırırlar. Aslında onların kendi aralarında da şiddetli geçimsizlikleri, anlaşmazlıkları vardır fakat siz onların birlik olduğunu sanırsınız. Onların kalpleri de birbirlerine karşı soğuk ve darmadağınıktır. Onlar akıllarını doğru kullanmayan, gerçeği görüp de kabul etmeyen topluluklardır. Onların sonu da kendilerinden önce yaptıklarının cezasını çeken ve âhirette de cehennem azabını hak edenlerin durumu gibi olacaktır.
İlgili ayetler
Haşr 16–17
2 ayetكَمَثَلِ الشَّيْطَانِ اِذْ قَالَ لِلْاِنْسَانِ اكْفُرْۚ فَلَمَّا كَفَرَ قَالَ اِنّ۪ي بَر۪ٓيءٌ مِنْكَ اِنّ۪ٓي اَخَافُ اللّٰهَ رَبَّ الْعَالَم۪ينَ ١٦ فَكَانَ عَاقِبَتَهُمَٓا اَنَّهُمَا فِي النَّارِ خَالِدَيْنِ ف۪يهَاۜ وَذٰلِكَ جَزٰٓؤُا الظَّالِم۪ينَ۟ ١٧
Mushaf
Okunuş
16Kemeŝeli-şşeyṭâni iẕ ḳâle lilʾinsâni-kfür. felemmâ kefera ḳâle innî berîüm minke innî eḫâfü-llâhe rabbe-lʿâlemîn.
17Fekâne ʿâḳibetehümâ ennehümâ fi-nnâri ḫâlideyni fîhâ. veẕâlike cezâu-żżâlimîn.
Ayet 16–17
Kitap Ehlini mü’minlerle savaşa teşvik eden münafıkların durumu ise tıpkı şeytanın insanı Allah’ın davetini inkâra teşvik etmesine benzer. O da insana “Senin Allah’la birlikte başka ilahların da var, onlar seni yalnız bırakmaz, yardımına koşarlar” diye fısıldar, ardından da bunu kabul eden kimseye “Ben senin bu kabulünden ve davranışlarından sorumlu değilim. Ben âlemlerin tek ve gerçek Rabbi olan Allah’tan korkarım” diyerek onun yanından uzaklaşıp gider.
Sonunda şeytanla birlikte hepsi hak ettikleri ve devamlı kalacakları cehenneme girecek, ateşle buluşacaklar.
Haşr 18–19
2 ayetيَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَلْتَنْظُرْ نَفْسٌ مَا قَدَّمَتْ لِغَدٍۚ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ خَب۪يرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ ١٨ وَلَا تَكُونُوا كَالَّذ۪ينَ نَسُوا اللّٰهَ فَاَنْسٰيهُمْ اَنْفُسَهُمْۜ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ ١٩
Mushaf
Okunuş
18Yâ eyyühe-lleẕîne âmenü-tteḳu-llâhe veltenżur nefsüm mâ ḳaddemet ligad. vetteḳu-llâh. inne-llâhe ḫabîrum bimâ taʿmelûn.
19Velâ tekûnû kelleẕîne nesü-llâhe feensâhüm enfüsehüm. ülâike hümü-lfâsiḳûn.
Ayet 18–19
Ey iman edenler! Allah’ın size emrettiklerine titizlikle uyun ve sorumluluklarınızı bilinçle yerine getirin. Her insan önden ne gönderdiğine baksın. Siz sakın Allah’ı unutan, Allah’ın da kendilerini unuttuğu fasık, nankör, müşrik ve münafıklar gibi olmayın! Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
Haşr 20
1 ayetلَا يَسْتَو۪ٓي اَصْحَابُ النَّارِ وَاَصْحَابُ الْجَنَّةِۜ اَصْحَابُ الْجَنَّةِ هُمُ الْفَٓائِزُونَ ٢٠
Mushaf
Okunuş
20Lâ yestevî aṣḥâbü-nnâri veaṣḥâbü-lcenneh. aṣḥâbü-lcenneti hümü-lfâizûn.
Ayet 20
Cehennem ateşini hak edip de ona mahkûm olanlarla, iman edip imanlarının gereklerini yerine getirerek Allah’ın cennete layık gördükleri kimseler hiç bir olur mu? Elbette ki kurtuluşa erenler (hümül fâizun) cennet ehli olanlardır.
Haşr 21–22
2 ayetلَوْ اَنْزَلْنَا هٰذَا الْقُرْاٰنَ عَلٰى جَبَلٍ لَرَاَيْتَهُ خَاشِعًا مُتَصَدِّعًا مِنْ خَشْيَةِ اللّٰهِۜ وَتِلْكَ الْاَمْثَالُ نَضْرِبُهَا لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ ٢١ هُوَ اللّٰهُ الَّذ۪ي لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِۚ هُوَ الرَّحْمٰنُ الرَّح۪يمُ ٢٢
Mushaf
Okunuş
21Lev enzelnâ hâẕe-lḳurʾâne ʿalâ cebelil leraʾeytehû ḫâşiʿam müteṣaddiʿam min ḫaşyeti-llâh. vetilke-lʾemŝâlü naḍribühâ linnâsi leʿallehüm yetefekkerûn.
22Hüve-llâhü-lleẕî lâ ilâhe illâ hû. ʿâlimü-lgaybi veşşehâdeh. hüve-rraḥmânü-rraḥîm.
Ayet 21–22
Bunca nimetlerle, güç, kudret, kapasite ve kabiliyetle yarattığımız insana, Kur’an ile yüklediğimiz İslâm nizamını yeryüzünde hakim kılmak ve yaşatmak sorumluluğunu bir dağa yükleseydik dağın bu sorumluluğu yerine getirmek üzere Allah’a boyun eğip, görevini yerine getirmek uğrunda çırpınıp, kendini paraladığını görürdün. Bu misali düşünüp de Allah’a karşı sorumluluklarınızın önemini bilesiniz diye size bildiriyoruz. (İnsan gerçek Rabbi ve ilahı olan Allah’ın kendisine yüklediği sorumlulukları yerine getirmenin çırpınışı içinde olmalıdır.)
Allah bu çabayı gösterenlere karşı çok şefkatli, merhametli ve esirgeyicidir. O, kalplerde olanı da, gizli ve açık yapılanları da bilir. O’ndan başka gerçek ilah yoktur.
Haşr 23
1 ayetهُوَ اللّٰهُ الَّذ۪ي لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ اَلْمَلِكُ الْقُدُّوسُ السَّلَامُ الْمُؤْمِنُ الْمُهَيْمِنُ الْعَز۪يزُ الْجَبَّارُ الْمُتَكَبِّرُۜ سُبْحَانَ اللّٰهِ عَمَّا يُشْرِكُونَ ٢٣
Mushaf
Okunuş
23Hüve-llâhü-lleẕî lâ ilâhe illâ hû. elmelikü-lḳuddûsü-sselâmü-lmüʾminü-lmüheyminü-lʿazîzü-lcebbâru-lmütekebbir. sübḥâne-llâhi ʿammâ yüşrikûn.
Ayet 23
Yarattıklarının kendisinden başka gerçek Rabbi ve ilahı olmayan Allah, hükmün ve hükümranlığın tek ve mutlak sahibidir. O bütün noksanlıklardan uzaktır, selamete, huzura, güvene, adalete kavuşmak isteyeni isteklerine, rehberliği ile ulaştıracak olan da yalnız Allah’tır.
Yarattıklarını görüp gözeten, gücü her şeye yeten, izzet, şeref ve mutlak otorite sahibi yüce ve üstün olan yalnız Allah’tır. Allah, müşriklerin kendisinin yetkilerine ortak saydıklarından münezzehtir. O, hiç kimseye kulları üzerinde hüküm koyma ve kendi koyduğu hükümler dışında hükmetme yetkisi vermemiştir.
İlgili ayetler
Haşr 24
1 ayetهُوَ اللّٰهُ الْخَالِقُ الْبَارِئُ الْمُصَوِّرُ لَهُ الْاَسْمَٓاءُ الْحُسْنٰىۜ يُسَبِّحُ لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۚ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ ٢٤
Mushaf
Okunuş
24Hüve-llâhü-lḫâliḳu-lbâriü-lmüṣavviru lehü-lʾesmâü-lḥusnâ. yüsebbiḥu lehû mâ fi-ssemâvâti velʾarḍ. vehüve-lʿazîzü-lḥakîm.
Ayet 24
Göklerin, yerin ve arasında olanların şekillerini verip yaratan, yöneten ve gerçek sahibi de Allah’tır. Her şey O’nun yüceliğini tekrar tekrar hatırlatır. En güzel isim ve sıfatlar Allah’ındır.
Türkçe meal Mustafa Çavdar’ın mealinden alınmıştır. Ayet grupları ve gruplar hâlindeki meal Mustafa Çevik’in mealinden alınmıştır.
Arapça metin, Türkiye’de basılan mushafların imlâsıyla yazılmıştır. Latince okunuş: Muhammet Abay, “Çeviriyazı”.
Nüzul sırasına göre bu sûreden önce Beyyine, sonra Nûr indi. Bütün sûreler nüzul sırasıyla